Beni uzaktan seviniz aşk diye koşup gelenler hep betondan oklarıyla yaraladılar...

İstanbul'u eşsiz kılan o kadar mekan o kadar çok yapı var ki birini diğerinden ayırıp onsuz bir İstanbul anlatmak beyhudedir.
Kız Kulesi Boğazın Marmara'ya açılan kapısında sessiz sessiz gelen geçene gemilere merhaba demektedir.
Duvarları ardında ölümden kaçan bir güzeli ya da oraya çıkmaya sandal kollayan bir yılanı yoktur ama o beklemeye devam eder.
Çok eski zamanlardan beri masmavi denizi, dünyada eşsiz boğazı yeşil yeşil adeta bu güzelliği çevrelenmiş tepeleriyle güçlü kralların devasa orduların hedefi olmuş bir coğrafya.
Ayasofya, Kralların taç giydiği Süleyman Mabedi'ne rakip Koca Sinan'a Hedef olmuş asırların mabedi Önce kilise sonra kıyamete dek Cami şimdilerde uykuda uyanacak nesilleri bekliyor.Kubbesiyle dünyaya nam salmış, yıkılmış yine yapılmış bir mabed. Dünya'nın tam orta yeri dünyanın kalbi her ne kadar birileri Greenwich'e taşısa da onların gözü kulağı burda biz ise uykuda...
Ayasofya'nın tam karşısında eskiyle yeninin düşmanlığı değil, kardeşliğini haykıran bir diğer İstanbul şaheseri Sultan Ahmet Camii, Mimarisi,konumu,fısıldadığı tılsımlar, uzaktan uzağa kendisine atan kalplere ılık bir huzur aşılar.
Fatih Külliyesi Kostantinapolisi İslambol yapan Fatih Sultan Mehmet'in çağları aşan öngörüsüyle iç içe geçmiş bir yapı ilim din ve yaşayışın daha doğrusu hayatın olağan olduğu bir mekan gidin ve arda kalanlarında huzuru yudumlayın.
Ortaköy Camii, Bitlis Ahlat'ta nasıl Orta Asya’dan taşıyıp geldiğimiz kartallar kılıçlar ve ejderhalar varsa yüzümüzü batıya dönüp takılı kaldığımız zamanların mekanlarımıza yansımasının bir örneği, barok denen tarzın bir mabede uyarlanmış son örneklerinden.
