
Şehir merkezine çok uzakta şirin bir köy varmış. Bu köy yeşillikler içinde ve kuş sesleriyle huzur veren bir yermiş.





Bu köyle Mete adlı bir çocuk yaşarmış. Kahverengi saçlı, kahverengi gözlü Mete, evlerinin ilerisinde bulunan ormanda oynamayı severmiş. Çünkü Mete’nin ormanda bir çok hayvan dostları varmış. Kaplumbağa, tavşan, kelebekler ve kuşlar… bunlardan bazılarıymış.










Mete, arkadaşı Kaan’la hayvan dostlarını ziyarete giderken ormanın içinden siyah bir dumanın yükseldiğini görmüş.
Mete ve Kaan hemen dumanın geldiği yere doğru koşmuşlar. Maalesef piknik yapanların tam söndürmediği ateş etrafa yayılmaya başlamış. İki arkadaş dereden su taşıyarak yangını söndürmüşler. Bütün hayvanlar çok mutlu olmuş.




Aslında Kaan hayvanları pek sevmez, ormanı ağaçları korumazmış. Hayvanlara kötü davranır, doğaya zarar verirmiş. Ama o gün Mete ye yardım etmiş.









Aradan aylar geçmiş. Yine bir gün iki arkadaş ormanda gezintiye çıkmış. Bir anlık dalgınlıkla birbirlerini kaybetmişler. Mete, Kaan’ı aramaya başlamış ama karanlık çökmek üzereymiş.


Güneş batmış. Kaan bir ağacın altına oturup yardım gelmesini bekliyormuş. Birden bir kurt uluması duymuş Kaan. Korkmuş ama karanlıkta bir şey görememiş. Sessizce dinlemeye başlamış. Kurt sesleri artmış.



Kaan ne yapacağını bilemeden etrafı gözleriyle taramaya bir kaçış yolu bulmaya, tanıdık bir şey görmeye çalışmış. Tam da bu sırada yanına kocaman , siyah kirli tüylü bir köpek gelmiş. Kaan' a havlamış.




Sonra Kaan bu köpeğin Mete nin beslediği sokak köpeği olduğunu anlamış. Köpeği takip etmiş. Bir taraftan da Meteee ! diye bağırıyormuş. Bir tepeyi aşınca Mete nin sesini duymuş ve ona doğru koşmaya başlamış. İki arkadaş sarılmışlar.




Kaan yaşadıklarını Mete ye anlatmış. Mete nin hayvanları sevmesinin sebebini çok iyi anlayan Kaan hayatı boyunca tüm hayvanları çok sevmiş ve ihtiyacı olanlara yardım etmiş. Kaan ve Mete nin arkadaşlığı bi ömür boyu sürmüş.







