Nisan 2021

Bir varmış, bir yokmuş. Hangisi var hangisi yok kimse bilmiyormuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber develer tellal iken köyün birinde küçük bir kız çocuğu yaşarmış.
İlkokulu yeni bitiren Azra adındaki bu kız çocuğu neşe dolu, sevecen, yardımsever ve arkadaş canlısı biriymiş. Köyde herkes onu çok severmiş. Kimin bir derdi olsa Azra hemen koşar, onu mutlu etmeye çalışırmış.
Okulda da çok başarılı bir öğrenciymiş Azra. Tüm derslere ilgi duyar, tüm öğretmenlerini can kulağı ile dinlermiş.
Okuldan sonra köyün etrafındaki ormanda dolaşır, hayvanlarla vakit geçirirmiş. Ne zaman yaralı bir kuş görse onu tedavi etmeye çalışır, tavşanları sever, sincaplarla kovalamaca oynarmış.
(ÖZLEM BAYER/EMEK ORTAOKULU/BURSA)
Azra yine bir gün ormanda o kadar güzel zaman geçiriyormuş ki fark etmeden köyden çok uzaklaşmış, bir anda ne tarafa gideceğini şaşırmış. Yolu ararken iyice kaybolmuş. Hava kararmak üzereymiş. Bir an önce yolu bulup evine dönse çok iyi olacakmış.
Tam da bu sırada daha önce hiç görmediği yaşlı bir kadınla karşılaşmış. Hava iyice karardığı için yüzünü seçemese de asık suratlı biriymiş bu. Azra çok korkmuş. Yaşlı kadın;
-Ne işin var bu saatte ormanda küçük kız? demiş.
(SEHER UÇAKCIOĞLU/EMEK ORTAOKULU/BURSA)
Azra: Ormanda geziyordum ama farkına varmadan köyün yolunu kaybettim, demiş.
Yaşlı kadın: İyice hava karardı artık yolunu bulman daha zor olur hem orman gece senin için tehlikeli olabilir. İleride mor renkli küçük bir kulübem var eğer istersen bu gece seni misafir edebilirim demiş.
Azra, yaşlı kadının söylediklerinden sonra daha da ürkmüş ve ne yapacağını bilememiş. Biraz düşündükten sonra yaşlı kadına güvenmeyi tercih etmiş ve onun kulübesine gitmeye karar vermiş. Böylece birlikte yola koyulmuşlar.
Ancak Azra'nın içi hiç rahat değilmiş. "Ailem beni çok merak edecek fakat şu anda tek başıma köyümün yolunu aramak da tehlikeli olacak" diye düşünüp duruyormuş. Derken kulübeye varmışlar.
Yaşlı kadın önce topladığı odunlarla sobayı yakmış sonra da yemek hazırlamış. Yemeğini yiyen Azra sobanın yanına kıvrılıp uyuyakalmış.
Ve sabah olmuş… (ŞÜKRAN ÜNAL/75. YIL ÇELTİKÇİ ORTAOKULU/BURDUR)
Güneş ışıklarının yüzüne değmesiyle Azra uyanmış. O sırada pencerenin önünde duran arkadaşı mavi serçeyi fark edip şaşkınlıkla ona doğru ilerlemiş. Bu sırada yaşlı kadın halen uyuyormuş. Serçe Azra’ya seslenmiş:
“Merhaba Azra! Biliyorsun değil mi? Yaptığın çok yanlış bir davranıştı. Tanımadığın birine güvenip onunla gitmen doğru değil! Hemen burayı terk etmelisin!”
Azra şaşkınlıkla serçeye sormuş: “Peki ne yapmam gerek?”
Serçe korkan Azra’yı rahatlatmak için:
“Telaşlanma yaşlı kadın uyanmadan hemen buradan çıkabilirsin. Aileni bulmak için aslan, sincap, tavşan, kuş kardeşlerimin de bulunduğu meclisimize gidip onlardan yardım isteyelim.” demiş. Azra bu fikre çok sevinmiş ve yaptığı yanlışın farkına varıp yaşlı kadın uyanmadan sessizce mor evden çıkmış. Serçeyi takip etmiş, serçe onu diğer arkadaşlarının da bulunduğu gizli yere götürmüş. (MELTEM YALÇIN/KALABA KAZIM KARABEKİR ORTAOKULU/NEVŞEHİR)
Azra ile serçeyi gizli yerde; serçeler, aslanlar, sincaplar, tavşanlar, kuşlar karşılamış. Hepsi de Azra’nın daha önce yardım ettiği, oyunlar oynadığı hayvanlarmış. Fakat Azra arkadaşlarına bakarken aralarından bir baykuşun kanadından yaralandığını görmüş. Hemen Azra oraya yönelmiş. Bu baykuş, hayvanlar aleminin en güçlü kanatları olan, olağanüstü yetileri olan, en heybetli baykuşu olan Bilge Baykuş’un annesiymiş. Bu Bilge Baykuş insanların gözlerine baktığında o kişinin iyi bir insan olup olmadığını anlar, o kişiyle ona göre iletişime geçermiş ve Azra’ya bakınca onun iyi bir kız çocuğu olduğunu anlamış ve Azra’nın kendi annesine yardım etmesine izin vermiş.
Azra, yaralı anne baykuşun kanadını tedavi etmiş, bir güzel kanadını sarmış. Anne baykuş kendini artık çok iyi hissediyormuş. Bunun üzerine Bilge Baykuş Azra’ya:
-Azra sana çok teşekkür ederim. Sen her zaman hepimize yardım ettin. Şimdi de anneme yardımcı oldun. Dile bizden ne dilersen! demiş.
Bilge Baykuş böyle söyleyince, Azra çok mutlu olmuş ve teşekkür etmiş. Bu davranışını bir karşılık beklemeden yaptığını söylemiş. Yine de cümlelerinin devamında hayvanlara başından geçenleri anlatmış, ailesinin yanına bir an önce dönmek istediğini de ifade etmiş. Bunun üzerine Bilge Baykuş:
“Sana yardım edeceğiz. Ama öncesinde senden 2 isteğimiz var. Öncelikle, tanımadığın kişilerin yanına gitmemelisin fakat akşam olduğu ve yolunu kaybettiğin için yaşlı teyzeyle gitmek zorunda kaldın. Ama yaşlı teyze sana çok iyi davranmış, yemek vermiş, sıcak yatak vermiş. Bu sebeple ilk önce ona teşekkür etmelisin. İkincisi de; halimizi, yaşadığımız ormanı görüyorsun. İnsanlar ormanlarımızı tahrip ediyor, ağaçları kesiyor, bizim yaşam alanımızı daraltıyorlar. Eve gittiğinde ailenle beraber köyümüzün yetkili kişisine bu konuda hassas davranmalarını söylemeni istiyoruz.” demiş.
Azra tüm bu şartları kabul etmiş. Azra kabul edince turuncu renkli, çok güzel bir görünüşü olan Bilge Baykuş Azra’ya kanatlarından tutarak üzerine çıkmasını söylemiş. Kanatları o kadar büyükmüş ki Azra Bilge Baykuş’un üzerine çıkabilmiş. İlk önce yaşlı teyzenin evine uçarak gitmişler. Azra gökyüzündeyken çok mutlu olmuş. Azra yaşlı teyzeye teşekkür etmiş. Daha sonra Bilge Baykuş ve Azra, gökyüzünde dolaşarak Azra’nın evini havadan aramaya başlamışlar.
(KADRİYE SUCU/SANCAKTEPE FATİH SULTAN MEHMET ORTAOKULU/İSTANBUL)
Azra Bilge Baykuş’a evinin neye benzediğini tarif ediyormuş. Ev bir katlı, yeşil renkli, ahşap kapılı ve büyük bahçesi olan bir evmiş. Evlerinin yanında kocaman bir çınar ağacı ve bir de ırmak varmış. Bu ırmağın adı Özgürlük Irmağı imiş ve ormandaki herkes tarafından bilinirmiş. Bilge Baykuş, ırmağın olduğu yöne doğru gitmiş ve bir süre sonra çınar ağacını görüp evi bulmuşlar. Azra, Bilge Baykuş’un kanadından inip anne ve babasına sarılmış. Daha sonra başından geçenleri anlatmış ve Bilge Baykuş’u tanıştırmış. Azra ormanda verdiği sözü hatırlayıp anne babasına anlatmış. Sonra hep birlikte köyün yetkilisi yaşlı Mehmet Amca ile konuşmaya gitmişler.
Mehmet Amca çok anlayışlı ve empati kuran biriymiş. Azra ve Bilge Baykuş, insanların ağaçlara keserek ormana zarar verdiklerini ve bu durumun önüne geçmek istediklerini söylemişler. Bunun üzerine Mehmet Amca onlara hak vermiş. Ormanda yaşayan bütün insan ve hayvanlarında katıldığı köy meclisini toplamış ve ağaç kesme yasağı getirmişler. Sonrasında da hep birlikte kesilen ağaçların yerine fidan dikmeye karar vermişler. Bundan böyle insanlar ve hayvanlar hep birlikte dostluk içinde yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. (MEHMET ZİYAN/DERİNCE ORTAOKULU/BATMAN)
Gökten üç elma düşmüş...
Biri Azra ve ailesinin…
Biri bu masalı yazan öğrencilerin…
Biri de masalımızı severek okuyan /dinleyen herkesin başına düşmüş……..



