
ÖNSÖZ...

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde uzak diyarların birinde Türkiye diye bir ülkede Seyyare adında bir çocuk yaşarmış. Seyyare sevgi dolu bir çocukmuş. Ailesini, okulunu, ülkesini çok severmiş. En büyük hayali ailesi ile beraber uzun bir yolculuğa çıkmak ve ülkesini gezmekmiş. Çok merak ediyormuş Seyyare; farklı bölgelerde yaşayan insanları, ne yiyip ne içtiklerini, nasıl eğlendiklerini, yaşadıkları evleri...

Ailesi; bir hafta sonra dokuz yaşına girecek olan Seyyare için güzel bir sürpriz hazırlamış. Günler birbirini kovalamış ve nihayet doğum günü gelip çatmış. Pastalar üflenmiş, şarkılar söylenmiş ve sıra hediyelere gelmiş. Seyyare, anne-babasının hediyesini görünce gözlerine inanamamış. Öyle mutlu olmuş ki dünyalar onun olmuş sanki. Hediyesi ne miymiş; üç kişilik bilet ve uzunca bir yol haritası.

Neler yokmuş ki yol haritasında...Yemek ziyafetleri, şarkılar, türküler, oyunlar, tarihi ve doğal güzellikler, ülkesinin tüm zenginlikleri...
Neyseki beklenen gün gelmiş çatmış, valizler hazırlanmış. Büyük bir heyecanla ilk rota: Güneydoğu'ya yolculuk başlamış.
Güzel Seyyare günün erken saatinde büyük bir heyecanla uyanmış. Anne ve babasının yanına koşarak hadi uçağımıza yetişmeliyiz, demiş.
Seyyare minik kalbinin heyecanlı sesiyle gökyüzünü izlemiş. Uçakta babasıyla gezilerini planlarken en çok güneydoğunun yemeklerini merak etmişler ve Gaziantep'e vardıklarında kendilerini güzel bir Antep sofrasında bulmuşlar. İçli köfte, lahmacun, Ali nazik kebabı, mezeleri en son baklava ve katmeri denemişler.
SEYYARE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDE

Gaziantep'te yemek yedikten sonra Şanlıurfa Göbeklitepe'ye gitmeye karar vermişler. Orada gezip yorulan Seyyare ve ailesi için otele gidip dinlenme sırası gelmiş. Otelin o günkü organizasyonu urfa sıra geceleriymiş. Çiğ köfte yoğuran amca, bağlama çalanlar, etraftaki etnik desenli eşyalar,kilimler derken Seyyare için her şey çok farklı ve büyüleyiciymiş.

Seyyare ve ailesi sabahın erken saatlerinde Diyarbakır'a gitmişler. Hasan Paşa Han'ında kahvaltı yapıp handa yöresel kıyafetleri, eşyaları incelemişler. Surları da gezen gezgin aile Dağkapı'da ciğer yemeğe karar vermişler ve tabi ki Diyarbakır kadayıfını denemeden olmazmış.

Sırada Batman varmış. Batman'da önce Hasankeyf'e gitmişler. Daha sonra şarkılara konu olan Malabadi Köprüsü'ne giden güzel aile gördükleri tarihi dokudan çok etkilenmişler.
Tabiki de Mardin'i görmeden olmazmış. Mardin'in tarihi dokusu, evleri, yemekleri, dibek kahvesi onları büyülemiş.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yemekleri, tarihi güzelliği, kültürü Seyyare'yi bir masalın içindeymiş gibi hissettirmiş.
Seyyare ve ailesi için yeni bir bölge keşfi sırası gelmiş...

Güneydoğudan büyük bir keyifle ayrılan Seyyare ve ailesi Kahramanmaraş ile Akdeniz'e giriş yapmışlar. Güneydoğu'nun sıcağını Maraş'ın meşhur dondurması ile geride bırakmışlar. Mercimek tepesine çıkmışlar. Kulaklarına Galgamaç şelalesinin sesi dolmuş ve bir süre, esarete boyun eğmeyen bu kahraman şehri tepeden izlemişler.
SEYYARE AKDENİZ BÖLGESİ'NDE
Hataya varmadan önce Osmaniye'nin dünyaya nam salan karatepe kilimlerini inceleyip, Çiftmazı tabiat parkında soluklanmışlar. Her dinin ibadetine sonsuz saygı duyan Hatayda Habibi Neccar camisi ve St Pierre kilisesini gezmişler. Hatay künefesinin tadına baktıktan sonra oradan ayrılıp Adanaya doğru yola koyulmuşlar.
Adana kebabı ile karınlarını doyurmuşlar ve geceyi Karataş Tabiat parkında çadır kampı kurarak geçirmeye karar vermişler. Ateşin başında şarkılar söyleyip, güneşin batışını izlemişler. Ertesi gün Mersin marinada kahvaltı yaptıktan sonra Kız Kalesine gitmişler. Denizin ortasında bulunan bu ihtişamlı kaleden Seyyare oldukça etkilenmiş.
Kırk Kaşık Bedesteninden sevdikleri için hediyelik eşya alan Seyyare ve ailesi buradan ayrılınca Antalya'nın yolunu tutmuşlar. Antalyada görkemli yapılar, sayısız antik kent, eşsiz şelaleler ve plajlar ile karşılaşmışlar. Kemerde bir tekne turu yaptıktan sonra Olympos plajında denizin ve güneşin tadını çıkarmışlar.

Aspendos Antik kentinde düzenlenen mini tiyatroyu izleyip, Burdur'da Salda gölü boyunca bisiklet turu yapmışlar. Akdeniz gezilerine Isparta'nın Lavanta vadisinin muhteşem manzarası ile son vermişler. Seyyare ve ailesi yeni bir bölge keşfi için heyecan içinde yollara düşmüşler.
Seyyare ve ailesi Mevlana'nın' 'Ne olursan ol yine gel.''çağrısına uyarak rotalarını Konya'ya çevirmişler. Selçuklu döneminden kalma camii ve türbeleri ziyaret ederken adeta zaman tünelinde gibi hissetmişler kendilerini. Meram Bağları'nda soluklanıp meşhur etli ekmeğin tadına bakmışlar. Yemekten sonra dinlenmek için otele gitmişler; çünkü güneşin doğuşunu Kapadokya'da karşılamak için gece yola çıkacaklarmış.

SEYYARE İÇ ANADOLU BÖLGESİ'NDE
Güneşin ilk ışıklarının aydınlattığı Peri Bacaları'nın değişik şekilleri Seyyare'nin dikkatini çekmiş sert kayaların nasıl bu hale geldiğini babasına sorarak öğrenmiş. Gökyüzündeki rengarenk balonlara binip Kapadokya'yı kuşbakışı seyretmişler.

Gezecek yer çok ama vakit az olunca daha fazla kalamamışlar Nevşehir'de. Yeni bir rota belirlemişler akabinde. Bir kaşığa kırk tane mantı sığar mı diye gitmişler Kayseri'ye. Mimar Sinan'ın memleketi olduğunu öğrenince Seyyare daha dikkatli incelemiş mimari eserleri. İlk defa yediği pastırmayı da çok beğenmiş.
Ankara'ya doğru ilerlerken geçtikleri Kırşehir'de mola vermişler. Babasının çok sevdiği Neşet Ertaş'ın memleketi olduğunu öğrenince Seyyare başlamış ''Gönül Dağı'' türküsünü söylemeye babası ve annesi eşlik etmişler Seyyare'ye. Güneşin hareketinden kurumuş toprakları görünce Seyyare neden Neşet Ertaş'a ''Bozkırın Tezenesi dediklerini şimdi anlamış.
Başkent'e vardıklarında Seyyare çok heyecanlanmış. Anıtkabir'e gidip Mustafa Kemal Atatürk'e duyduğu saygı ve minnetle bu güzel ülkeyi kurduğu için teşekkür etmiş. Gezmekle bitiremeyeceklerini anlasalar da yeni bir bölgeye gitmek üzere çıkmışlar yola....
Seyyare Marmara Bölgesi’ni çok merak ediyormuş. Çünkü orada çok sayıda tarihi eserin ve doğal güzelliğin olduğunu duymuş. O gece heyecandan pek de iyi uyuyamamış, erkenden kalkmış. Gezilerinin ilk durağı Manyas Gölü’ymüş. Üstelik kahvaltılarını da ailece göl kıyısında yapacaklarmış. Türkiye’nin kuş cenneti olan bu göl iki yüzden fazla kuş türünü barındırıyormuş. Seyyare kahvaltısını Marmara Bölgesi’nin eşsiz güzellikleri arasında yapmaktan çok mutluymuş. Gözetleme kulesini hızlıca tırmanıp göl üzerinde süzülen o güzel kuşları seyretmiş.
SEYYARE MARMARA BÖLGESİ'NDE

Ardından deniz kıyısına, limana gitmişler. Tekne turlarından birine binerek Cunda Adası’na geçmişler. Burası sanki bir açık hava müzesi gibiymiş.Tekne turundaki rüzgar biraz başını döndürmüş Seyyare’nin. Oradan Bursa’ya geçmişler ve ilk olarak geceyi de konaklayacakları Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağı olan Uludağ’a çıkmışlar. Çıkarken de ilk defa teleferiğe binmiş Seyyare. Uludağ’da ormanda doğa yürüyüşü yapmaktan da büyük keyif almışlar.

Daha sonra Bursa’nın döner kebabının da tadına bakıp Yalova’ya doğru yola koyulmuşlar. Termal ilçesinin sağlık ve dinlenme merkezi olduğunu keşfettikten sonra, şifalı kaplıcasında yorgunluklarını atmışlar. Sıra İstanbul’a gelmiş. Çok kalabalık olduğunu duyduğu bu şehir onu biraz korkutuyormuş ama merak etmeden de duramıyormuş.
Anadolu ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan bu köprü ne kadar da ustalıkla yapılmış. Seyyare köprüyü izlerken denizin ortasında bir kule görmüş. Çok şaşırmış. Babası bunun Kız Kulesi olduğunu anlatmış. Ardından Boğaz köprüsünü geçerken de yükseklik onu biraz korkutmuş.
Karşıda Galata Kulesine çıkıp yine masmavi denizi setretmişler. Burada Hazarfen Ahmet Çelebi gibi uçmayı hayal etmiş Seyyare.

Ardından Eminönü Köprüsü'nde ailece balık-ekmek yeyip Sultanahmet Cami'sini de hayranlıkla gezmişler. Bu büyük şehri gezmek yorucu olmuştu ama Seyyare buna değdiğine hiç şüphe duymamış. Ardından keşfetmeyi merakla beklediği bir diğer bölge olan Doğu Anadolu'ya gitmek İçin havaalanına geçmişler. Heyecanla kocaman bir uçakla havalanmışlar.
Uçak ülkenin en yüksek dağına yaklaşırken Seyyare bir rüya görmüş. Rüyasında kendisini bir muhabir olarak görüyormuş ve daha gezmediği toprakların tanıtımını şiirsel bir dille anlatıyormuş. Hadi hep beraber bakalım Seyyare bu tanıtımı nasıl yapmış?
SEYYARE DOĞU ANADOLU BÖLGESİ'NDE


HAYDİ GELİN BİR DOĞU ANADOLU TURU YAPALIM NE DERSİNİZ?
İLK DURAĞIMIZ AĞRI. VE ÜLKEMİZİN ÇATISI AĞRI DAĞINDAN BİR SELAM GÖNDERELİM ÜLKEMİN UÇSUZ BUCAKSIZ TÜM TOPRAKLARINA..UNUTMADAN IĞDIRDAN DA GÜZEL GÖRÜNÜR DAĞIMIZ İSHAK PAŞADA KISA BİR MOLA VERİP BİR ACI ÇAYINI İÇİP GEZELİM GÖRELİM ÜLKEMİZİN O GÜZEL TOPRAKLARINI
AĞRIDA BAŞLADIK YOLCULUĞUMUZA İLKDURAĞIMIZ SARIKAMIŞA VARDIK Kİ KAR DOLU YER YAN… UNUTMADAN 22 ARALIK 1922 DE BU TOPRAKLARI KORUYAN DEDELERİMİZE VE NİNELERİMİZE BİR DUA EDELİM ALLAHU EKBER DAĞLARINDA.
SIRADAKİ DURAĞIMIZ KARS OLSUN MU? BENCE OLSUN. KIŞIN ÇILDIR GÖLÜNDE AT ARABASINDA GİTMEK DONAN GÖLÜN ALTINDAKİ BALIKLARI GÖRMEK KADAR HEYECAN VERİCİ NE VARDIR Kİ… GELİN SİZLERİ ŞİMDİ ANİHARABELERİNE ÇIKARIP ORDA USTALARIN DİLİNDEN ATIŞMALAR DİNLETELİM. HELE BİR DE KİZİROĞLU MUSTAFA BEY VAR Kİ DİLLEREDESTAN BİR TÜRKÜDÜR… ONU DA PEK GÜZEL SÖYLER ÂŞIK MURAT ÇOBANOĞLU

FAZLA UZATMADAN ERZURUMA GİDİYORUZ HEMEN. EVLERİNDEN YAMANLIĞINDAN SOĞUĞUNDAN BAHSETMİYORUM. İLGİNİZİ ÇEKECEK PERİ BACALARI BİR TEK İÇ ANADOLUDA YOK BİZ DE VAR. HEM DE NARMAN İLÇEMİZDE VE KIRMIZI KIRMIZI
HAYDİGELİNERZİNCAN BAĞLARININ YANINDA BİR SELAMDA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’E VERELİM… BİLİYORMUSUNUZ UZAYDAN GÖRÜNEN EN BÜYÜK RESİM ONA AİTMİŞ. İSTERSENİZ BAKIN.. ASKERİMİZ SAĞ OLSUN EMEK EMEK DAĞA TAŞA ONU İŞLEMİŞLER
HAYDI MALATYA KAYISISINI CEPLERİMİZE DOLDURUP ELAZIĞA HALK OYUNLARIDİNLEYİP MAHSUNİ ŞERİFTEN TÜRKÜLER DİNLEYELİM..
AMAN ÇOK OLDU DEMEYİN ÇOCUKLAR DAHA GEZİLECEK NE İLLER VAR… BİNGÖL DE O DAĞLARIN ARASINDA YÜZEN GÖLLERİMİZ VAR. MUŞUN YOLU YOKUŞ MU BİLMEM AMA KIŞIN KARI ÜSTÜNE ÇEKİNCE ÇOK GÜZEL GÖRÜNEN DAĞLARIMIZ VAR.



SIRADA BİTLİSE GEÇELİM TARİHİMİZİ SELAMLAYALIM. 1071 DE ANADOLUYA GİREN SELÇUKLU ATALARIMIZIN MEZARLARINA GİDİP.
AZ KALDI SON İKİ DURAK BİRİ HAKKARİ.. YÜKSEK DAĞLAR ARASINDAKALSA DABAĞRINDA NE GÜZELLİKLER BARINDIRIYOR GÖRDÜNÜZ MÜ TERS LALELERİ…
VE GELDİK SON DURAĞIMIZA VAN... BİR KEDİMİZ VAR GÖRSENİZ ŞAŞRSINIZ..BİR GÖZÜ BİR RENK DİĞER GÖZÜ BAŞKA BİR RENK.. ÖYLE YUMUŞAK TÜYLERİ VAR Kİ DOKUNMAYA KIYAMAZSIN.. MURADİYE ŞELALERİ Kİ GÜRLEYİP COŞAR… GEZİMİZİN SONUNDA AAAAHHH TAMARA DİYE FERYAT EDEN AKDAMAR ADASINDA BİTİRİYORUZ YOLCUĞUMUZU..
UMARIM SEVMİŞSİNİZDİR BURALARI.. BEKLERİZ HEPİNİZİ

Son cümleyi söylediğinde uçak havaalanına iniş yapmış. Seyyare daha uçak inmeden ülkemizin en geniş bölgelerinden birini tanıtmış. Muhabirliği de çok sevmiş doğrusu. Seyyare daha sonrasında tüm bu güzel yerleri bir bir gezerek görmüş ve bir sonraki bölgemiz olan efeler diyarı Ege Bölgesine gitmek için Van ilimizde uçağını beklemeye başlamış.. Hayallere dalıp bu gezinin çok güzel bir şekilde sonuçlanacağını düşünüyormuş...
İzmir Adnan Menderes Havaalanı'na inmişler. Seyyare’nin meraklı bakışlarından gezip görmeye hazır olduğu belli oluyormuş.Konak'ta denize karşı bir pastanede Meşhur Boyoz’u yiyerek kahvaltılarını yapmışlar.
Babası” Kurtuluş Savaşı’nda en son yunan askerlerininin denize döküldüğü yerdir Ege
Denizi .Ege bölgesinde Efeler yunan askerlerine karşı birlik olmuş ve yunan işgaline karşı yurdumuzu savunmuşlardır .”demiş.

SEYYARE EGE BÖLGESİ'NDE
İzmir’in turistlik yerlerininden başlamışlar gezilerine.Çeşme ,Alacatı, Sığıcak mavi pencereli beyaz evler ve deniz hepsi çok güzel yerlermiş. Çeşmeye gelipte Kumru yememek olmazmış tabi ki.Bu arada yolda seyahat ederken dağların üzerindeki rüzgar tribünler dikkatini çekmiş Seyyare’nin. Ne kadarda çokmuş.Bunlardan enerji üretildiğini biliyormuş ama hiç bu kadar yakından görmemiş daha önce. Oradan Selçuk Efes Antik Kent’e geçmişler.Birçok ülkeden turistler varmış.Yol boyunca dinledikleri Harman Dalı türküsü, İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar şarkısıyla coşup eğlenmişler.

Evet Denizli’ ye varmışlar sonrasında .Pamukkale traverterleri
inanılmaz güzelmiş, tıpkı pamuk tarlası gibi.Buraya kadar
gelip de alış veriş yapmamak olmazmış.Annesi havlu ve
buldan bezinden yapılmış örtüler almış.
Sıradaki illeri Afyonkarahisar’mış.
Afyona uğrayıpta sucuk ekmek ve ekmek kadayıfı tatlısını
yememek olmaz, kim bilir buralara bir daha ne zaman geleceğiz diye
düşünmüşler.Ege gezilerini tatlıyla sonlandırmışlar.
Seyyare kulaklarında kemençe sesini duyar gibi olmuş? Evet
evet .Haydi bakalım Karadenize yolculuk başlasın...

SEYYARE KARADENİZ BÖLGESİ'NDE
Seyyare, Karadeniz Bölgesi'ne gitmeden önce illeri hakkında bir araştırma yapmış ve araştırma sonuçlarını resimlemiş. Gezecek, görecek o kadar yer, tadılacak o kadar lezzet, yapılacak o kadar çok eğlenceli aktiviteler varmış ki... Seyyare çizdiği resimlere bakarken bile heyecanlanmış. Gezi boyunca da bu haritayı elinden düşürmemiş.

Seyyare ve ailesi Trabzon Havalimanı'na indikleri için geziye Trabzon'dan başlamışlar. Otellerine yerleşir yerleşmez başlamışlar gezmeye. Trabzon deyince akla ilk gelen buranın sembolü Uzungöl'de almışlar soluğu. Havası, suyu, manzarası bir başkaymış buranın. Uzungöl'e hayran kalmışlar.

Uzungöl'ün kenarında bir kahvaltı yapmışlar ki... Neredeyse Seyyare'nin boyu kadar uzun bir yiyecek tatmışlar. Evet yanlış duymadınız, Uzungöl'ün kıyısında 'uzun' bir yiyecek yemişler! Bu yiyeceğin adı "Kuymak"mış. Aynı yiyeceği çok seven Rizeliler ise bu yemeğe "Mıhlama"dermiş. Seyyare adı ne olursa olsun mısır unu, tereyağ gibi yararlı ve ısınınca upuzun olan bir peynirden yapılan bu yiyeceğe bayılmış. Bu enerji dolu yiyeceğin ardından 100 basamaklı bir yere gitmişler !


Bir sonraki durak "Sümela Manastırı"ymış. Dağların neredeyse içine yapılmış bu eski kilisiye çıkmak o kadar kolay da olmamış. Tam 100 basamak çıkmışlar yani resmen bir dağa tırmanmışlar. Ama manastırın güzelliği, yemyeşil doğası ve manzarası tüm yorgunluklarına değmiş ! Burada bir yorgunluk çayı içip yola devam etmişler... Nereye mi? Tabi ki çay tarlasına !
Çay çok kolay ve keyifle içilse de onu toplamak hiç de kolay değilmiş. Üstelik çayın ilk hali, marketten aldıkları gibi siyah değil yemyeşilmiş. Babasının dediğine göre çay en fazla Rize'de üretiliyormuş. Trabzon, Giresun ve Artvin'de de yetiştiriliyormuş. Yani çay bitkisinin en fazla yaşamayı sevdiği yer Karadeniz Bölgesiymiş. Karadeniz'in dik yamaçlı, yokuşlu şeklini ve yağmurlu havasını çok seviyormuş.

Sadece bunlar değil bir de "horon" oyunu var ki! Onu da sevmeyen yokmuş. Dans konusunda çok yetenekli olan Seyyare, Karadeniz'de horon oynamayı da öğrenmiş. Kemençe ve tulum dinleyip coşmamak horon tepmemek mümkün mü?
Ha uşak ha ha ha, ha uşak ha ha ! Haydi sen de horona !

Karadeniz'i çok seven bir bitki daha varmış. Sizce ne olabilir ? Evet ! Fındık. Seyyare, Ordu ve Giresun'da fındık bahçelerine dalıp fındık toplamış. Fındık toplamak da çay kadar zormuş.
Ordu'dan Samsun'a doğru yol almışlar. Atatürk'ün, milli mücademizin şehrinde Bandırma Vapuru'nu gezmişler ve Kurtuluş Savaşı'mızı kazanan kahraman atalarımızı anıp gururlanmışlar. Eğer onlar olmasa bu güzel vatanda nasıl özgürce gezip dolabilirmişler...
Samsun'dan, ülkemizin en kuzeyinde bulunan Sinop ve İnceburun'a varmışlar. Seyyare, yeşilin ve mavinin binlerce tonuna vurulmuş.
Buradan Karabük Demir Çelik Fabrikası'na el sallayıp Kastamonu'nun meşhur Kuyu Kebabı'nı yemeye gitmişler.
Karadeniz'in güzellikleri gezmekle bitmemiş. Bolu'da ilk durak Abant ve Yedigöller olmuş. Ormanın içindeki eşsiz göllere hayran kalmışlar.

Karadeniz anlatmakla bitmez bir derya denizmiş. Hem yeşilin hem mavinin bölgesiymiş. Seyyare, Karadeniz gezisi ile Anadolu turunu tamamlamış. Seyyare evine dönerken rüya gibi geçirdiği günleri asla unutmayacağını biliyormuş. Şiir defterine Anadolu ile ilgili şu dizeleri yazarak gezisinin onda bıraktığı duyguları ölümsüz hale getirmiş.
Ölçülmez Anadolu sevgisi haritalarda
Her bölgesi layıktır gezerek tanınmaya
Leyla ile Mecnun kadirdir sevgisini anlatmaya
Cenneti görmek istersen gezin Anadolu'yu doya doya...
Kitap Yazarları
* Seyyare Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde
BATMAN İMKB İLKOKULU
* Seyyare Akdeniz Bölgesi'nde
KARAKEÇİLİ İLKOKULU
* Seyyare İç Anadolu Bölgesi'nde
KANDİL ŞEHİT ERSAN ŞEKER İLKOKULU
* Seyyare Doğu Anadolu Bölgesi'nde
GAZİ İLKOKULU
* Seyyare Marmara Bölgesi'nde
MURADİYE İLKOKULU
* Seyyare Ege Bölgesi'nde
ŞEHİT HAKAN KABİL İLKOKULU
* Seyyare Karadeniz Bölgesi'nde
EŞREFBEY İLKOKULU
