












KÜLTÜRÜMÜZLE KÜLTÜRLENİYORUZ
eTWİNNİNG PROJESİ
TÜRK KÜLTÜRÜNDE DOĞUM GELENEĞİ
ANADOLU TOPRAKLARINDA DOĞUM KÜLTÜRÜMÜZ

ANKARA İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
DOĞUM ÖNCESİ ADETLER
DOĞUM SIRASINDAKİ ADETLER
Çocuğu olmayan kadınlara damarlarının açılması için yer öptürmek adettendir. Kadın yere oturur, bacaklarını açıp ellerini arkadan kenetler yeri öpmeye çalışır. Ayrıca çeşitli türbe ve adak yerlerine gidilerek, çocuk doğmasına ilişkin türlü adaklar adanır.
Çocuk doğar doğmaz sarı yağ (kuyruk yağı veya sarı inek yağı) kızdırılıp bir fincan içirilir. Lohusanın sütü az olursa, sütün çoğalması için çobana bir ekmek verilir. Bunun anlamı da akşama kadar dağlarda dolaşan çobanın dönüşünde süt getirmesidir.
Bebek doğduktan sonra göbeğini kesen makas 40 gün açılmaz. Göbek bağı yedi kat pamuk ipliğinden hazırlanır, göbek tekerinin içine çörek otu konup sarılırsa sancıyı keseceği söylenir.Yeni doğmuş bir çocuğu bir yere ilk defa götürünce çocuğun yüzüne bolluk olsun diye un çalınır.

DOĞUM SONRASI ADETLER

Reyyan Aybike
ŞANLIURFA İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
*Zor doğum eyleminde ölümden korunmak için, kuşlara yem verilir.
*Sancısı olduğu halde halen doğumu gerçekleşemeyen kadına, su dolu tasın içine "Duha Suresi" okunup içirilir.
*Doğum esnasında kadının güçlü olması için sıcak pekmezli kavrulmuş susam yedirilir.
*Çocuğu anne karnında bırakmayan bağların çözülmesi için doğum yapacak saç bağları ve düğmeleri çözülür.




Şanlıurfa Merkez ve diğer ilçeler ile köylerinde bulunan geleneksel yöntemleri belirlemektir.
*Doğum esnasında kadının güçlü olması için manda yoğurdu yedirilir.
*Sancısı artan kadın höllüğe yatırılır.
*Çocuk kımıldasın, eğriye düzelsin, dönsün diye sancısı artan kadını geleneksel ebe sırtına alıp yere bırakır.
Yazan`, Zeynep
*Sancısının artması için hemşe otu kaynatılarak içirilir.

Sonuç`, Doğum eylemi, insan sağlığını doğrudan ilgilendiren riskli bir süreç olduğu için, sağlık personeli kontrolünde yapılması gereken bir olaydır.
ADIYAMAN İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
*Bebek doğduktan sonra yastığının altına ekmek makas bıçak muska vb şeyler konulur.
*Doğan çocuk erkek ise ziyaretine gidilen şahsın ismi yani adağın adandığı türbenin ismi verilir.
*Bebeğin göbeği düştükten sonra okul hastane gibi yerlerin bahçesine gömülür.
*Çocuğun ilk dişi çıkınca hedik yapılarak dağıtılır ya da akrabalar ve komşular evlere davet edilerek diş hediği töreni yapılır.
ZEYNEP H.


ANTALYA İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Doğan çocukları yaşamayan aileler yeni doğan çocuklarının yaşamasını temin için adını; Durmuş, Durdu, Dursun, Yaşar, Baki koyarlar.
Çocuğun dişi çıktığı zaman annesi tarafından buğday ve mısır kaynatılarak komşu kadınlar davet edilir. Bu uygulamaya Antalya’da “Diş Köllesi” adı verilir.
Sesi güzel olsun diye çocuğun göbeği uzun kesilir.
Zayıf ve cılız çocuklar kuvvetli olsun diye cenaze önünden geçirilir.
Çocuk altı aylık olana kadar tırnakları kesilmez. İlk tırnağı kesileceği gün, eli babasının cebine üç defa sokulur.
Altı aylık kız çocuklarının ellerine kına yakılır. Bu konu için kadınlar toplanıp eğlence yaparlar ve çocuğun kınalı avucuna para koyarlar.
Hazırlayan: Nuriye K.


BILECIK ILINDE DOGUM KULTURU
* Doğumdan önce ilk cuma bebeğin ismi konur.
* Bebek bir haftalık ya da 10 günlük olduğunda "bebek mevlidi" okunur.
* Bebek yarı kırkına ulaşınca "kırk uçurma" ya gidilir.
* Hamilelikten itibaren "çeyiz düzme" ye başlanır. Aile yakınları bebek için kıyafet vb. örmeye başlar.
Selçuk



GAZİANTEP İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Hayatın her döneminde sürekli bir değişim süreci içinde olan insanın, dünya üzerindeki serüveni doğumla başlar.
Geleneksel değerler, toplumun ortak bir bilinç ve kabulle yaşattığı inanış ve törenlerden oluşur. Yaşanılan coğrafyadaki geçmiş kültürler yeni kazanımlarla her devirde farklı ve zengin gelenek sistemlerini oluşturur. İnsan hayatının ilk ve en önemli geçiş dönemini oluşturan doğum gelenekleri zengin bir inanış ve törenler sürecidir. Günümüzün modern ve büyük şehirlerinden biri olan Gaziantep, doğum süreci etrafındaki inanışların sözlü kültürde ve geleneksel uygulamaların, törenlerin toplum hayatında yaşatıldığı nadir kentlerdendir.


Anne karnındaki bebeğin korunması ve sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için uygulanan çeşitli yöntemlerle devam eder. Doğumun ardından ise, bireyin yaşadığı cemiyete kabul edilmesi için yine cemiyetin ortak bilinç ve kabulle gerçekleştirdiği törenler mevcuttur. Tüm bu pratikler bebeğin, birey olma yolunda attığı ilk adımlarıdır.
Tarih boyunca önemli kültür ve medeniyetlerin buluşma odağında Gaziantep vardır. Özellikle geleneksel dönemde ve törenin önemli bir yeri olduğu etnik gruplarda çocuk güç demektir. İnsanlar çocuksuz olmayı bir güçsüzlük kabul etmiş ve çocuklara “mutluluk kaynağı” denilmiştir.
- Melek



Isparta İlinde Doğum Kültürü
Yörede, doğumlar hastanede, sağlık ocaklarında ve özellikle köylerde ebeler tarafından, evlerde yapılmaktadır. Ebelik ehliyeti, doğum vakalarında bulunmak suretiyle edinilir. En yaşlı, tecrübeli ve şanslı olanı daha çok tercih edilmektedir. Evlerde ebeler tarafından yapılan doğumlarda ebeden ve yardımcılarından başka kimse bulundurulmaz. Yoksa doğumun geç ve ağrılı olacağına inanılır. Doğumu yaptıran ebeye para, giyim eşyası gibi hediyeler verilir. Evde doğum yapan kadın, hastalanmazsa en çok iki-üç gün yatakta yatar.
Bazı yerlerde loğusa kadın kırk gün su içmez. Kırk gün erik, kızılcık, elma ve armut kurusundan hoşaf yaparak içerler. Yörede "Loğusanın mezarı kırık gün yanı başındadır" denilmektedir. Loğusa hastalanmış ve bundan evvel de su içmiş ise "soğuklamış denilir. Doğum yapıldıktan sonra bebek kokmaması için tuzlanır. Sarılık olur diye sarı yazma örtülmez (Senirkent). Bebeğin ağızına şerbet veya bal sürülürse dilinin tatlı, yün sürülürse koyun gibi uysal olacağına inanılır.


Saki

İSTANBUL İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
-Lohusa kadın ise doğumdan sonra genellikle yer yatağına (lohusa döşeği) yatırılır ve terlemesi sağlanırdı ve ayreten bu dönemde 40gün boyunca ışıklar kapatılmazdı.
-Yeni doğmuş bebekler tuzlu suya batırılır veya tuzla ovulurdu. Amaç, bedeni temizlemek aynı zamanda çocuğu kötülüklere karşı daha dayanaklı kılmaktır.
-Bebeği nazardan korumak amacıyla şap, çörekotu, mavi boncuk, sarımsak gibi maddelerden muska ya da nazar boncukları yapılır ve bebeğin başucuna asılırdı.
-Ayrıca bebeğin ve annenin nazardan korunması amacıyla kurşun dökülmesi diğer bir âdettir. ~Şevval


KONYA İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
- Doğumun ilk haftasından sonra lohusa ziyaretine gelenler, mutlaka hediye getirirler (havlu, çorap, çocuk çamaşırı, meyve suyu, çiçek, vb. gibi).
- Lohusa ziyaretine gelenlere “lohusa şerbeti ikram edilir”.
- Lohusa kadın ve çocuk asla yalnız bırakılmazlar.
- Lohusa kadını al basmasından korumak için kırmızı bir kurdele veya taç başına takar.
- Lohusa kadınlar ve çocuklar kırkları çıkmadan bir araya getirilmezler ve karşılaştırılmazlar.
- Lohusa ziyaretine gelen yakın akrabalar, yemek takımları getirirler. Yemek takımının içinde; tavuk sulu pirinç çorba, tavuk, muhallebi, mayalı hamurdan yapılan çörek, kaymak ve meyve bulunur.
Hazırlayan: Yuşa Furkan

İZMİR İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
*Doğumun kolay olması için Türkiye’nin hemen her bölgesinde olduğu gibi İzmir'de de müstakbel annenin örülü saçları, bağlı kemerleri, düğümlü olan eşyaları, kocasının ayakkabı bağları, yeleğinin düğmeleri çözülür, kilitli eşyalar açılır. Yine çeşmeyi açmak, silah atmak, gürültü yapmak gibi uygulamaların da doğumu kolaylaştıracağına inanılır.
*Günümüzde bu tür pratiklere doğum öncesi egzersizlere doğru nefes alıp verme dersleri de eklenmiştir.
*Doğan çocuğa göbek adının verilmesi, göbeği kesilirken bu adın telaffuz edilmesi, ahrette bu adla çağırılacağına inanç, yine zor bir işin üstesinden gelirken ‘göbeğim çatladı’, çok gezen için ‘göbeği sokakta kesilmiş’ gibi ifadelerde de göbek bağına bağlılığı ifade eden deyimler sıkça görülmektedir. HAZIRLAYAN:Yağmur E.

KARAMAN İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
“Bebek doğduktan sonra ilk besin olarak şekerli su verilir”
“Bebeğin sarılık olmasını önlemek için yüzüne sarı yazma örtülür”
“Bebeğin tırnakları kırkı çıkana kadar kesilmez”
“Bebek, üşümemesi için höllüğe yatırılır” “Bebeğin huysuzluk etmemesi ve iyi uyuması için ninni söylenir”
“Yeni kıyafet giyen bebek ilerde fakirlik çekmez. Bebeğin giydiği ilk kıyafet yeni olmalıdır”
“Bebek yıkanırken -suyu artmasın, eti artsın- denilir”
Hazırlayan:Muhammed Arda
MALATYA İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Yeni doğan çocuk tuzlanır. Bu işlem çocuğun pişmemesi, terlememi ve çiğ kalmasını önler. Yeni doğan çocuk önceleri "öllük" denilen kırmızımsı bir toprak ile belenir. Bu pratik günümüzde ortadan kalkmıştır. Yeni doğum yapmış kadına yörede "loğusa", ya da "Dığasken" adı verilir. Loğusa kadına ilk önce undan hazırlanan ve içerisinde pekmez katılarak yapılan kuymak yedirilir. Bu, özel gün yemeği sayılır.
Sevde Ç.


ORDU İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Hamile kadın elma yerse kızı, çok tatlı yerse oğlu olur. Rüyasında boynuna altın takılmışsa kızı, el bileğine altın takılmışsa oğlu olurmuş. Hamilelik döneminde baykuşa, yılana, çirkinlere bakamamaya dikkat edilir. Çünkü, bakıldığında çocuğun bunlara benzemesi inancı hakimdir. Bu dönemde güzel şeylere bakılmaya dikkat edilir. Kırdan toplanan çiğdem destesi bir metre kadar yüksekten atılır, eğer top yere düşerse oğlan, dağılırsa kız olacağı inancı mevcuttur. Kadının aşerme döneminde canının çektiği yiyecekleri temin etmek için ailesi büyük çaba sarfeder. Doğum yaklaştıkça, çocuk için hazırlıklar da yoğunlaşır. Evde beşik donatma, bebek için yorgan, yastık, yatak, giysiler ve bezler hazırlanır. Doğumu yaptıran kadına "ebe" denilir. Çocuğun göbeği kesildikten sonra ya bir cami duvarı dibine, ya da ayak değmeyecek bir yere dua okunarak gömülür.



Yeni doğan çocuk tuzlanır. Bu işlem çocuğun pişmemesi, terlememi ve çiğ kalmasını önler. Yeni doğan çocuk önceleri "öllük" denilen kırmızımsı bir toprak ile belenir. Bu pratik günümüzde ortadan kalkmıştır. Yeni doğum yapmış kadına yörede "loğusa", ya da "Dığasken" adı verilir. Loğusa kadına ilk önce undan hazırlanan ve içerisinde pekmez katılarak yapılan kuymak yedirilir. Bu, özel gün yemeği sayılır.Doğum yapan kadınla çocuğu, inanışa göre kırk gün dış zararlardan ve tehlikelerden korunur. Kırkgün boyunca yattıkları odanın ışığı söndürülmez. Yastıklarının baş tarafına Kur'an-ı Kerim konulur. İki kırklı kadın birbiriyle karşılaştıklarında iğne değiştirirler ki, kırkları birbirini basmasın. Evde değirmenden un, bulgur Sünnetten bir görünüm getirildiğinde çocukla kadın birkaç adım dışarı çıkarılır. Yine yakın bir evden cenaze çıkmışsa, kırkı çıkmamış loğusayla çocuğu cenaze oradan götürülürken dışarı çıkarılır. Bu âdetler kırk basmaması için yapılır.
- halime -



TRABZON İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Doğumdan ölüme kadar kültürümüzün bütün renklerini görebildiğimiz yöremizde her anlamlı günün bir geleneği ve adeti vardır. Mesela hamile kadına çok iş yaptırılmaz. Ağır yük taşıttırılmaz, doğum yapan geline hediyeler alınır, komşuları yemek getirir, çocuğun kundağına para konur, altın takılır, iki lohusa kadın basmasın diye kırkı çıkana kadar birbirini ziyaret etmez. Mevlit okutulur, dualar edilir çocuğun da annenin de sağlık ve sıhhati temennisinde bulunulur. Biraz da erkek çocuğu oldu mu sevinç daha fazla olurdu. Ama günümüzde bu anlayış ta artık ortadan kalkmaktadır.
~Şeyda


AFYON İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Doğumundan önce babaanne bebeğin hazırlığını yapar anneanne annenin hazırlığını yapar bebeğin yıkanma adetinde ise bebeğin yüzüne gül suyu sürülür ki bebek güzel yüzlü olsun.Bebeğin loğusa ziyaretlerinde de misafirler eli boş gelmez gelenlere de loğusa şerbeti içirilir.Bebeğin ad koymasında ise ailenin büyüğü veya hoca tarafından ad konur anne ve bebeğin kırkı çıkana kadar babanne tarafında kalır.


YAZAN=YAĞMUR K.
ELAZIĞ İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
Türk kültüründe doğum kutsal bir hadise olarak yer almaktadır. Elazığ’da bu önemli olaya hazırlıklar çok önceden başlar. Kadının, hamile kaldığı günden itibaren çocuğun sağlıklı, akıllı olması veya sevilen bir kimseye benzemesi için yaptığı veya sakındığı bir çok uygulama vardır. Çocuk, doğmadan bir çok eşyası hazırlanır. Beşiği dizilir. Doğumun kolay olması için fincana dua yazdırmak, kurban kesmek, hocaya sel at-u selam verdirmek, doğum sırasında kolay doğum yapmış kadınları doğum odasına almak gibi uygulamalar vardır. Düşük yapmış kadınlar ve çocuklar doğum odasına sokulmaz. Bebeğin göbeği bıçakla kesilerek tuzlanır. Eş, ev dışına çıkarılmaz, bahçeye gömülür. Eskiden bebeğin altına höllük konulurdu.
Kundağına nazarlık takılır ve çocuk doğduktan sonra beş ezan geçmeden meme verilmezdi. Çocuğa adını veren kulağına ezan okuduktan sonra üç kez verildiği isimle seslenir, doğumu izleyen sabah doğarken şenliği yapılırdı.


Yakın komşular çağrılır, yemekler yenir, eğlenceler yapılırdı. Çocuğa ilk yedi gün ebe bakardı ve buna küçük kırk denirdi. Bunun için ebeye, ebe hakkı verilirdi. Doğumdan sonra “al basmasına” karşılık tedbirler alınır, yatağın çevresine kara sicim bağlanır. Loğusa kırk gün evinden dışarı çıkmaz, dışarı çıkacaksa çocuğun ayak ucuna su, baş ucuna süpürge bırakırdı. Loğusa evine et girmez. Karşılaşan iki loğusa birbirlerine iğne verirdi. Çocuğa muska, mavi boncuk takılırdı. Çocuğun ilk dişinin, saçının çıkması, yürümeye, konuşmaya başlaması hep olay niteliğinde değerlendirilir ve birtakım uygulamalar yapılırdı. Hamile kadın elma yerse kızı, çok tatlı yerse oğlu olur. Hamilelik döneminde baykuşa, yılana, çirkinlere bakamamaya dikkat edilir. Kadının aşerme döneminde canının çektiği yiyecekleri temin etmek için ailesi büyük çaba sarf eder. Çocuğun göbeği kesildikten sonra ya bir cami duvarı dibine, ya da ayak değmeyecek bir yere dua okunarak gömülür. YAZAN: UMUT
KİLİS İLİNDE DOĞUM KÜLTÜRÜ
*Doğumun kırkıncı gününde doğum yapan kadın, hamama götürülür ve hamamda yemekler yenir, eğlenceler yapılır buna "lohusa veya nefse (nefsa) hamamı" denir.
*Bebekler tuzlu suda yıkanır, şekerli su içirilir.
*Annenin sütü çoğalsın diye sütten yapılan bulamaç yedirilir.
*Her yörede olduğu gibi çocuğun kulağına ismi bir aile büyüğü tarafından okunur.
ZEYNEP SU


