
YAZARLAR
ZEYNEP ELEMAN HAVVA DÜZENLİ
SİNEM ÖZGÜL HALİME ACUR
FEYZANUR YILMAZ YAŞAR ORDULU
ÖZLEM ORDULU İBRAHİM HASIRCI
BETÜL H. AKTÜRK KEZBAN ÖZCAN
HATİCE DURAN YASEMİN DURDU

Bir varmış bir yokmuş..... Okula gitmekten çok sıkılan ve okulda sürekli masada oturarak yazı yazmaktan, öğretmeni dinlemekten çok sıkılan bir minik varmış.Bu miniğin ismi Ece imiş.
Bir gün öğretmenine bu durumdan bahsetmiş.Öğretmenide bu yılın herzamankinden farklı olacağını, okulda adına atölye çalışmaları denilen etkinliklerin yapılacağını ve öğrencilerin öğrenmekten çok keyif alacaklarını söylemiş.Ancak çalışmalar süpriz olacakmış.Sadece atölye gününde ne yapılacağını öğrenciler öğrenecekmiş.Derken atölye günü gelmiş çatmış.Ece sınıfa girince masanın üzerinde minik yesil üzüme benzer bişeyler görmüş.Birde kavanoz varmış. Kavanozun yanında sahilde gördüğü taşlardan varmış.Ece çok sasırmış.Çok heyecanlanmış.Neler oluyor demiş kendince.Ece arkadaşları ile masaya oturmuş.Öğretmenleri ile zeytinleri tasların arasına koyarak kırmaya ve kavanoza doldurmaya başlamışlar.Öğretmenleri yüzyıllardır ülkemizde nasıl kahvaltılık zeytin kurulduğunu öğrencilerine anlatmış ve kavanozdaki suyun hergün değiştirilmesi gerektiğini söylemiş.(Zeynep Eleman)



ZEYNEP ELEMAN
CUMHURİYET İLKOKULU KONYA

Bir gün annelerininde sanki bir öğrenci gibi sınıfa gelip birlikte seramik atölyesi oluşturacakları söylendiğinde hepsi çok heyacanlanmış. Annelerin öğrenci oluşu çok hoşlarına gitmiş. Fakat seramik neymiş kafaları karışmış
Öğretmen haydi bir araştırma yapalım ve ne olduğunu bulalım demiş. Seramik yapımıyla ilgili video izlemenin doğru olacağına karar vermişler. Ertesi gün anneler sınıfa geldiğinde bu sefer süpriz onlara yapılmış. Çocuklar annelerine seramik hamurunu anlatıp sihirli ellerinden yardım istemişler. Birlikte hamur oynamak çoook eğlenceli olmuş, ortaya çıkan kalem kutularıda bir harika...Sinem Özgül
Şehit Teğmen Ertuğrul Pilatin ilkokulu
ŞEHİT TEĞMEN ERETUĞRUL PİLATİN İLKOKULU-SİNEM ÖZGÜL

Sonra başka bir gün öğretmen ilginç bir deneyim de daha bulunmak istermisiniz diye öğrencilerine sormuş. Öğrenciler de büyük bir coşkuyla evet diye bağırmışlar.Elindeki kumaş boyaları ve beyaz tişörtleri göstermiş ‘Haydi kendi tişörtünü kendin tasarla o zaman ‘demiş Kollarını sıvamışlar ,önlüklerini takmışlar başlamışlar boyamaya.İlk kez böyle birşey yapacakları için çok ama çok heyecanlılarmış.Hiçbirşey bu kadar eğlenceli gelmiyormuş.Boyadıkları tişörtleri gezilerde ,pikniklerde giymeye başlamışlar Ve herkese gururla bunları biz tasarladık diye her yerde anlatır olmuşlar.FEYZANUR YILMAZ
KARATAY BİROL POLAT İLKOKULU

Vee birgün aniden üstü başı rengarenk kumaşlarla kaplı,yüzü bile görünmeyen biri girdi sınıfa.Cocuklar şaşkınlıkla sinifa giren kişiye yaklaştıklarında kim acaba bu diye düşünürken aniden bir ses duyuldu.o ses söyle diyordu;açıl sandık açıl.o anda sınıfın köşesinde duran sandik açıldı aniden ve rengarenk düğmeler, gökkuşağı renginde kumaşlar,renkli iplikler,yapıştırıcılar makaslar firlayiverdi sandığın içinden .Tam bu sirada çocuklar hepiniz korkusuz,özgür terzilersiniz..hadi bakalım iş başına dedi kumaş kaplı yüzü bile gözükmeyen kadın. cocuklar sandıktan etrafa saçılan kumaşlardan iplerden ,düğmelerden istediklerini seçerek başladılar çalışmaya. korkusuz terziler atölyesinde uzunca suren calismanin ardindan herkes kendi elbisesini tasarlayarak kesti biçti dikti yapistirdi.Ama yetmedi sandıktan çıkan kumaşlar ipler.cocuklar bu seferde kumaş kaplı yüzü bile gözükmeyen kadının üstündeki malzemeleri kullanmaya başladılar.ve üstündeki bütün malzemeler kullanılıp bittiğinde "Özlem öğretmendi çıkan ortaya.. harikasınız korkusuz terziler dedi tüm çocuklarina..kocaman alkislarla tasarlanan elbiseler asıldı sınıfın duvarlarına.. ÖZLEM ORDULU

Günlerden birgün öğretmen elinde büyük içi boş kenarlıklı köpükler,daire kesilmiş mukavvalar,tarak ve rengarenk iplerle sınıfa girmiş.Sizce bunlarla neler yapılabilir çocuklar diye sormuş.Çocukların hepsi aklına gelenler söylemiş bir bir...İp atlayabiliriz,daire mukavvalardan renk çemberi yapabiliriz,köpükleri rendeleyip kartaneleri yapıp kartopu oynayabiliriz,kukla sahnesi yapabiliriz demiş miniklerden biride...Derken sonra "Bulduum"diye bir ses yükselmiş çocuklardan. "Bu babaannemin dokuma tezgahına benziyor ve dokuma yapmasınıda ben çok iyi biliyorum" demiş hünerli minik.Sonra öğretmeni ve arkadaşlarıyla beraber başlamışlar köpüklerin ve mukavvaların arasından ipleri geçirmeye,sonrada devam etmişler renk renk ipleri ilmik ilmik örmeye.Bitmek tükenmek bilmeyen enerjileriyle ördükçe örmüşler maharetli zanaatkârlar.Dokuma atölyesinden bir bir çıkmış atkılar bereler...Bu soğuk havalarda içleri ısıtan dokumayla hem minicik yüreklerini hemde bedenlerini ısıtıp takmışlar huzur içinde el emeği göz nuru ürünleri...(Betül h.AKTÜRK)
BETÜL H. AKTÜRK KARATAY
BELEDİYESİ GAZİ OSMAN PAŞA
ANAOKULU

Çocuklar Gurme atölyesine geldiklerinde Saliha hanımla karşılaştılar. Saliha hanım Aybüke adlı öğrencimizin annesiydi. Saliha hanımın masasında beyaz lahana,havuç,salatalık,sarımsak,limon tuzu,tuz,sirke ve su vardı. Çocuklar bu sebzelerden salata mı yapacağız diye sordular. Saliha hanımda bu sebzelerden kış turşusu yapacaklarını çocukların yardımcı olurlarsa turşuyu daha kısa sürede kurabileceklerini söyledi.Önce çocuklara bu sebzelerin nerede, nasıl,hangi mevsimde yetiştiği hakkında bilgi verdi. Sonra çocukların sebze, limon tuzu, tuz gibi baharatların tadına bakmalarına fırsat verdi. Kesme tahtaları ve ucu küt bıçaklar çocuklara dağıtıldı. Çocuklar sebzeleri doğrayıp kavanozlara koydular. Üzerini suda erittikleri limon tuzlu ,tuzlu ve sirkeli suyla doldurup kış turşularını kurdular. Bu yıl ki kış turşunu arkadaşları ile birlikte kurmanın mutluluğunu yaşadılar. KEZİBAN ÖZCAN

KEZİBAN ÖZCAN
K.B.GAZİ OSMAN PAŞA ANAOKULU KONYA

Ne kadar da güzel kuklamızı da kendimiz yaptık.Hadi hatırlayalım...Öğretmenim bize kukla kalıplarını dağıtmıştı.Kestik tasarladık ve kendi kuklamızı kendimiz ürettik.Sonra mı...Kukla anlatma zamanı..
Havva Düzenli
Mutfak atölyesine geldiklerinde çocuklar Sevgi hanımın elindeki büyük kavanozu gördüler. Sevim Hanım elindekinin ne olduğunu çocuklara sordu. Çocuklar süt, ayran diye cevap verdi. Sevgi Hanım sütten neler yapıldığını sordu. Çocuklar yoğurt, ayran, tereyağı diye cevap verdi. Sevgi Hanım bu gün sizinle sütten yoğurt yapacağız dedi. Elindeki sütü büyükçe bir tencereye boşalttı. Yavaş yavaş karıştırarak ısıtmaya başladı. Parmağı ile ara ara kontrol etti. Isınınca küçük kavanozlara koydu. Çocuklarla beraber yoğurdun mayasını koyup bir kaşık yardımıyla karıştırdılar. Kavanozların kapaklarını kapatıp üzerlerini örttüler. Sevgi Hanım 3 saat sonra yoğurdumuzun hazır olacağını söyledi. Çocuklar sabırsızlıkla bekliyordu. 3 saat sonra örtüler kaldırıldığında herkes elindeki kaşıkla yoğurdunu bekliyordu. Sevgi Hanım herkese yoğurt kavanozunu verdi. Çocuklar yoğurtlarını afiyetle yedi.(HALİME ACUR)
HALİME ACUR
Vilayetlere Hizmet Götürme Birliği Anaokulu Konya

o gün sınıfa giren öğretmen çocuklara dönerek bugün hiç yapmadığımız bir şeyler yapalım dedi..ve düşünmeye başladı çocuklar.. herkes aklıma gelen şeylerden birkaç kelime söyledi.. kimi hayvanlarla oynayalim dedi,kimi ciceklerle,kimi kağıttan uçaklar yapalım dedi,kimi ağaçlara dokunalım ,kimi yapraktan baskilar,kimi de toprakta yürüyelim dedi çıplak ayaklarla.. Ama içlerinden bir tanesi aniden ceplerine doldurduğu taşları çikardi ortaya ve taşlarla oynayalim bugün dedi..herkes kendi taşını seçti boyadı ve taşlarıyla baskılar yaptı sınıfın ortasina serilen kocaman örtüye.artik rengârenkti renksiz örtü ve taş baskı atölyesinde mutlu olmuştu tüm çocuklar..YAŞAR ORDULU

Türkçe dersimizde Karagöz ve Hacivat metnini işleyecektik. Öğretmenimiz çocuklar sizlerle bu ders gölge oyunu atölye çalışması yapacağız dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık. Öğretmenimiz, Karagöz ve Hacivat oyununun taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunu olduğunu anlattı ve ardından bizlerin de bu oyunu yapacağımızı söyledi. Tabi ki öncelikle sahnemizi ve karakterlerimizi hazırlamalıydık. Öğretmenimizin rehberliğinde tüm sınıfça işbirliği yaparak karton, elişi kağıtları, makas, yapıştırıcı vb. malzemelerle zorlu bir uğraş sonucu nihayet sahnemiz ve karakterlerimiz hazırdı. Sıra Karagöz ve Hacivat oyunumuzu canlandırmaya geldi. Türkçe kitabımızdaki Karagöz ve Hacivat metnini sırayla oynadık tabi ki kendimizden de katkı sağladık. Dersimizin sonunda çok güzel ve eğlenceli bir gölge oyunu atölye çalışması gerçekleştirmek hepimizi mutlu etmişti.
İbrahim HASIRCI
Meram Cumhuriyet İlkokulu



Ve birgün öğretmen sınıfa girer.Bugün sizlerle atölyemizde çamaşırları katlama etkinliği yapacağız.Bununla ilgili anısı olan Aslı hemen öğretmenim ben biliyorum çamaşır asmayı ve katlamayı diyerek anısını anlatmaya başlar.Aslı hasta olan babannesine her pazar gidip yardımcı olduklarını ve her zaman çamaşırları kendisinin astığını söyledi.Öğretmenim isterseniz ben size gösterebilirim diyerek;çamaşırları nasıl astığını ve nasıl katladığını tüm sınıfa gösterdi.Öğretmeni aferin Aslı hem babannene hemde anneciğine yardımcı olduğu için Aslı'yı ödüllendirdi.HATİCE DURAN
hatice duran hoca

HATİCE DURAN KARATAY VHG BİRLİĞİ ANAOKULU

Ertesi hafta Atölye günü geldiğinde öğrenciler kendi aralarında konuşuyorlarmış. "Acaba bu gün ne yapacağız?" diye. Öğretmenleri masaya önce içinde sıvı bulunan dikdörtgen bir kap koymuş, sonra da renk renk boyalar, farklı şekillerde fırçalar, çubuklar. ......... heyecanla "Yaşasın Ebru yapacağız, teyzemi yaparken görmüştüm" demiş. Öğretmen gülümseyerek "O halde sen anlat bakalım arkadaşlarına Ebru sanatını." ......... nın anlattıklarını dinledikten sonra birde video izlemişler Ebru sanatını anlatan. Atölye çalışması için sabırsızlanıyorlarmış ama küveti sırayla kullanmaları gerekiyormuş. Ortaya çıkan birbirinden güzel çalışmaları gururla asmışlar panoya. Nermin Gözüaçık
Öğretmen bir gün elinde rengarenk kumaş parçaları ile sınıfa gelmiş.Öğrencilerin hepsi şaşkınlıkla öğretmenin getirdiklerine bakıyorlarmış.Hepsi merak içinde bugün atölyede hangi etkinliği yapacaklarını düşünüyorlarmış.Öğretmen bugün kırkyama etkinliği yapacağız demiş.Hiçbiri kırkyamanın ne demek olduğunu bilmiyormuş.Öğretmen, "Eskiden artık kumaşları değerlendirmek için kumaş parçaları bir araya getirilerek kullanışlı bezler ve örtüler elde edilirmiş. Biz de şimdi hep beraber bunu yapacağız." demiş.Öğretmen ve öğrenciler, kumaş parçalarını kesip yapıştırarak bir araya getirmişler.Aslında iğne iplik ile yapılan bu çalışmayı öğrenciler kağıda kesip yapıştırarak yapmışlar.Böylece israf etmemeyi ve artık kumaş parçalarını değerlendirmeyi öğrenmişler. Eski bir geleneği de yaşatmışlar.(YASEMİN DURDU)

YAŞAR DOĞU ANAOKULU/YASEMİN DURDU
