YAZAN
Gülay YALIM
Şule KURT
Lale SERT VAROL
Hilal ŞEN
Çiğdem YILDIZHAN BÜRHAN
Filiz KIRA

TARÇIN
Ayşe ve Ahmet çok iyi anlaşan iki kardeşti. Ayşe birinci , Ahmet üçüncü sınıftaydılar..Çocuklar her sabah erkenden kalkıyor, elini yüzünü yıkıyor, okul giysilerini giyip annelerinin hazırladığı mis gibi leziz kahvaltılarını yapıp, okula birlikte gidiyorlardı. Dönüşte de arkadaşlarıyla birlikte güle oynaya eve dönüyorlardı.
Yine bir gün okuldan dönerken yolda minicik bir kedi yavrusu gördüler.
Minik kedicik dolaşmaya çıkmıştı.Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan evin yolunu kaybetmiş ,evini bulamamıştı.Çok acıkmıştı hem de üşümüştü. Sürekli miyavlıyordu.Ahmet boynuna sardığı atkıyı minik kediciğe sarıp onu kucağına aldı.
Kedinin boynundaki tasma dikkatini çekti. Tasmanın üstünde Tarçın yazıyordu.O zaman Tarçın ın bir sahibi olmalı diye düşündü. Kardeşi Ayşe ye dönerek “Ne yapalım?”diye sordu. Ayşe “Önce onu eve götürelim, sonra ne yapacağımızı düşünelim.” dedi. Ahmet kediye dönerek “Hadi Tarçın seni önce eve götürelim”dedi. Eve giderken kedinin sahibini nasıl bulacaklarını düşündüler.Eve geldiklerinde öncelikle Tarçın ın karnını doyurdular.Sonra olanları evde olan annelerine anlattılar.Onlarla kalması için annelerinden izin istediler.Annesi kedinin bir sahibi olduğunu,onu bulamadığı için şu an çok üzgün olabileceğini ,çocuklara empati kurmaları gerektiğini anlattı.Çocuklar içlerinde çok büyük bir üzüntü yaşadılar ve Tarçın ın sahibini bulmak için ne yapacaklarını düşünmeye başladılar. Annesi Tarçın ın boynundaki tasmayı incelemek için çıkardı.Tasmanın iç kısmında bir telefon yazılıydı.Annesi sevinçle bağırdı.
“Tarçın’ın sahibini bulabileceğiz.” Hemen telefona sarılıp tasmanın arkasında yazan telefon numarasını aradı.Tarçın’ı bulduklarını, şu anda iyi bi durumda olduğunu anlattı.Telefonun diğer ucundan alkışlar ve mutluluk çığlıkları duyuldu. Adresi verip Tarçın’ın sahiplerini beklemeye başladılar. Ayşe ve Ahmet buruk bir mutluluk içindeydiler. Tarçın’ı çok sevmişlerdi. Bir süre sonra zil çaldı ve kapı açıldığında içeri koşan küçük bir kız çocuğu gördüler. Tarçın bu kız çocuğunu görünce hemen ona doğru koştu. Sahibini tanımıştı. Tarçın’ı bulan sahibi Beste ağlamaya başladı. Ayşe ve Ahmet’ e dönerek “Onu bulduğunuz ve baktığınız için teşekkür ederim.Tarçın benim en iyi arkadaşım ona kötü bir şey oldu diye çok üzülüyordum.” dedi. Küçük kızın sevincini gören çocuklar Tarçın’ı sahibine ulaştırdıkları için mutlu oldular. Giderken Tarçın’a sarılıp bir daha dikkatli ol diye uyardılar ve arkasından el salladılar.
Ayşe ve Ahmet Tarçın’ı o kadar çok sevmişlerdi ki o günden sonra onu görmek için sık sık ziyaret ettiler.Tarçın’ı her görmeye gittiklerinde Beste’yle de çok iyi anlaştılar ve kaynaştılar. Böylelikle Ayşe ve Ahmet’in çok sevdikleri yeni bir arkadaşları daha oldu.
MİNİK YARDIMSEVER
Mete ve ablası o hafta sonu odalarını düzenliyorlardı. Mete dolabinda kendisine artık küçük gelen giysilerini çıkartıyor, ablası kitaplığındaki daha önceden okuduğu kitaplarını kolilere koyuyordu. Anneleri ise onların yorgunluğunu alacak limonata ve kurabiye getirdi. Mete heyecanla: anne bu kıyafetleri napsak acaba ,hiçbiri bana olmuyor , dedi.
Ablası: anne bu kitapları bir okul kütüphanesine bağışlasam olur mu ? diye sordu. Anneleri : çocuklar size güzel bir teklifim var , kitapları ve kıyafetleri bir köy okulundaki arkadaşıma gönderelim mi? hem içine kırtasiye malzemeleri ve oyuncak da alırız dedi.
Mete heyecanla : öğretmenime söylesem arkadaşlarım da destek olsa nasıl olur?. Metenin teklifi annesinin ve ablasının da hoşuna gitmişti.
Mete heyecandan bütün gece uyuyamamıştı.Hemen sabah olsun istiyordu.Çünkü fikrini okulda öğretmeni ve arkadaşlarıyla paylaşacaktı.Nihayet sabah oldu ve Mete okula gitti.Annesi ve ablası ile yaptıkları planı anlattı.Herkes büyük bir heyecanla Mete 'yi dinliyordu.Mete konuşmasını bitirdiğinde sınıfta "Evet"sesleri yükseldi.
Öğretmeni bu fikri çok beğendi.Mete ve ailesini böyle güzel bir fikri kendileri ile paylaştıkları için tebrik etti.Mete’nin arkadaşları o gün akşam bu konuyu anne ve babalarına anlattılar.
Hepsi evde kullanmadıkları eşyalarını,küçülen kıyafetlerini ayırdılar; temizleyip güzelce paketlediler.Bu küçük hediyeleri artık yeni sahiplerini bekliyordu.
SÜRPRİZ HEDİYE
Pencereden ışıl ışıl süzülen güneş ışığıyla uyanan Selim iyice bir gerindi, yataktan fırlayıp camdan dışarı baktı.Kendi kendine “Oh mis gibi bir hava var. Bugün akşama kadar sokakta top oynayacağım” dedi. Koşarak mutfağa gittiğinde annesi kahvaltıyı hazırlamış, omletin mis gibi kokusu bütün evi sarmıştı.
Kahvaltı masasına oturduklarında annesi Selim’e kedisi Pamuk’un yemini vermesi,odasını toplayıp, ödevlerini bitirmesi gerektiğini hatırlattı. Selim’de “Tamam anneciğim kahvaltımı yaptıktan sonra hepsini hallederim.” dedi.
Kahvaltısını yapan Selim topunu aldığı gibi dışarı fırladı.Selim dışarıda oyun oynarken annesi de kahvaltı masasını topladı, bulaşıkları yıkadı,evi temizledi,akşam yemeğini hazırladı. Bu arada Selim hala dışarıda oyun oynuyor eve uğramıyordu. Ertesi gün okul olmasına rağmen hala ödevlerini yapmamış, odasını toplamamış ve kedisi Pamuk’u hala beslememişti.
Akşam olmuştu. Hava kararmıştı. Selim'in babası elinde bir paketle eve geldi. Ve Selim'i sordu.Selim'in evde olmadığını öğrenince çok kızdı.Dışarı çıktı ve Selimi de alıp eve geldi.Selim mutfak masasının üzerinde duran paketi merak etti ve acele ile açmak istedi ama annesi Selim'in gün içerisindeki sorumluluklarını yerine getirmediği için izin vermedi.
Selim yapması gereken işleri yapmadığı için çok pişman oldu. Annesine ve babasına karşı mahçup hissetti.Hatasını telafi etmek için anne ve babasından izin istedi. Hızlıca odasına gitti. Oyuncaklarını ve kitaplarını yerleştirdi. Kıyafetlerini düzenledi.Çantasını hazırladı.Oturup ödevlerini yapmaya başladı. Selimin odasından uzun süre ses gelmeyince annesi onu merak etti ve kapısını aralayarak baktı. Bir de ne görsün!Selim masanın başında uyuyakalmış..Sürpriz yarına kalmıştı.
Ertesi gün sabah uyanan Selim paketi gördü ve yavaşça açtı. İçinden çıkan tuttuğu takımın forması onu çok mutlu etmişti. Mutfağa koştu, Babasına teşekkür etti. bir daha yapması gereken işleri zamanında yapacağına söz verdi.
-SON-
