
ÜÇ ARKADAŞ
Birbiriyle çok iyi geçinen, güzel vakit geçiren üç arkadaş varmış. Üç iyi arkadaşın adları Mert, Efe ve Süleyman’mış. Zaman zaman bu arkadaşlar bir parkta ya da birinin evinin önünde toplanır oyunlar oynarlarmış. Oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlayamazlarmış, zaman su gibi akıp geçiyormuş.





Bir gün Mert hiç dışarı çıkmamış. Efe ve Süleyman onu çok merak edip Mert’in evine gitmişler. Mertlerin evine gidince kapıda onları Mert’in annesi, Zeynep Teyze, karşılamış. Mert’in neden dışarı çıkmadığını sormuşlar. Zeynep Teyze, Mert’i kendilerinin görmesini istemiş. Efe ve Süleyman’ı içeriye davet etmiş. Efe ve Süleyman, Mert’in odasına girmişler. Bir de ne görsünler?






Mert çok hasta olmuş yatakta solgun solgun yatıyormuş. Arkadaşları Mert’in yanına gitmişler ve “Geçmiş olsun.” demişler. Mert arkadaşlarını görünce çok mutlu olmuş. “Ne iyi ettiniz de geldiniz. Sizi gördüğüm için çok mutlu oldum.” demiş. Efe ve Süleyman Mert’e moral vermişler.




Mert iyi oluncaya kadar Efe ve Süleyman her gün onu ziyaret etmişler. Efe’nin annesi Mert için kek yapmış. Süleyman’ın annesi ise limonata yapmış. Çünkü Mert kek ile limonataya bayılıyormuş. Arkadaşları Mert’i mutlu etmek, ona moral vermek için ellerinden geleni yapıyorlarmış.

















Bu duruma Mert çok duygulanmış. Gözlerinden akan yaşları tutamamış. “Sizler benim dostlarımsınız. İyi günde zaten hep beraberdik ama kötü günümde de yanımda oldunuz. Sizler benim için çok değerlisiniz. Beni yalnız bırakmadığınız için sizlere çok teşekkür ederim.” demiş.













Mert’in hastalığı on gün sürmüş. Arkadaşları her gün Mert’i ziyaret etmişler. İyileştikten sonra yine oyunlarına kaldıkları yerden devam etmişler.
SON
