
Güzel bir hafta sonuydu. Annem çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Sofrada peynir, en sevdiğim zeytin, bal, simit, kuymak, domates gibi çok güzel yiyecekler vardı.




Annem bana portakal suyu da sıkmıştı. Portakal suyunu da çok severim.



Kahvaltımızı ederken babam bu hafta sonu ne yapalım diye sordu. Ben de ona babacığım bugün hava çok güzel, mis gibi deniz havası almaya ne dersin? Sahile gidelim mi?
Babam da tabii ki de çok güzel fikir. O zaman kahvaltıdan sonra ailecek sahile gidiyoruz!!!

Kahvaltımı bitirir bitirmez masadan kalktım, ellerimi yıkayıp dişlerimi fırçaladım ve tabii ki dişlerimi fırçalarken suyu açık bırakmadım, banyodan çıkarken de ışığı söndürdüm.
Anneme bugün ne giyeceğimi sordum. En sevdiğim şortumu ve tişörtümü giydim. Tam evden çıkarken mutfaktaki ışığın açık olduğunu fark ettim ve hemen kapattım. Ardından hep berbaer arabamıza binip yola çıktık.

Sahile geldik ve babam arabayı park etti. Arabadan indim ve hemen sahilde koşmaya başladım. Hava gerçekten de çok güzeldi. Dondurma yemek için sahilde yürümeye başladık.




Dondurmacıların önüne geldiğimizde önümden çok hızlı bir çocuk geçti. Ne olduğumu şaşırmıştım. Arkamı dönüp baktığımda kocaman, havalı, iki tekerlekli bir scooter gördüm. Keşke benim de böyle bir scooterım olsa diye düşündüm.


Babama döndüm ve bana da o çocuğun scooterı gibi bir scooter alır mısın dedim. Babam da eve gider gitmez kumbarana bir bakalım dedi.



Benim bir kumbaram vardı ve onu bana Merve öğretmenim hediye etmişti. O günden beri hep para biriktiriyordum. Hatta annem, babam ve ablam da gün sonunda market ve pazardan artan paraları kumbarama atıyorlardı. Böylece hem tasarruf etmiş hem de para biriktirmiş oluyorduk.

Eve gider gitmez hemen kumbarama baktım. İçinde para vardı ama scooter almaya yetmiyordu. O sırada ablam odaya geldi ve bana ne kadar para olduğunu sordu. Üzülerek yeterince olmadığını söyledim.
Bana üzülmemem gerektiğini, bir iki ay daha para biriktirirsem istediğim scooterı alabileceğimi söyledi.

Her gün ailemle para biriktirmeye devam ettik. Bu durum hem tasarruf etmemizi sağlıyordu hem de benim scooter almama yardım ediyordu.

Tam iki ay sonunda artık kumbaramdaki para scooter almaya yetiyordu. Ve o gün babamla mağazaya gittik. Kumbaram da tabii ki bizimle geldi. Mağazaya girdiğim anda çok güzel bir scooter gördüm. Hemen yanına gittik. Almaya karar verdik. Kasaya gidip kumbaramdaki bütün parayı kasadaki abiye verdim ve o da bana hayallerimdeki scooterı verdi. Çok mutluydum.


Buradan tasarrufun ne kadar önemli ve gerekli olduğunu öğrendim. Tasarruf ederek biriktirdiğimiz paralar benim için çok değerli olmuşlardı.


