
Bir gün ormanda geziyordum.Gezerken karşıma bi anda iki tane konuşan ve kavga eden iki köpek çıktı. Çok şaşırdım ve o an bayıldım. 20 dakika baygın kalmıştım.Uyandığımda o iki köpek aslında benim iki düşmanım olan Ahmet ve Serap çıkmıştı çünkü onların geliştirdiği bir insanı köpeğe değiştirme aracı ve uzaya ışınlama aracı olduğu için köpek kılığına girip beni Mars'a kaçırmışlardı bi an şok geçirdim ve oradan kaçmayı denedim ama olmadı çünkü beni bir kapsüle hapsetmişlerdi. Buradan çıkmak çok zordu. Bir süre düşündükten sonra aklıma bir fikir geldi. Bunu yapmam için malzemelere ihtiyacım vardı. Fakat bu fikir işe yaramadı.
- Tamam.
50. YIL ORTAOKULU PROJE EKİBİ
SADECE İYi NiYET KİNİ YOK EDER
HOCAİLYAS ORTAOKULU PROJE EKİBİ
HER ŞEYİN BAŞI SAĞLIK
ATAKENT ORTAOKULU PROJE EKİBİ
DOST KARA GÜNDE BELLİ OLUR
Akşam vakti yemekten sonra konuşmaya başlayan bu mutlu ailenin yüzlerinde bir hüzün oluşmuştu.Linanın anladığı kadarıyla annesi işten çıkarılmış,babasının ise uzun süren öksürüğünün amansız bir hastalık olduğu çıkmıştı.Kardeşleri bu olay karşısında çaresiz kalmışlar.Abisi babasının da işten çıkmasını istemiş çünkü onun daha fazla yorulmasını istememiş.Kapkara,solgun bir halde olan babası:''Oğlum beni düşündüğünüzü biliyorum ama çalışmak bana iyi gelir.'' demiş.Ağabey:Olmaz baba sen hastasın biz ne güne duruyoruz demiş.
ESENDERE BELDESİ ORTAOKULU PROJE EKİBİ
KUSURSUZ DOST ARAYAN DOSTSUZ KALIR
Ahmet ile Osman sohbet ederken sınıfa öğretmen girdi. Sohbetleri yarım kaldı.Teneffüste oyun oynamak üzere sozleştiler. Zil çaldığında beraber bahçeye çıkıp doyasıya oyun oynadılar.Teneffüste birbiriyle kaynaşmaya başladılar.Birbirlerine ısınmışlardı . Çok iyi iki arkadaş oldular. Birbirlerinden hiç ayrılmıyorlardı, bütün zamanlarını birlikte geçiriyorlardı.Taa ki o futbol maçına kadar...
POLATLI İMAM HATİP ORTAOKULU PROJE EKİBİ
BİR ELİN NESİ VAR İKİ ELİN SESİ VAR
Güzel bir köyde inatçı bir adam yaşarmış.Adam inatçı olduğu kadar da huysuzmuş.Kimsenın dediğine inanmaz kendi bildiğini okurmuş.Her işini tek başına yapar.kimseden yardım almazmış.Gençken bu işleri yapmak kolaymış ama yaşlandıkça işler zorlaşır yine de inat eder o işleri kendi başına yapmaya çalışırmış .İşleri kendi yapmaya calışırmış ama bir türlü de yetiştiremezmiş .Kış geldiği için de yetiştirmesi gerekirmiş .Yaşlı amcanın bu halini gören köy ahalisi çok üzülür ona yardım etmek istermiş.Ne yapsak da bu inatçı ihtiyarı yardım etmeyi kabul ettirebilsek. O anda köyün en gençlerinden yağız bir delikanlı "Neden ikna ediyoruz ki direk gidip yardım edelim " denmiş.
Bunun üzerine köy ahalisi yardım etmek için yola koyulmuş. Artık ne olursa olsun ihtiyara yardım edeceklermiş.Ahalinin evine doğru geldiğini gören ihtiyar şaşırmış.Hem şaşırmış hem de niçin geldiklerini merak etmiş.Köy muhtarı yaşlı amcanın evinin önüne gelince "Biz sana yardım etmeye geldik." Demiş. Bizim huysuz ihtiyar huysuzluğundan vaz geçer mi"Ben kendi işimi kendim yaparım." demiş. iste bu anda köylüye yardım fikrini veren genç söze atılmış.Unutma ki" BIR ELIN NESİ VAR İKİ ELİN SESİ VAR" demiş.Şaşkın şaşkın ahaliye bakan ihtiyar genci kıramamış yardımı kabul etmiş.Hep birlikte eski işleri tamamlamışlar.Böylece ahali birlikteliğin dayanışmanın önemini anlamış ve yaşlı amcaya da geç de olsa anlatmış.
80. YIL ORTAOKULU PROJE EKİBİ
SABIR ACI MEYVESİ TATLI
Onlarca ağacın içinde sanki yapayalnızdı. Oysa seneler olmuştu bahçede yerini alalı. Buna rağmen ne bir gölgesi, ne bir meyvesi vardı dallarının.Bir gün bahçenin sahibi Ahmet amca bahçede gezinirken o bir meyvesi bile olmayan ağaç dikkatini çekmiş.Ahmet amca içinden şöyle söylemiş;"Acaba bu ağaç neden yıllardır hiç meyve vermiyor?". Ahmet amcanın dilinden bu cümle dökülürken aklından da acaba bu ağacı kesip yerine bolca meyve veren bir ağaç mı diksem düşüncesi geçmekteymiş.Bu düşünceler sonucunda içinde buruk bir duygu hissetmiş.Çünkü o ağacı yıllar önce babası ile birlikte dikmişti.O yüzden bu ağacı kesmek istememiş.
Aklına birden kendi ailesininde yanında olmadığı gelmiş.Eşini kaybetmiş ve çocuklarıda işleri yüzünden başka şehirlerdeymiş.Ama işlerini yoluna sokması için o ağacı kesmek zorundaymış.Ahmet amca böyle düşünürken yüz ifadesi de değişmişti.Ağaç kaç gündür"Acaba Ahmet amca beni ne zaman kesicek?"diye kara kara düşünüyormuş.Ahmet amcanın yüz ifadesinden de kendisini keseceğini anlamış.O gece Ahmet amca düşünmekten zar zor uyuyabilmiş.Ahmet amca uyandığında kararını vermişti , ağacı kesmiyecekti. Ağaçla birlikte oldukça güzel anıları vardı bunları çöp edemezdi.Bir ağaçla durumu ne kadar düzelebilirdi ki?Ağacın durumunu düzeltebilmek için çok düşündü. Belkide ağaca gerektiği kadar değer vermemiş ona iyi bakmamıştı. Ağacın meyve vermesi için neler yapabileceğini düşünmeye başladı.
Günler günleri,aylar ayları kovalamış.Zaman akıp gitmiş.Ağaç olabildiğince çok meyve vermiş. Bahçedeki en verimli ağaç oluvermiş. Ama artık Ahmet amca iyice yaşlanmış. Birgün karnı ağrıdığı için hasteneye gitti . Doktor Ahmet amcanın durumunun kötü olduğunu ve artık iş yapamacağının söylemiş. Ahmet amca çocuklarını aramış durumunun iyi olmadığını ve bahçedeki ağaçlara onların bakmasını rica etmiş.Bu durumu duyan çocukları artık Ahmet amcanın yanında sırayla da olsa kalmaya karar verdiler.Artık yılların yalnızlığı ve yorgunluğu gitmişti.Sabretmenin haklı gururunu yaşıyordu Ahmet amca. Sabır acı,meyvesi tatlıydı çünkü...
ARİF CEBECİ ORTAOKULU PROJE EKİBİ
Günlerden bir cuma günüydü.Can'ın pazartesi günü matematik sınavı vardı.Fakat Can nasıl olsa koca bir iki günüm var, istediğim gibi oyun oynayabilirim diye düşündü.Okuldan eve geldi çantasını bir kenera atıp arkadaşlarıyla planlamış olduğu mahalle maçına gitti.Eve yorgun olarak geldiği için bir kenara geçip uyuya kaldı.Annesinin ısrarı üzerine Can en sonunda kalktı.Annesinin hazırladığı yemeklerden bir tabak aldı ve odasına çekilip bilgisayarın başına oturdu. Can bilgisayar başında fazla durduğundan uykusu geldi ve yatağına uyumaya gitti
Sabah kalkıp annesinin hazırladıgı kahvaltının başına oturdu ve hızlıca kahvaltısını bitirip her zamanki gibi bilgisayarın başına oturdu.Bilgisayarda oyun oynarken aklına matematik sınavı geldi ve 'Pazar günü çalışırım' diyerek çalışmasını ertesi güne erteledi.Pazar günü yine bilgisayar oyunu oynuyordu.Pazartesi günü gelmişti ama hiç sınava çalışmamış bir şekilde okula giden Can sınava hiç hazır değildi. Bu yüzden sınıfa girmek istemiyordu.Ama sınava girmesi gerekiyordu bunun için sınıfa girdi. Öğretmen sınıfa girip sınav kağıtlarını dağıttığında Can'ı bir endişe sardı.Can bir şekilde sınavını bitirdi.Fakat iyi bir not alamayacağını biliyordu.Birkaç ders sonra öğretmeni sınavın sonuçlarını açıkladı.Can sınavdan çok düşük not almıştı.Fakat arkadaşları çok iyi notlar aldılar.
Can arkadaşlarının iyi notlar aldığını öğrenince çok imrendi.Eve gitme vakti geldi.Yolda uzun uzun annesine aldığı notu nasıl söyleyeceğini düşünüyordu.Eve vardığında içini büyük bir korku kapladı.Can eve geldi, annesi yemeğini hazırladı. Can hızlıca yemeğini bitirdikten sonra odasına çekilmek için ayağa kalktı tam o sırada annesi sınavının nasıl geçtiğini sordu.Başını yere eğerek kötü not aldığını söyledi.Annesi bu durum karşısında sinirlense de Can'ın üzgün olduğunu görünce onu karşısına alıp konuşmaya başladı. Can'a şunları söyledi"Canım oğlum derslerine ve sınavlarına çalışmazsan sınıfta kalabilirsin.Bu yüzden derslerine daha sıkı çalışmalısın."
Babam bu dönemde vefa grubuna katılmıştı. Vefa grubunda covid19 hastalarına yardım ediyorlarmış. Babam tanımadığı birkaç kişiye kan vermiş.Aile dostumuz da maalesef bu hastalığa yakalanmıştı . Babam vefa grubundaki arkadaşlarına söylemiş bu olayı onlara anlatmıştı . Neyse ki kısa süre içinde kan bulunmuştu . Babamın vefa grubundaki bir arkadaşı ile aile dostumuzun kanı uyuşuyordu . Babam " İyi ki de bu gruba katılmışım "diyordu. Babam bu grubun " Birlikten kuvvet doğar" atasözünü tam anlamıyla anlattığını söylüyordu .
Daha sonra aklıma takılmıştı "Birlikten kuvvet doğar" atasözünün ne demek olduğu... Yarın olunca babam soracaktım aklıma bunu kazımıştım. Sabah kalktım ve babamı evde göremedim. Anneme sordum babam nerede diye. Annem de baban vefa grubuna gitti dedi. Ben de anneme deyip babamın yanına doğru gitmeye başladım. Aradan 10 dakika geçmişti ve ben hala vefa grubunun olduğu yere varamamıştım. Birkaç metre daha yürüyünce karşıma bir kız çıkmıştı ve ağlıyordu. Hemen yanına gittim ve neden ağladığını sordum. O bana "Kedim ağaçta kaldı. Kaç gündür orada kurtaramıyorum eğer birkaç gün daha durursa soğuktan donup ölecek." dedi. Benim de içim bir tuhaf olmuştu. Ben de o kıza "Merak etme kurtarırız." dedim ve kedinin olduğu yere gittik.
Kedinin nerde olduğunu sordum ve bana arkamdaki 2 metrelik ağacı göstermişti. Gerçekten de kedi oradaydı hatta ağacın en üstündeydi.
Saatlerce kurtarmaya çalıştım fakat kurtaramadım. En sonunda pes etmiş, ağacın yanındaki bankta oturuyordum. Kara kara düşünmeye başladım ve birden babama soracağım "Birlikten kuvvet doğar" atasözüsü aklıma geldi. Aklıma birden birkaç kişi daha bulup kurtarabileceğimiz aklıma geldi ve birkaç kişi aramaya çıktım. 20 metre ilerdeki bir ekmekçiye girdim. Ordaki ekmekçiye "Merhaba ekmekçi abi bizim kedimiz ağaçta kaldı bize yardım eder misin kediyi almamıza ?" dedim. Ekmekçi abi de"Tabi ki de ederim. Sonuçta "Yalnız taş duvar olmaz' dedi ve beraberce çıktık dükkandan. Aradan yaklaşık 10 dakika sonra 12 kişi daha bulmuştum ve kediyi kurtarmaya başlamıştık. Uzun uğraşlar sonucunda kurtarmıştık. Kediyi kıza teslim ettik. Artık babama sormama gerek yoktu "Birlikten kuvvet doğar" atasözüsünün anlamını çünkü anladım artık "Birlikten kuvvet doğar" ve "Yalnız taş duvar olmaz" atasözüsünün ne demek olduğunu...
Ödevi bitirdiğimizde çok geç olmuştu. İkimizde uyuyakalmışız. Uyandığımızda ikimizde yataklarımızdaydık. Hemen kahvaltıya koştuk. Annem çok güzel yemekler yapmıştı. Anneme babamın nereye gittiğini sordum. O da babamın vefa destek grubuna gittiğini söyledi. Ben de annemden izin alıp babamın yanına gitmeye karar verdim. Babamın yanına gittiğimde babam çok şaşırdı. Beni arkadaşlarıyla tanıştırdı. Oradaki amcalar daha birçok gruba üyeymiş. Bana o yardım kuruluşlarıyla ilgili de bilgi verdiler. Oradaki amcaya neden bu kadar çok gruba üye olduğunu sordum. O da" Evlat başbaşa vermedikçe taş yerinden kalkmaz. " dedi. Bugün yardımlaşmanın önemini daha iyi anlamıştım. Vefa Destek Grubundan çıkıp babamla beraber evin yolunu tuttuk.
." Çok etkilenmiştim dedem ne güzel anlatıştı öyle. süre sessizlik oldu, sessizliği bozan yine dedem oldu: "Eeeeeee torunum NEREDE BİRLİK ORADA DİRLİK değil mi ?" dedi evet dedim.O gece düşündüğüm tek şey YARDIMLAŞMANIN bizleri nasıl etkilediği olmuştu.Hayatımın geri kalanında yardım etmeye daha çok önem verdim.
23 NİSAN ORTAOKULU PROJE EKİBİ


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!