SEVGİ temalı şiirlerimiz ve şiirleri yazan şairlerimizin hayatları yer almaktadır.

Hikmet Bey ve Celile Hanım’ın oğlu Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selânik’te dünyaya gelir. Babası Hikmet Bey, çeşitli illerde valilik yapmış olan Nâzım Paşa’nın oğludur. Osmanlı Hariciyesi’nde çeşitli memurluklarda ve Matbuat Umum Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. Annesi Celile Hanım ise, dilci Enver Paşa ile Leylâ Hanım’ın kızıdır. İlk kadın ressamlarımız arasında anılan Celile Hanım, kültürlü, sanatçı ruhlu bir kadındır…
Küçük Nâzım ilk eğitimini annesi ve sıkça şiirli toplantılar düzenleyen, kendisi de bir mevlevi şairi olan büyükbabası Nâzım Paşa’dan alır. Ve henüz on bir yasındayken ilk şiirini yazar… Orta öğrenimini Galatasaray ve Nişantaşı Sultanilerinde gören Nâzım, 1915 yılında Bahriye Mektebi’ne girer. 1918 yılında ilk kez bir dergide şiiri yayınlanır.
Mezuniyetine üç ay kala geçirdiği bir hastalık nedeniyle Bahriye’den ayrılır. Bir grup arkadaşıyla Anadolu’ya geçer. Ankara Hükümeti’nin görevlendirmesiyle arkadaşı Vâlâ Nurettin ile birlikte Bolu’da öğretmenlik yapar. Daha sonra kısa aralıklarla iki kez Moskova’ya gider. İlkinde iki yıl kalır.
Yurda dönünce (1928) çeşitli gazete ve dergilerde, film stüdyolarında çalıştı; hazırlanan bir komplo sonucunda, orduyu ihtilale kışkırtma gerekçesiyle, Ankara'da Harp Okulu, İstanbul'da Donanma Komutanlığı mahkemelerince 28 yıl 4 aya mahkûm oldu (1938). Fakat 12 yıl hapis yattı (1938-1950). Af kanunundan yararlanarak hapisten kurtuldu (Temmuz 1950).13 yıl yurtdışında yaşadı.1963'te kalp durmasından öldü
https://www.nazimhikmet.org.tr/
.

Nazım Hikmet RAN
ŞEYTAN'A MERSİYE
Köpeğimin adı Şeytan’dı
(dı)’lık adıyla ilgili değil,
Adına bir şey olmadı.
Adına benzemezdi de
Şeytanlar zalim olur,
Zalimler yalancı ve kurnaz,
Ama zalimler akıllı olamaz.
Köpeğim akıllıydı.
Biraz da ben öldürdüm köpeğimi,
Bakmasını bilemedim.
Bakmasını bilemezsen
Ağaç bile dikme.
Elinde kuruyan ağaç
Dert olur insana.
Yüzmek suda öğrenilir, diyeceksin.
Doğru.
Boğulursan bir sen boğulursun ama.
ANNEN
Sen bir avuç bebektin
Kimdi süt veren sana,
Hastalandın ölecektin
Kim kanat gerdi sana?
Senin minik başını
Avuçlarına alıp
Gece uykusuz kalıp
Kucağında kim salladı
Ağladın, seninle kim ağladı
Annen!
Sana ilk adımını attıran kimdir ?
Konuşmayı öğretti sana bir bir
Annen!
Sen şimdi giderken okula
Sefertasını kim hazırlar?
Kim bakar arkandan yola?
Sende en çok kimin hakkı var?
Kimdir seni en çok seven?
Annen!

1914’te İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesini (1933) ve Harp Okulunu (1935) bitirdi. Orduda hizmeti 15 yılı doldurunca askerlikten ayrıldı (1950). Çeşitli memuriyetlerde bulunduktan sonra 1959’da emekliye ayrıldı. İstanbul’da Kitap Kitapevini kurdu. 1960-64 arasında Türkçe adında bir dergi çıkardı (43 sayı). 1970’te sahibi bulunduğu yayınevini kapattı. Edebiyata olan ilgisi çok genç yaşlarda başladı; henüz 13 yaşındayken Yeni Adana gazetesinin öğrenciler arasında açtığı öykü yarışmasında birinci oldu. İlk şiiri 1933’te İstanbul dergisinde çıktı. Edebiyat dünyasında adını duyurması 1934’te, Harp Okulu öğrencisiyken Varlık’ta yayımladığı şiirlerle oldu. Şiirlerini Yücel, İnkılâpçı Gençlik, Türk Dili, Yeditepe, Çağrı, Ataç, Yön gibi dergilerde yayımladı. 1960’lardan sonraki şiirlerinde güncel yurt ve dünya sorunları karşısındaki tepkilerini yansıtan şiirler yazdı. Cumhuriyet’i izleyen yıllarda özlenmiş olan destan şiirini yarattı. Şiirlerinde çocuğu en çok barındıran Türk ozanıdır. Yirmiden fazla çocuk kitabı vardır. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en verimli şairlerinden biri olan Dağlarca’nın bir özelliği de bütün edebi yaşamını sadece şiire adamış olmasıdır. Şiirleri pek çok dile çevrildi, birçok ödül kazandı. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın tam adı Mehmet Fazıl Dağlarca’dır.15 Ekim 2008 tarihinde vefat etti.
https://www.kitapyurdu.com/
Fazıl Hüsnü
DAĞLARCA
KİTABIM
Kitap en iyi arkadaş
Bana neyi sorsam söyler.
Ne anlatsa en sonunda
Çalış, iyi, doğru ol der.
Geceleri uyumaz o,
Beni kaldırır erkenden.
Okulum kadar güzeldir,
Kitabı çok severim ben

Cumhuriyet devri şairlerinden, 16 Nisan 1916-13 Aralık 1979, doğ. ve ölm. İstanbul). İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Kars Lisesi'nde başladığı edebiyat öğretmenliğini İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde sona erdirdi. Zincirlikuyu mezarlığında gömüldü. İlk şiiri lise öğrencisiyken, Varlık dergisinde çıkmıştı (Ekim 1935). Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın; birey olarak başından geçecek durumları hatırlamaya; ev-aile-yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı da oldu, ama genellikle, eleştirmenler onun için, tutarlı ve özel bir dünyası olan bir şair dediler.
https://www.kitapyurdu.com
Behçet NECATİGİL
KEDİLER
Evlerde hapis kediler
Yalnız nedir söyledikleri
Okşarsınız
Bir kenara çekilirler.
Kıvrıldıkları köşede
Gene sizde gözleri
Yerinizden kalksanız
Peşinizden gelirler.
Sizken tek sahipleri
Kalabalık isterler
Belki hepsi sizin gibi
Yalnız kediler.

Ayla ÇINAROĞLU
1939 yılında Ankara'da doğdu. 1961 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Grafik Sanatlar Bölümünü bitirdi, grafiker olarak çalıştı.
1972 yılından bu yana çocuklar için yazıyor ve kitaplarından bir bölümünü resimliyor. Çeşitli yaş gruplarındaki çocuklara yönelik, yayımlanmış 90’ı aşkın kitabı var.
Öykü ve şiirleri çeşitli çocuk dergilerinde yayımlandı, yurt içinde ve Hollanda için basılan Türkçe ders kitaplarında yer aldı. Yurt dışı çeşitli basın organlarında yazar ve çizer olarak tanıtımı yer aldı. Pek çok okulda, çocuklara kitabı sevdirme ve okuma alışkanlığı kazandırma amaçlı söyleşi yaptı.
1990-93 yıllarında çeşitli tarihlerde yurt içi ve dışında İngilizce, Almanca ve Devlet Tiyatrosu Sahnelerinde Türkçe sergilenen Güngör Dilmen'in Ben Anadolu oyunu için giysi, çevre tasarımı ve uygulamalarını yaptı.
Miğfer adlı oyunu Salih Kalyon yönetiminde Kuzguncuk Yerel Tiyatrosunda (1988) İzmir Devlet Tiyatrosunda (1993) ve Ankara Devlet Tiyatrosunda (2004-2005), "Al Takkeli Dev ile Mor Takkeli Dev" ve "Boş Kaplumbağa" adlı oyunları Kültür Bakanlığı desteği ile Masal Gerçek Tiyatrosunda (1998), “Kağıt Şenliği” adlı sözsüz oyunu Erzurum Devlet Tiyatrosunda (2010) sahnelendi.
http://www.aylacinaroglu.com.tr

Tevfik FİKRET
Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867'de İstanbul'da doğdu. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz köyünden ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş Ahmet Ağa’nın oğluydu. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822'deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılara sığınmış ve Müslüman olmuş Sakızlı iki Rum çocuğunun kızıydı. Tevfik Fikret’ in Sıdıka adlı bir kız kardeşi vardı. Fikret, 12 yaşındayken, annesiyle dayısı hacdan dönerken koleradan öldü. Öksüz kalan Fikret'i bu olay çok sarsmış, kız kardeşiyle kendisine bundan sonra yengesi ile anneannesi bakmıştır. Ortaöğretimini önce Mahmudiye Rüştiyesinde, sonra da Galatasaray Lisesinde yaptı. Yeni okula geçiş, yaşamında dönüm noktası oldu. Burada Muallim Naci, Recaizâde Mahmut Ekrem ve Muallim Feyzi gibi seçkin öğretmenlerden edebiyat dersleri gördü. Buradaki eğitimi sırasında Fransızca öğrendi ve Fransız Edebiyatı ile ilgilendi. Duygulu kişiliği, yaşadıkları ve öğretmenlerinin etkisiyle şiire yöneldi. İlk şiiri, 1883’ te yayımlandı. 1888 yılında liseyi birincilikle bitirdi. Liseyi bitirince devlet dairelerinde memurluk yaptı. Aynı zamanda Yüksek Ticaret Okulunda, Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi. Daha sonra mezun olduğu Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yaptı. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan'da hayatını kaybetti.
Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan "ŞERMİN" adlı kitapta topladı.
https://ankara.tfo.k12.tr/tr/tfo/tevfikfikret
LOKUMUM VE OKULUM
Annem sordu:
Şermin,
Kimi daha çok seversin?
O:’Annemi!’
Başka?
Babamı elbette!
Daha?
Az durunuz sayayım:
Muhallebimi , sütlacımı,
Şekerimi,hele lokumumu!
Biraz da çörek severim
Ama en çok okulumu
Okulumu çok severim.
Şimdi,geçen
En zor şeyi sorsalar,
Bilirim; öğrendiğim
Aklımdan çıkmaz;
Çıkanlar
Dikkatsizce öğrendiğim şeylerdir hep.
Bugün ders çalışırım,
Yarın okulda dinleyin,
Bilmezsem eğer tastamam,
Sizin olsun lokumum…
Yeter bana okulum!

Büyüyünce yazar ya da şair olmak, Akal’ın çocukluk düşüydü. İzmir Amerikan Koleji’nden mezun oldu ve 1973 yılından sonra, Hayat Mecmuası’nda yazmaya başladı. Öyküleri, masalları, şiirleri, birçok dergi ve gazetelerde yayımlandı. Aynı süreçte köşe yazıları yazdı, röportajlar yaptı. 1982 yılında şiirlerini topladığı ilk kitabı “Kent Duygusu”ndan sonra, 1991’de masallarını topladığı ilk çocuk kitabı “Geceyi Sevmeyen Çocuk” yayımlandı. Aytül Akal, o tarihten sonra çocukların büyülü dünyasına dalarak, yalnızca çocuklar ve gençler için yazmaya başladı. 1991’den bu yana konferanslar vererek, kitaplarını imzalayarak, çocuklarda okuma kültürünün yerleşmesine katkı vermeye çalıştı. Aynı zamanda sosyal projeler geliştirip gerçekleştirdi, çocukların kişilik gelişimi ve kendilerini tanımaları konusunda çalışmalar yaptı. Öyküler, masallar, şiirler, oyunlar, romanlar olmak üzere, yayımlanmış 150’yi aşkın kitabından pek çoğu, Almanca, İngilizce, İspanyolca, Macarca, Farsça ve Bulgarcaya çevrilerek yurt dışında yayımlandı. Aytül Akal TEDA Projesi Kapsamında Türkiye'den kitapları çevrilen yazarlar içinde en çok kitabı çevrilen yazarlar sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. Akal aynı zamanda ÇGYD (Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği) tarafından 2010 ALMA (Astrid Lindgren Anma Ödülü) Türkiye adayı olarak gösterildi. Aytül Akal, 2016 yılının Nisan ayında, Elektrik Elektronik ve Hizmet İhracatçıları Birliği’nin TET 2015 İhracat Başarı Ödülleri Töreni’nde, Yurt Dışında En Çok Eseri Yayımlanan Yazar Ödülü’nü aldı.
BİYOGRAFİhttps://www.tudem.com/
Aytül AKAL
İGUANA
Balık olmaz,
Fare durmaz.
Kuşlar uçar,
Tavşan kaçar.
Köpek havlar,
Kedi tırmalar.
Tavşan kemirir
her şeyi,
Civciv pisletir
bütün evi.
Ne önersem olmadı…
Annem hepsine
karşı çıktı.
Ben de harçlıklarımla iguana alacağım,
Yatağımın altına saklayacağım.
KUŞ BAYRAMI
Saatin altında uça kaça
Beni bekliyordu, güvercinler,
Kumrular,serçeler,
Beni bekliyordu güvercinci teyze
Çuvalında darılar,yemler
Harçlığımı saydım,
Bir külah yem aldım.
Ya anlamadı kuşlar,
Ya bana şaka yaptılar.
Yemleri dökemeden üçü başıma kondu,
Beşi külaha
Ellerim,kollarım,omuzlarım
Dizi dizi güvercin doldu
Gülmekten elimden düşürdüm
koca külahı
Saçıldı yemler,uçuştu kuşlar,
Bugün kuşların bayramı
KUŞ
Kılçık balıkta,balık sepette,
Sepet kayıkta,kayık denizde,
Deniz gökte,gök denizde
Kuşlar yerde,kuşlar gökte,
Kanat çırpıyorlar içimde bir yerlerde
YER GÖK ŞİİR
Havaya baktım mavi mavi
Yere baktım kahverengi
Sağıma baktım yemyeşil ova
Soluma baktım rengarenk tarla
Ardımda sıradağlar
Önümde denize akan sular
Mırıl mırıl bir kedi
Yanıbaşıma geldi, gülümsedi
Işıl ışıl tüyleri
Ressamın tablosundaki gibi
Sesler kanatlandı uçtu
Yayıldı taze ekmek kokusu
Çağırma anne gelemem şimdi yemeğe
Yer gök şiir,yazmadan bırakamam ki bu dizeleri

Necati CUMALI
1921 yılında bugün Yunanistan sınırları içindeki Florina'da doğdu. 10 Ocak 2001'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. İzmir Atatürk Lisesi'nden mezun oldu. 1941'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1945-1948 arasında Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1950-1957 yılları arasında İzmir ve Urla'da avukatlık yaptı. 1957-1959 yılları arasında Paris Basın Ataşeliği'nde memurluk görevinde bulundu. 1959-1963 arasında İstanbul Radyosu'nda redaktörlük yaptı. 1963-1965 arasında eşinin Dışişleri'ndeki görevi nedeniyle İsrail'de ve Paris'te yaşadı. Yurda döndükten sonra İstanbul'a yerleşti. Ve yaşamını burada tamamladı.
İlk şiiri 1939'da yayınlandı. Garip Akımı şairleri ve 1940 kuşağının diğer şairlerinden farklı olarak yalın, aydınlık anlatımlı, lirik şiirler yazdı. Sevgi, sevinç, özlem gibi bireyin güncel kaygılarıyla birlikte çağın toplumsal sorunlarını da ele aldı.
1955'ten sonra şiirin yanısıra öykü, roman ve tiyatro türlerine de yöneldi. Şiirsel dili ve ayrıntıları ustaca kullanmasıyla kendini kolayca okutturdu.
"Tütün Zamanı" (1971'de Zeliş adıyla), "Yağmurlar ve Topraklar", "Acı Tütün" romanları bu ürünlerin en başarılıları arasındadır.
Öykü, roman ve oyunlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.
https://www.turkedebiyati.org
Bu sabah bahçede karşıma
Sen hiç korkma serçe kuşu,

Ümit Yaşar Oğuzcan 22 Ağustos 1926 yılında Tarsus'da doğmuştur. Yaşamını, 'doldurması gereken bir çile' olarak gören yazarın çocukluk yılları sakatlıklar ve kazalarla geçmiştir. 3 yaşında ayağını kıran, 4 yaşında mangalaya oturan, 5 yaşında ise taş basamaklı merdivenden yuvarlanan Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 7 yaşında da sandık kapağı kafasına düşmüş, geçirdiği şiddetli kızamık hastalığının ardından başına gelen yüksek ateşten ötürü kekeme olmuştur.
14 yaşında apandis, 19 yaşında böbrek, 30 yaşında ise bademcik ameliyatı geçiren yazarın bu talihsizlikler ve hastalıklardan ötürü büründüğü melankolik ruh hâli hiç yakasını bırakmamıştır.
Liseyi bitirir bitirmez iş hayatına atılan Ümit Yaşar Oğuzcan sırasıyla Osmanlı Bankası'nda, İş Bankası'nda, Yapı Kredi'de, Akbank'ta ve Türkiye İş Bankası Yayınları'nda müşavirlik yapmıştır. Klasik memuriyet hayatını şiirlerine de yansıtmıştır. Mesleğinin 30. yılında ise kendi isteğiyle emekli olmuştur.
4 Kasım 1984 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.
10 yaşındayken ailesinin teşviki ile şiir ile tanışan Ümit Yaşar Oğuzcan, Faruk Nafiz Çamlıbel'in şiirlerini ezbere bilen annesinin etkisiyle profesyonel şiir hayatına da erken yaşlarda atılmıştır. 1940 yılında Yedigün Dergisi'nde yayımlanan şiirinin ardından Varlık ve Hisar gibi dönemin popüler dergilerinde şiirlei yayımlandı.
İlk kitabı "İnsanoğlu"nun ardından, 1975 yılına dek 50 adet kitabı yayımlanır. Bu eserlerinin 33'ü şiir, 13'ü biyografik ve 4'ü düz yazıdır.
https://kidega.com
Ümit Yaşar OĞUZCAN
ANACIĞIM
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Kaç geceler bana ninni söylerdi,
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen,
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl?
Uzun kış geceleri masal masaldı.
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar,
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.

Şair ve çocuk edebiyatı yazarı. 1955, Osmaniye doğumlu. Toprakkale Dağıstan İlkokulu (1967), Osmaniye İmam Hatip Lisesi (1974), Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1978) mezunu. Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak Dörtyol (1979) ve Osmaniye (1979) orta dereceli okullarında görev yaptı.
Şiir ve yazıları 1985 yılından itibaren Türkiye, Zaman, Millî Gazete, Bayrak, Yeni Düşünce, Tercüman, Yeni Hafta gazeteleri ile Bayrak, Çınar, Diyanet, Altınoluk, genel yayın yönetmenliğini yaptığı Güneysu, Kıvılcım, Gülçiçek, Tan (Yugoslavya), Şafak (Yunanistan), Kandil Çocuk, Can Kardeş, Türkiye Çocuk, Azerbaycan’ın Sesi dergilerinde yayımlandı. 1985 yılında Tercüman gazetesinin açtığı şiir yarışmasında mansiyon, 1986 yılında Yeni Aksu dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü, Çevre ve Orman Bakanlığının orman konulu şiir yarışmasında üçüncülük ödülü, MEB tarafından düzenlenen Yunus Emre Şiir Yarışmasında ikincilik ödülü, Hollanda Türk Kültür Merkezi’nin Şiir Yarışmasında birincilik ödülü aldı. Türkiye Yazarlar Birliğince 1995 yılında Çocuk Edebiyatı dalında Yılın Yazarı seçildi. Türkiye Yazarlar Birliği ile Anadolu Vakfı üyesidir.
https://www.biyografya.com/
.
Bestami YAZGAN
ANNE SEN MELEK MİSİN?
Ne zaman 'anne' desem
Derdime derman oldun,
Fırtınalar kopunca
Güvenli liman oldun.
Gözünden ayırmadın
Bulut gibi, nem gibi.
Sevemez kimse beni
Biricik annem gibi.
Hakk'ın kabul ettiği
En güzel dilek misin?
Etrafımda dolaşan
Tatlı bir melek misin?
Bilmem ki senin için
Neler yapayım anne?
Mübarek ellerinden
Her gün öpeyim anne...

Yunus Emre (1238 - 1328), Anadolu'da Türkçe şiirin öncüsü olan tasavvuf ve halk şairi. Yunus Emre, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde büyük-küçük 13. yüzyıl ortalarından 14. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde Sarıköy'de yetişmiş Ankara'nın Nallıhan ilçesindeki Taptuk Emre Dergâhında yaşamıştır.
Türk tasavvuf edebiyatı sahasında kendine has bir tarzın kurucusu olan Yunus Emre, Ahmed Yesevî ile başlayan tekke şiiri geleneğini özgün bir söyleyişle Anadolu'da yeniden ortaya koymuştur.Yalnız halk ve tekke şiirini değil, divan şiirini de etkileyen Yunus Emre, tasavvufla beslenen dizelerinde insanın kendisiyle, nesnelerle, Allah'la olan ilişkilerini işledi, ölüm, doğum, yaşama bağlılık, İlahi adalet, insan sevgisi gibi konuları ele aldı. Çağının düşünüş biçimini ve kültürünü konuşulan dille, yalın, akıcı bir söyleyişle dile getirdi. Yunus Emre'nin şiirleri daha söylenip yazıldığı tarihten itibaren ezberlenip okunmaya başlayarak, 14. yüzyıldan itibaren abdallar ve dervişler vasıtasıyla Osmanlı fetihlerine paralel şekilde bütün Anadolu ve Rumeli coğrafyasına yayıldı. Yunus Emre 20. yüzyılda yeniden dikkat çekti ve yansıttığı insan sevgisi bakımından yeni bir gözle değerlendirildi. 1991 yılı, UNESCO tarafından Yunus Emre'nin doğumun
50. yılı olarak anılmıştır
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yunus_Emre
..
Yunus EMRE
Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.
Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.
Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.
İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus.’
Dili incitme gönül.
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.

( d.26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul ), 1904 yılında İstanbul’da doğdu. Çeşitli okullarda, bu arada Amerikan Koleji'nde okudu. Orta öğrenimini Bahriye Mektebi'nde yaptı(1922). Bu askeri okulda, din derslerini, Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal'den gördü. Ama asıl anlamda onu etkileyen öğetmen İbrahim Aşkî oldu. İbrahim Aşkî verdiği kitaplarla, onun tasavvufla ilk temasını sağladı. Bahriye Mektebi'nin namzet ve harp sınıflarını bitirdi. Darülfünun Felsefe Bölümü'nden mezun oldu (1921-1924). Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile Paris'te gitti (1924-1925). Yurda döndükten sonra Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında memurluk ve müfettişlik gibi görevlerde bulundu (1926-1939). Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ile İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi'nde dersler verdi (1939-1942). Gençlik yıllarında basınla ilişkiye geçti. Memurlukla ilişkisini kesti. Hayatını yazarlık ve dergicilikten kazanmaya başladı. 25 Mayıs 1983 tarihinde Erenköy'deki evinde vefat etti. Naaşı, Eyüp sırtlarındaki kabristana defnedildi.
https://www.kitapyurdu.com/
Necip Fazıl KISAKÜREK
ANNECİĞİM
Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bahtın yeline,
Bir ince tüy gibi sal anneciğim!
Sanma bir gün geçer bu karanlıklar,
Gecenin ardında yine gece var;
Çocuklar hıçkırır, anneler ağlar,
Yaşlı gözlerinle kal anneciğim!
Gözlerinde aksi bir derin hiçin,
Kanadın yayılmış, çırpınmak için;
Bu kış yolculuk var, diyorsa için,
Beni de beraber al anneciğim! ...

Orhan Veli Kanık (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950), Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı.Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı. Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. 'Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak' amacıyla yola çıkan Kanık'ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
https://www.dr.com.tr
Orhan Veli
KANIK
AĞACIM
Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.
Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.

(7 Şubat 1904- 5 Ocak 1975) Şair, Çatalca'nın İnceğiz köyünde doğdu. Balkan Savaşı'nın sonunda İstanbul'a geldi. Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde okudu. Gülşen-i Maarif Rüşdiyesi'nde iken Bolu Sultanîsi'ne, buradan Kastamonu Sultanîsi'ne geçti. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Darulmuallimîn-i Âliyyesi'ne girdi. Buraya bağlı olarak Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi (1928). 14 yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili olarak Meclis'te bulundu. 1959-1961 yılları arasında Kıbrıs'ta öğretmenlik yaptı. 1962'de emekli oldu. Ankara'da öldü.
https://www.kitapyurdu.com.
Arif Nihat ASYA
ANNE
İlk kundağın ben oldum,
Yavrum;
İlk oyuncağın ben oldum.
Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın ben oldum
Dilin dudağın ben oldum.
Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın ben oldum!
ÇOCUK VE AĞAÇ
Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!
Ağaç, çok sevdi çoçuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!
Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!
Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!
Ve çoçuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onun da
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!

(d. 23 Nisan 1952), Türk şair.
Sivas’a bağlı Hafik ilçesinde doğdu. Ankara’da liseyi bitirdi. Ardında devlet memuru olarak Kayseri'de görev aldı. Emekliye ayrıldıktan sonra hayatını Ankara’da sürdürüyor.
Şiirleri 1970’li yıllarda ilk olarak edebiyat dergilerinde görülmeye başlandı. İlk kitabı "Geçti İlkyaz Denemesi" ve ardından yayımladığı "Şimdi Yaz" kitapları Behçet Necatigil izleri taşıyordu. Hâlâ Yazılı Kağıt Yayınları'nın genel yayın yönetmenliğini sürdürmektedir ve 2007 yılından beri Ankara merkezli Sincan İstasyonu adlı dergiyi yayımlamaktadır.
https://tr.wikipedia.org
Abdulkadir
BUDAK
SEVİNÇ
Öpünce annem beni
Gökten yıldızlar yağar
Rüzgâr yıkmaz bir şeyleri
Ellerimi üşütmez kar
Sevince babam beni
İpi kopmaz uçurtmamın
Isınır yüreğim birden
Tadını alırım çocuk olmanın
KAZAK
Sevginin ipliğinden
Bir kazak örmüş annem.
Bu nedenle ben hiç üşümezmişim.
Annemin zamanı olsa,
Örse bütün çocuklara.
Üşümese onlar da…
1933 Diyarbakır Ergani doğumlu Türk şair, yazar ve siyasetçidir. Pek çok eseri ve şiiri bulunmaktadır.
22 Ocak 1933 doğumlu olan Sezai Karakoç Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Çocukluğu Ergani'de geçmiştir.Ortaokula Maraş Ortaokulunda başlayan Sezai Karakoç burada parasız ve yatılı okumuştur. Gaziantep Lisesinden 1950 yılında mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine başladı. 1955 yılında Siyasal bilgiler fakültesinin mali şubesinden mezun oldu. Daha sonra Maliye Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladı. Ardından müfettiş yardımcısı olarak görevine başladı.
Görevi icabı ile de pek çok kez Anadolu'yu gezdi ve yöre halkını yakından tanıdı. İstanbul'da Diriliş dergisini kurdu. Ardından Diriliş Partisini kurdu. 1990 yılında kurulan Diriliş Partisinin ömrü 7 yıl olmuştur.
https://www.hurriyet.com.tr

Sezai KARAKOÇ
ANNELER VE ÇOCUKLARI
Anne ölünce çocuk
Bahçenin en yalnız köşesinde
Elinde bir siyah çubuk
Ağzında küçük bir leke
Çocuk öldü mü güneş
Simsiyah görünür gözüne
Elinde bir ip nereye
Bilmez bağlayacağını anne
Kaçar herkesten
Durmaz bir yerde
Anne ölünce çocuk
Çocuk ölünce anne
4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır'da doğdu. İlkokulu Diyarbakır'da tamamladı. İstanbul'a Saint Joseph Lisesi'nin orta kısmını bitirdi ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'nde ve Yüksek Ticaret Okulu'nda okudu. Öğrenimini tamamlamak için Paris'te gitti. Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2. Paylaşım Savaşı sırasında yurda döndü. Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı'nda çevirmen olarak çalıştı. 1954 yılında felç geçirdi. 1956 tarihinde tedavi için gittiği Viyana (Avusturya)'da öldü.
Fransız şairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine'den etkilenmiştir. Şiirlerinde 'Sanat için sanat' ilkesine bağlı kaldı. Vezin ve kafiyeden kopmadı, açık ve sade bir üslubu vardır. Hece ölçüsünün olanaklarını genişletti. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. İçtenlik, yalınlık ve akıcı bir söyleyişin egemen olduğu; aşk, doğa sevgisi, geçmiş, ölüm, özlem, yalnızlık, yaşama sevinci gibi izleklerin işlendiği şiirlerinde şairanelikten ve şiirsellikten vazgeçmedi.
http://www.siirakademisi.com

Cahit Sıtkı
TARANCI
Memleket isterim
Memleket isterim
Memleket isterim

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!