KATKI SAĞLAYANLAR
Özkan KAHVECİ ve Ekibi Kastamonu BİLSEM
Fatma CAN ÇELEBİ ve Ekibi Sakarya İlk./Sakarya
Esma ŞİMŞEK ve Ekibi İsmet İnönü İlk.-Adapazarı/Sakarya
Fatma AKKAYA ve Ekibi Mehmet Nuri İlk.-Adapazarı/Sakarya
Rukiye GÜL ve Ekibi Borusan İlkokulu-Gemlik/Bursa
Ahmet BAĞDEMİR ve Ekibi İskenderpaşa İlk.-Fatih/İstanbul
Eylem ÖZLEM GÖKTAY ve Ekibi Sarıyer Kazım Karabekir İlk./İst.
Gizem YILDIZ ve Ekibi Fevzi Danış İlk.-Esenyurt/İstanbul
Gülhan ÖZASLAN ve Ekibi Oğuzhan İlk.-Narlıdere/İzmir

TEPEGŐZ
Bir gün Oğuz otururken üstüne düşmanı geldi. Gece içinde ürktü, göçtü. Kaçıp giderken Aruz Koca’nın oğlancığı düşmüş, bir aslan bulup götürmüş.
Oğuz yine günlerden sonra gelip yurduna kondu.
Oğuz Han’ın çobanı gelip haber getirdi:
-Hànım, ormandan bir aslan çıkar, at vurur, apul apul yürüyüşü adam gibi, at basıp kan sömürür.
Aruz Koca:
Hånım, ürktüğümüz zaman düşen benim oğlancığımdır, belki, dedi.
Beyler bindiler, aslan yatağı üzerine geldiler. Aslanı kaldırıp oğlanı tuttular. Aruz, oğlanı alıp evine götürdü. Sevindiler, eğlendiler; yeme, içme oldu. Ama oğlanı ne ettilerse durmadı, yine aslan yatağına gitti.
Yine tutup getirdiler, Dedem Korkut geldi:
-Oğlanım, sen insansın, hayvanlarla düşüp kalkma.
Oğuz bir gün yaylaya göçtü. Aruzun bir çobanı vardı. Adına Konur Koca San Çoban derlerdi. Oğuzun önünce bundan önce kimse göçmezdi. Uzunpınar demekle ünlü bir pınar vardı. O pınara periler komuşlardı. Birden koyun ürktü. Çoban kızdı, ileriye baktı ki periler kanat kanada bağlamışlar, uçarlar. Çoban kepeneğini üzerlerine attı, peri kızının birini tuttu. Tamah edip onunla çiftleşti. Koyun ürkmeğe başladı. Çoban koyunun üzerine seğirtti. Peri kıza kanat vurup uçtu.
-Çoban, yıl tamam olunca bende emanetin var, gel al, dedi. Oğuzun başına ölüm getirdin, dedi. Çobanın içine korku düştü ise de kızın derdinden benzi sarardı. Zamanla Oğuz gene yaylaya göçtü. Çoban gine bu pınara geldi. Gine koyun ürktü. Çoban ileri yürüdü, gördü ki bir yığınak yatıyor, yaldır yaldır yaldırtyor. Peri kızı geldi:
-Çoban emanetini al. Ama Oğuzun başına ölüm getirdin, dedi.
Çoban bu yığınağı görünce ibret aldı, geri döndü., sapan ta.jma tuttu. Vurdukça büyüdü. Çoban yığınağı bırakti, kaçtı. Koyun ardına düştü.
Meğer o sırada Bayındır Han, beyleriyle atlanıp gezmeğe çıkmışlardı. Bu pınarın üzerine geldiler. Gördüler ki Bir ibret nesne yatıyor, başı, sonu belli değil. Çevrelendiler, bir yiğit indi, bunu tepti. Teptikçe büyüdü, birkaç yiğit daha indiler, teptiler. Teptikçe büyüdü. Aruz Koca da indi, tepti. Mahmuzu dokundu. Bu yığınak yarıldı, içinden bir oğlan çıktı. Gövdesi adam, tepesinde bir gözü var.
Aruz aldı, bu oğlanı eteğine sardı.
-Hânım, bunu bana verin, oğlum Başatla besleyeyim. dedi.
Bayındır Han:
-Senin olsun, dedi.
Aruz Tepegözü aldı, evine götürdü. Bir dadı geldi, memesini ağzına verdi. Bir sordu, olanca sütünü aldı; iki sordu, kanını aldı; üç sordu, canını aldı. Birkaç dadı getirdiler, öldürdü.
Gördüler olmaz, sütle besleyelim, dediler, günde bir kazan süt yetmezdi.
Beslediler, büyüdü, gezer oldu. Oğlancıklarla oynar oldu. Oğlancıkların kiminin burnunu, kiminin kulağını yemeğe başladı. Sözün kısası, orda bunun yüzünden pek incindiler, başa çıkamadılar. Aruza yakınıp ağlaştılar. Aruz Tepegözü döğdü, söğdü, yasak eyledi. Tepegöz akıllanmadı. Sonunda onu koğdu.
Tepegözün peri anası gelip oğlunun parmağına bir yüzük geçirdi. Oğul, sana ok batmasın, tenini kılıç kesmesin, dedi.
Tepegöz, Oğuz içinden çıktı, bir yüce dağa vardı, yol kesti, adam aldı, büyük harami oldu. Üzerine birkaç adan gönderdiler. Ok attılar, batmadı; hep kılıç vurdular, kesmedi; süngü hatırdılar, ilmedi. Çoban çoluk kalmadı, hep yedi. Oğuzlardan da adam yemeğe başladı.
Oğuzlar toplanıp üzerine vardı.
Tepegöz görüp kızdı. Bir ağacı yerinden kopardı, atıp elli, altmış adam öldürdü. Alplar başı Kazan’a vurdu, dünya başına dar oldu. Kazan’ın kardeşi Karagüne Tepegözün elinde halsiz düştü. Düzen oğlu Alp Rüstem şehit oldu.
Usun Kocaoğlu gibi pehlevan elinde şehit oldu. İki kardeşi Tepegözün elinde can verdi. Demir donlu Mamak onun elinde öldü. Bıyığı kanlı Bükdüz Emen elinde zebun düştü. Aksakallı Aruz Kocaya kan kusturdu. Öğlu Kıyan Selçuk’un ödü yarıldı.
Oğuzlar Tepegözle başa çıkamadı. Ürktü, kaçtı. Tepegöz, çevirip önlerini aldı. Oğuzları salıvermedi, yine yerlerine kondurdu.
Kısacası Oğuzlar yedi kez ürktü, Tepegöz önlerini alıp yedi kez yerlerine götürdü. Oğuzlar, Tepegözün elinde tüm güçsüz düştü. Vardılar, Dede Korkut’u çağırdılar; onunla danıştılar, gelin kesim keselim dediler.
Dedem Korkut’u Tepegöze gönderdiler. Geldi selâm verdi:
-Oğul Tepegöz, Oğuzlar elinde halsiz düştü, bunaldı. Ayağının toprağına beni yolladılar, sana kesim verelim, dediler, dedi.
Tepegöz:
-Günde altmış adam verin yemeğe, dedi.
Dede Korkut:
Böyle olursa sen adam komaz, tüketirsin, dedi. Ama günde iki adamla beş yüz koyun verelim, dedi.
Dede Korkut böyle deyince Tepegöz:
-Hoş, öyle olsun! Bir de bana iki adam verin, yemeğimi benim pişirsin, ben yiyeyim, dedi.
Dede Korkut döndü, Oğuzlara geldi:
Aldırmadı, dinlemedi, kulağına koymadı.
Haraçta anlaşmak; iki taraf belli bir konuda, haraç konusunda anlaşmak.
Yünlü Koca ile Yapağılu Kocayı Tepegöze verin, aşını pişirsin, dedi. Hem de günde iki adamla beş yüz koyun istedi, dedi.
Bunlar da razı oldu. Dört oğlu olan birini verdi, üçü kaldı; üç oğlu olan birini verip ikisi kaldı; iki oğlu olan birini verdi, biri kaldı.
Kapakkan derlerdi, bir kişi vardı. İki oğlu vardı, bir oğlunu verip biri kalmıştı, Yine sıra dolanıp ona gelmişi. Anası feryat edip ağladı, sıkladı.
Meğer hânım, Aruzoğlu Başat savaşa gitmişti, o sırada geldi.
Karıcık:
Başat altınlı günlüğünü dikip otururken gördüler ?ki bir hatun kişi gelir. Geldi, içeri, Başata girdi, selâm verdi, ağladı:

Kapakkan derlerdi, bir kişi vardı. İki oğlu vardı, bir oğlunu verip biri kalmıştı, Yine sıra dolanıp ona gelmişi. Anası feryat edip ağladı, sıkladı.
Meğer hânım, Aruzoğlu Başat savaşa gitmişti, o sırada geldi.
Karıcık:
Başat altınlı günlüğünü dikip otururken gördüler ?ki bir hatun kişi gelir. Geldi, içeri, Başata girdi, selâm verdi, ağladı:
Avucuna sığmayan Elüklüoğlu, Koca teke boyuzundan katı yaylı! İç Oğuzda, Dış Oğuzda adı belli! Aruzoğlu, hânım Başat, bana medet! dedi.
Başat:
Karıcık:
Yalancı dünyada bir er koptu. Yaylımında Oğuz ilini kondurmadı. Kara polat öz kılıçlar kesenler kılını kestiremedi. Kargı cıda oynadanlar ildiremedi. Kayın oku atanlar saplayamadı. Alplar başı Kazan’a bir vuruş vur da; kardesi Karagüne elinde halsiz düştü; bıyığı kanlı Bükdüz Emen elinde güçsüz kaldı; aksakallı baban Aruz’a kan kusturdu; meydan yüzünde kardasın Kıyan Selçük’ün ödü patladı, can verdi.
Başat’ın karanlık gözleri yaşla doldu. Kardeşi için söylemiş görelim ne söylemiş:
Yerde dikilmiş olan oraklarını,
O zalim yıktırdı ola, kardeş!
Yüğrük olan atlarını tavlasından,
O zalim seçtirdi ola, kardeş!
Biserek biserek develerini,
O zalim ayırdı ola, kardeş!
Şöleninde koyduğun koyununu,
O zalim kırdı ola, kardeş!
Gövencimle getirdiğim gelinciğim,
O zalim senden ayırdı ola, kardeş!
Aksakallı babamı,
Oğul diye ağlattın ola, kardeş!
Akça yüzlü anamı,
Oçul deve sızlattın ola, kardeş!
Sol kıyı, kenar, kıraç, bayır, dağ sırtı.

Karşı yatan karadağım yükseği kardeş! Akındılı görklü suyumun taşkını kardeş! Güçlü belim kuvveti, Karanlık gözlerimin aydını kardeş! Kardeşımdan ayrıldım! Diye çok ağladı, döğündü. 0 hatun kişiye bir tutsak verdi, var, oğlunu kurtar, dedi.
Hatun aldı, geldi, oğlu yerine verdi. Hem, oğlun geldi diye Aruz’a muştuladı.
Aruz sevindi. Soyłu Oğuz beyleriyle Başata karşı çıktı. Başat babasının elini öptü, ağlaştılar, buzlaştılar.
Anasının evine geldi. Anası karşı çıktı, oğlancığım kucakladı. Başat anasının elini öptü, görüştüler, buzlaştılar. Oğuz beyleri toplandı, yemeler, içmeler oldu.







Başat’ın karanlık gözleri yaşla doldu. Kardeşi için söylemiş görelim ne söylemiş:
Yerde dikilmiş olan oraklarını,
O zalim yıktırdı ola, kardeş!
Yüğrük olan atlarını tavlasından,
O zalim seçtirdi ola, kardeş!
Biserek biserek develerini,
O zalim ayırdı ola, kardeş!
Şöleninde koyduğun koyununu,
O zalim kırdı ola, kardeş!
Gövencimle getirdiğim gelinciğim,
O zalim senden ayırdı ola, kardeş!
Aksakallı babamı,
Oğul diye ağlattın ola, kardeş!
Akça yüzlü anamı,
Oçul deve sızlattın ola, kardeş!
Sol kıyı, kenar, kıraç, bayır, dağ sırtı.
Başat:
Kazan Bey burada söylemiş, görelim ne söylemiş:
Kara evren koptu Tepegöz, Arş yüzünde çevirdim, alamadım, Başat! Kara kaplan koptu Tepegöz, Kara kara dağlarda çevirdim, alamadım, Başat! Kağan aslan koptu Tepegöz, Sık ormanlarda çevirdim, alamadım, Başat! Bre, nen Kazanca olmayasın, Başat! Aksakallı babanı ağlatma! Ak pürçekli ananı buzlatma! Dedi.
Başat:
-İlle de giderim, dedi.
Kazan:
-Sen bilirsin, dedi.
Babası ağladı:
-Oğul, ocağımı issiz koma! Kerem eyle varma, dedi.
Başat:
-Yok, aksakallı canım baba, varınm,dedi. Eslemedi. Kılıcını hamayıl kuşandı, yayını omuzuna attı. Eteklerini kıvirdı, babasının elini öptü, helalleşti, hoşça kalın, dedi.
Tepegözün olduğu Salahane Kayasına geldi. Gördü Tepegöz, güne karşı arkasını vermiş, yalnız. Çekti, belinden bir ok çıkardı. Tepegözün bağrına bir ok vurdu, ok geçmedi, paralandı. Bir daha attı, o da paramparça oldu.
Tepegöz, kocalara:
Bu yerin sineği bizi bezdirdi, dedi.

Başat bir daha attı, o da paralandı, bir parçası Tepegözün önüne düştü. Ok kuburundan, tirkeşinden, sadakmdan, ok kabından, ok torbasından. Tepegöz sıçradı, baktı, Başatı gördü. Elini eline vurdu, kıs kıs güldü. Kocalara:
Oğuzdan yine bize bir turfanda kuzu geldi, dedi.
Başatı önüne kattı, tuttu, boğazından sallandırdı, yatağına girdi, çizmesinin koncuna soktu.
-Bre kocalar, ikindi vakti bunu bana çeviresiniz, yiyeyim, dedi, yine uyudu.
Başatın hançeri vardı, çizmesini yardı, çıktı.
Bre kocalar, bunun ölümü nedendir? dedi.
- Bilmeyiz ama gözünden başka yerde et yoktur, dediler.

Başat:
-Yok, aksakallı canım baba, varınm,dedi. Eslemedi. Kılıcını hamayıl kuşandı, yayını omuzuna attı. Eteklerini kıvirdı, babasının elini öptü, helalleşti, hoşça kalın, dedi.
Tepegözün olduğu Salahane Kayasına geldi. Gördü Tepegöz, güne karşı arkasını vermiş, yalnız. Çekti, belinden bir ok çıkardı. Tepegözün bağrına bir ok vurdu, ok geçmedi, paralandı. Bir daha attı, o da paramparça oldu.
Tepegöz, kocalara:
Bu yerin sineği bizi bezdirdi, dedi.

Başat Tepegözün baş ucuna geldi. Göz kapaklarını kaldırdı, baktı, gördü ki gözü ettir.
-Bre kocalar, şişi ocağa sokun, kızsın, dedi.
Şişi ocağa soktular, kızdı. Başat eline aldı, adı görklü Muhammed’e salavat getirdi. Şişi Tepegözün gözüne öyle Bastı ki Tepegözün gözü çıktı. Tepegöz öyle bir nâra attı, öyle haykırdı ki dağ, taş yankılandı. Rasat sıçradı, kendini kuyunun içine, mağaraya attı.
Tepegöz bildi ki Başat mağaradadır, mağaranın kapısını tutup bir ayağını kapının bir yanına, birini de bir yanına koydu:
-Bre koyun başları erkeç, bir bir gel geç, dedi. Koyunlar bir bir gelip geçti, Her birinin başlarını sığadı.
-Toklucuklar, devletim sakar koç, gel, geç, dedi.

Bir koç yerinden kalktı, gerinip sürdü. Hemen Başat, koçu basıp boğazladı, derisini yüzdü. Kuyruğuyla başını deriden ayırmadı, içine girdi. Başat Tepegözün önüne geldi.
Tepegöz bildi ki Başat deri içindedir:
-Ay sakar koç, benim nereden öleceğimi bildin? Şöyle çalayım seni mağara duvarına ki kuyruğun mağarayı yağlasın, dedi.
Başat, koçun başını Tepegözün eline sundu. Tepegöz boynuzundan sıkıca tuttu, kaldırınca boynuz deriyle elinde kaldı. Başat, Tepegözün budu arasından sıçrayıp çıktı.
Tepegöz boynuzu götürüp yere çaldı:
Başat:
Tanrım kurtardı, dedi.
Tepegöz:
-Bre oğlan, al şu parmağımdaki yüzüğü parmağına tak, sana ok ve kılıç işlemesin, dedi.
Başat aldı, yüzüğü parmağına geçirdi. Tepegöz:
-Oğlan, yüzüğü alıp takındın mı? Dedi.
Başat:
Tepegöz Başatın üzerine kondu, hançerle çaldı, kesti.Başat sıçradı, geniş yerde durdu. Gördü ki yüzük Tepegözün ayağı altında yatıyor. Uzadı, uzandı.
Tepegöz:
-Kurtuldun mu? Dedi.
Başat:
-Tanrım kurtardı, dedi.

Teregöz:
-Oğlan, şu kümbedi gördün mü? Dedi.
Başat:
-Gördüm, dedi.
Tepegöz:
-Benim hazinem var, o kocalar almasınlar, var mü hürle, dedi.
Başat, kümbedin içine girdi. Gördü ki altın, akça yığılmış, bakarken kendisini unuttu. Tepegöz kümbedin kapısını tuttu:
-Kümbede girdin mi? dedi.
Başat:
-Girdim, dedi.
Tepegöz:
Şöyle çalayım kî kümbetle darmadağın olasın, dedi.
Başatın diline bu geldi, lâilâhe illallah, Muhammedün Resulüllah, dedi. Hemencecik kümbet yarıldı, yedi yerden kapı açıldı, birinden dışarı çıktı.

Тереgӧz:
Başat:
-Tanrım kurtardı, dedi.
Tepegöz:
-Sana ölüm yoğumuş. Şu mağarayı gördün mü? Dedi.
Başat:
-Gördüm, dedi.
Tepegöz:
-Orada iki kılıç var, biri kınlı, biri kınsız. O kınsız keser benim başımı, git getir, benim başımı kes, dedi.
Başat mağara kapısına vardı, gördü ki bir kınsız kılıç durmaz, iner, çıkar.

Başat:
-Ben buna öyle birden yapışmayayım, deyip kendi kılıcını çıkarı, tuttu. Kılıç onun kılıcını ikiye böldü. Vardı, bir ağaç getirdi. Kılıca tuttu, onu da iki bölük eyledi. Bunun üzerine yayını aldı, okla o kılıcın asıldığı zinciri vurdu, kılıç yere düştü, gömüldü. Kendi kılıcını kınına soktu. Balçağından o kılıcı berk tuttu, geldi:
-Bre Tepegöz, nicesin? Dedi.
Тереgӧz:
-Bre oğlan, daha ölmedin mi? Dedi.
Başat:
-Tanrım kurtardı, dedi.
Tepegöz:
-Sana ölüm yoğumuş, dedi. Çağırıp Tepegöz söylemiş, görelim ne söylemiş:
Başat Tepegöze söylemiş görelim ne söylemiş:
Kalkıp meydana çıktığımda yerim Gün gibidir!
Karanlık gece içinde yol sapıtsam umudum Allah!
Yüce sancak taşıyan alpımız Salur oğlu Kazan!
Atamın adını sorarsan kaba ağaç!
Anamın adını dersen kağan aslan!
Benim adımı sorarsan Aruzoğlu Başattır, dedi.
Tepegöz:
Başat:
-Bre, aksakallı babamı ağlatmışsın, Karıcık ak pürçekli anamı buzlatmışsın, Kardeşım Kıyan’ı öldürmüşsün, Akça yüzlü yengemi öksüz komuşsun, Kor muyum seni? Kara polat öz kılıcımı çekip sıyırmayınca, Kafalı, börklü başını kesmeyince, Alca kanını yeryüzüne dökmeyince, Kardeşıma Kıyan’nın kanını almayınca. Komam! dedi.
Tepegöz burada söylemiş görelim hânım, ne söylemiş:
Kalkıp yerimden dogrulayım, deridim,
Soylu Oğuz beylerine sözümden döneyim, deridim
Yeniden doğanını kırayım, deridim,
Soylu Oğuz beyleri toplanıp üzerime gelsin, deridim.,
Kaçıp Salahane Kayasına gireyim, deridim,
Ağır mancınık atayım, deridim,
İnip taş başıma düşüp öleyim, deridim,
Ala gözden ayırdın, yiğit, beni!
Tatlı candan ayırsın Tanrı seni! dedi.
Tepegöz bir daha söylemiş:

Aksakallı kocalan çok ağlatmışım,
Aksakalının ilenci tutmuş olacak, gözüm seni!
Ak pürçekli karıcık kadıncağızları çok ağlatmışım,
Gözlerinin yaşı tutmuş olacak, gözüm seni!
Bıyığı kararmış yiğitcikleri çok yimişim,
Yiğitlikleri tutmuş olacak gözüm seni!
Elciğezi kınalı kızcağızları çok yimişim,
İlençleri tutmuş olacak gözüm seni!
Öyle ki ben çekerim göz bununu,
Hiçbir yiğide vermesin Tanrı göz burnunu!
Gözüm, gözüm, ay gözüm, tek gözüm! dedi.

Başat, kızıp yerinden doğruldu, ayağa kalktı.
Buğra gibi Tepegözü dizi üzerine çökerdi.
Tepegözün kendi kılıcıyla boynunu vurdu, deldi, yay kirişine taktı.
Sürüye sürüye mağara kapısına geldi.
Yünlü Koca ile Yapağılu Kocayı Oğuzlara muştucu gönderdi.
Ak boz atlara binip yürüyüştüler.
Kalabalık Oğuz ellerine haber geldi.
At ağızlı Aruz Koca’nın evine atlı ulak geldi, atasına Başat’ın sevinç verdi.
Muştuluk! Oğlun Tepegözü tepeledi, dedi.

Kalabalık Oğuz beyleri sürdüler, Salahane Kayasına geldiler. Tepegözün başını ortaya getirdiler.
Dedem Korkut gelip şadlık çaldı, gazi erenlerin başına ne geldiğini söyleyiverdi. Hem Başata alkış verdi:
Karadağa vardığında aşıt versin! Kanlı kanlı sulardan geçit versin! Dedi. Erlikle kardeşinin kanını aldın! Kalabalık Oğuz beylerini bundan kurtardın! Kaadir Allah yüzünü ak etsin. Başat, dedi.
Yom vereyim hânım: Ölüm vakti geldiğinde art imandan ayırmasın! Günahınızı adı görklü Muhammed Mustafa’ya bağışlasın!

Kaynakça:Dede Korkut, İlköğretim İçin MEB Tavsiyeli 100 Temel Eser, Turna Yayınları.2005

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!