
ÖMER VE YEŞİL GEZEGENİ





Merhaba ben Ömer; yeşil gezegen hikayemi dinlemeye hazır mısınız?





Ömer çok akıllı, başarılı, sosyal, aynı zamanda da okumayı çok ama çok seven 10 yaşında sevimli bir çocuktu. Kitaplarla arasında güçlü bir bağ vardı. Bu bağ okuma yazmayı öğrendiği ilk yıllara dayanıyordu. İlk kitabını ona Sevim öğretmeni hediye etmişti. Ve o günden sonra kitap okumayı sürdürdü. Çünkü kitaplar ona hiç hayal etmeyeceği büyülü bir kapı aralıyor, diyardan diyara yolculuk yapmasını sağlıyordu. Kitaplar sayesinde bazen bir prens oluyor prensesi kurtarıyor bazense bir seyyah olup tüm Dünya'yı dolaşıyordu.
Emine Tiryaki-Küllüce Köyü Ortaokulu/BİTLİS
Ömer en çok bahçelerindeki yaşlı çınar ağacının gölgesinde kitap okumayı seviyordu. Günlerden bir gün yine kitabını alıp çınar ağacının altına oturdu. Ve kitabını okumaya başladı. Bir anda okuduğu bir cümle onun hayretler içerisinde kalmasına sebep oldu. Okuduğu kitapta; kitapların ağaçtan yapıldığı yazıyordu. Ve bir anda gözünü gölgesinde oturduğu çınar ağacına dikip üzüntülü bir ses tonuyla ona şunları söyledi:
- Sen ve arkadaşların kitap olmak için kendinizi feda mı ediyorsunuz? dedi.
Bu durum için bir çözüm bulmaya karar verdi. Hem daha fazla kitap okumak istiyordu hem de yeryüzündeki ağaç sayısını arttırmak. Ve buldu o günden sonra okuduğu her kitap için evinin bahçesine bir fidan dikmeye karar verdi.
Emine Tiryaki-Küllüce Köyü Ortaokulu/BİTLİS








Ömer ağaçların sayılarının artmasını sağlayacağı için çok mutlu oldu. Ancak ufak bir sorun vardı; ağaçları toprağa nasıl dikmeliydi? Galiba kimden fikir alması gerektiğini biliyordu. Kitabını eline alıp kalktı ve doğruca dedesinin yanına gitti. Dedesi yetmiş yaşlarında, saçları ve sakalları beyazlamış, elma yanakları kırmızı kırmızı dünya tatlısı bir ihtiyardı. Doğayı çok sever, bitkileri ve hayvanları çok iyi tanırdı. Köyde doğmuş ve büyümüş, yıllarca toprakla haşır neşir olmuştu. Öyle ya kafasındaki fikri gerçekleştirmek için dedesinden daha iyi kimi bulabilirdi ki?..
Nazire Nalan Gök-Bakü Türk Anadolu Lisesi/AZERBAYCAN
























Ömer dedesini evlerinin küçük bahçesinde buldu ve yaklaştı:
-Dedeciğim, ne yapıyorsun?
Dedesi belini doğrultup gülümsedi. Çok severdi torununu, “Aslanım” derdi ona. Yine öyle oldu:
-Oooo.. Aslanım hoş geldin. Gel, bak ne yapıyorum.
Ömer daha da yaklaştı dedesine. Elinde bir el bıçkısı, kovada biraz çamur, bir kaç tane de küçük dal parçası vardı. Dedesi meyve vermeyen elma ağacının bazı dallarını kesmiş, yarmış ve arasına o küçük dal parçalarını yerleştiriyordu. Çok meraklandı:
-Dedeciğim bu dalları neden kestin? Bu küçük dalları neden bu kestiğin yerlere koydun? Ömer soruları art arda sıralarken dedesi kovanın içindeki çamurdan biraz alıp avucuyla dalın etrafına hava almayacak şekilde sıvadı ve bir bez parçasıyla itina ile sardı.
Nazire Nalan Gök-Bakü Türk Anadolu Lisesi/AZERBAYCAN

Dedesi yumuşak sesiyle anlatmaya koyuldu:
- Bak Ömer, bu ağaç yıllardır meyve vermiyordu. Ben de onun dallarına başka meyve ağaçlarından yeni sürgünler aşılayarak meyve vermesini sağlamaya çalışıyorum.
Ömer, tam sırası diye düşündü:
- Peki dedeciğim, ben yeni ağaçlar yetiştirmek istersem bunu nasıl yapmalıyım?
- Yeni ağaçlar mı? dedi dedesi. Eğer sen yepyeni bir ağaç yetiştirmek istiyorsan bunun iki yolu var. Birincisi yetiştirmek istediğin ağacın tohumunu ya da çekirdeğini uygun şekilde toprağa gömmektir. İkincisi ise o ağacın küçük bir dalını kesip o dalı uygun şekilde toprağa dikmektir. Mesela kavak, söğüt gibi ağaçları bu yöntemle yetiştirebiliriz. Peki, sen hangi ağacı yetiştirmek istersin?
Ömer bir süre düşündü. Sonra sınıfta öğretmeninin anlattığı “ Kiraz Ağaçları” öyküsünü hatırladı. Üstelik kiraz meyvelerini de çok severdi.
-Kiraz ağacı yetiştirebilir miyim, dedeciğim?
-Elbette Aslanım. Bizim bahçemizde kiraz ağacı çok güzel olur. Üstelik kiraz dikmek için en uygun zaman Mart ayı olduğuna göre tam da zamanı. İstersen yarın seninle Fidancı Mehmet Amca’nın yanına uğrayalım ve bir kiraz fidanı alalım.







- Tamam dede, çok güzel olur. Ama benim bir fikrim var. Ben çevremizin ağaçlar bakımından çok fakir olduğunu düşünüyorum ve okuduğum her kitap için bir ağaç fidanı dikmeye karar verdim. Sen ne dersin dede? Yapabilir miyim?
-Aferin Aslanım, çok iyi düşünmüşsün Ömer. Böylece kitaplığında okuduğun kitapların sayısı arttıkça diktiğin ağaçların da sayıları artmış olacak. Hadi bakalım şimdi işimizi bitirdiğimize göre içeri girelim bu işleri nasıl yapacağımızı planlayalım.





Ömer büyük bir heyecanla Fidancı Mehmet Amca'nın yanında soluğu aldı ve ona dedesiyle olan konuşmalarından bahsetti. Mehmet Amca Ömer in küçük yaşta bu kadar bilinçli olmasına kayıtsız kalmayıp bu güzel fikrinde elinden geleni yapacağını Ömer' e söyledi. Ömer yetiştireceği kiraz ağaçlarından arkadaşlarıyla birlikte toplayacağı kiraz meyvelerini düşünmekten kendini alıkoyamadı.
Kübra YAKUT/Bitlis Güroymak Şehit Er Mahfuz Urut İlkokulu








Öyle ki kirazdan kulaklarına küpe yapışını hayal ederken Mehmet Amca bir an Ömer in yüzünde beliren tatlı gülümsemeye şahit oldu. Sonra Ömer in aklında şimşekler çaktı ve heyecanla Mehmet Amca ya:
Bu fikir karşısında Mehmet Amca gerekirse Pazar esnafıyla konuşup onların da desteğini alarak daha büyük kitlelere ulaşabileceklerini Ömer’e anlattı.
Ömer in içi içine sığmadı ve bu fikri bir an önce arkadaşlarıyla paylaşmak istedi.
Kübra YAKUT/Bitlis Güroymak Şehit Er Mahfuz Urut İlkokulu







Sabah kalkar kalkmaz ilk işinin okulda öğretmeni ve arkadaşlarına bu fikri anlatmak olduğunu anlamıştı. Kahvaltısını yaptı, okul kıyafetlerini giydi ve okula gitti. Heyecandan yerinde duramıyordu. Öğretmeninin gelmesini bekliyordu. Öğretmeni nihayet gelmişti. Ömer hemen parmak kaldırdı. Öğretmeninden söz aldı ve fikrini anlatmaya başladı.
Fatma TORUN Şehit Er Mahfuz Urut İlkokulu
- Öğretmenim geçen gün okuduğum kitapta kitapların ağaçlardan yapıldığı yazıyordu. Düşündüm ki ağaçlar bizim için kendilerini feda edip kitap oluyorlar, biz de okuduğumuz her kitap için fidan dikebiliriz. Hem çevremiz daha yeşil ve güzel olur hem de gezegenimiz için faydalı olmuş oluruz. Öğretmeni:
- Bu harika bir fikir Ömer! dedi.
Ömer konuşmasına devam etti.
- Öğretmenim dün Mehmet amcadan dikmek için fidan aldım. Hafta sonu dikeceğim. Okuduğum kitaplar gibi fidanlar da çoğalacak, yeşerecek ve meyve verecek...
Merve Asal - Yemişveren Köyü Ortaokulu / Bitlis
- Ömer bunları anlattıkça tüm sınıf merakla dinliyordu. Her birinin hayal dünyasında birbirinden güzel fidanlar, yemyeşil ağaçlar canlanıyordu.
Derken teneffüs zili çaldı. Öğretmeni Ömer'in fikrini o kadar çok beğendi ki bunu öğretmenler odasında diğer meslektaşlarıyla da paylaştı. Bu fikir onların da çok hoşuna gitmişti. Hem kitap okuyacaklar hem de yemyeşil bir dünya onlara kucak açacaktı. Daha ne isterlerdi ki...
Hemen bu projeyi hayata geçirmek için çalışmalara başladılar.
Merve Asal - Yemişveren Köyü Ortaokulu / Bitlis


Böyle projelere en büyük desteği okul en genç öğretmeni olan Nehir
öğretmen veriyordu. Bu proje Nehir öğretmenin ilgisini çekmişti. Çünkü Nehir öğretmen güzel kirazları ile bilinen Tekirdağ ilinin bir köyünde doğup büyümüştü. Çocukluğu kiraz bahçelerinin arasında küçük bir köyde geçmişti.
Nehir öğretmen Ömer'in yanına giderek:
-Gel bakalım Ömer, öğretmenin anlattı ama ben senden de dinlemek istiyorum. Proje hakkında beni de bilgilendirir misin?
Ömer anlattı, anlattı, anlattı...Nehir öğretmen, Ömer'in elinin üzerinde kocaman yara izine bakıyor, gözleri buğulanmış Ömer'i dinliyordu. Ömer nefes nefese anlattıktan sonra Nehir Öğretmen:
Erkan Eroğlu-Bakü Türk Anadolu Lisesi/AZERBAYCAN
-Ağaç dikme fikrin güzel ama kiraz ağacı dikme fikrin bundan da güzel. Gözlerini kapatıp hayal hayal etsene, etrafımızda yüzlerce kiraz ağacı, dallarda kıpkırmızı nefis kirazlar, kiraz ağaçlarının gölgesinde kitap okuyan çocuklar...
Ömer sevinç ile birlikte şaşkınlık yaşıyordu. O öğretmenine bu fikri anlatırken minicik bir fikir olan fidanlar, ve tüm arkadaşlarının gönüllerinde yeşermeye başlamıştı bile.
O hafta sonu Ömer'in öğretmeni ve Nehir öğretmen kiraz ağacı almak için fidancı Mehmet amcaya gitmişler ve okul bahçesi için fidan almışlardı. Okula gittiklerinde fidanın dikilirken dikkat edilmesi gerekenlerin anlatıldığı bir belgeseli öğrencilere izlettikten sonra ve Ömer'in yeşil gezegeninin ilk fidanını toprakla buluşturmuşlardı.
Erkan Eroğlu-Bakü Türk Anadolu Lisesi/AZERBAYCAN



Ömer'in artık bahçede bir ağacı, elinde bir kitabı ve onu destekleyen bir sürü arkadaşı vardı. Bu fikir bir anda kimsenin inanamayacağı bir hızla yayıldı. Ağacı gören her çocuk hemen kitap okuyup kendine ait bir ağacı olsun istiyordu. Çocuklar arasında tatlı bir rekabet oluşmuştu. Çocukluk bu ya işte benim ağacım senden daha çok, benimki daha çabuk büyüyor... Derken kısa sürede okulun bahçesi ağaçlarla dolmuştu. Çocuklar bir yandan kitaplarını okurken diğer yandan da diktikleri ağaçları büyütüyorlardı. Nehir Öğretmen bütün bu olanları izlerken ne kadar güzel bir işe imza attıklarını
Yasemin Bedir / Mareşal Fevzi Çakmak İlkokulu





- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!