Emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyoruz.

Yazarlarımız
12.03.2121
KOCAELİ
Sevgili Zeynep,
Ben Tuğçe. Tabii şimdi sen "Kim bu?" diye düşünüyorsundur. Elektronik mektubuma kendimi tanıtarak başlayayım en iyisi.
Ben, Kocaeli Mahmutpaşa Ortaokulu 6. sınıf öğrencisiyim. Geçen hafta öğretmenimizin verdiği bir proje ödevi için dijital kütüphanemizi tarıyordum. O sırada eski bir dosya buldum. Hem de çok eski...Tam olarak bir asırlık.
Bu dosya annemin anneannesine yani benim büyük büyükannem Tuğçe'ye aitmiş. İşte oradaki bilgilerden yola çıkarak sana ulaşabileceğimi düşündüm. Umarım başarabilirim.
Büyükannemin dosyasını karıştırdıkça o yılların şimdiye göre ne kadar güzel olduğunu bir kez daha anladım. Sen de benim gibi ne kadar şanssız bir nesil olduğumuzu düşünüyor musun? "Suya, yeşile, temiz havaya hasret" bile diyemiyorum çünkü biz bunların hiçbirini göremedik bile.
Sana bu elektronik mektubumla birlikte bir fotoğraf yolluyorum. Bu fotoğrafta gördüğün yer ilimizin en büyük içme suyu kaynağı olan Yuvacık Barajı'ymış. "mış" diyorum çünkü artık o baraj bomboş. Anneannem sıcak yaz günlerinde o barajın etrafındaki ağaçların altında piknikler yaptıklarını, barajı besleyen derelerde serinlediklerini anlatır durur. Oysa ben... Bırak derede serinlemeyi gölgesinde oturabileceğimiz tek bir ağaç bile göremedim.
Düşünüyorum da atalarımız birazcık daha bilinçli olabilseydi şimdi nasıl bir dünyada yaşıyor olurduk acaba? Mesela ben... Susuzluktan tükenen böbreklerim yüzünden her gün diyalize girmek zorunda kalır mıydım? Suyu daha tasarruflu kullanma konusunda yapacak bir şeyleri yok muydu gerçekten?
Peki senin yaşadığın şehir olan Düzce'de durumlar nasıl? Benimle paylaşırsan çok mutlu olurum. Belki yalnız olmadığımı bilmek beni biraz olsun rahatlatır.
Daha güzel bir dünyada buluşabilmek ümidiyle...
Sevgiler
Tuğçe
12.03.2121
Düzce
Merhaba Sevgili Azra,
Ben Zeynep. Düzce Gazi Mustafa Kemal Ortaokulunda 7. Sınıf öğrencisiyim. İlk öncelikle bana kendi sorunlarını anlattığın için teşekkür ederim. Ben de sana kendi yaşadığım il olan Düzce’deki durumu anlatacağım. Zamanında Düzce’de bildiğin üzere çok fazla tarla varmış. “Zamanında ”diyorum çünkü artık çok az sayıda tarla var. Olan tarlalarında mahsulleri günümüzde düzgün bir şekilde sulanamadığı için ürünler yetişemiyor. Evlerde ise susuzluk yüzünden kullanılan
su bir daha kullanılmak zorunda kalıyor. Bir çok çocuk susuzluktan dolayı hastalanıyor. Senin yaşadığın yerde olduğu gibi benim yaşadığım yerde de anladığın üzere susuzluk var. Şuan bu yaşadığımız su zorluğu zamanında insanların suyu gereksiz yere kullanmalarından dolayı . Eskiden tarlalar hortumlarla çok miktarda bulunulan su kullanılarak suyu en az 1 litre fazla kullanıyorlarmış. Ama onun yerine damlalık denilen aleti kullansalardı ve daha az su harcamış olsalardı bir şey olur muydu? Bana sormuşsun ya Tuğçe, ''Suyu daha tasarruflu kullanamazlar mıydı?” diye. Bence kullanabilirlerdi. Düzce'de
''Küçük Melen'' diye bir yer varmış eskiden. Bizden öncekilerin gidip eğlendiği, gezdiği ve rafting yaptığı yerlerde ben şimdi hiçbir şey yapamıyorum. Çünkü artık “Küçük Melen” diye bir yer kalmadı. O zamanında şırıl şırıl akan sular


Küçük Melen Çayı'nın 100 yıl önceki ve Şimdiki Hali
kurumuş ve yerini kuru bir toprağa bırakmış. İşte Azra Düzce’de durumlar böyle. Peki ya senin yaşadığın il olan Rize nasıl? Çok daha iyi zamanlarda görüşmek dileğiyle..
Sevgilerimle Zeynep
14.03.2121
RİZE
Sevgili Nezrin,
Ben Azra. Rize Pazar Ahmet Tahtakılıç Ortaokulu 7.sınıf öğrencisiyim. Senin de bahsettiğin gibi benim yaşadığım yerde de durumlar maalesef aynı. Dün akşam dedem ile sohbet ediyorduk. Bana annesinden bahsetti. Onun annesini çok merak ettiğimi görünce odasına gidip fotoğrafını getirdi. Fotoğrafı elime aldım. Dedem annesinden özlemle bahsederken ben annesinden çok arka plandaki dereye odaklanmıştım.
Bu bizim ilçedeki dere değil miydi? Ne kadar da suyu vardı böyle? Çok şaşırmıştım. Şuan tek bir damla suyun bile olmadığı bu dere o dere miydi? Şaşkınlıkla sordum ve dedem gerçekten de aynı dere olduğunu o yıllarda derenin taşacak kadar suyu olduğunu, içinde balıklar bulunduğunu, derenin sesinin metrelerce uzaklardan duyulabildiğini anlattı bana. O kadar özlem duydum ki o yıllara ve bir o kadar da kızdım ki insanoğluna. Şuan bizler suya, temiz havaya, doğal kaynaklara, yemyeşil doğaya hasret büyüyoruz. Evet hala şanslıyız.
Karadeniz Türkiye'nin birçok bölgesinden hala daha yeşil. Ama eskisi gibi değil. Biraz daha bilinçli davranamazlar mıydı? Bizleri hiç mi düşünmediler? Şuan bomboş olan bu dere neden o yıllarda olduğu gibi gürül gürül akmasındı ki? Neden bizlerde aynı dedem ve annesi ve hatta ondan önceki kuşaklar gibi derenin kenarında koşup oynamanın, o çoşkuyla akan güzel sulara keyifle bakmanın tadını çıkaramıyoruz ki? Neden susuzluk çekiyoruz?
Her şey için çok geç olmadan o yıllarda da şimdi olduğu gibi su okuryazarlığı dersleri okutulsaydı, insanlar suyu daha tasarruflu kullansalardı, doğanın dengesini bozmayıp dereleri kurutmasalardı, suya ve geleceğe sahip çıksalardı olmaz mıydı?
Şimdi bizlere düşen gelecek kuşakların bizim yaşadığımız bu çevreye özlemle bakmamasını sağlamak ve işler daha da kötüye gitmeden elimizi taşın altına koyarak geleceğimize sahip çıkmak.
Bugün bir kez daha anladım ki geleceğimiz bugün yapacaklarımıza bağlı ve ona sahip çıkmak bizim elimizde.
Peki ya Azerbaycan'da durumlar nasıl? Birlikte harekete geçip sosyal sorumluluk projeleri yürütmeye var mısın?
Sevgilerimle
Azra
16.03.2121
Azerbaycan
Sevgili Gültekin;
Öncelikle selam, ben Nezrin. Ülkemizde, ümumen tüm dünyada yaşanan faydalı kazıntılarımızın, mineral su kaynaklarımızın tükendiğini belirtmek isterim. Su, canlıların yaşam kaynağıdır. Günlük olarak ister temizlik, isterse de gıdalanma ihtiyacımızın tamamlanması için sıklıkla kullanılan suyun kıtlığı çok ağır bir durum. Bu sebepten dolayı bir çok hayvanlarımızın nesli tükendi. Teknoloji çok ilerledi. Yapay zeka çok
gelişti. Ama hiç biri bizim su telabatımıza bir çözüm yolu olamadı. İnsanlar mecburiyetten suyu çok az kullanmaya başladı ki, bu da farklı, yeni tip hastalıklara neden oldu. Ormanlarımız kuruyor. Bir arazi yangına maruz kalınca yardım edilemiyor. Belki de bundan bir asır önceki insanlar, hiç bir şekilde tasarruf etmeyerek suyu kullanırken ondan sonraki nesillerin bu tür bir global problemle
karşılaşacağını algılayamamışlardı. Suyu tasarrufla tüketselerdi tüm bunlar olmayacaktı. Oğuz halkı olarak temiz su kıtlığını sizlere anlatmak istedik. Acaba Bolu bu konuda nasıl? Temiz su kıtlığı yaşanıyor mu orada da?
Sevgilerimle
Nezrin
20.03.2121
Bolu
Sevgili Gülbahar;
Merhaba ben Gültekin Bolu Yeniçağa Aşçılar Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi öğrencisiyim. Bedenimizin % 65’i sudan oluşur. Su yaşamımızın sürdürülmesi için gereken temel besinlerdendir. Bedenimizin ısı dengesi, hücre içi yaşamın devamı, besinlerin yakılması, sindirilmesi suya bağlıdır. Suyun az alınması halinde ciddi sağlık sorunlarına kapı açılmış olur.
Su az tüketildiğinde bedenimizdeki yağ oranı yükselir, böbrekler yeterli su alamayınca karaciğerin görevi ağırlaşır ve böbreği ikame etmeye çalışır. Yağ deposunu enerjiye
çevirmesi gereken karaciğer işini aksatır ve yağların eritilmesi yavaşlar. Şu anki nesil maalesef çok zor günler geçiriyor peki bu sorunun eseri kim? Tabii ki atalarımız insanlarımız. İnsanlar suyu tasarruflu kullansaydı bizler şu an susuzluk sorunu çekmezdik.. Biraz yaşadığım yer ile ilgili bilgiler vereyim, neler ile karşı karşıya Bolu sizler de merak ediyorsunuzdur. Gölcük’te eskiden balıklar olurdu artık orası kurudu. Yedigöller artık bir çöl mesela. Kökez suyundan da mesela su yerine artık çamur akıyor bunlar sadece sorunların bazıları anlatamadığım o kadar çok sorun var ki. Peki bunların eseri kim? Bilinçsiz insanlarımız.. Su demek


YEDİGÖLLER
100 Yıl Önce Şimdi
hayat demektir su yoksa hayat da yoktur. Lütfen artık biraz daha bilinçli olalım, yoksa böyle devam edersek su yok olacak. Peki Siirt'te durum nasıl?
Sevgilerimle
Gültekin
19.03.2121
SİİRT
MERHABA YAREN,
BEN GÜLBAHAR. BU MEKTUBU SANA SİİRT’TEN YAZIYORUM.
SULARIMIZ AŞIRI SICAKLARDAN DOLAYI ÇOK AZALDI. İNSANLAR BU KONUDA GEREKLİ TEDBİRLERİ ALMIYOR VE SUYU HALEN BİLİNÇSİZCE TÜKETİYOR. SUYUMUZ BİR. GÜN BİTECEK DİYE ÇOK ENDİŞE EDİYORUM.
TEMİZ SULARIMIZ DA KİRLENME TEHDİTİ ALTINDA. ESKİDEN HATIRLIYORUM DA BURALAR YEMYEŞİL BİR DOĞAYA SAHİPTİ. HAYVANLARIMIZI ÖZGÜRCE OTLATIR, DİLEDİĞİMİZ GİBİ BAHÇEMİZDE KOŞARDIK. ŞİMDİLERDE BURALARDA HAVALAR DA ÇOK KURAK. O ESKİ GÜNLERİMİZİ ÇOK ÖZLER OLDUK.
BİZİM BURALARDA DERELER VE ÇAYLAR DA VARDI.
AMA ARTIK ESKİSİ GİBİ GÜR SESLERİNİ DUYMUYORUZ. BİZE HUZUR VEREN O ORTAM ARTIK YOK. BU DA BENİ ÇOK ÜZÜYOR.
MEĞER NE KIYMETLİ BİR VARLIKMIŞ SU. HAYATIN KAYNAĞIYMIŞ. ASLINDA NEŞE KAYNAĞIMMIŞ.
SU OLMADIĞI İÇİN İNSANLAR İSTEDİĞİ ŞEKİLDE TOPRAĞA BİR ŞEY EKİP DİKEMİYOR. BU YÜZDEN HER ŞEYİN FİYATI ÇOK PAHALI. ESKİDEN BURADA FISTIK BAHÇEMİZ DE VARDI. AMA SUSUZLUKTAN ONLAR DA KURUDU.


FISTIK TARLASI
100 YIL ÖNCE ŞİMDİ
KISACASI YAREN, SU 'HAYAT' DEMEKMİŞ. MAALESEF BUNUN KIYMETİNİ KAYBEDİNCE ANLADIK. BURALARDAN ANLATACAKLARIM BU KADAR. SİZİN ORALARDA DURUMLAR NASIL?
SEVGİLERİMLE
GÜLBAHAR
20.03.2121
Bursa
Sevgili Nergis,
Ben Yaren. 2121 yılından geçmişe yazdığım bu satırlarda sizlere seslenmek istiyorum. Eskiden Yeşil Bursa diye adlandırılırmış benim yaşadığım şehir. Şimdi yeşili sadece resimlerde görebiliyoruz. Sahi su olmadan yeşili nasıl hayal edebiliriz ki? Geçmişte bilinçsizce ve umursamadan kullanılan ve yok edilmeye bırakılan tükenebilir kaynaklarımızın eksikliğini bizler bugün fazlasıyla hissediyoruz. Bugün susuz hayat olmaz diyoruz ama
suya ulaşmakta çok fazla zorlanıyoruz. Suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılırmış, demiş atalarımız. Bugün tam olarak bunu yaşıyoruz. Eminim ki insanoğlu bugünü görse suyuna sahip çıkmak için elinden geleni yapardı. Sizlere naçizane tavsiyelerimi sunmak istiyorum.Suyunuzu tasarruflu kullanın.Boşa harcamayın.Suyu kirletmenin hayatı kirletmek olduğunu unutmayın.
Tüketmekte olduğunuz suyun çocuklarınızın, torunlarınızın yaşamlarının temel maddesi olduğunu hep aklınızda tutun çünkü su boşa harcanmayacak kadar değerlidir. Yarınını korumak isteyenler sularını korumalıdır.
Merak ettiğim önemli bir konu ise Karadeniz'in incisi Rize'de durumun nasıl olduğudur. Hepinize selamlarımı iletiyorum. Temiz su temiz gelecek demektir. Güzel yarınlar dilerim.
Sevgilerimle Yaren
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $10.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $10.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!