HAFSA SULTAN MTAL
KARESİ/BALIKESİR HALK EĞİTİM MERKEZİ
İRFAN ATASEVEN ANADOLU LİSESİ
KILIÇARSLAN ANADOLU LİSESİ
SUSURLUK ANADOLU LİSESİ
125.YIL YATILI BÖLGE ORTAOKULU

ATEŞTE AÇAN ÇİÇEKLER

ATEŞTE AÇAN ÇİÇEKLER

El sanatları bir ülkenin kültürel kişiliğinin en canlı, en anlamlı zenginliğidir. Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinden gelen ve zengin bir mozaik oluşturan geleneksel el sanatlarımız eşsiz bir kültürel mirastır.
Uzun uğraşlar gerektiren bu zahmetli el emeği göz nuru sanatlarımızdan ,Osmanlı Tarihinden günümüze kalan en özel ve nadide miraslardan biri çini sanatıdır.
Toprağın pişirilerek pek çok eşyanın yapılmasına dayanan bir el sanatı olan Türk çini sanatının temeli Karahanlılar’a dayanmaktadır.
ÇİNİ SANATININ TARİHÇESİ
Çini süslemelerinin birçok mimari eserde kullanıldığı görülmektedir.Geleneksel Türk el sanatları arasında önemli bir yere sahip olan çini sanatının anavatanı Orta Asya olarak bilinmektedir.
Türkler ilkolarak Orta Asya’da çini imal etmişlerdir. Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan çiniler,Türklerin M.Ö 8.YY’dan önce çiniyi bir sanat dalı olarak ele aldığını göstermektedir.
Çini, çeşitli maddelerin karıştırılmasıyla elde edilen hamurun önce şekil verilmesi, deseni çizilip sırlanması ve pişirilmesi sonucu üretilmektedir.
Çini denince akla ilk gelen Kütahya çinileridir.Kütahya çiniciliğinin kendine has desenleri mevcuttur.









ÇİNİ NASIL YAPILIR?
Ressam,tabak ve karoları hazır alarak eşek yelesinden yapılan kıl fırça ile çalışmaktadır.
Önce meşe kömürü ile iğnelenmiş deseni tabağa geçirip siyah çini boyası ile tahrir denilen dış hatlarını çizdikten sonra motifin iç kısımlarını çeşitli renklerdeki boyalarla boyayıp üzeri tamamen örtülen sırçalama işleminden sonra çini tabak,900-910 derece arasındaki sıcaklıklarda fırınlarda pişirilmektedir.Daha sonra eser,parlak ve beyaz bir renk halini almaktadır.
Bu sabır,sevgi ve beceri isteyen el emeği göz nuru eserler gerçekten muhteşem…

Çini sanatının inceliklerini öğrendik
Çini sanatının tarihçesi hakkında bilgi edindik

Çini ürünü çalışmalarımızdan kareler




Çini ürünü
ayraçlarımız

TEŞEKKÜR EDERİZ.



















ÇİNİ ÇALIŞMALARIMIZ
KİTAP AYRACI














Çini Sanatının Tarihi
Türk Çini Sanatı ve Tarihçesi: Anadolu uygarlığını tarihi form ve inceliklerle kültürel bir mirasıdır. Bu mirası evlerimize kadar taşıyan Türk Çini Sanatı. Ana vatanı olarak kabul edilen çini Kütahya ve İznik topraklarında asırlık bir geçmişe sahiptir. Geleneksel Türk Sanatlarından olan çini, genellikle mimari yapıların dekorasyon alanında kullanılmaktadır. Cami, köşk. saray, çeşme, türbe ve benzeri yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmış bir desenli seramik ürünüdür.
Kütahya ve İznik Çinileri tür olarak ikiye ayrılır:
1- Duvar çinileri, batılıları Tile-Art dedikleri bu tür çinilere eskilerimiz Kaşi demişlerdir.
2. Evani denilen bu çini türü tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri çini desenli seramik ürünlerinden oluşmaktadır. Bu türe halen kullanma Kütahya porselen seramikleri demekteyiz. Türkler çok eski zamanlardan beri binalarını, mozaik çinilerle ve çini karo ile süslemeyi tercih ediyorlardı.
Çini Sanatının Yapım Aşamaları :
1. Alt Yapı (Masse):
İznik Çinilerinin ana maddesi quartz taşıdır. İçinde %80-85 oranında quartz tozunun bağlanması ve şekillenebilmesini kolaylaştırabilmek için içine plastik özellik gösteren kil ile kuart parçalarını pişirirken yumuşatıp birbirine bağlayacak (çamlaştıracak) ergitici sırça ilave edilmiştir. Ahşap kalıplara el ile şekillendirilen çini plakalar 20-25 gün doğal kurutmadan sonra ölçülerine getirilip rötuşlanır ve astarlanır.
2.ZIMPARALAMA:
Kuruyan çini plakalarına ölçülendirme için zımparalama işlemi uygulanır. Kalınlıkları ve ölçülendirmeleri tamamlanır.

3.ASTAR (ANGOP):
Üzerine kaplandıkları çamurum birleşimine yakın ve daha ince taneli beyaz ve pişen bir karışımdan ibarettir. Akışkan kıvamında olan astar kuru plakanın üzerine dökülerek kaplanmaktadır. Yaklaşık 7 gün kurumada bırakılan plaka, fırınlarda uzmanca pişirilir.

4.DESENİN İĞNELENMESİ:
Eskiz kağıdına tasarımı yapılmış desen tek tek iğnelenerek aktarılır.
5.KÖMÜRLEME:
Eskiz kağıdına iğnelenen desen, pişirimi yapılmış plakaların üzerine konarak kömür tozu ile karolar üzerine aktarılır.


6.BEZEME (DESEN VE BOYAMA)
Önceden hazırlanan desenler şablon haline getirilip, kömür tozu ile plaka üzerine aktarıldıktan sonra astar üzerinde sürülebilen ve sır altında renk meydana getiren metal oksit ve bunların karışımı ile oluşan pigmentlerle desenler çizilir ve boyanır. Çinilerde kullanılan boyaların bileşimleri yüzyıllar boyu canlılığını korumak üzere orjinaline en yakın biçimde formule edilerek yarı
kıymetli taşların renklerini yansıtmaktadır.

7.SIRLAMA VE FIRINLAMA
Boyanması bitmiş plakaların üzerleri sır denilen özel bir karışımla kaplanır. Son aşama olarak ürün ikinci kez fırınlanır.





Örneklerimiz















Teşekkür Ederiz...
Karesi Halk Eğitimi Merkezi
125.YIL YATILI BÖLGE ORTAOKULU

ÇİNİ SANATI
Çini sanatı, geleneksel Türk El Sanatıdır. Toprağın pişirildikten sonra şekil verilerek, eşyalar üretilmesi ile oluşmaktadır. Çini sanatı motifler, şekiller ve renklendirmelerden oluşan eserlerdir. iç ve dış mimaride de eserleri renklendirmek ve motiflerle süslemek amacıyla kullanılmaktadır.

Yapımı
Çini sanatı; tebeşir, kum, kaolen gibi doğal malzemeler karıştırılıp hamur haline getirilir. Ve bu hamur şekillendirilerek kuruması için bir süre beklenir. İstenilen kuruluğa sahip olan hamura astarlama çalışılması yapılır.Astarlama hamura beyaz bir görünüm kazandırır. Parçalar çok yüksek derecede fırında bir gün boyunca pişirilir. Pişirilen parçaların pürüzlü yüzeyi düzeltilir. Sonra kara kalem ile çizilen beyaz bir kağıt ile üzeri kaplanır. Desen, iğne ile delinir ve kömür tozu yardımıyla yapılacak çini yüzeyine aktarılır.Uygun kobalt ve siyah renkten oluşan boya yardımı ile desen oluşturulur. Sanatçının isteğine veya hayal dünyasına uygun renkler ile iç zemin boyanmaya başlanır. Boyanan obje camsı bir sır ile kaplanarak, pişirilme aşamasına getirilir. Son aşama olarak ürün ikinci kez fırınlanır.


Çini Sanatı Ustaları
-Baba Nakkas
-Velican
-Şahkulu

125.YIL YATILI BÖLGE ORTAOKULU
TEŞEKKÜRLER


ÇİNİ SANATI
ÇİNİ SANATI NEDİR?
Çini sanatı, geleneksel Türk el sanatıdır. Toprağın pişirildikten sonra şekil verilerek, eşyalar üretilmesi ile oluşmaktadır. Çini sanatı, motifler, şekiller ve renklendirmelerden oluşan eserlerdir. İç ve dış mimari de eserleri renklendirmek ve motiflerle süslemek amacıyla kullanılmaktadır. Pişirilen topraktan üretilen eşyaların süslenmesinde sıkça kullanılan el sanatıdır. Tabak, porselen, seramik, fayans gibi eşyaların üzerine yapılan süslemelere ise ''çinicilik'' 'denilmektedir. Günümüzde çini olarak bilinmekte fakat tarihte ise kaşi ve sırça olarak geçmektedir. Çini iki çeşittir. Bunlar duvar çinileri ve evani çinilerdir.
Minyatür ve tezhip sanatlarının göçebe hayattan yerleşik hayata geçen Uygurlarda ortaya çıkması gibi çini sanatının kökeni de Uygurlara dayanmaktadır. Minyatür ve tezhibin Uygurlara isnad edilmesi gibi çini sanatının da Uygurlara izafe edilmesi, Türklerin sanat konusundaki köklü geçmişine işaret eder.
Çeşitli dönem ve bölgelere göre farklı teknik değişiklikler gösteren çini sanatının kökenlerinin her ne kadar Uygurlara dayandığı düşünülse de ilk örneklerinin Mısır ve Mezopotamya havzasında tuğla üzerine renkli sır malzeme sürülerek oluşturulan eserler, çini sanatın elle tutulur ilk örneklerini oluşturmaktadır.
İslamiyetten önce sırlı porselen levhaların Uygurlar tarafından kullanılmış olması diğer klasik sanatlar da olduğu gibi Türklerin bu sanatta da gayet köklü bir geçmişe sahip olduğunu bizlere göstermektedir. Ayrıca şu nokta unutulmamalıdır ki Türkler yerleşik hayata ilk defa Uygurlarda geçmişler ve yerleşik hayata ilk geçtikleri andan itibaren sanat eserleri vb. kalıcı eserler ortaya koymaya çalışmışlardı
Çini süslemeler mimari eserlerde Karahanlılar, Gazneliler ve Harzemşahlar’dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulduğu İran topraklarında ve Horasan’da 11.-12. yüzyıllara ait çini kalıntılarına rastlanmıştır. Günümüzde dahi muhteşem çini örneklerini barındıran İran’da mozaik çini tekniği son derece gelişmiş olup 14. yüzyılda İlhanlılar ile birlikte atalım yapmıştır.
Günümüzde dahi eşsiz benzersiz çinili eserlere sahip olan Semerkant ve Buhara şehirlerinde Timur devleti zamanında renkli sırla boyama tekniği çini sanatında çığır açmış, bu teknik Safeviler devletinde de sürmüştür. Çini mozaik tekniğinin Mısır’daki ilk örneklerine Memlûk sultanı, Sultan Nâsırüddin Muhammed’in yaptırdığı sebilde rastlanmıştır.
Doğu’da başlayan ve büyük ölçüde gelişen çinicilik, Araplar aracılığıyla Mallorca adalarına ve İspanya’ya kadar yayılmış, Endülüs devletlerinin kurduğu medeniyet sayesinde 14. yy’da İtalya’da (Floransa, Siena, Urbino, Gubbio, vb.) çini atölyeleri kurulmuş, 16. yy’dan başlayarak, Avrupa’nın her yerinde çini yapımı başlamıştır.






Türk çini sanatının bin yılı aşkın bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır.Çini sanatı, Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları tarafından devam ettirilmiştir. Selçuklu döneminde birçok cami, menderese, saray, türbe ve kervansaray gibi yapılar çini sanatı ile süslenmiştir. Bu dönemde genellikle lacivert, mavi, hardal, kahverengi ve siyah renkler kullanılmıştır. Selçuklu dönemine ait çiniler genellikle, altıgen, kare ve dikdörtgen şekillerinde olma özelliği taşımaktadır. Genellikle mozaik şekiller kullanılmıştır. Mozaik şekillerin yanı sıra Kufi tarzı yazılar ve Rumi motiflerde yer almıştır. Selçuklu döneminden sonra birçok beylik bu sanatı icra etmiştir. Osmanlı devletinin kurulmasıyla çini sanatı farklı bir dönem yaşamış ve anlam kazanmıştır. Osmanlı döneminde birbirinden farklı yapılar motiflerle ve renklendirmelerle süslenerek, çini sanatı yaşatılmıştır. Tarih boyunca geleneksel Türk el sanatı olarak yer almıştır. 16. yüzyılda İznik ve Kütahya çinileri gelişim göstermiş ve Türk çini sanatı olarak zirveye ulaşmıştır. Bu dönemde İznik’te üretilen çiniler daha da renklenmiştir. Yeşil, kırmızı, turkuaz, lacivert ve kahverengi tonları kullanılarak farklılık katılmıştır.







SELÇUKLU VE ANADOLU SELÇUKLULAR DÖNEMİ ÇİNİ ÖRNEKLERİ


OSMANLI DÖNEMİ ÇİNİ ÖRNEKLERİ







ÇİNİNİ YAPIM AŞAMALARI
• Tebeşir, kum, kaolen gibi doğal malzemeler karıştırılıp hamur haline getirilir.
• Hamur şekillendirilerek kuruması için bir süre beklenir.
• Kuruluğa sahip olan hamura astarlama çalışılması yapılır.
• Astarlama işi, hamuru beyaz bir görünüm kazandırır.
• Parçalar çok yüksek derecede fırında bir gün boyunca pişirilir.
• Pişirilen parçaların pürüzlü yüzeyi, zımpara yardımıyla düzeltilir ve pürüzsüz bir zemin elde edilir.
• Yüzey kara kalem ile çizilen beyaz bir kağıt ile üzeri kaplanarak diğer işlemleri yapmak için zemin oluşturulur.
• Desen iğne ile delinir ve kömür tozu yardımıyla yapılacak çini yüzeyine aktarılır.
• Çini sanatına uygun kobalt siyah renkten oluşan boya yardımı ile desenleri kontürleri oluşturulur.
• Zevke veya hayal dünyasına uygun renkler ile iç zemin boyanmaya başlanır.
• Boyanan camsı obje bir sır ile kaplanarak pişirilme aşamasına getirilir.
• Parçaların ayrı ayrı pişirilmesi sağlanır ve tekrar ikinci bir pişirilme aşamasına tabii tutulur.
• Pişirilen parçalar yavaş yavaş soğutularak kırılması önlenir.













ÇİNİ UYGULA TEKNİKLERİ
Mozaik Çini Tekniği:
Türk çini Sanatında yaygın olarak kullanılan en eski teknik olan bu tekniğin kaynağını sırlı tuğla süslemenin aldığı söylenebilir. Mozaik çini tekniği 13.yy da Anadolu Selçuklu çini Sanatına kişiliğini kazandıran ve Osmanlı döneminin varlığını 15.yy’ın sonuna kadar sürdüren bir çini tekniği olmuştur.
Renkli Sır Tekniği:
Ana teknik özelliği süslemenin, süsleme örneğinin doğrudan çinkolu saydam olmayan renkli sır ile yapılmasıdır. Bu teknikte levha üzerinde renkli sır ile boyama söz konusudur, renkli sır tekniğinde levha üzerinde süsleme örneğinde krom oksit bir bileşimle tekrar çizilmiş, kontür olarak verilmiş bu şekilde fırınlanan renkler birbiri içine akması önlenmiştir.
Sır Altına Boyama:
13.yy’da Anadolu Selçuklu’da kullanıldığı gibi, 16.yy’ın ikinci yarısında Osmanlı’da gelişmesini tamamlayan bir çini tekniğidir.
Perdah Tekniği:
Bir sır üstü tekniğidir. Beyaz astarlı renksiz saydam sırlı levhalar üzerine altın ve gümüş tozları ile süsleme yapılmakta ve fırınlanmaktadır. “ilk Osmanlı Dönemi” olarak adlandırılan döneme ait çiniler, İznik Yeşil Cami minaresinde(1390), Bursa Yeşil Cami ve Türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camiinde (1426), Edirne Muradiye Camiinde (1433), İstanbul Mahmut Paşa Türbesinde (1463), Çinili Köşk’ te (1472), ve Edirne’de Şah Melek Paşa Camilerinde görülmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönemlerde, lacivert, mavi, turkuvaz, siyah, sarı gibi renkler ve rumi, kufi yazı, geometrik şekiller ve bitkisel kökenli stilize edilmiş motifler kullanılmıştır.
Takip eden dönem, bir geçiş dönemi olarak adlandırılabilir. Fatih Devrinin Nakkaşbaşısı Baba Nakkas, kullanma seramiklerinin gelişiminde büyük rol oynamıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında sınırları genişleyen devletin diğer bölgelerinden İstanbul’a getirilen sanatçılar da bu sanata önemli katkılar sağlamıştır. İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi (1522), Şehzadeler Türbesi (1525), Haseki Medresesi (1539), Şehzade Mehmet Türbesi (1543), Topkapı’ da Kara Ahmet Paşa Camii (1551), gibi mimari eserlerde kullanılan çiniler bu dönemin eserleridir. Sırlı boya tekniği ile üretilmiş olan bu çinilerde; Rumiler, bulutlar, hatai tarzında bitkisel kökenli motifler, fıstık yeşili, sarı, mavi, turkuvaz, lacivert ve kiremidi renkler kullanılmıştır. Sarı renk, üzerine altın varak yapıştırılmak üzere astar olarak düşünülmüştür.
ÇİNİ MOTİFİNİN ANLAMLARI
Zümrüdüanka kuşu deseni güzelliği, bereketi ve kuvveti simgeler.


Nilüfer çiçeği deseni zihnin duruluğunu ve ruhun saflığını temsil eder.
Servi ağacı deseni yaşam ve ölüm arasındaki bağı simgeliyor.

Hayat ağacı yaşamın sembolüdür. Köklerden başlayarak dallara uzanan yapısı ile yaşama sevinicini aynı zamanda yer altı, yaşadığımız dünya ve gökyüzü şeklinde üç alanı da temsil eder.

Lale Arapça kelime yazılış olarak Allah lafzını temsil ettiği için çokça kullanılmıştır. Sembol olarak da hilal şekline benzediği için Osmanlı sancağı olarak da anlamlandırılmıştır. Dalı tek olan bir çiçek oldu için de tasavvufi manada Allah’ ın birliğini ve aşkı temsil eder.

Karanfil motifi yenilenmeyi ve baharı temsil eder.

Nar deseni, bolluk ve bereketi, karanfil deseni tazelenmeyi ve yenilenmeyi ifade eder

Tavus kuşu cenneti ve cennet bahçelerini, ağaç insanların ve doğanın birbirleriyle olan bağını temsil eder.

ÇİNİN KULLANILDIĞI ÖNEMLİ ESERLER
Beylikler devrine ait önemli eserler İstanbul‘da Çinili Köşk Müzesi’nde ve Berlin Devlet Müzesi’nde bulunmaktadır. "İlk Osmanlı Dönemi" olarak adlandırılan döneme ait çiniler, İznik Yeşil Cami minaresinde(1390), Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii’nde (1426), Edirne Muradiye Camii’nde (1433), İstanbul Mahmut Paşa Türbesi’nde (1463), Çinili Köşk’te (1472), ve Edirne’de Şah Melek Paşa Camilerinde görülmektedirİstanbul’da Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi (1522), Şehzadeler Türbesi (1525), Haseki Medresesi (1539), Şehzade Mehmet Türbesi (1543), Topkapı’da Kara Ahmet Paşa Camii (1551)
Süleymaniye (1560), Sokullu Mehmet Paşa (1571), Kasımpaşa’da Piyale Paşa (1573), Eminönü‘de Rüstem Paşa (1560) Camileri, Topkapı Sarayı’nda Altınyol panoları, III.Murat Kasrı, II. Selim ve III. Murat Türbeleri, Tophane’de Kılıç Ali Paşa (1580), Üsküdar’da Toptaşı’nda Eski Valide (1583), Fatih, Çarşamba ve Karagümrük dolaylarındaki Mehmet Ağa, Ramazan Efendi, Edirne Selimiye ve Topkapı‘da Takkeci İbrahim Ağa Camisi ve Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan’ın türbeleri dönemin en seçme çinileriyle süslenmiş anıtsal yapılardır. Sultan Ahmet Camii (1616), Topkapı Sarayı’nda Bağdat ve Revan Köşkleri, Üsküdar’da Çinili Cami, Eminönü’de Hatice Turhan Sultan Türbesi (1682), yine Eminönü’de Yeni Cami (1663) bu dönemde yapılmış ve çinilerle bezenmiş başlıca yapıtlardır.











Teşekkür ederiz....
SUSURLUK ANADOLU LİSESİ







ÇİNİ SANATI NEDİR?
Bir tür killi topraktan yapılan ve fırında pişirilen, bit yüzeyi sırlanmış, çeşitli renk ve motiflerle süslenmiş, seramik parçasınaçdenir. Çini yapma sanatı da Çinicilik olarak adlandırılır.
Seramik ve çini arasındaki ayrıma kısaca değinmek gerekirse;
Seramik genel bir addır ve daha çok seramik çamurundan (yapımda kullanılan hamur kıvamındaki özel çamura verilen ad) üretilen eşyalar bu terimle adlandırılır. Tane büyüklüklerine göre seramik başlıca iki türe ayrılır:
1- Kaba seramik 2- İnce seramik
Daha özel bir seramik hamurundan üretilen, geleneksel renk ve motiflerle süslenmiş, bir yüzü sırlanmış süsleyici ürünlereyse çini denir.
Çiniler de genelde iki türe ayrılır:
1- Büyük levhalar halinde olan çiniler 2- Küçük parçalardan (mozaik)
Duvar çinileri ( büyük levha çinileri) genellikle altıgen, kare ya da daha başka biçimlerdedirler ve daha çok, yapıların iç bölümlerinde ve düz yüzeylerinde kullanırlar. Mozaik çiniyse, çini levhanın pişmeden önce küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanır. Çini mozaik tekniğiyle, yapıların iç ve dışlarında, düz ya da eğik yüzeyler kaplanabilir. Geometrik ya da bitkisel motifler ve yazılarla bezenen çiniler, istenilen boyutlarda, istenilen yüzeylerin örtülmesinde kullanılabilir.

ÇİNİ YAPIMINDA KULLANILAN TEKNİKLER:
A- Teknolojik Çini hamuru: Yaklaşık %40 kaolin (arıkil), %40kuvars ve %20 kireçten meydana gelir. Pişirme 1000 ºC de yapılır.
B- Feldispatlı ince çini porselen gibi beyaz ve parlaksa da sır geçirmez ve saydam değildir.
C- Kalkerli ince çini: Günden güne daha az uygulanan bir çini çeşididir.
ÇİNİ YAPIMINDA 5 AYRI SAFHA UYGULANIR.
1- Şekillendirme: Plastik hamurun döndürülmesi veya sıvı haldeki hamurun alçı kalıplara dökülmesi suretiyle parçaların şekillendirilmesi.
2- İlk Pişirme: Sırlanmamış parçaların 1200 ile 1300 ºC arasında pişirilmesi.
3- Sırlama: Daldırma, sulama, püskürtme yoluyla veya fırça ile parçaların sırlanması.
4- Süsleme: Sır tabakasının bir fırça yardımı ile canlı ve parlak renklerle süslenmesi.
5- Son Pişirme: Sırlanmış ve süslenmiş çininin 950 - 980 ºC de pişirilmesi. Böyle süslemelere, yüksek sıcaklıkta piştiği için “yüksek sıcaklık süslemesi” denir.
Başka bir yapım şekli de ince çini beyaz sırla kaplanıp süslenmeden pişirilir ve sonradan üzeri mat renklerle boyanır; ikinci pişirme “döner alevli izabe fırınlarında” ve daha düşük bir sıcaklıkta yapılır. Bu daha çok Marsilya ve Strasburg’da uygulanır.



ÇİNİ DESENLERİNİN YAPILMASINDA KULLANILAN TEKNİKLER.
1- Sıraltı tekniği
2- Sırüstü tekniği
3- Minai tekniği
4- Lüster tekniği
5- Lacvardina tekniği
1- Sıraltı tekniği: Pişmiş toprağın üstüne çekilen ince astar tabakasına süslemeler yapılır, süslerin üstüne sır sürüldükten sonra parça yeniden fırınlanır. Selçuklu ve Osmanlılarda en çok görülen yöntemdir.
2- Sırüstü tekniği: Pişmiş toprak önce mat bir sırla kaplanır; fırınlanmadan önce, parçanın üstüne boyayla süsler yapılır ve bir kez daha pişirilir (perdah işlemi). Selçuklu da çok kullanılmıştır.
3- Minai tekniği: Anadolu’ da tek renkli desensiz saydam olmayan sırlı çiniler de üretilir. Sıraltı ve sırtüstü tekniklerinin bir arada kullanılmasıyla çok renkli bir yüzey elde edilmesine minai tekniği denir. Bu teknik daha çokİran kullanılmıştır.
4- Lüster Tekniği: Çinide madeni bir pırıltı elde etmek için yararlanılan bir sır üstü uygulamasıdır. Hazır çini plaka genellikle şeffaf olmayan beyaz sırla kaplanıp fırınlandıktan sonra üzeri lüsterle desenlendirilir ve tekrar alçak ısıda fırınlanır.
5- Lacvardina tekniği: Minai tekniğiyle benzerdir ancak tek farkı sadece sır üstü boyama ile desenlendirilir.

ÇİNİNİN KISA TARİHİ
Çini ilkin Asya’da yapıldı. Önceleri toprak sırsız ve cilasızdı. İçindeki sıvının sızmasını önlemek için ve daha temiz olmasını ağlamak amacıyla cam gibi bir madde ile sıvanması düşünüldü. Bu kaplar maden oksiti ve cam gibi maddelerle sıvanarak pişirilince sırlı kaplar, dayanıklı ve cilalı tuğlalar elde edildi. Tuğlayı dış etkilerden korumak için veya süslemek için ilk olarak Sümerler sırlamışlardır. Sümer ve Asur anıtları cilalı (sırlı) tuğlalarla kaplıdır. Mısırlılar duvarları, İran’da Dara Sarayı’ndaki duvarlarda bu tuğlalardan kullanılmıştır. Babil Saraylarını süslemede yine bu kalaylı sır tabakası kullanılıyordu. Tuğla da alınan verim sonucunda teknik iyi sonuç verince İran’a sıçradı
TÜRKLERDE ÇİNİCİLİK
Abbasiler döneminde canlanan teknik 12.yy. da sonra Türklerin egemen olduğu topraklarda daha da gelişmiştir. Orta Asya Türkleri de çiniyi süsleme unsuru olarak kullandılar. İran’ın 1255’te Moğol istilasına uğraması üzerine birçok sanatçı. Selçuklularda sığındı ve çiniciliğin Selçuk Türkeri’nde gelişmesinde etkili olmuşlardır.
Beyşehir Kubadabad Sarayı
Sivas Gökmedrese
Erzurum Çifte Minare
Yakutiye Medresesi
12 ve 15.yy. arası yapılmış en iyi örneklerdir.
Osmanlılar döneminde yeni çini merkezleri kurulunca(İznik ve Kütahya); Selçuklu çini merkezi Konya önemini yitirdi. Osmanlı çini sanatı 16.yy. da en yüksek düzeyine erişti: İznik çini ocaklarında kırmızının en parlak tonu elde edildi. Yapımı 1561 de tamamlanan Mimar Sinan’ın yapıtı Rüstem Paşa Camii’nde kubbeye kadar bütün yüzeyler çini kaplanmıştır. Dönemin en görkemli örneğidir.
Türk çinicilik sanatı 16.yy da Osmanlılarda mozaik çini yerine levha çinileri tercih ettiler. Bu dönemde Bursa, Kütahya ve İznik’te taklidi imkânsız çiniler yapıldı.
Daha sonraları hem sanat hem de teknik açıdan gerilemeye yüz tutan çinicilik gün geçtikçe önemini yitirmeye başladı. 1716 da İznik atölyeleri kapandı ve ertesi yıl Damat İbrahim Paşa İznik’teki çini ustalarını İstanbul’da Tekfur Sarayı çevresinde kurulan im alathanelerde görevlendirmesi çini sanatının eski parlak günlerine dönmesini sağlayamadı. Abdülmecid zamanında Beykoz’da, II. Abdülhamid zamanındaYıldız’da çini atölyeleri kuruldu
İznik atölyelerinin kapanmasıyla eski usuller büsbütün unutuldu, teknik bozuldu. Yapılan döşemeler fırında eğriliyor ve pişirme sırasında renkler şeffaflığını kaybediyordu.
Evliya Çelebi (1611-1682) İznik’te 9 çini atölyesi bulunduğunu yazar. Oysa I. Murat (1360-1389) devrinde atölye sayısı 300 ü bulmuştu.
İlk Bursa çinileri ince bir kaolin tabakasıyla kaplıydı. Kullanılan toprak iyi çini yapmak için gerekli özelliklere sahipti. Sonradan bölmeli denen çiniler yapıldı. Bu metoda göre çini levhalar üstüne bir cila ile çizgi ve işaretler çizilir, pişirilir. Bölmeler renkle doldurularak tekrar pişirilirdi. Çini yapımında gerekli kaolin Kütahya’da bol olduğu için çinileriyle tanınmıştır.
Çinicilik en yüksek seviyesine Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) döneminde ulaşmıştır.
ÇİNİ ÇALIŞMALARINDAN

ÇİNİ ÇALIŞMALARINDAN



ÇİNİ ÇALIŞMALARINDAN



İRFAN ATASEVEN AL
KARAMAN
HOŞÇA KALIN...
TEKRAR GÖRÜŞMEK ÜZERE


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $19.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $19.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!