TO MY DEAR ENGLISH TEACHER MÜBERRA AKSU :)

amazing : Şaşırtıcı, şaşırtan (sıfat)
TDK:Şaşırmaya sebep olan.
-Wow, isn’t that amazing?(Vay canına, bu şaşırtıcı değil mi?)
-The scene was really amazing.(Manzara gerçekten inanılmazdı.)
A
A
M
A
Z
I
N
G
admirable: Hayranlık duymak(fiil)
TDK:Hayran olma durumu
-Visitors to Kayseri admire the Erciyes.( Kayseri'ye gelen ziyaretçiler Erciyes'e hayran olurlar.)
-I admire you for your courage.(Cesaretin için sana hayranım.)
A
D
M
I
R
A
B
L
E
A
blanket:Battaniye(isim)
TDK:Yorgan yerine veya yorgan üstünde kullanılan, çoğu yünden dokunmuş kalınca örtü.
-Could I have a pillow and blanket?(Bir yastık ve battaniye alabilir miyim?)
-She wrapped her baby in a blanket.(Bebeğini bir battaniyeye sardı.)
B
B
L
A
N
K
E
T
between:arasında,arada(zarf)
-Choose between the two.
(İkisi arasında seç.)
-What's the difference between lions and leopards?
(Aslanlar ve leoparlar arasındaki fark nedir?)
B
E
T
W
E
E
N
B
communication:iletişim (isim)
TDK:Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.
-The telephone is a means of communication.
(Telefon bir iletişim aracıdır.)
-I am in communication with her now.( Şu an onunla iletişimdeyim.)
C
O
M
M
U
N
I
C
A
T
I
O
N
C
competition:yarışma (isim)
TDK: Yarışmak işi, müsabaka.
-My sister won a singing competition( kız kardeşim şarkı yarışmasını kazandı)
-Selma won a prize in the volleyball competition.
(selma voleybol yarışmasında bir ödül kazandı.)
C
O
M
P
E
T
I
T
I
O
N
C
decision:karar(isim)
TDK: Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı
-I totally agree with this decision.(Bu karara tamamen katılıyorum)
-We have to make a decision.(Bir karar almak zorundayız.)
D
D
E
C
İ
S
İ
O
N
develop:Geliştirmek(fiil)
TDK:Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak.
-The technology developed rapidly. (Teknoloji hızla gelişti.)
-We should read books to develop our spelling. (Konuşmamızı geliştirmek için kitap okumalıyız.)
D
D
E
V
E
L
O
P
equality:Eşitlik(isim)
TDK: İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet
-I always wanted equality between women and men. (Kadın erkek eşitliğini hep istedim.)
-We need more equality and freedom. (Daha fazla eşitlik ve özgürlüğe ihtiyacımız var.)
E
enormous:Fazla büyük, devasa.(sıfat)
TDK:Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne)
-An elephant is an enormous animal.(Fil çok büyük bir hayvandır.)
-He lives in an enormous house.(O, çok büyük bir evde yaşar.)
E
E
N
O
R
M
O
U
S
FOREVER:Sonsuza dek(isim)
TDK:Her vakit, sürekli olarak
-We will be best friends forever. (Biz daima en iyi arkadaş olacağız.)
-Nobody lives forever.
(Hiç kimse sonsuza kadar yaşamaz.)
F
Forget:Unutmak(fiil)
TDK: Aklında kalmamak, hatırlamamak
-Don't forget your bag.
(Çantanı unutma.)
-Don't forget we have to do our homework.
(Ödevimizi yapmak zorunda olduğumuzu unutma.)
F
F
Grateful: minnettar(isim)
TDK:Birinden gördüğü iyiliğe karşı kendini borçlu sayan, gönül borcu olan kimse, gönül borçlusu
-I am grateful to you for your kindness.(İyiliğiniz için size minnettarım.)
-We are grateful for the invitation.(Biz, davet için minnettarız.)
G
Glad: Memnun(isim)
TDK:Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyan, kıvançlı, mutlu
-I'm so glad you're OK.(İyi olmana çok memnun oldum.)
-I am so glad, we meet.(Karşılaşmamıza çok memnun oldum.)
Horizon:ufuk (isim)
TDK: Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer, çevren
-I can see a ship on the horizon.
(Ufukta bir gemi görebiliyorum.)
-The sun on the horizon is wonderful.
(Ufuktaki Güneş harika .)
H
Humble:Mütevazı (sıfat)
TDK: Alçak gönüllü, mütevazı
-This man is very humble.
(Bu adam çok mütevazı.)
-I am surprized because she was very humble. (şaşırdım çünkü o çok mütevazıydı.)
H
important:Önemli (sıfat)
TDK: Önemi olan, mühim, ehemmiyetli:
-This lesson is very important so we have to do homework.( Bu ders çok önemli o yüzden ödev yapmak zorundayız.)
-The most important thing is my family in my life .(Hayatımdaki en önemli şey ailemdir.)
invention: Buluş.(isim)
TDK: Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme, icat.
-The calculator is a wonderful invention.
(Hesap makinası muhteşem bir icat.)
-We have a good opinion of your invention.
(Buluşunuzu önemsiyoruz.)
JEALOUS:Kıskanç(sıfat)
TDK:kıskanmak huyunda olan (kimse), günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut.
-I'm a little bit jealous.(Ben biraz kıskancım.)
-He was jealous of my success.(O, benim başarımı kıskandı.)
J
jewellery:mücevher (isim)
TDK:Değerli süs eşyası
-I love jewellwery .(mücevherlere bayılırım.)
-Thiefs stole her jewellery yesterday night.( dün gece hırsızlar onun mücevherini çaldı.)
J
Kind:kibar (sıfat)
TDK:Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)
-He was very kind.( o çok kibardı.)
-Being kind is an important thing when we meet somebody.(Kibar olmak biriyle tanıştığımızda önemlidir.)
K
Know:Bilmek (fiil)
TDK:Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak
-I do not know.( bilmiyorum)
-Do you know where is the library? (Kütüphanenin nerede olduğunu biliyor musun?)
K
Library:kütüphane (isim)
TDK:Kitaplık,Kitap satılan dükkân, kitabevi
-The library was too big(Kütüphane çok büyüktü)
-Library is in front of the supermarket. -(Kütüphane süpermarketin önünde.)
L
lightning:yıldırım (isim)
TDK:Gök gürültüsü ve şimşekle görülen, hava ile yer arasındaki elektrik boşalması, saika.
-The lightning flashed.
(Şimşek çaktı.)
-There was thunder and lightning last night.
(Dün gece gök gürültüsü ve şimşek vardı.)
L
Marry:Evlenmek(fiil)
TDK:Erkekle kadın, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmek, izdivaç etmek
-will you mary me:( benimle evlenir misin?)
-Serhat and Zeynep married last summer.(Serhat ve Zeynep geçen yaz evlendi.)


M
Moody:Huysuz (sıfat)
TDK:.Huyu iyi olmayan, kötü huylu:
-Do not be moody, please.( Karamsar olma lütfen)
-Zehra was so moody, it is not a good thing.
(Zehra çok karamsardı, bu iyi bir şey değil.)

Natural:doğal (isim)
TDK:Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.
-I'm a natural blonde.(Ben doğal sarışınım.)
-This county is poor in natural resources.(Bu ülke doğal kaynaklar açısından fakirdir.)
N
Niece:Yeğen (isim)
TDK:Birine göre, kardeş, amca, hala, dayı veya teyzenin çocuğu.
-Erva and Naz are my niece and I love them( Naz ve Erva benim yeğenlerim ve ben onları çok seviyorum.)
-I love shopping with my niece. (Yeğenimle alışveriş yapmayı çok seviyorum.)


Old-fashioned:Eski moda (sıfat)
TDK:moda olmaktan çıkmış
-Your clothes are old-fashioned.
(Kıyafetlerinin modası geçmiş.)
-Let's arrenge your gardrop and choose old-fashioned clothes.
(Hadi dolabını düzenleyelim ve modası geçmiş kıyafetleri seçelim.)


O
-Maybe we were too optimistic.(Belki çok iyimserdik.)
-Nobody feels optimistic today.(Bugün hiç kimse iyimser hissetmiyor.)
O
Prevent:Önlemek (fiil)
TDK:Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olmak:
-People wear masks to prevent getting a disease.
(İnsanlar hastalığa yakalanmayı önlemek için maske takar.)
-Who can prevent it?
(Kim mani olabilir ki?)
P
Performer:Sanatçı (isim)
TDK:Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist
-We applauded the performer.
(Biz oyuncuyu alkışladık.)
-Who is your favourite performer? (En sevdiğin sanatçı kim?)
Quality:kalite ,nitelik
(isim)
-These products
are of the same
quality.
(Bu ürünler aynı
kalitede.)
-The quality of tea
is going down.
(Çayın kalitesi düşüyor.)


- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $10.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $10.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!