
BUĞDAY TOHUMLARI
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanda sevimli hayvanlar yaşarmış. Sevimli hayvanların yardımlaşması ormandaki diğer hayvanlara örnekmiş.
Bir gün süslü tavuk ve ailesi tarlalarına buğday ekmek istemişler. Ama tek başlarına bu işi yapamazlarmış. Komşuları şirin köstebekten tarlayı kazmasını, pembe filden de hortumuyla tarlayı sulamasını istemişler. Süslü tavukla horoz tarlaya buğday tohumlarını ekmeye başlamışlar. Yavruları da annesine yardım ediyormuş.
Günler geçmiş buğdaylar başak vermiş, hasat zamanı gelmiş. Güçlü sincap buğdayların toplanması için yardım etmiş. Çuvallara doldurup attan değirmene un olması için götürmesini istemişler.
Sonra at değirmenden un dolu çuvalları sırtına almış ve getirmiş. Süslü tavuk kocaman fırınında ekmek pişirmiş. Hep beraber oturup karınlarını doyuracaklarken birdenbire duydukları sesle irkilip yerlerinden fırlayıvermişler. Ormanlar kralı aslan kükreyerek üstlerine doğru sinirli sinirli geliyormuş. Ne olduğunu anlamaya çalışan hayvanlar sağa sola kaçışmışlar.
Anne tavuk:
“Benim toprağımda ektiğiniz buğdayın hesabını vermediniz, hasadını ettiniz, un elde ettiniz, üstüne üstlük ekmek yapıp yemeğe oturdunuz hiç mi aklınıza gelmedi beni de sofranıza çağırmak” diye dik dik bakmış anne tavuğun yüzüne.
Anne tavuk şaşkın gözlerle aslanın yüzüne bakakalmış. Ne olduğunu anlamaya çalışmış. Şaşkınlığını üzerinden kısa sürede atan tavuk hemen masaya aslanı davet etmiş. Davet üzerine siniri yatışan aslan sofranın başına kuruluvermiş. Olayın şaşkınlığı ile kendisine bakan diğer hayvanlara bakarak,
NURSEL ÇETİN /BUHARA İLKOKULU
GÜLNUR ÖNER/ EYYUP GENÇ İLKOKULU
PADİŞAHIN ŞİFASI TUZ
Uzak diyarlardan birinde yaşayan çok güçlü bir padişah varmış. Bu padişahın sarayı, hazineleri onun için her şeyden önce gelirmiş. Servetine olan sevgisini evlat sevgisinden bile üstte tutarmış.
Bir gün çok hastalanmış. Bu öyle kötü bir hastalıkmış ki, çaresini bulmak için uzak ülkelere haber salınmış. Padişahı muayene eden doktorlar, tek çarenin Kaf Dağı’nın ardında bulunan denizin suyundaki tuzda saklı olduğunu söylemiş. Bunu duyan padişahın büyük ve ortanca oğulları babalarını yaşatabilmek için hazırlıklarını yapmışlar.
Küçük kardeşlerine ülkeyi emanet ederek şifalı deniz suyuna ulaşmak için yola çıkmışlar. Yolda gemiyle giderken fırtınaya yakalanmışlar. Dev kayalara çarptıktan sonra gemi büyük hasar almış. Gemiyi tamir etmek günler almış. Bir adaya vardıklarında devleri görmüşler. Kaf Dağı’na nasıl gideceklerine sormuşlar. Adada yaşayan bir bilge varmış ve onun yardım edebileceğini söylemişler. Bilgenin yanına gitmişler. Bilge onlara yardım edebileceğini fakat karşılığında yiyecek ve para istediğini söylemiş. Bilge onlara bir şişenin içinde harita vermiş. Hemen yola çıkmışlar. Gemiyle tekrar devam etmişler
Gemiyle gidecekleri yol bitince haritaya göre uzun bir köprüden geçip varmışlar. Kaf Dağı’nın ardındaki deniz suyuna vardıklarında tuzu şişeye doldurmuşlar. Vakit kaybetmeden tekrardan yola koyulmuşlar. Padişahın huzuruna çıkmışlar. Tuzu babalarına vermişler. Babaları hemen iyileşmiş.
Padişah, oğullarının kendisi için yaptığı fedakarlığı farkettiğinden onları ödüllendirmiş ve tüm servetini oğullarına bağışlamış. Padişahla oğulları sarayda mutlu mesut yaşamışlar.
NURSEL ÇETİN/BUHARA İLKOKULU
GÜLNUR ÖNER/EYYUP GENÇ İLKOKULU
KURBAĞANIN YUVASI
Evvel zaman içinde
Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde,
Develer tellal iken
Pireler berber iken,
Ben babamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken,
Gürül gürül suların aktığı bir derede yaşayan küçük bir kurbağa varmış, insanların attığı çöpler dereye geldiği için artık burada yaşayamaz olmuş, gökyüzünden geçen bir kargaya seslenmiş. Karga kardeş beni kurtar demiş.
Demiş demesine ama karga duymadan uzaklaşmış gitmiş. Kurbağanın yakarışlarını gören fare hemen koşup bir ip getirmiş ve ipin ucunu dereye doğru fırlatmış. İpe tutunan kurbağa dereden çıkmış. Beni kurtardığım için teşekkür ederim demiş fareye. Fare ve kurbağa böylece arkadaş olmuş. Fakat kurbağanın dereye dönmesi gerekiyormuş.
Fare ise kurbağanın dereye dönmesini istemiyormuş hep kendiyle kalmasını istiyormuş. Kurbağa da fareden hiç ayrılmak istemiyormuş .
onu dereye davet etmiş. Fare çok sevdiği arkadaşından ayrılmamak için kabul etmiş. Dereye gittiklerinde kurbağa suya girmiş. Fare de onun peşinden atlamış, atlamasıyla birlikte boğulması bir olmuş. Bunu görenler farenin haline gülmüşler. Herkes dengi dengine demişler. Arkadaş seçimimizi iyi yapmalıyız.
Kendimize göre arkadaşlar seçmeliyiz çocuklar demiş ve gökten üç elma düşmüş. Biri yazana biri anlatana biri de iyi arkadaş seçimi yapanlara...
PELİN DERELİ/ORGENERAL EŞREF BİTLİS İLKOKULU
BERRİN UZUNOSMANOĞLU/MEHMET HİLMİ ALTAY İLKOKULU
İHTİYAR BALIKÇI
Masal masal mat atar, iki tilki ot satar.
Bindim deve boynuna, gittim Halep yoluna.
Halep yolu gül Pazar, içinde tilki gezer.
Tilki beni korkuttu, kulağını burkuttu.
Çık çıkalım çardağa, ok atalım ördeğe,
Ördek başını kaldırmış, velvelesini saldırmış.
Velvelesi dizinde gönlü vezir kızında.
Vezir kızı bal kaynatır, içinde kaş oynatır.
Bir varmış, bir yokmuş,
Şehirden uzak bir köyde yaşlı ihtiyar bir balıkçı ile karısı yaşarmış. Bu ihtiyar balıkçı geçimini gölden balık tutarak sağlarmış.
Fakat balıkçının karsının adını bile bilmedikleri şifası zor bir hastalığa yakalanmış. Bu hastalığa çare ararken, bir taraftan da balık tutmaya devam ediyormuş.
İhtiyar balıkçının ağına bir gün altın bir balık takılmış. Bu balık denizlerin hekimiymiş. Balıkçının durumunu gören altın balık balıkçıya neden bu kadar düşünceli olduğunu sormuş. Balıkçı karsının hastalığından bahsetmiş.
Sen beni denizdeki balıkları iyileştirmem için bırakırsan bende senin eşini iyileştirmene yardımcı olurum demiş.
Balıkçı biraz daha düşündükten sonra altın balığın dediği gibi onu denize bırakmış ama altın balığın kendisine nasıl yardım edeceğini bir türlü anlayamamış. Gel zaman git zaman balıkçının ağına bu sefer de içinde altın rengi bir suyun bulunduğu küçücük bir şişe takılmış.
Balıkçı şişeyi ağından çıkarıp denize uzun uzun bakarken birden su yüzüne altın balık çıkıvermiş. Balıkçıya;
Bu şişedeki suyu karına ver, her gün bir damla içsin demiş. Balıkçı hemen altın balığın dediğini yapmış. Meğerse bu su denizin dibindeki şifalı yosunlardan yapılan bir ilaç imiş. Balıkçının karısı iyileşmiş. Balıkçı bu mucizeye çok şaşırmış. Yine altın balığı bulmak için denize gitmiş. Altın balık, balıkçının geldiğini görünce su yüzüne çıkmış. Balıkçı ona teşekkür etmiş. Dile benden ne dilersen demiş. Altın balık da ona;
-Sen beni bırakarak en büyük iyiliği yaptın. Eğer kötü kalpli ve açgözlü olsaydın belki de karın iyileşemeyecekti, demiş.
Altın Balık ve ihtiyar balıkçı o günden sonra arkadaş olmuşlar ve birbirlerine her zaman yardımcı olmuşlar.
Gökten üç elma düşmüş biri altın balık ve ihtiyar balıkçıya, biri anlatana, biri de dinleyenlere…
PELİN DERELİ/ORGENERAL EŞREF BİTLİS İLKOKULU
BERRİN UZUNOSMANOĞLU/MEHMET HİLMİ ALTAY İLKOKULU
ÇALIŞKAN KIZ VE ANNESİ
Bir varmış bir yokmuş.
Var varanın,söz sürenin,
Destursuz bağa girenin,
Habersiz bal yiyenin.
Bir at aldım, dur diye
Bir tekme vurdu ‘Geri dur.’diye
Paşa Camisinin minaresini
Belime soktum borudur diye.
Kaplumbağayı havaya savurdum arıdır diye.
Bir varmiş bir yokmuş.Uzak ülkelerin birinde bir ana kız yaşarmış. Bu ana kız sabahtan akşama kadar koyun güderler, yünlerinden ip eğirirlermiş. Bu kız çok çalışkan ve çok yetenekliymiş. Çok lezzetli yemekler yaptığı için uzak diyarlarda bile tanınır olmuş. Bir gün Kaf Dağı’nın tepesindeki sihirli tencere bu kızcağızı çalışkanlığından dolayı ödüllendirmeye karar vermiş.
Yuvarlana yuvarlana çıkmış yola.
Sabah erkenden uyanıp koyunlarını yemlemek için kapıyı açan kızcağız bir de ne görsün! Kapısının önünde şirin mi şirin bir tencere görmüş. Kız tencereyi almış tam sahibini aramak için yola çıkacakmış ki tencere dile gelmiş.
-Sen çok yetenekli ve çalışkan bir kızsın. O yüzden seni ödüllendirmeye geldim. demiş.
Tencerenin konuştuğunu gören kız şaşkınlıktan bayılıvermiş.
Bir süre sonra kendine gelen kız şaşkınlıkla:
-‘Sen bir tenceresin,nasıl olur da konuşabilirsin?’demiş.
Tencere göbeğindeki gözleri sevimli bir şekilde kırparak:
‘Ben sihirli bir tencereyim.Kaf Dağı’nın zirvesinde yaşıyorum.Senin çok çalışkan olduğunu ve çok güzel yemekler yaptığını biliyorum.Seni ödüllendirmeye geldim.Korkma,benden sana zarar gelmez.Dile benden ne dilersen !’demiş.
Kız tüm olanları annesine anlatmış.Annesi önce inanamamış.Sonra tencere onunla da konuşmuş.Annesi gördükleri karşısında şaşırmış kalmış. Anne ve kız dileklerini düşünmek için tencereden zaman istemişler.
Tencereyi evin en güzel köşesine koymuşlar.Bir kaç gün sonra padişahın oğlunu evlendirmek için bir yarışma düzenlediğini duymuşlar.Anne ve kız bu yarışmaya katılmayı çok istemişler.En güzel yemekleri yapan genç kız padişahın oğluyla evlenecekmiş.
Çalışkan kız olanları tencereye anlatmış.Tencere de ona ‘Sen çok yoruluyorsun ,bundan sonra yemekleri ben yapayım.’demiş.Tencere ona en güzel yemekleri bir anda yapmaya başlamış.Ama genç kızın yaptığı yemekler herkes tarafından bilindiği için yarışmaya katılan kızlardan biri bu kızın yemekleri nasıl yaptığını öğrenmek için gizli gizli onu izliyormuş.Bir gün gizlice tencereyi almış.Yarışmaya bu tencere ile katılınca nasıl olsa en güzel yemekleri ben yaparım diye düşünmüş.
Koyunları otlatıp eve dönen kız tencereyi yerinde göremeyince çok üzülmüş.Her yeri aramış ama bir türlü bulamamış.
Yarışma günü gelmiş çatmış.Bütün genç kızlar hünerlerini göstermek için canla başla çalışıyormuş.Tencereyi alan kız tencerede ne pişirse yanıyormuş.Çalışkan kız ise umudunu yitirmeden en güzel yemeklerini yapmaya çalışıyormuş.Yarışma için ayrılan süre bitmiş.
Padişah ve oğlu tüm yemekleri tatmışlar.Çalışkan kızın yemeklerini tadar tatmaz padişahın oğlu kıza ve yemeklere hayran kalmış.Kırk gün kır gece düğün yapmışlar.Çok mutlu olmuşlar.Onlar ermiş muradına.Biz çıkalım kerevetine.Gökten üç elma düştü,kimin ne muradı varsa onun başına…
GÜLAY SARAÇ/YENİKENT AKHAN İLKOKULU
FADİME TOYGA/SEMİHA ALTUNKAN İLKOKULU



- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!