


Esin Karataş
Yazar ve Çizerler
Buğlem Nisanur
Ece Yusuf A.
Elif B. Zümra
Meryem Mart/2021

Bir yaz sabahı Tavşan Bilge, ormanda gezerken yüksek bir ağacın tepesinde kurulmuş devasa bir ağaç evle karşılaştı. Bu evin hemen altında, eve çıkılmasını sağlayan halat bir merdiven vardı. Ev ahşap çatılı, küçük bir balkona sahip ama oldukça dikkat çekiciydi. Tavşan Bilge daha önce bu evi görmemesine çok şaşırdı. Eve yakından bakınca balkonda şöyle bir yazının asılı olduğunu gördü:
‘ ‘Bütün hayvan dostlarımıza kapımız açıktır.’’
Evi daha fazla merak eden Bilge, ağaç evin etrafında dolaşmaya başladı. Ağacın gövdesindeki desenleri incelerken birden bire, ağacın sarsıldığını fark etti. Bir anda ağacın üzerinde bir açıklık oluştu. Bu açıklığın eve giden gizli bir kapı olduğunu hemen anladı. İçeriyi önce kontrol etmek istedi. İçerisinin oldukça karanlık olduğunu gördü. Biraz ilerleyip Işığa doğru yürüdü. Karşısında iki çocuk vardı. Birkaç adım geriye gitti ve onları izledi. Çocuklar başta şaşırdılar. Çocuklardan biri:
_Merhaba, ben Ömer, bu da Aslı, dedi.



















Aslı hemen atıldı:
_Neden bana ‘bu’ diyorsun? Evet, ben Aslı küçük tavşancık. Bizden korkmana gerek yok. Biz evimize gelen hayvan dostlarımızı çok severiz.
Bilge, korku ve heyecandan kekeledi:
_Te…te…teşekkürler….
Aslı ve Ömer , tavşanın konuşmasına çok şaşırdılar. Ona daha yakından bakmak için yaklaştılar. Ömer:
-Aaaa…Sen konuşabiliyorsun! Bu harika, dedi.
Aslı:
_ Daha önce hiç konuşabilen bir tavşan görmemiştim, dedi. Tavşan Bilge, buna çok sevindi. İçeri girdiğinden beri ilk kez etrafı inceliyordu. Her yerde değişik alet ve makineler vardı. Bilge'nin yüzünde tebessüm belirdi ve bu değişik icatları incelemeye başladı.
Ömer:
-Anlaşılan icatları seviyorsun.
Bilge ;
-İcatlara karşı ilgim var hatta evimde kendime ait İcat Odam var. Cebimde yaptığım küçük ama yararı büyük olan Ödev Yapma Makinesi var.





























Cebinden çıkararak, 'Biraz küçük bir şey.Şimdi onu çalıştıracağım. Adını ise Dilbaz koydum. Dilbaz bana 10+98 işleminin cevabını ver!' diye komut verince, Dilbaz '10+98=108’dir.' dedi.
Aslı ve Ömer şaşırarak ikisi de aynı anda ‘Vay canına, bu çok güzel!’ dediler. Bilge tavşan teşekkür etti. Ömer’e:
- Haydi senin icatlarına bakalım dedi. Yemek yapan kaşık, evi temizleyen robot, hayvanlarla konuşmaya yarayan icatlar…Bir süre çeşitli alet ve makinelere baktıktan sonra Ömer:
-En çok hangisini sevdin?
-Şuradaki, uzayla ilgili olanı.
-Demek öyle...Uzayı sever misin?
Bilge heyecanla cevap verdi:
-Evet uzayı çok severim, ya sen sever misin? diye sordu.
Ömer:
-Ben bayılırım .Aslında icatlarımın birçoğu uzayla ilgili …derken Aslı söze karıştı;








-Evet Ömer'in en saçma icadı bu! Ama diğerleri güzel, çünkü onları yaparken ben de vardım. Bunu tek başına yaptı. Benimle yapsaydı bunu, astronotlar çoktan kullanmaya başlamıştı.
Ömer;
-Offf!! Her zaman misafirlerimize beni kötülemek zorunda mısın Aslı ?
Aslı:
-Seni kötülemiyorum , gerçekleri söylüyorum.
Bilge:
-Yapmayın arkadaşlar!
Ömer ve Aslı bir an durdu. Aslı omuz silkerek mutfağa geçti. Ömer:
-Sen boş ver onu, bu icadımı yaparken onu çağırmadım diye böyle yapıyor. Ama iyi kızdır, çok da zekidir. Hadi sana yeni yapacağım icadımın çizimlerini göstereyim, dedi. Bilge Tavşan ‘Olur, hadi bakalım’ diyerek onu takip etti.
Ömer:
-Bu çizimler henüz bitmedi ama bittiğinde gerçek bir uzay aracı yapmak istiyorum, dedi.










Tavşan Bilge :
-Harika olur!! O astronotların kullandığı roket var ya, onlardan mı yapacağız?
Ömer:
-Evet. Bana yardımcı olur musun?
Aslı o sırada mutfaktan elinde tepsiyle geldi. Bilge Tavşan’ın aç olduğunu düşünen Aslı, Ona bir tas çorba getirmişti. Elindekileri masaya koyup,
-Bari bu kez beni çağıracak mısın? Diye sordu.
Ömer:
-Sensiz olur mu hiç Aslı? Yardım edecek misiniz?
-Evet Ömer! Kedi olalı bir fare tuttun. Espri yaptım, anladın mı?
Ömer:
-Ah, evet Aslı, gerçekten çok komik, diyerek gözlerini devirdi.
Bilge:
- O zaman başlayalım mı?






Ömer ve Aslı:
-Başlayalımmm!!!
Üç arkadaş kağıt üzerinde tasarımlarını yaptılar ve Ömer'e sorular gelmeye başladı.
Aslı:
-Burada motor yazıyor. Motoru kullanmasak oluyor mu? Üstümü kirletiyor da…
Ömer:
-Hayır Aslı, motor kullanmak zorundayız.
Bilge:
-Motoru ve camı nereden bulacağız,dedi.
Ömer:
- Eski motorlardan işe yarar parçaları birleştirerek kullanacağız. Buna ‘Geri Dönüşüm’ deniyor.
Aslı:
-O zaman birçok malzemeyi geri dönüşümle yapalım mı?
Ömer:
-Sen de fare olalı bir peynir buldun!









Aslı ve Bilge kahkaha attılar ve hep birlikte çalışmaya devam ettiler.
Ömer, Aslı ve Bilge evlerinden geri dönüştürülmek üzere ayrılan malzemeleri bulup getirdiler. Ömer'in malzemeleri ;eski araba motoru, biraz çatlak bir cam ve plastik parçalarıydı.
Aslı'nın malzemeleri; eski havalandırmadan kalan makine parçaları, büyük metal parçalar, eski araba koltukları vs. …Bilge'nin malzemeleri ise yiyecek(havuç) ve içecekti.
Metal ve plastikleri birleştirip bir ‘ kapsül’ yani roketin gövdesini oluşturdular. Eski araba motorlarını tamir eden Ömer biraz da fikir yürüterek, ‘ateşleme sistemi’ ni kurdu. İçerisine yerleştirilen araba koltukları çok konforluydu. Eski yağmurluk ve montlardan astronot kıyafeti diken Aslı, eskiden balık akvaryumu olan yuvarlak fanusu da elbiseye yapıştırdı. Camları da takılan roket, uçmaya hazırdı.











Hazırlanan roket, bilgisayarın sistemine yüklenmeye başladı. Artık sadece bilgisayar işinin bitmesi gerekiyordu.
Birkaç gün sonra her şey tamamdı. Ömer ve Tavşan Bilge son kontrolleri yaparken, hazırladıkları roket oldukça fazla gürültü çıkarıyordu.
Aslı:
-Ben buna binmeeem! diye çığlık attı.
Ömer:
-Artık geri dönüşümüz yok Aslı, ya bizimle bir macera yaşarsın ya da burada kalır, sıkılarak ömrünü geçirirsin" deyince, Aslı:
-Ama korkuyorum, dedi.
Ömer, Tavşan Bilge’ye göz kırptı:
-Tamam Aslı, haydi, benimle gelin diyerek yürümeye başladı. Ağaç evin üst katında, daha önce Aslı’nın da görmediği bir bölmeye gittiler. Ömer oradan birkaç parça eşya aldı. Sonra kapıyı açmaya çalıştı. Aniden:
-Hey! Kapı açılmıyor! Dedi. Aslı ve Bilge telaşa kapıldı.






O sırada Aslı, cam bölmenin önünde arkadaşı
‘ Küçük Kuş’u gördü. Camı tıklatarak onu çağırdı, elini kolunu sallayarak bir şeyler tarif etti. Herkes korku ve merakla beklerken camın önüne bir anda küçük bir uçak geldi. Camın üst bölümünü açarak, uçaktan uzanan halat yardımıyla aşağıya indiler. Aslı soğukkanlı davranmış, hatta Ömer’in inmesine yardım etmişti. Hepsi aşağı vardığında, Ömer kahkahalarla gülmeye başladı.
Aslı:
-Ne yani, tüm bunlar bir oyun muydu? Diye çıkıştı.
Ömer:
-Evet, sen korkunu yen diye yaptık, dedi.
Aslı:
Size çok kızdım, ama artık yükseklikten ya da uzaya çıkmaktan korkmuyorum, dedi.
Ömer ve Bilge sevindiler. Bir anda Aslı:
-Yine de ben sizinle gelmeyeceğim,o şapka gibi şeyi takarsam saçım bozulur, dedi. Ömer:
-Olmaz öyle şey, sen de geleceksin dedi ve Aslı’yı ikna ettiler.








Araca bindiler. Yükseldikçe yükseldiler. Gökyüzünün sonu yok gibiydi. Hepsi tedirgin olmaya başladılar. Acıktılar, susadılar. Sessizliği yine Aslı bozdu. " Ben çok acıktım, susadım, saçlarım da çok dağıldı. Neden aynamı yanıma almadıysam?" dedi.
Bilge Tavşan:
- Aslı, bu takıntılarını bırak artık" dedi.
Tam tartışacaklardı ki, Ömer, "Bakın, tartışmayı bırakın artık, belki yeni şeyler keşfedeceğiz" derken her yer karardı.
Bir anda kendilerini boşlukta buldular. Sanki bir şey onları içine çekiyordu. Aslı korkudan bayılacak gibi oldu. Ömer ve Bilge Tavşan bir yandan tutunmaya çalışıyor,bir yandan da Aslı'yı sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Bilge Tavşan arkadaşlarına heyecanla dedi ki:
-Heeey arkadaşlar, biz şu an uzaydayız. Aslı birden kendine geldi. "Neeeeee??" diye bağırdı.
Aslı'nın korkuları yavaş yavaş azalırken Bilge'yi yeni yerler keşfetmenin heyecanı sarmıştı . Ömer ise yaptığı icattan gurur duymaktaydı.






Roket Ay'a inmeye hazırlanırken, ürpertici bir ses geldi. Aslı çığlık attı, Ömer bir adım öne atladı, Bilge donakalmıştı. Neyseki sorunsuz bir iniş oldu. Roketten inen üçlümüz etrafı keşfe başladılar.
Ömer incelemek üzere cebine toprak ve taş parçaları doldururken ,Aslı buranın çok korkutucu olduğunu düşünüyordu. Bilge ise uzayda piknik yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşünürken, yiyeceklerini dünyada unuttuklarını farketti...
Aslı, bulundukları yerde uzaylıların olabileceğini söyledi. Bilge Tavşan ve Ömer gülmekten yerlere yattılar. Yerde yatan başka birinin daha olduğunu gördüler. "Aslı biz gülüyoruz da yattık, sen neden yatıyorsun?" dediler. Aslı:
- Yooo, ben yatmıyorum ki karşınızdayım ya, der demez, Bilge Tavşan ve Ömer yerlerinden fırladı. Bu, Aslı değildi. Bu kez Aslı gülmeye başladı.






"Ben size demedim mi uzaylıların olacağını?" derken yere eğildi ve o ürkek Aslı, insana benzeyen yaratığa eğilip, "Merhabaaa" dedi.
Yaratık uyandı. Karşısında insanları görünce çok şaşırdı. Yaratık, "Sana da Merhaba, sen Dünyalı mısın?" dedi.
Aslı: " Eveeet Dünyalıyım, aynan var mı?" diye sordu. Uzaylı onunla dalga geçti. "Memnun oldum, ben de Uzaylı" dedi. Aslı utandı. "Özür dilerim Uzaylı, benim adım Aslı. Çıkarken aynamı unuttum. Çok çirkin mi görünüyorum acaba?" dedi. Uzaylı, " Yoooo güzelsin, aynaya gerek yok. Böyle bir yerde önce güvenliğini düşünmelisin, dedi. Aslı başını öne eğdi.
Uzaylı: " Gelin benimle" diyerek önden gitti. Bizim üç meraklı şaşkın da peşine takıldılar. Ömer giderken parlak ve çok büyük bir cisim gördü ve Uzaylıya sordu:
- Bu nedir?






Uzaylı:
-Dünyanın kaderini değiştirecek bir parça taşıyorsun elinde, dedi. Ömer de," Nasıl yani, ne işe yarıyor ki bu parça?" dedi.
Uzaylı :
-Sen meraklı ve araştırmacı birine benziyorsun. Zamanı gelince ne işe yaradığını kendin anlayacaksın ama sakın elinden düşürme" dedi.
Bir süre yürüyünce, roketlerine tekrar ulaştılar. Aslı roketin camından kendini incelerken ,"Offf saçlarım bozulmuş, ne kadar bakımsız görünüyorum, dedi. Etrafa bakındı, tarağa benzeyen bir cisim buldu. Tararken o cismin keskin olduğunu anladı;ama iş işten geçti. Kafası kanamaya başladı.
Uzaylı Ömer'e dönüp, ‘Elindeki cismi şimdi kullanabilirsin" dedi.




Ömer, " Ben ne yapacağım ki bununla?" diye sorarken cismin içinden bir sıvı aktı. Uzaylı, " Şimdi o sıvıyı Aslı'nın kafasına damlat" dedi.
Endişelenerek Aslı'nın kafasına damlattı. Bir de ne görsünler? Aslı’nın yarası saniyeler içinde iyileşmişti. Uzaylı, Ömer'e elindeki parçayı dünyadaki bütün insanlara kullanmalarını sıkı sıkı tembih etti. Ve tekrar roketlerine gidip, bindiler.
Roketle hemen geliverdiler dünyaya. Aslı çok sevindi. Bilge Tavşan Ömer'e " Parçayı hemen bütün insanlara kullanalım" dedi. Ömer yeni şeyler keşfettiği için ve insanlara yardım edeceği için hem mutluydu hem de heyecanlıydı. Hemen ihtiyacı olan bütün insanlara kullandı o sıvıyı. Hastalar iyileşti. Yaşlılar gençleşti. Fakirler zenginleşti. Herkes birden çok mutlu oldu. Dünyadaki bütün insanlar artık bu üç arkadaşı konuşuyordu.










Ömer mutlu oluyordu, kendiyle gurur duydu. Uzaylı da dünyaya geldi. "Artık ben de dünyalı sayılırım, siz de uzaylısınız" dedi. Herkes buna çok güldü. Bu arada Uzaylı o roketlerden çok fazla yapıp dünyaya getirdi. Artık bütün insanlar uzaya gidebileceklerdi. "Siz cesur ve harika üç arkadaştınız; ama artık dört arkadaş olduk .Öyle değil mi Aslı?" dedi Uzaylı. Ama Aslı bir türlü duymuyordu. Bilge Tavşan, Ömer ve Uzaylı sürekli sesleniyordu: " Aslı, Aslı, Aslı…" Aslı birden uyandı. "Evet Uzaylı" diye cevap verdi. Ömer ve Bilge Tavşan: "Ne Uzaylısı, ne diyorsun Aslı?" diye sordular.




Aslı: "Ama genç insanlar, zenginler, mutlu ve sağlıklı insanlar nerede? Olamaaaaz, hepsi rüyaymııış" dedi. Sonrasında rüyasında gördüğü maceraları arkadaşlarına anlattı. Arkadaşları bu kez Aslı'ya gülmediler. Belki bir gün rüyan gerçek olur Aslı, üzülme dediler...
Gökten üç elma düştü, biri bize , biri dinleyenlere, diğeri de dünyadaki tüm iyi insanlara. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine ...
SON






- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!