


Atatürk İlkokulu 2-B Sınıfı Proje Ekibi
Eskihamur İlkokulu 3-A Sınıfı Proje Ekibi
Gürbüz İlkokulu 3-D Sınıfı Proje Ekibi
Selçuklar İlkokulu 3-D Sınıfı Proje Ekibi
Sakarya İlkokulu 4-D Sınıfı Proje Ekibi
12 Eylül İlkokulu 3-B Sınıfı Proje Ekibi
Gürpınar Atatürk İlkokulu 4-A Sınıfı Proje Ekibi
İbrahim Bitik İlkokulu 4-B Sınıfı Proje Ekibi
İbrahim Bitik İlkokulu 4-F Sınıfı Proje Ekibi


Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Çokça bilinmeyen ama gidenin de çok beğendiği Resfebe isimli bir ülke varmış.




Bu ülkede yaşayan insanlar yazı yazarken ülkelerinin isimleriyle aynı olan zeka oyununu kullanırlarmış.

Yazılarını resfebe ile yazan insanlar bu ülkeye gelen herkesin resfebeyi bildiklerini düşünürlermiş. Ama Resfebe ülkesini ziyarete gelenler buradaki insanların ne yazdıklarını anlamazlarmış.

Resfebe ülkesinde yaşayanları anlamayan misafirler ne bir şey satın alabiliyorlarmış ne de başkalarıyla sohbet edebiliyorlarmış.

Zaman geçtikçe ülkeye kimse gelmemeye başlamış. Başta kimse bu durumun nedenini anlamamış. Ancak günler, haftalar geçmiş ve Resfebe ülkesinin kralı bu durumun nedenini öğrenmek istemiş. Bunun için bir askerini görevlendirmiş.



Görevlendirilen asker Resfebe ülkesinin hem en zeki hem de en cesur askeriymiş.Kralda bunun için askerine çok güveniyormuş. Resfebe ülkesinin cesur askerinin ismi Simay'mış.

Simay asker kralının görevini öğrendikten sonra atını hazırlamış, yanına kalem ve kağıdını almış. Sabahın erken saatlerinde yola çıkmış. Simay askerin en yakın arkadaşı atı Miray'mış.

Atını çok sevdiği için her şeyini ona anlatırmış. Atı da sahibini çok severmiş. Hiçbir zaman onu yarı yolda bırakmamış, onu üzmemiş.

Bu yolculukta da sahibi Simay için elinden geleni yapacakmış. Atı sahibine, Simay da atına güveniyormuş. Bu görevi hep beraber başaracaklarmış.

Simay asker öğlene kadar hiç durmadan atını sürmüş. Atı bir şimşek kadar hızlıymış. Bu yüzden çok uzun yolları daha kısa sürede gidebiliyormuş. Simay asker atının acıktığını ve yorulduğunu anladığında dinlenmek için yavaşlamaya başladı.

Dere kenarında durup atıyla beraber bir ağaç gölgeliğinde yemek yemeye hazırlanan Simay asker bir ses duymuş. Etrafına bakmış ama kimseyi görememiş. Tam yemeğini yiyecekken aynı sesi bir daha duymuş.

Ama yine çevrede kimseyi görememiş. Simay asker yerinden kalkıp etrafı kontrol ederken sesin aslında dereden geldiğini fark etmiş.

Dereye yaklaşmış, iyice eğilmiş. Sudan birinin çıkmasını beklerken aynı sesi bir daha duymuş.
-Kimsin sen?
Simay asker suyun konuştuğunu duyuyormuş ama inanmak istemiyormuş. O, şaşkınlığını üstünden atmaya çalışırken su tekrar sormuş:

-Kimsin sen?
Simay asker cesur bir şekilde:
-Ben Simay. Resfebe ülkesinin askeriyim. Sen nasıl konuşabiliyorsun?

Dere sakin bir şekilde konuşmaya devam etmiş.
-Ben sihirli bir suyum. Buraya çok uzun yıllardır kimse gelmemişti. Sen neden buradasın diye sormuş.

Simay asker kralın ona verdiği görevi anlatmış ve yardım istemiş. Sihirli dere ona yardım edeceğini söylemiş. Ülkesinin sorununu nerde çözeceğini söyleyecekmiş ama karşılığında dere de ondan bir şey isteyeceğini söylemiş.
Simay asker çok şaşırmış. Konuşan bir dere ondan ne isteyebilir ki diye düşünmüş.Yine cesur ve kararlı bir sesle:
-Tamam kabul ne istersen yaparım demiş.




Dere ondan kılıcını burada bırakmasını ve ülkesine dönerken tekrar gelip almasını istemiş.

Simay asker derenin bu isteğini duyunca kaşlarını çatmış ve geriye çekilmiş.

Tam o sırada dere gideceği yerde kılıcına ihtiyaç duymayacağını yanına aldığı kalem ve kağıdın bu görev için
yeterli olduğunu söylemiş.
Simay asker şaşırmaktan yorulmuş artık. Çünkü derenin sabah yanına aldığı kalem ve kağıdı



nasıl bildiğini anlamamış. Biraz düşünmüş, etrafına bakmış ve kabul etmiş.

Kılıcını yanına bırakmış.Dere isteğinin kabul edildiğini anlayınca konuşmaya başlamış.

Aradığı cevabı Kitap Yurdu'nda bulacağını söylemiş.
Simay asker bu ülkeyi daha önce hiç duymamış.

Dere nasıl gidileceğini anlatmış. Atına atlamış ve hiç durmadan sürmüş.

3 gün 3 gece hiç durmadan atını süren Simay asker 4. günün sonunda Kitap Yurdu'na varmış.

Önce uyumak için bir yer bulmak istemiş. Yoldan geçen yaşlı bir kadına nerede kalabileceğini sormuş.

Yaşlı kadın:
-Burada herkesin evinde misafir olarak kalabilirsin. Kimin kapısını çalarsan sana yardım eder demiş.

Simay asker yaşlı kadının dediğini yapmış ve bir evin kapısının önünde durmuş. Atını bağlamış ve kapıyı çalmış.

Kapıyı elinde kitap olan bir adam açmış. Simay asker bu gece kendisinin kalacak bir yer aradığını söyleyince adam hemen içeri buyur etmiş.

İçeri giren Simay asker bir masa etrafında oturan bir kadın,bir kız çocuğu bir de erkek çocuğunu görmüş. Anlaşılan tüm aile kitap okurken kapıyı çalmış Simay asker.

Aç olduğunu öğrenen evin hanımı hemen bir şeyler hazırlamak içim mutfağa gitmiş. Masada bir sandalye üzerine oturan Simay asker kız çocuğunun tatlı gülümsemesini görmüş. Hemen gülümseyerek karşılık vermiş.

Karnını doyurduktan sonra aile ile sohbet etmeye başlamış.Kralın ona verdiği görevi, yolda karşılaştığı sihirli dereyi anlatmış.

Konuşması bittikten sonra kimsenin şaşırmadığını görmüş.Evin babası gülümseyerek konuşmaya başlamış:

Sevgili Simay asker. Sen o sihirli dereyle ilk defa karşılaşmışsın ama biz o dere ile dostuz. .Çünkü kaynağı bizim ülkemizde.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $11.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $11.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!