
ÖDÜL GENCER
Çok uzaklardan gelen seslerle araladı gözlerini.Daha önce hiç duymadığı bir melodiydi bu.Etrafına bakındı anlam veremedi.Yatağında doğruldu.Güneş doğmuş hava ısınmıştı.Hızla üzerini değiştirip evden çıktı umut.Müziğin geldiği yöne doğru hareket etti.Yürüdü,yürüdü,yürüdü..Kelebekler,kuşlar ve böcekler sanki bu ritim ile dans ediyorlardı.İçini tarif edemediği bir heyecan kaplamıştı Umut'un.Adımlarını hızlandırarak yürümeye devam etti.Nereden geliyordu bu müzik sesi?İlerledikçe sanki daha da yaklaşıyordu sese.Yaklaştıkça da kalbi hızlı hızlı atıyordu Umut'un.Güm güm!
ÖDÜL GENCER
Mustafakemalpaşa Anaokulu-BURSA/Doğa Uray

ÖDÜL GENCER
Kırlarda kuş sesleriyle yürümeye devam ederken kocaman bir dağ belirdi önünde. Ses bu dağın zirvesinden geliyor gibiydi.Önünde gördüğü yokuş yukarı doğru gidiyordu ama Umut kararlıydı.Bu sesin kaynağını mutlaka bulacaktı.Etrafında çeşit çeşit,renk renk ağaçların olduğu yolda yürümeye devam etti.Daha önce hiç böyle ağaçlar görmemişti.Yaprakların hışırtıları çekti dikkatini sonra da o yaprakların arasında parıldayan dikenli meyveleri.
DENİZ GENİŞYÜREK YARAR
Birkaç tanesini kopararak dikkatlice inceledi.Kestane ağacıydı gördükleri.Yeşil,sert,dikenli,keskin bir kokusu olmayan kestaneler çok hoşuna gitmişti Umut'un. Omzuna taktığı heybesini açtı,sonra da kopardığı kestaneleri attı içine. Onları kurutacak sonra da içindeki kestaneleri açacaktı.Müziğin ritmine uygun ıslığıyla devam etti yürümeye Umut Uludağ'ın zirvesine doğru.
DENİZ GENİŞYÜREK YARAR
DENİZ GENİŞYÜREK YARAR
Birkaç tanesini kopararak dikkatlice inceledi.Kestane ağacıydı gördükleri.Yeşil,sert,dikenli,keskin bir kokusu olmayan kestaneler çok hoşuna gitmişti Umut'un. Omzuna taktığı heybesini açtı,sonra da kopardığı kestaneleri attı içine. Onları kurutacak sonra da içindeki kestaneleri açacaktı.Müziğin ritmine uygun ıslığıyla devam etti yürümeye Umut Uludağ'ın zirvesine doğru.
SEYHAN ŞENTÜRK
Rengarenk,ışıl ışıl...Kocaman bir otobüstü bu. Etrafında notaların ritimle dans ettiği müzik otobüsü.Daha önce hiç böyle bir şey görmediğinden emindi.Koşmaya başladı Umut hızla otobüse doğru.. Adımları müziğin ritmiyle karışıyor,solukları sanki tempo tutuyor gibiydi
SEYHAN ŞENTÜRK
SEYHAN ŞENTÜRK
.Otobüsün yanına geldiğinde gözleri kamaştı.Sarı,turuncu,mavi..Gökkuşağının bütün renkleri vardı sanki üzerinde ışıl ışıl parlıyordu.Otobüsün etrafını dolandı ilk önce. Kimsecikler yoktu. Daha sonra ise yavaşça basamaklarını tırmandı.Kapısını açarken kalbinin çıkardığı sesi duyuyordu.Otobüsün içine girdiğindeyse gördüğü manzara karşısında kocaman bir çığlık attı.
ŞERMİN AYAN
Daha önce hayalini bile kurmakta zorlandığı sayıda müzik aletinin olduğunu gördü.Hepsini biran önce çalmak istiyordu ama biraz daha dikkatli baktığında müzik aletlerinin arasından ürkek ürkek kendine doğru yaklaşan yavru kediyi gördü.
ŞERMİN AYAN
Tam eğilip kediyi kucağına alacaktı ki o sırada arkasından gelen süprizz! sesiyle irkildi. Arkasını döndüğünde tüm sevdikleri oradaydı.
Şermin AYAN/TRABZON-Arsin Anaokulu
Aişe Pınar Ş.

ASİYE ÇİÇEK
O gün Umut'un doğum günüydü. Umut ise sesin büyüsüne kendini öyle kaptırıp yürümeye öyle dalmıştı ki bugünün doğum günü olduğunu bile unutmuştu. Bütün arkadaşları ailesi ona harika bir patsa yapmışlardı. Umut 6 yaşına girdiği için 6 katlı kocaman bir pasta yapmışlardı.
ASİYE ÇİÇEK
ASİYE ÇİÇEK
Hep birlikte müzik aletlerini çalıp şarkılar söyleyerek doğum günü partisini kutladılar. Tam o esnada dağın en zirvesinde kocaman rengarenk uçan bir şey farkettiler. Başını kaldırıp baktıklarında bide ne görsünler 😍
PELİN YAVUZ
Uçan şey rüzgarda oradan oraya savruluyor bir görünüp bir kayboluyordu.Rüzgarın sesini dinlediler.Sesin şiddeti arttıkça kayboluyor ,azaldıkça da ortaya çıkıyordu. Ne olduğunu tahmin etmeye çalıştılar .
PELİN YAVUZ
Daha iyi görebilecekleri bir yere gittiler ve izlemeye devam ettiler. Görünen şey kocaman bir uçurtmaydı. Bir kuş gibi gökyüzünde süzülüyordu. Uçurtmaya yaklaştıkça uçurtmadan hışırtı duymaya başladılar.
PELİN YAVUZ
Uçurtma Gökyüzünde adeta şarkı söylüyordu. Ses yükselip alçalıyor Umut ve arkadaşları da uçurtmaya eşlik ediyorlardı.
Figen KARACA
Uçurtmalar uçurtmalar diye gülüşen çocukların sesleri… Umut karar vermişti. Uçurtmaların uçurulduğu yere gitmeli ve bir uçurtma da onun olmalıydı. Hayallerini sığdıracaktı ve rengârenk düşlerini salacaktı gökyüzünün maviliklerine. Rüzgârın ıslık sesleri Umut’u çağırıyordu. Umut emin adımlarla yürümeye devam etti.

FİGEN KARACA
Resmeden Öğrenci : NUR Ö.
Figen KARACA
“Acaba uçurtma olsam nereye uçardım diye düşünürken bir an duraksadı. Büyükçe bir taş parçasının üstüne oturdu. Tam hayallere dalıyordu ki üstüne oturduğu taş kıpırdamaya başladı. Kabuğu taş kadar sert, kocaman yaşlı bir kaplumbağa yeşil kafasını çıkardı ve Umut’a baktı.
GONCA DEMİREL
Umut ne yapacağını şaşırdı. Ama yaşlı kaplumbağa o kadar masum bakıyorduki ondan zarar gelmeyeceğini anladı.Kaplımbağanın acıkmış olabileceğini düşündü ve ona biraz yeşillik toplamak istedi.Tam elini otların arasına atmıştı ki...
GONCA DEMİREL
Otların arasında hareket eden birşey olduğunu fark etti.Bu ne olabilir diye düşündü.Eğildiği sırada esen rüzgarın ve otların arasından gelen sürtünme seslerini dinlemek çok hoşuna gitti.Doğada bir ritim vardı.Acaba başka nasıl sesler duyardı?
GONCA DEMİREL

CEYDA GENİŞYÜREK
Çok heyecanlı bir gündü bu Umut için. Bir sürü macera yaşamıştı ve hala yaşamaya devam ediyordu. Otların içerisinde adeta bir okestra edasıyla sesler çıkaran şey, bir Ağustos böceğiydi. Daha önce hiç Agustos böceği görmemişti Umut. "Merhaba güzel böcek" dedi. Ağustos böceği ise şarkılar türküler söylemeye devam etti. Bir süre onu dinledikten sonra kaplumbağa ile birlikte yavaş yavaş tepeden inmeye başladılar.
CEYDA GENİŞYÜREK
Hava kararmak üzereydi. Umut tepenin yarısını kaplumbağanın sırtında inmişti ve sıra artık ona gelmişti. Bu kez Umut sırtına kaplumbağayı aldı ve beraber inmeye başladılar. Umut gökyüzüne baktı. derin bir nefes aldı. biraz acıkmıştı. Heybesine koyduğu kestanelerden çıkardı ve kaplumbağa ile birlikte kestaneleri yediler ve yollarına devam ettiler.
CEYDA GENİŞYÜREK

CEYDA GENİSYÜREK
ELMİRA BABAYEVA
Daha sonra uzakta küçük bir kulübe gördü hemen oraya koştu kapıya doğru yaklaştı biraz korkuyordu yavaş yavaş içeri girdi birden ayakları yerden kesildi ve ve kendini külubenin tavanında buldu bu okuduğu masaldaki
Düşler ülkesindeki gibiydi periler kelebekler
Büyük ağaçlar sonra bir çınlama sesi geldi ama nerden geldiğini çözemedi kulübenin ortasında bir maşa vardı birsürü yemek tatlı
ELMİRA BABAYEVA
Hemen oraya doğru yöneldi tıka basa yemeye başladı kulağındaki çınlama hem devam ediyor hemde artıyordu sonra biryerde uyumak istedi ama kulağındaki çınlama bitmedi biryere uzanıp gözünü kapatınca birden kendini yatağında buldu meğer rüya görüyormuş kumsal babasının getirdiği kitapları onurlan uyuya kalmış ve annesi uyandırmayip onu yatağın koymuş
Kulağındaki ses ise çalar zili çalması imiş
Umut o gün hayalde olsa çok güzel bir macera yaşamış.
ELMİRA BABAYEVA

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!