
Masal Denizim bir e Twinning projesidir.

Bir varmış, bir yokmuş...Masalın yalanı mı olurmuş? O yalan, bu yalan; fili yuttu bir yılan.
Duyan duymayana anlatsın, olur mu hiç yalan dolan? Bu masalda olmaz yalan, çok güzel anlatır bu masalı anlatan.


Hadi gelin dinleyelim, mutlu sonu görelim.
Şıkır şıkır,mıkır mıkır… Haydi bu masala sen de katıl.
Gel çıkalım gökyüzüne, bakalım ne var bu hikâyede?
Pireler keçileri tarar, tahtakuruları dans edip eğlenirken,
Kargalar bülbül gibi öter, kaplumbağa diyar diyar gezerken,
Kurt kuzunun kucağında, mışıl mışıl uyurken,
Dünya mı öküzün boynuzlarında; öküz mü dünyanın üstünde bilinmeyen bir bilmece iken,
Gökten yağdı şeker, tilki tarlaya buğday eker.





Sarı bahar,
canım bahar:
Nerde kaldı
karnabahar?
Şu mevsim ilkbahar,
o mevsim sonbahar,
Bu mevsim yaz,
haydi bana
bir masal yaz.
Hayal deyip geçme,
hayalsiz dünya
olur mu sence?

Mini mini satırlar,yazdım mı onu hatırlar.
En güzel hatıralar, okuldaki anılar.
Damdan akar hep sular, sürsün gitsin masallar.
Tıkır tıkır pervane döner,bu masallara dünya güler.




Özgürüm sandım, doğanın kıymetini korona gelince anladım. Suya yazı yazarım, kim okumuş bakarım.
Okuryazar olmasa da, ben keyfime bakarım.
Okurum gelecek için, yazarım kendim için.
Masal yazmaktır hayalim deyip, bir masal yazdım,
içine perileri kattım. Merak edenlere bu masalı
okumaya başladım.
Serçe kondu ağaca, başlıyor masal sonunda.




Haydi gelin gidelim,serin sular içelim.
Masal Denizi’nin incilerinden,
Hep beraber bir masal dinleyelim…

Çok uzak diyarlardaki ülkenin birinde etrafı çitler ve yüksek duvarlarla çevrili, kimsenin içinde neler olup bittiğini bilmediği bir orman varmış. Bu ülkede yaşayanlar ormanın içinde ne var ne yok göremedikleri için bu ormana “Sırlı Orman” derlermiş.


Herkes bu gizemli ormanı merak ededursun Sırlı Orman’ın içinde bilindiklerden uzak; karanlık, esrarengiz ve her şeyi normalden daha farklı bir yaşam varmış.
Mesela; bu ormanda ırmaklar gökyüzüne doğru akarmış. Güneş kör bir kuyunun içine atılmış, kuşlar toprak altında, karıncalar gökte yaşarmış. Gökyüzünün derinliklerine akan nehrin sularında, keskin dişli kara balıklar yaşarmış.








Buradaki canlılar büyümez, gitgide küçülürmüş. Hayvanların sesleri alışılmışın dışında imiş; ve bu ormandaki hayvanların korkutucu bakışları varmış. Ağaçlar hızla büyür, bir meyve bir aileyi doyururmuş.
Kaplumbağalar jet kadar hızlı,
tavşanlar bir kağnı kadar
yavaşmış. Kurtlarla kuzular
çok iyi dost; kelebekler
yüzyıllar boyu,
dinozorlar bir gün yaşarmış. Ağaçların kökleri
gökyüzüne uzarmış.
Bu ormanın içinde her şey gibi tuhaf olan biri daha varmış:
Koroğlan.
Koroğlan’ın farklı güçleri varmış. Dokunduğu kişiyi önce yeşile çevirir, yeşile dönen canlılar ise bir müddet sonra Koroğlan ailesinin bir üyesi olurmuş.




Koroğlan aynı zamanda yeşil büyü ile etkisi altına
aldıklarına istediğini yaptırabiliyormuş. Geçen gün baykuşa yaptırdıklarını ormanda kimse unutmadı daha…
Koroğlan, toprak altından çıkardığı, parlayan pis kokulu solucanlarla beslenirmiş. O yalnızca sevgi dolu, güzel kalpli varlıklardan korkar, onlara asla dokunamazmış. Bir de limon kokusunu hiç sevmezmiş.










Küçücükmüş ama ormanın tek hakimiymiş. Başka diyarların da hakimi olmayı aklına koymuş. Sonra bir gün Koroğlan, artık sıkılıp bu karanlık ormandan çıkmak istemiş.







Geçen gün kontrolü altına aldığı baykuşu, uzakta görünen ülkeye gönderip, orada neler olup bittiğine baktırmış. Baykuştan aldığı haberler hoşuna gitmiş. Sağlıklı besinler, mis kokan sabunlar gibi şeyler varmış. Koroğlan bu ülkeye gitmeye karar vermiş.




Koroğlan az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş o ülkeye varmış. Ülkenin adı Sabun Ülkesiymiş. Yolda giderken sabun melekleri karşısına çıkmış.










Melekler ona : “Sen de kimsin?’’ demişler.






Koroğlan şöyle bir şeye benziyormuş: Çok koyu yeşil, bakımsız, saçı başı dağınık, yırtık ve kirli kıyafetler giymiş. O kadar kirli ki üzerinde sinekler uçuşuyormuş. Dişleri de sapsarıymış.


Sabun melekleri bu özelliklerinden dolayı Koroğlan’ın çok kötü olduğunu anlamışlar. Melekler onu mutlaka kendi ülkelerine götürmeye karar vermişler.










Koroğlan:
-Siz nereye gidiyorsunuz? diye sormuş meleklere.
Melekler:
-Sabun ülkesine gidiyoruz, demişler.
Koroğlan meleklere:
-Beni de götürür müsünüz? demiş.
Melekler de :
-Niye oraya gitmek istiyorsun?
diye sormuşlar.
-Temizlenmek için, demiş.
Melekler bu işe çok sevinmişler. Çünkü kalpleri hep iyilik yapmak isteyen varlıklarmış. Koroğlan’ı Sabun Ülkesi’ ne götüren melekler onu hemen krallarının huzuruna çıkarmışlar.




Kral: "Bu kadar kötü kokan bu şeyi niye benim karşıma getirdiniz?” diye kızarak yüksek sesle bağırmış.
"Alın götürün bunu, çok uzak bir köye bırakın." demiş.






Melekler kralın emrini dinlemişler, onu alıp çok uzaktaki Sıhhat Köyü’ne götürmüşler. Ve ona demişler ki:
- Bu köyde çok güzel sabunlarımız var. Onlardan her gün bol bol yersen temizlenirsin.





Köydekiler çok şaşırmışlar, bu yabancıyla hiç konuşmamışlar. Koroğlan bu duruma çok kızmış. Bütün meyve ve sebzeleri yemiş. Köylüler aç kalmışlar ve bu duruma kızmışlar.










- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!