Ülker Yörükoğlu Bilim ve Sanat Merkezi'ne

Bir gün padişahın vekili, Salur Kazan ava üç yüz yiğit götürdü. ikindi zamanı dedi ki “Ağalarım kimse benimle gelmesin, hepiniz çadıra gidin, ben yalnız olarak av avlar, çadıra gelirim”.








Adamlarını yollayarak Salur Kazan yalnız başına Ak Manka’nın tepesinde at oynattı. Karanlık bastı, ama eline bir av geçmedi. Dedi ki “Ya Rabbî, ben adamlarımdan ayrıldım, bir av avlayayım,avsız gitmeyeyim çadıra, sen beni avsız bırakma”.
Alçak av yerlerine göz gezdirdi; kara dağın eteğinde meşale gibi yanan bir şey gördü, koyu koyu dumanın çıktığını gördü. Salur Kazan bunun kendi çadırını aydınlatan ışık olduğunu sandı. Atına bindi, o ışığa doğru yola koyuldu.

Bu arada Salur Kazan’ın çadırında Salur Kazan’ın hizmetçisi Lele Kılbaş, Salur Kazan’ın yalnız başına avda olduğunu duyunca dayanamadı, Salur Kazan’ın peşinden koşarak gitti. Ona yetişti.
Salur Kazan o yere vardığında tepe gibi yatan bir şey gördü; kabaran bir şey gördü. Bir ejderhaya rastladı. yerde meşale gibi yanan o ejderhanın gözleriymiş, koyu koyu çıkan duman o ejerhanın ağzının dumanıymış, kabaran da ejderhanın yelesiymiş.
Salur Kazan ejderha ile dövüşmeyi düşündü. Arkasına baktı Lele Kılbaş’ı hizmetine hazır gördü. Lele’ye danışmaya karar verdi: “Canım Lele bu tepe gibi yatan ejderhayı görüyor musun? Bu ejderhanın yanına gidelim mi, yoksa çekilip,geri dönelim mi? Ne düşünürsün? Canım Lele bana söyle”, dedi.
Lele, Salur Kazan’ın yiğit ve mert kişi olduğunu, o yüzden gitme derse belki gazaba uğrayacağını düşündü. Lele şöyle dedi: sakın ölme; ejderha dedikleri aslında bir yılandır, o yılanın üstüne git.
Salur Kazan atıyla ejderhanın üzerine hızlıca gitti.
Ejderhanın yatıp uyuduğunu gördü.
Salur Kazan biri uyurken canını almak mertlik olmaz diye düşündü. Sadağından çıkardığı bir okla ejderhayı vurdu. Bu şekilde ejderha uyandı kuyruğunu salladı. Dağı dolaştı zehir saçtı, alevli nefesiyle yeri boyadı yaktı yıktı. Bir nefes aldı o kadar kuvvetliydi ki nefesi Salur Kazan, atı ve giysisiyle ejderhanın boğazına girmesine ramak kalmıştı.
Salur Kazan duaya başladı: “Ey yükselttiğini göğe yetiren Yüce Tanrı, ey dilediğini amacına ulaştırmayan Ulu Tanrı, çok kimseler seni gökte arar yerde ister, ama sen müminlerin gönlündesin, sadıkların dilindesin; akarsular üstüne köprü yapayım, geri kalmışların elinden tutayım, çıplakların üstünü örteyim. Salur Kazan’ı son zamanında bir yılan yendi, demesinler.
Salur Kazan Allah’ına yalvarınca onunla ejderhanın arasında bir oda gibi kaya engel oldu. Ey yüce Tanrı, sen beni kurtar”.
Salur Kazan o kayanın tepesine yetiştiği zaman attan indi. Süngüsünü yere dikti, kalkanıyla üstünü kapattı. Bir yiğit sağ oldukça bir silah can verir.
O silah bir an, bir saat kadar kısa bir zamanda o yiğide gerekli olur. Ejderha, Salur Kazan’ı içine çekerek yenmek için ne kadar uğraştıysa da süngü ile kalkan ona kayanın sırtına çıkmaya izin vermedi. Salur Kazan o kayanın üstünde kendisine yer elde etti. Ejderhanın heybetinden Salur Kazan’ın bir gözü bulandı, gözüne kan doldu.
Salur Kazan, seksen oku tükeninceye kadar ejderhaya sapladı. Ejderhanın gücü kalmadı. Kara çelikten keskin kılıcını eline aldı, ejderhanın üzerine kılıç darbeleri indirdi. Yedi başı kılıçladı yere düşürdü.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (3)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(3)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!