Burcu ÖZTÜRK :Atike, Zeynep, Ebrar, Nisa
Nilcan İnan,Sudem, Ceyda, Sıla, Eda, Günnur
Seslendirenler
Rabia BİLGİN ,Sibel, İlay, İlayda, Begüm Hülya Mutlu BAYDEMİR : Berfin, Nazlı
Gülşah Öztürk DUMAN, Semanur, Betül , Nur, Sultan,Esra Yasemin KAYIŞ ,Sıla, Dilay, Rabiya, Beyzanur
Resimleyenler
Hazel Yılmaz KIYIKCI, Aslıhan ,Buse, Buse Nur, Sevde, Esma, Ayşenur, Esra
S.Şüheda ŞAHİN, Sultan , Seher ,Ceyda ,Sümeyye Çiğdem Alatekin , Şara, Buse, Nazlı, İremsu Esmanur, Dilara


Küçük Palyaço Şinasi o akşam bir türlü uyuyamıyordu. Sağa döndü olmadı, sola döndü olamadı. Heyecanını ve merakını bir türlü bastıramıyordu. Neden mi?
Çünkü her zaman doğum günü partilerinde ailesi ile çocukları eğlendiren Şinasi’nin yarın kendi doğum günü idi. Annesinin yarın için bir sürprizi olduğunu duyduğundan beri gözüne uyku girmemişti. Beklemeyi hiç sevmiyordu. Sürpriz bile olsa ne olduğunu öğrenmek için annesine öyle çok ısrar etmişti ki annesi en son “Sabretmelisin Şinasi, sürprizin ne olduğunu söylersem sürpriz olmaz ki demişti” yorganını örterken.
Gözlerini kapatıyor ve kendi partisini hayal ediyordu. Acaba nasıl bir parti olacaktı? Kimler gelecekti? Hemen öğrenmek istiyordu. Ama en çok, en çok da hediyelerini merak ediyordu.
Ama yarına kadar beklemesi gerektiği için dayanmam gerekiyor diye geçirdi içinden. İşte bunları düşünürken uykuya dalmayı başarmış ve sabahın ilk ışığı ile de gözlerini açmıştı.

Yataktan hızla kalktı ve gülümseyerek “Günaydın “dedi kendine. Yüzünü yıkarken, “Artık beklemem gerekmiyor nihayet sabah oldu ve bugün doğum günüm başladı” diye düşündü.
Beklemek ne kadar zor bir iş diye söylendi. Merdivenleri ikişer ikişer inerek hemen mutfağa gitti.

Annesi mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. “ Hadi anne doğum günüm oldu artık sürprizini söylemelisin dedi heyecanla. Partim bahçede mi olacak yoksa salonda mı? Kimleri çağırdın lütfen hadi hadi söyle? Babam ve sen iki hediye mi aldınız yoksa büyük tek bir hediye mi?
Soruları aralıksız sorduğu için annesi araya girerek; Şinasi’ye “Sana dün de söylemiştim Şinasiciğim öğleden sonra parti zamanını beklemeli ve biraz daha sabretmelisin. Hadi önce kahvaltını yap bakalım” dedi.
Palyaço Şinasi’nin yüzü asıldı. Bekle bekle bekle ...Sabret sabret sabret... Nasıl sıkıcı ve zor bir iş” diye geçirdi içinden.
Oysa herkes istediği bir şeyi hemen alabilmeli idi. Beklemek, sabretmek artık onu kızdırıyordu.
Ama tabi ki bunları içinden düşündü ve annesine “Peki” diyerek, kahvaltı masasına oturdu. Canı hiç istemese de haşlanmış yumurtasını, biraz peynir ve bir bardak sütünü bitirdi. “Şimdi parti zamanına kadar nasıl vakit geçireceğim “diye sordu annesine. Annesi de resim yapabilirsin, bahçedeki çiçeklere su verebilirsin diye fikir verdi, küçük oğluna.

Odasına giden Şinasi, partisine davetli arkadaşları için resim yapmaya karar verdi. Pencere kenarındaki masasının başına geçerek, pastel boyaları ile çiçekler, el ele olan çocuklar ve yemyeşil kırlar çizmeye başladı.
Kafasını bir ara kaldırdığında annesinin tanımadığı biri ile bahçe kapısında konuştuğunu fark etti. Acaba kendi doğum günü partisi ile ilgili mi konuşuyorlar diye merak etti. Buradan duyması mümkün değildi! Ama duymak, öğrenmek istiyordu. Gerçi daha sonra annesine sorsa mutlaka söylerdi ama yine sabredemedi ve sessizce mutfak kapısından bahçeye doğru süzüldü.
Aslında habersizce konuşmalarını dinlemenin doğru bir şey olmadığını o da biliyordu. Ama dedi yine içinden “Bekleyemem, hemen öğrenmeliyim.”

Olduğu yerden duyamadığını fark etiğinde, biraz daha yaklaşmak istedi. Şu büyük çınar ağacının arkasına görünmeden geçebilse idi, daha iyi duyacağına emindi.
Birden babası arkasında beliriverdi babası “Ne yapıyorsun burada neden saklanıyorsun.” dedi.
Şinasi babasını arkasında görünce korkudan eli ayağı birbirine dolandı.
Babasına “Hiiiiç öylesine saklanıyordum.” Babası da kafasını çınar ağacının yanına çevirerek annesini gördü “Şimdi anladım neden burada sessizce beklediğini.” Dedi.
Şinasi’de “Baba tamam gerçeği söylüyorum annem tanımadığım birisiyle konuşuyordu ,partim ile ilgili olduğunu düşündüm, o yüzden gizlice saklanıyordum.” Babası da “Yaptığın sence doğru mu hem senin partin ile ilgili olduğunu nereden biliyorsun, anneni dinlememelisin.” diyerek Şinasi’yi uyardı.
Babası Şinasi’yi alarak içeri girmişti. Şinasi her ne kadar merak etse de babası yanında olduğu için gidip annesini dinleyemiyordu.
Şinasi bir yol bularak babasının yanından ayrılıp yukarı çıktı.

Odasının kapısının önüne geldi. Kapıyı açtı, içeriye girdi Hemen köşedeki minik tabureyi aldı ve camın önüne koydu pencereyi açtı. Buradan ses daha iyi geliyor ama yine de tam duyamıyorum diye geçirdi içinden. Annesini duymak için biraz daha camdan sarktı, sarktı tam düşüyordu ki tutundu. Düşmekten kurtuldu ama çok korkmuştu. Annesi de onu görüp çok korktu. Sabırsızlığı yüzünden başına kötü olaylar gelebilirdi. Hemen içeriye girdi tabureden dikkatlice indi babasının yanına geldi. Annesi de içeriye girdi,
“Şinasi neden camdan sarkıyordun ya düşseydin, “dedi.
Şinasi: “Anneciğim çok merak ettim acaba benim sürpriz hediyemle mi ilgili konuşuyordunuz? “dedi.
Annesi biraz kızmaya başlayarak: “Şinasi biraz daha sabretmelisin az kaldı, sürprizi öğreneceksin ama daha dikkatli olmalısın, düşüyordun” diye uyardı.
Annesi bulunduğu yerden ayrılarak mutfağa gidip son hazırlıklara başladı. Şinasi babasıyla birlikte balonları şişiriyor ve bağlıyordu. Balonları astıktan sonra sırada diğer süslemeler vardı. İşlerini tam bitirdikleri an da kapı çaldı

Arkadaşları gelmişti. Sevinçle kapıya koştu ve arkadaşlarını içeriye davet etti. Arkadaşları tek tek Şinasi’e hediyelerini verdikten sonra içeriye geçip oyun oynamaya başladırlar ama Şinasi hala sürprizi merak ediyordu. Vakit gelmişti. Pasta kesilecek ve hediyeler verilecekti. Işıklar kapatıldı. Pasta geldi. Şinasi çok ama çok heyecanlıydı gözlerini kapattı, dilek diledi ve mumlara üfledi. Herkes alkışladı. Pasta çok lezzetliydi çikolatalıydı.
- ‘mmm en sevdiğim’ dedi.
-“Şimdi sırada hediye zamanı vaar. dedi” arkadaşlarından biri.
Şinasi tek tek hediyeleri açmaya başladı. Bir tane uzaktan kumandalı araba, çok güzel bir spor ayakkabı, üzerinde uçak olan bir pijama takımı gibi hediyeler gelmişti. Hepsini çok beğenmişti. Arkadaşlarına çok teşekkür etti. Ama en merak ettiği, SABIRSIZLANDIĞI hediyeye sıra gelmişti. Annesi ve babası Şinasi in gözlerini kapattılar ve onu bahçeye çıkardılar. Arkadaşları da peşinden geliyorlardı. İçi öyle kıpır kıpırdı ki yerinde duramıyordu. Şinasi gibi herkes çok heyecanlanmıştı.
Yavaşça Şinasi’nin gözlerini açtılar.

Şinasi o kadar mutlu olmuştu ki karşısında siyah fosforlu sarılı yeşilli mavili bir bisiklet duruyordu, buna bayılmıştı.
Hemen koşarak anne ve babasının yanına gitti.

- ” Çok teşekkür ederim anneciğim ve babacığım, sizi çok seviyorum “dedi,
Onlara sarıldı, öptü ve teşekkür etti. Heyecanla bisikletinin yanına gitti. Zilini çaldı. Arkadaşları da çok beğenmişti. Bu hayatında aldığı en güzel hediyeydi. Gece olduğunda herkes evine gitti. Şinasi de yatağına yattı. Düşünmeye başladı.
- ‘Demek ki bazen sabretmemiz gerekiyor. Çünkü sabırlı olursak eninde sonunda güzel bir hediyeye ulaşırız’ dedi ve yavaş yavaş uykuya daldı.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!