Yaratıcı Drama ile Masallara Yolculuk
İşbirlikçi Masal Çalışması

Burcu ALTUNOK - Başöğretmen İlkokulu 3/B Sınıfı
RENKLİ KUŞLAR MASALI
Bir varmış, bir yokmuş. Ülkelerin birinde kendi başına yaşayan bir ağaç varmış. Bu ağacın tepesinde güzel mi güzel bir papağan yaşarmış. Bu papağan ağacında yaşarken kocaman bir kartal gelip onu kaçırmış. Alıp bir sürü kartalın içine, kartalların sürüsüne götürmüş. Papağan bu kadar çok kartalın içinde o kadar çok korkmuş mu? Çünkü kartallar onu yiyecek sanmış.
Papağanın kaçırılmasına çok üzülen ağaç çok üzülmüş. Ama etrafında kimse olmadığı için yardım isteyecek kimseler yokmuş. Ne yapacağını bilememiş. Derken bir muhabbet kuşu gelip ağacın dalına konmuş. Ağaç da olanları ona anlatıp yardım istemiş. Kuş da hemen uçup sürüsüne gitmiş ve onlara yardım etmeleri gerektiğini söylemiş.
Muhabbet kuşları, papağanı aramaya çıkmış.
Muhabbet kuşları papağanı aramaya başlarken, kartalların lideri papağanı karşısına almış. Ondan bir istekleri olduğunu söylemiş:
-Papağan kardeş, bizim bir sürü yavrumuz var. Biz sürekli avlanmaya gittiğimiz için onlarla ilgilenemiyoruz. Senden onlara renkleri öğretmeni istiyoruz. Bize yardımcı olur musun?
Papağan çok şaşırmış. Çünkü kartal onu yemek için kaçırdığını sanmış. Oysa kartallar ondan yardım istiyorlarmış. Şaşkınlığı geçince hemen teklifi kabul etmiş. Küçük kartal yavrularına renkleri öğretecekmiş. Tam bu sırada bir sürü muhabbet kuşu kartalların etrafını sarmışlar ve papağanı görmüşler:
Papağan yine şaşırmış. Çünkü bu muhabbet kuşlarını tanımıyormuş. Papağan, kartalların lideri ve muhabbet kuşu bir araya gelip neler olduğunu konuşmaya başlamışlar. Muhabbet kuşu ağacın onlardan yardım istediğini söylemiş. Kartalların lideri papağandan yardım istediğini anlatmış. Papağan da her şeyi anlamış. Teklifi kabul ettiğini söylemiş. Bu duruma sevinen muhabbet kuşları, papağan ile birlikte yavru kartallara renkleri öğretmen istemişler. Olanları anlatmak için önce ağaca haber göndermişler. Sonra da yavru kartallarla rengarenk bir derse başlamışlar.
Herkes birbirine yardım etmiş. Kuşlar da başkalarıyla konuşmadan önce ne istediklerini anlamaları gerektiğin öğrenmiş. Bizim yalnız ağaçtan üç elma kopmuş. Birini kuşlar yere düşmeden yakalamış, biri bu masalı anlatanın başına düşmüş, biri de dinleyenlerin başına…








GÜLŞEN YALÇIN
CİHANGİR İLKOKULU 1/E





Büşra ÇAKMUR/Başöğretmen İlkokulu 1/G
PADİŞAHIN KÜÇÜK OĞLU İLE GÜVERCİN
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkenin birinde yaşayan bir padişah varmış. Padişah halkını çok severmiş. Halkın mutluluğu için çalışırmış. Halk da padişahını çok severmiş. Mutlu bir şekilde yaşarlarmış. Padişahım çok güzel bir karısı ve iki oğlu varmış. Gel zaman git zaman padişahın güzeller güzeli karısı hastalanmış. Birkaç gün sonrada ölmüş. Ülkede kırk gün yas ilan edilmiş. Padişah ve oğulları çok üzgünmüş. Karısının ölümünden sonra padişah hiç mutlu olmamış. Kendisini ülkesine ve oğullarını adamış. Onların mutluluğu kendi mutluluğu olmuş.
Padişahın büyük oğlunun artık saraydan ayrılma vakti gelmiş. Devlet işlerinde iyi eğitilmiş, uzun boylu, becerikli iyi niyetli birisiymiş. Bir süre sonra yanındaki askerleri ile yolculuk yaparken su içmek için dere kenarında mola vermişler. Yanlarına güzel giyimli ayın on dördü gibi güzel bir kız çıkmış. Bu kız padişahın büyük oğlunu büyülemiş. Oğlan hemen oracıkta ona aşık olmuş. Kızı saraya getirmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Kız çok güzelmiş güzel olmasına ama kötü niyetli bir cadıymış. Aklı fikri padişahın tahtındaymış. Elini çabuk tutup küçük oğlan evlenmeden kocasını tahta oturtmalıymış. Böylece bu ülkeyi kendisi yönetecekmiş.
Bir gün bir plan yapmış. Padişah avlanmaya gittiği gün adamlarına onu kaçırmalarını ve öldürmelerini emretmiş. Av sırasında padişahın yalnız kaldığı zamanı kollamaya başlamışlar. Padişah avın izini tek başına sürmeye başladığı anda onu kaçırmışlar. Padişahı bir mağaraya götürmüşler. Onu öldürememişler. Padişahı orada bırakıp kaçmışlar. Askerler her yerde padişahı aramışlar ama bir türlü bulamamışlar. Saraya dönmeye karar vermişler. Saraya dönen askerler durumu oğullarına bildirmişler. Küçük oğlan komşu ülkeye ziyarete gitmiş. Büyük oğlan da hemen her yerde padişahı aramaya başlamış. Kısa süre sonra olay bütün ülkede duyulmuş. Ülkenin halkını endişe ve üzüntü kaplamış. Padişah hiçbir yerde bulunamamış. Bu fırsattan yararlanan gelin kocasını doldurmuş padişahlık senin hakkın diyerek onu tahta oturtmuş.
Durumu öğrenen padişahın küçük oğlu ülkesine dönmeye karar vermiş. Uzun bir yolculuktan sonra ülkesine dönmüş. Ama onu ülkeden içeriye bir türlü almamışlar. Ne yapacağını şaşırmış. Neden böyle yaptıklarını bir anlam verememiş. Babasından haber alınmamasına mı yansın doğup büyüdüğü topraklardan içeri alınmamasına mı? Küçük oğlan bu duruma o kadar içerlemiş o kadar içerlemiş ki yol kenarında oturup dinlenirken yanına kanadı yaralı bir güvercin konmuş. Bembeyaz bir güvercin o kadar güzelmiş ki onu hayranlıkla izliyormuş.
-Güvercin: Ne oldu neyiniz var?
Küçük oğlan başına gelenleri tek tek güvercine anlatmış. Padişahın küçük oğlu bir yandan da güvercinin yarısına bakıyormuş.
- Padişahın küçük oğlu: Sana ne oldu? Nasıl yaralandın?
-Güvercin: Birkaç gün önce birkaç adam bir adamın gözlerini kapatıp zorla bir mağaraya götürüyorlardı. Ben de takip ettim. Beni fark ettiklerinde taşlamaya başladılar. Bu yüzden yaralandım.
Güvercin adamı tarif edince küçük oğlanın gözleri parlamış. Çok mutlu olmuş. Beni oraya götürür müsün? demiş. Güvercin onu mağaraya götürmüş. Küçük oğlan babasını görünce hemen boynuna sarılmış. Baba oğul uzun uzun hasret gidermişler. Küçük oğlan sevincinden güvercini öpmüş. Ona teşekkür etmiş. Derken birde ne görsünler güvercin güzeller güzeli etrafına ışık saçan güzel bir kıza dönmüş. Kız o kadar güzelmiş ki baba oğul çok şaşırmıştır. Hâlbuki bu kız cadı tarafından yapılan büyü ile güvercine çevrilmiş. Küçük oğlan onu öpünce büyü bozulmuş. Kız eski haline dönmüş. Hemen saraya dönmek için yola koyulmuşlar. Başlarına gelenleri büyük oğlana anlatmışlar. Büyü bozulunca da cadı eski haline dönmüş cadıyı saraydan kovmuşlar. Halk padişahlarının bulunmasına çok sevinmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapmıştır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…



ÖZGE ÇANGIRI AYDIN/ CİHANGİR İLKOKULU 1/f




ÖZGE ÇANGIRI AYDIN / CİHANGİR İLKOKULU 1/F
Ayşe OLGUN Cihangir İlkokulu 1/B sınıfı
KELOĞLAN VE ARKADAŞI
Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde şehirden uzakta şirin mi şirin bir köyde annesiyle yaşayan bir Keloğlan varmış.
Bir gün Keloğlan evlerinin önünde oynarken,arkadaşının bisiklet sürdüğünü görmüş.Okullar tatil olduğunda ailesiyle birlikte köye geliyormuş.
Keloğlan,arkadaşının yanına gidip,ona hoş geldin,demiş.Bende bisiklet kullanabilir miyim? diye sormuş.Arkadaşı bisikletini ona vermiş ve kullanabileceğini söylemiş.Ancak kullanmaya başlamadan önce kask, dizlik ve dirseklik gibi kazalardan koruyucu özelliği olan araçlarıda takması gerektiğini belirtmiş.Keloğlan arkadaşının verdiği kask, dizlik ve dirseklikleri takıp bisikleti kullanmış.
Arkadaşıyla güzel bir tatil geçiriyormuş.Ancak arkadaşının şehre dönmesi gerekiyormuş.Keloğlan şehre hiç gitmediğini,çok merak ettiğini söylemiş.Arkadaşı ona,şehre birlikte gidebileceklerini söylemiş.İki arkadaş annelerinden izin almışlar.
Birkaç gün sonra Keloğlan,arkadaşı ve ailesiyle şehre gitmişler.Keloğlan çok heyacanlıymış.İlk kez şehre gidecekmiş.
Uzun bir yolculuktan sonra şehre varmışlar.İki arkadaş çok yorulmuşlar,hemen uyumuşlar.Sabahın erken saatlerinde uyanmışlar. İki arkadaş hazırlanıp dışarı çıkmışlar.Keloğlan şaşkın şaşkın etrafı seyrediyormuş. Kaldırımda bekleyen insanlar,yolun karşısına geçmeye çalışanlar,yolda hareket halindeki arabalar ve duran arabalar dikkatini çekmiş.
Arkadaşı, Keloğlan'ın bu şaşkın haline için için gülüyormuş.
Keloğlan, arkadaşına,insanların neden beklediğini sormuş. Arkadaşı, karşıdan karşıya geçmek için yeşil ışığın yanması gerektiğini söylemiş.Yeşil ışık yanınca birden arabalar durmuş. Birlikte karşıya geçmişler.Az ilerde yolun üzerinde kocaman bir köprü görmüşler.Keloğlan kocaman köprüye bakıyormuş. Arkadaşı, onun bir üst geçit olduğunu söylemiş.İnsanlar karşıdan karşıya geçerken alt ve üst geçitleri kullanırlar, demiş. Üst geçitten geçip parka gitmişler. Parkta oynamışlar.İki arkadaş acıkmışlar.Eve dönmeye karar vermişler.Arkadaşı farklı bir yoldan gitmeyi teklif etmiş.Yolun karşısına yolun altında bulunan bir tünelden geçmişler.Tünele girerken merdivenlerden aşağı inmişler.Yine tünelden çıkmak için merdivenlerden yukarı çıkmışlar.Arkadaşı Keloğlan'a ,bu tünelin alt geçit olduğunu söylemiş. Biraz ilerledikten sonra bir okul görmüşler.Arkadaşı bu okulda okuduğunu söylemiş. Kaldırımda yürüyorlarmış. Arkadaşı, Keloğlan'a kaldırımın her zaman sağ tarafından
yürümesi gerektiğini böylece karşıdan gelenlerle çarpışmalar olmayacağını söylemiş.
Keloğlan ve arkadaşı kaldırımın sağından yürüyerek eve gelmişler. Yaya geçidinden geçip arkadaşının evine varmışlar.Arkadaşının annesi çok güzel yemekler hazırlamış. İ ki arkadaş güzelce karınlarını doyurmuşlar.
Keloğlan , bir süre daha şehirde kaldıktan sonra köyüne, annesinin yanına dönmüş.
Annesi ve Keloğlan köylerinde musmutlu yaşamışlar.
YAPRAK BALKU HEZER
SERVET ÇAMBOL İLKOKULU 1C
KELOĞLAN VE ARKADAŞI MASALI'NI RESİMLEDİ.







BİLİM İNSANI VE UZAYLININ MACERASI
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer top oynarken eski hamam içinde. Eski hamam içinde bir bilim insanı varmış. Hamam içinde deneyler yaparmış. Herkes onu merak edermiş. “İçerde ne var acaba? “ diye düşünürlermiş.
Günlerden bir gün, bilim insanı bir roket yapmaya karar vermiş. Roketi yapmış ama çalışmamış. Yılmadan tekrar yapmaya başlamış. Birçok deneme yaptıktan sonra roket çalışmış. Bilim insanı Ay’a gitmiş ama roket orada da arızalanmış. İçerideki tamir aletlerini alarak tamir etmeye başlamış.
GÜLŞEN YALÇIN
CİHANGİR İLKOKULU 1/E
Birden bire karşına kocaman 3 gözü olan 6 tane ayağı olan bir uzaylı çıkmış. Merak etme benden korkma sana yardım etmek istiyorum, demiş. Birlikte roketi tamir etmişler. Bilim insanı uzaylıyı dünyaya davet etmiş. Beraber eski hamama inmişler. İkisi beraber zamanda seyahat etmeyi sağlayan bir araç icat etmişler.
O ülkede gizli gizli bilim insanını ve uzaylıyı takip eden kötü kalpli bir canavar varmış. Bu canavar zaman makinesini çalmak istemiş. Eski hamama gizlice girmiş. Tam zaman makinesini çalacakken bizim uzaylı uyanmış. Canavar kavga etmeye başlamış. Canavarı zaman makinesinin içine sokmuş ve onu sonsuzluğa göndermiş.
Gökten 3 elma düşmüş. Biri bu masalı yazan 1/E sınıfının başına, birisi anlatanın başına birisi de bizim uzaylının başına gelsin.
Şener KARABİNA İzmirlioğlu İlkokulu

SİBEL CAKCAK KEPEZ İLKOKULU KDZ.EREĞLİ
ANNE AYI VE YAVRULARI
Bir varmış,bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde yemyeşil ormanın birinde Anne Ayı ve yavruları varmış.Bunlar hergün dere kenarına balık tutmaya giderlermiş.Dereye her gittiklerinde kova kova balık .Birgün yine dere kenarına balık tutmaya gitmişler.O gün dere çok bulanıkmış,üstelikte yağmur yağıyormuş.Balıkları göremiyorlarmış.Bu yüzden az balık yakalamışlar. Bundan şikayetçi olan yavrularını ,anneleri sakinleştirmiş.
.-Haydi !Eve gidelim,bugünlük böyle olsun demiş.
Anne ayı ve yavruları eve gelmişler.Anne Ayı, ellerinde az balık olduğu için kendisi yememiş yavrularına vermiş. Yavrular annelerinin aç kalmasına üzülüp,komşularından yiyecek istemeye gitmişler.Aksi gibi komşularının da yiyecekleri fazla değilmiş.Yavrular elleri boş dönüp ,mutsuz bir şekilde uykuya dalmışlar.Ertesi gün tekrar balık avlamaya gittiklerinde bu seferde etrafta bir kaç avcı görmüşler .Anne ayı ,yavrılarına zarar gelmesinden korktuğu için balık avlamadan evlerine dönmeleri gerektiğini düşünerek,yavrularını da alarak oradan ayrılmış.
Eve geldiklerinde birde ne görsünler ?Anne Ayı’nın kardeşi onlara bir sürü yemek getirmiş.Hep birlikte keyifle yemeklerini yiyerek , güzel bir sohbete dalmışlar. Anne Ayı ve yavruları ertesi gün için plan yapmışlar.....Ertesi gün yeniden Anne Ayı ve yavruları yeniden dere kenarına gitmişler.Biraz daha balık yakalamışlar ama doymamışlar.Bunun üzerinde bal aramaya karar vermişler.Anne ayı ve yavruları ormana doğru bal aramaya çıkmışlar yavru ayılar heyecanlı bir şekilde her ağaça bakınmışlar fakat bal bulamamışlar. Tam ümitlerini kaybetmişken kocaman bir ağacın dalında kocaman bir kovan görmüşler. Hemen annelerine ;
Anne, anne! Bu ağaçta bal var,diye seslenmişler. Anne Ayı ağaçta olan balı almak için tırmanmış .Yavrularını da kendisini izlemelerini söylemiş.Sonra da balı Afiyetle yemek için evlerine doğru yola çıkmışlar.Yolda giderken Anne Ayı yavrularını yiycek bulmak ve dışarıda yaşamak için eğitmesi gerektiğindüşünmüş.Onlara dönerek;
-Yavrularım,balımızı yedikten sonra siz bu gece ve yarın dışarıda kalacaksınız.Hem kendinize bakıp, hemde bana yiyecek getireceksiniz,demiş.Yavrular dışarıda kalmaktan önce korkmuşlar sonra bunun eğlenceli olacağını düşünmüşler.
Geceyi yarı korkarak yarı eğlenerek geçirmişler.Ertesi sabah yiyecek bir şeyler bulmak için yola koyulmuşlar.
Küçük bir su birikintisinde konuşan bir balık görmüşler. Balığa sormuşlar:
-Sen Şelalede yaşamıyor musun?Buralarda ne işin var?
Balık:
-Evet. Şelaleden akıntıyla sürüklendim.Beni geri götürebilir misiniz?
Yavrular:
-Tamam götürebiliriz demişler.Karınları aç olduğu halde balığa söz verdikleri için onu yemeyip ,şelaleye götürmüşler.
Konuşan Balığı şelaleye bırakmışlar.Balık onlara yardımseverlikleri ve dürüstlükleri için bir kova vermiş.Meğerse bu kova sihirliymiş.Suya her daldırdıklarında kovanın içi çeşitli yiyeceklerle doluyormuş.Yavrular bu duruma çok sevinmişler.Olanlarını annelerine anlatmışlar.O günden sonra ayı ailesi açlık nedir bilmemiş biri.
Onlar ermiş murada,biz çıkalım kerevetine.Gökten 3 elma düştü bu masalı anlatana,biri dinleyenlere biri de dürüst ve yardımsever olanların başına.

Büşra ÇAKMUR Başöğretmen İlkokulu 1/G

ÖZGE ÇANGIRI AYDIN/ CİHANGİR İLKOKULU 1/F SINIFI
KUZUCUK İLE TİLKİ
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde develer tellal pireler berber iken, uzak diyarlardaki bir kasabada kendi halinde yaşayan bir kuzucuk varmış. Bu kuzucuk ahırda yaşamaktan bıkmış ve bir gün ahırdan ayrılıp ormana kaçmış. Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş. Kuzucuğun amacı onu çok seven ve ona çok şefkatli davranan eski sahibine ulaşmakmış. Karanlık çökmüş kuzucuk çok acıkmış, koca bir ağacın önünde durmuş. Sonra bir tilki gelmiş yanına:
- Senin ne işin var bu koca ormanın içinde demiş.
- Kuzucuk başlamış anlatmaya, ben ahırda yaşamaktan bıktım. O yüzden eski sahibime gitmek için kaçtım ama galiba geri döneceğim çünkü çok acıktım demiş.
Kurnaz tilki hemen atlamış istersen benim evime gel orada sana da bana da yetecek çok yiyecek var demiş. Sonunda tilkinin evine gelmişler. Kuzucuk ortada yiyecek olmadığını görünce sormuş:
- Burada yiyecek yok sen beni kandırdın demiş.
Tilki kuzucuğa yaklaşınca kuzucuk; dur eğer beni bırakırsan seni ahıra götürüm orada daha çok hayvan var demiş.
Tilki anlaşmayı kabul etmiş ve ahıra gelmişler. Tilki, ahırın kilitli olduğunu görünce kuzucuğa, sen kendini akıllı mı zannettin deyip kuzucuğu yemiş. Gökten üç elme düşmüş. Biri masalı yazan Avcılar Cihangir İlkokulu 1/F sınıfı öğrencilerine, biri bu masalı dinleyip resmedecek olan arkadaşlarımıza, bir diğeri de aklı ile hareket eden tüm dostlarımıza gelmiş…
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $7.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $7.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!