

Katkı Sağlayan Öğretmenler
Ayşe Filiz ÖZDEMİR
Beyza ÖZKÜTÜK
Bilal NAMLI
Ferdi MİKAİLOĞLU
Filiz ALEMDAĞ
Gülnaz ONUR
Hasan ÖZBEY
Işıl ÖZKÜTÜK ÖZBEY
Serkan ÇOLAK
Yasemin ŞEVİK
KEDİ İLE KÖPEK
Bir gün bir kedi sokakta yalnız başına dolaşıyormuş. Karnı çok açmış ve hava da çok soğukmuş. Birden çöpün kıyısında bir elma görmüş. Onu afiyetle yemeye başlamıştı ki karşısında bir köpek belirivermiş. Köpekten korkan zavallı kedi "Acaba kaçmalı mıyım?" diye düşünmeye başlamış. Köpek onun korktuğunu anlamış ve ona :
—Korkma sana zarar vermeye niyetim yok. -Ama birden karşımda durunca sen korktum tabi demiş kedi -Yalnız dolaştığını gördüm, seninle dost olmaya geldim. -Ama çok büyük görünüyorsun buradan baktığım zaman.

-Biliyor musun ben de çok yalnızım. Bu kış gününde yalnız olan kedi ve köpek birbirlerine destek olmuşlar. Ne buldularsa beraber yemişler, birlikte uyuyup birlikte oyun oynamışlar. Yaz gelmiş nihayet. İki arkadaş kırlarda koşmaya başlamışlar. Bir gün kedi nefis kokular duymuş bahçeli bir evin camından. O kadar sevinmiş ki hemen bahçeye girmiş. Arkadaşı köpeği de çağırmış.
-Gelsene girelim içeri belki bize de verirler demiş. Köpek:
- Ama hiç tanımıyoruz ya zarar verirlerse bize demiş. Kedi onu hiç umursamamış. Atlamış çitlerden içeri. Köpek de onu yalnız bırakmamak için girmiş tabi.


Evin sahipleri bahçeye çıktıklarında kedi ile köpeği görmüşler. Fakat evin küçük kızı köpekten çok korkmuş. Başlamış ağlamaya. Ev sahipleri köpeği hemen bahçeden çıkarmışlar. Kedi de arkasından bakakalmış. Çıkmamış dışarı. Oysa köpek bağırıyormuş. -Gelsene hadi gidelim diye. Ama küçük kız kediye sevgi dolu gözlerle bakınca gitmekten vaz geçmiş. Köpek boynunu bükerek oradan ayrılmış. Kesi artık o evin kedisiymiş yediği önünde yemediği arkasında yaşıyormuş. Köpek de tek başına sokaklarda dolaşıyormuş. Bir gün eve yeni bir misafir gelmiş. Bu bir bebekmiş. Ailenin yeni bir çocukları olmuş. Artık kimse kediyle ilgilenmiyormuş.
Bazen yemek bile vermedikleri oluyormuş. Kedi ne kadar büyük bir hata yaptığını o zaman fark etmiş. Evden ayrılıp arkadaşı köpeği bulmaya karar vermiş. Çok uzun zaman aradıktan sonra birlikte oyun oynamaktan en çok hoşlandıkları yere gitmiş. Köpek oradaymış fakat yalnız değilmiş yanında büyük bir köpek ve 3 tane de yavru varmış. O zaman anlamış köpek arkadaşının arık bir ailesi varmış. Köpek uzaktan onlara hayran hayran bakan kediyi görmüş. -Demek artık o evde kalmaktan vazgeçtin demiş.




Kedi:
-Evet çok hata yaptım biliyorum beni affet lütfen, görüyorum ki çok güzel bir ailen olmuş. Köpek arkadaşına kıyamamış.
-İstersen sen de bizimle kalabilirsin demiş. Bunu duyan kedi mutluluktan havalara uçmuş. Uzun yıllar hep birlikte mutlu mutlu yaşamışlar.





ARI İLE KELEBEK
Uzak ormanlardan biri Arı ile Kelebek arkadaş olmuş. Arı sürekli çalışır. Çiçekten çiçeğe gezip bal yaparmış.
Kelebek keyfine düşkünmüş. En güzel kıyafetlerini giyer en güzel çiçeklerde gezer, gününü gün edermiş.
Kelebek arıya dönüp,
- Arı kardeş bu kadar çalışmak çok değil mi? Gel biraz da keyfimize bakalım gezelim tozalım, demiş.
Arı da ona:
Hayatımızı planlı yaşamalıyız. Her şeye yeteri kadar zaman ayırmalıyız.








Bütün vaktimizi gezip tozmaya harcarsak önemli işlerimizi yapamayız, demiş.
Kelebek:
Bak bitmiş çiçekler ne güzel! Bu güzellikleri görüp gezsek iyi olmaz mı, demiş.
Kelebek çiçekten çiçeğe ağaçtan ağaca dolaşa dursun, bizim çalışkan arı en lezzetli balları toplamış.
Bir gün kelebek çok hastalanmış. Evden çıkamamış. Gezip tozmaktan evinin faaliyette hiç aklına gelmemiş.(
Kelebeğin hastalandığını duyan arı en lezzetli ballarından ona hediye götürmüş.








Arı: Bak kelebek kardeş her türlü hal için hazırlıklı olmalıyız. Bütün vaktini gezip tozmaya harcarsan ihtiyacın olduğu zaman elinde bir şey olmaz, demiş.
Kelebek, yaptığımız hatayı anlamış ve bundan sonra hep planlı yaşamış.








Kedi İle Köpeğin Yardımlaşması
Bir varmış bir yokmuş. Sokaklarda minik bir kedicik yaşarmış. Günlerini oyunlar oynayarak ve yemek arayarak geçirirmiş. Yine böyle günlerden birinde çöpün kenarında karnını doyurmaya çalışırken köpekle karşılaşmış.
Köpek, kediye hırlayınca;
Köpek: Hav, hav , haaaav!
Kedi: Eyvaaaaaah! Köpek geldi. Hemen bir yerlere saklanmam lazım.
Köpek: Sakın kaçma, seni yakalarım. Ben senden daha güçlüyüm. Seni yiyebilirim.
Kedi: Köpek kardeş, ben çok açım beni yeme. Sen de açsın biliyorum. Birlik olursak ikimize de yemek bulabiliriz.


Köpek: Ha, ha, haaaa. Senin bana tuzak kurduğunu biliyorum. Hiç sana inanır mıyım?
Kedi: Hayvanlar düşman olmak zorunda değil. Arkanda seni yakalamaya çalışan bir insan var. Hemen kaçmalıyız.
Köpek: Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Seni yemeğe çalıştığım için özür dilerim.
Kedi: Önemli değil, sonuçta hatanı anladın. Gel şimdi birlikte karnımızı doyuracak bir şeyler bulalım.
Köpek: Sana inanmadığım için çok pişman oldum. Bana iyilikle yaklaşanlara artık inanacağım.
Bundan sonra kedi ve köpek dost olmuş. Onları gören tüm sokak hayvanları dostluk içinde yaşamak için birbirlerine söz vermişler.




Maskesini Takmayan Tavşan
Ormanın birinde hayvanlar çok mutlu bir şekilde yaşarmış . Ama bir anda ormana çok kötü bir hastalık gelmiş .Ormandaki Bilge Baykuş onları ormanın ortasına toplayarak onlara söyle seslenmiş,
Bilge Baykuş : Arkadaşlar bu hastalık bulaşıcı , bu hastalıktan korunmak için, laboratuvarda ormandaki bilge doktorlarla birlikte bir ilaç bulmaya çalışacağız . Sizler de ilaç bulunana kadar maske takarak hayatınıza devam edeceksiniz, demiş.
Maymun : Ben maske ile rahat edemem ki demiş
Tavşan : Ben maske takmayacağım diye söylenerek oradan uzaklaşmış.



Baykuş : Maske takmanız sağlığınız için gerekli demiş.
Lütfen dediklerimizi dinleyin diye tüm halkı uyarmış.
Ormanda bulunan tüm hayvanlar anlaşarak maske takmaya karar vermişler.
Fil : Arkadaşlar maske takarak bu hastalığın ilacı bulunana kadar kendimizi ve ailemizi koruyalım demiş.
Aslan : Ben çok güçlüyüm bana bir şey olmaz demeyin diye arkadaşlarına söylemiş .
Ormanda görevli polis tilkiler ise hayvanları sürekli maske takmaları konusunda uyarıyormuş . Çarşıda pazarda herkes maske ile dolaşmaya başlamış.


Ama tavşan bu kurallara hiç uymuyormuş ve ormanda kimi görse onlara şöyle diyormuş
Tavşan : Arkadaşlar bu maske yalanına inanmayın . Bakın ben maske takmıyorum hasta falan da olmadım, sizlerin de takmasına gerek yok demiş .
Aradan bir iki gün geçtikten sonra tilki polis tavşanı ormanın içinde ateşler içinde yatarken bulmuş , hemen koşup tavşanın yardımına yetişmiş.
Tilki Polis : Hayırdır tavşan kardeş ne oldu sana ?
Tavşan : Çok ateşim var tilki kardeş , çok kötü öksürüyorum , ciğerlerim çıkacak gibi demiş .


Tilki Polis : Biz seni uyarmıştık maske konusunda sen bizi dinlemedin demiş . Dur bakalım seni Bilge Baykuş’un yanına götürelim demiş .
Beraber Bilge Baykuş’un evine doğru yola çıkmışlar.
Bilge Baykuş’un evinde hummalı bir çalışma varmış.
Ormandaki tüm bilge doktorlar hastalığın ilacını bulmak laboratuvarda gece gündüz çalışıyorlarmış. Polis tilki durumu Bilge Baykuş’a anlatmış .Bilge Baykuş beklemelerini söylemiş . İçerde diğer doktorlarla çalışmaya devam etmişler .


Bu sırada doktorlardan biri sevinçle bağırmış ;
Doktor Baykuş : İlacı bulduk , ilacı bulduk . Ormanda bulunan tüm hayvanları kurtaracağız demiş.
Bilge Baykuş hemen ilacı tavşana içirmelerini söylemiş ve tavşan bir anda iyileşmiş .
Tavşan : Bilge Baykuş senin sözünü dinlemediğim için çok özür dilerim , bir daha asla doktorların sözünden çıkmayacağım demiş .
Bilge Baykuş : Önemli değil tavşan kardeş iyileştiğin için çok mutluyum demiş .
Bilge Baykuş : Polis arkadaşlar , bu ilacı alıp ormandaki bütün hayvanlara verin, içsinler. Böylece hastalıktan ve maske takmaktan kurtulsunlar demiş.









Minik Tilki ile Aslan Yavrusu
Bir varmış bir yokmuş. Yemyeşil ve renk renk çiçeklerle, kocaman ağaçlarla kaplı, derelerin şırıl şırıl aktığı çok güzel bir orman varmış. Bu ormanda yaşayan aslan ve tilki aileleri de varmış. Bu iki ailenin minik çocukları her gün güle oynaya Özgür Orman Okulu’na gidermiş. Yine bir gün aslan ailesinin çocukları ile tilki ailesinin çocukları okula giderken en arkadaki kurnaz tilki yavrusu aslan yavrusunu şöyle der:






Minik aslan yavrusu biraz düşünür ve eğlenceli olabileceğini düşünerek:
Böylelikle iki yavru abi ve ablalarından ayrılıp kuşların peşinden koşmaya başlarlar.
Oyun oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlamayan yavrular hava kararınca korkmaya başlar ve hemen evlerine dönmeye karar verirler.
Eve döndüklerinde aslan yavrusunu anne aslan kapıda karşılar ve neden okula gitmediğini sorar.
Aslan yavrusu: “Anneciğim Minik Tilki beni oyun oynamaya çağırdı. Onunla gittim.”



Anne aslan “Ama okula gitmek senin sorumluluğun. Onu unutmamalısın.” dedi.
Akşam yemeğinden sonra ödev yapmak için kitap ve defterini hazırlayan Aslan Yavrusu
ödevlerinde çok zorlandığını fark etti ve kardeşlerine:
- “Ödevlerimde zorlanıyorum.” diyerek ağlamaya başladı.
Kardeşleri aslan yavrusuna sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini anlattılar ve aslan yavrusu bir daha sorumluluklarını bırakıp Minik Tilki ile oyun oynamaya gitmedi.




YAVRU ARI'NIN MERAKI
Güzel mi güzel, mis gibi çiçeklerin açtığı kırlarda, bir kovanda anne arı ile yavrusu yaşıyormuş. Yanlarında da pek çok arkadaşlarının yaşadığı kovanlar varmış. Yavru arı kovandan dışarı bakınca çok güzel, rengârenk açmış mis kokulu çiçekleri görmüş ve hemen onları koklamak istemiş.
Annesine:
-Anneciğim dışarı çıkıp bu güzel çiçekleri yakından görebilir miyim? Demiş.
- Daha çok küçüksün bu kırları tam olarak bilmiyorsun, tek başına çıkman doğru olmaz. Ben işimi bitirince birlikte çıkalım demiş annesi.
Yavru o kadar gezmek istiyormuş ki annesinin işinin bitmesini bekleyememiş. Kendini kovandan dışarı atıvermiş.







Bir o çiçek, bir bu çiçek diye gezerken kovandan çokkkk uzaklaşmış.
-Eyvah! Kayboldum galiba demiş.
Sonra biraz daha gezerken kovanlar görmüş. Bir tanesini kendi kovanına benzetmiş.
-Yaşasın! Evimi buldum diyerek sevinmiş. İçeriye girmiş Bir de ne görsün? Orası annesi ile yaşadığı kovan değilmiş. İçeride kendisine benzeyen hem de bazı özellikleriyle benzemeyen büyük bir arı görmüş.
-Merhaba ben yavru arı. Siz kimsiniz?
-Merhaba bana eşek arısı derler, senin burada ne işin var? Demiş eşek arısı.
-Ben çok korkuyorum, kırlarda gezip dolaşıyor, çiçek tozlarını kokluyordum ama çok fazla uçmuşum ve kovanımdan uzaklaşmışım. Burayı da kendi kovanım sandım .






Kayboldum galiba. Bana bir zarar vermezsin değil mi eşekarısı? Senden çok korkuyorum, demiş. Yavru arı.
Eşek arısı gülümseyerek:-Tabi ki zarar vermem. Seni kovanına götürebilirim istersen demiş.
Yavru arı çok sevinmiş. Tamam olur demiş neşeyle. O sırada anne arı ile tüm komşu kovandaki arılar yavru arıyı aramaya çıkmışlar.
Annesi çok endişelenmiş ve çok korkmuş.
Sonunda yavru arının yaşadığı kovanlara doğru uçan eşek arısı ile yavrucuk kendi evine kavuşmuş.
-Seni ne kadar çok merak ettim bir bilsen. Çok korktum sana bir şey olacak diye canım yavrum demiş annesi ağlayarak. Yavru arı da çok korkmuş ve üzülmüş.
Bundan sonra hep annesinin sözünü dinlemiş ve yalnız başına kovanından uzaklaşmamış.








AT İLE EŞEK
Bir zamanlar bir köylünün bir atı bir de eşeği varmış.
Bağında bahçesinde topladığı ürünü
Bunlara yükler şehre götürür satarmış.
Haksız bir davranış içindeymiş köylü
Yükün ağırını taşıtırmış hep eşeğe
Az yük koyarmış nazlı atına,
Hiç kıyamazmış çünkü nazlı atına
Bunun farkında olan at da nazlanırmış.
Ben eşekten daha güzelim


Zavallı eşek dişlerini sıktıkça sıkıyormuş.
Adımlarını güçlükle atabiliyormuş.
Sonunda dayanma gücü kalmamış eşeğin.
Onca yıldır birlikte yaşadığı attan yardım dilemiş.
Bak kardeş, senin yükün benimkinin yarısı kadar.
Oysa bedenin benden iki kat büyük.
Yoruldum, bıktım artık
Nedir bu adaletsizlik ?
Ne olur şu yükümün al da birazını
Dayanabileyim pazara kadar.
Yok eşek kardeş, demiş at.
Sen yük taşımak için yaratılmışsın
Şikayet etmemelisin.






Yük taşımaktan başkaca da yoktur hani hünerin
Ama ben öyle miyim ya
Güzelim, soyluyum, insan dostuyum.
Öyle de hızlı koşarım ki...
Şimdi taşı yükünü
Bulunma şikayette.
Eşek pişman olmuş dediğine diyeceğine.
Eşek sıkmış dişini devem etmiş yoluna.
Ezildikçe ezilmiş ağırlığınca yükün altında.
Az ilerde çökmüş kalmış zavallı eşek.
Son gücünü de tüketip düşmüş.
Sahibi düşünüp taşınmış




Pazara gitmesi gerekiyormuş.
Eh, demiş sahibi başka çare kalmadı.
Eşeğin üstündeki tüm yükü başlamış ata yüklemeye.
At onca yükün altında inim inim inlerken
Vah akılsız başım!
Eşek benden yardım istediğinde alsaydım ya birazını yükünün
Şimdi tamamını taşımak zorunda kalmazdım.
Ne yapayım sardım belayı kendi başıma.
Böyle söylemiş söylemesine ama
Son pişmanlık fayda etmemiş.
O günden sonra pazara gidecek bütün yükü
Tek başına taşımak zorunda kalmış.




FİNO ‘NUN HORTUMU
Güzel bir yaz günüydü. Hava ısınmış , ağaçlar meyve vermeye başlamıştı. Fino , Kabuklu ,Pamuk ve Kanatlı oyun oynamak için bir araya geldiler. O gün hangi oyunu oynayalım diye düşündüler ve hep birlikte Saklambaç oynamaya karar verdiler.
Kanatlı ebe olmuştu. Fino ve Kabuklu birlikte birlikte ağacın arkasına saklanmışlardı. Fino’nun hortumu ağacın arkasına gizlenememişti; çünkü çok büyüktü. Kanatlı hortumu görünce hemen ağacın yanına gitti ve ikisini de sobeledi. Bu duruma Kabuklu çok kızdı ve şöyle dedi:

-Senin hortumun yüzünden sobelendik, hiç mutlu değilim .dedi.
Bu duruma Fino çok üzüldü; çünkü büyük bedeni yüzünden saklanamamıştı. Bu oyun Kabuklu’ nun sızlanmaları nedeniyle son buldu. Ardından birbirlerini yakalama oyunu oynamaya karar verdiler. Oyun keyifli başlamıştı. Orman onların şen şakrak sesleriyle doluydu. Oyun devam ederken Pamuk Fino’nun hortumuna takıldı ve düştü .Dizi çok acıdı. O gün Fino’nun hortumu nedeniyle 2.olay yaşanıyordu. Bu sefer Pamuk, Fino’ya:

-Hortumun çok uzun beni düşürdü. Seni oyunda istemiyoruz. Dedi.
Fino ağlayarak evinin yolunu tuttu. Arkadaşları arkasından kötü kötü söylendi. Fino bedeninden nefret ediyordu. Keşke küçük bir farenin bedenine sahip olsaydım, diye söyleniyordu.
O anda ağaçlardan dumanlar yükselmeye başladı. Tüm hayvanlar telaşla kaçışmaya başladılar. Fino vakit kaybetmeden hortumuna dereden su doldurdu. Yangını kısa sürede söndürdü.









Kahramanlığını gören arkadaşları onunla gururlandılar, ona teşekkür ettiler. Sen olmasaydın yuvamızı kaybedecektik dediler ve özür dilediler.
Fino arkadaşlarının özürlerini kabul etti ve bedeniyle gurur duydu. Fare olmayı istemekten vazgeçti.
“Her canlı kendi özellikleriyle gurur duymalı.” dedi. Dostlarıyla kucaklaştı.






KEDİ İLE ASLAN
Günlerden bir gün bir aslan ormanda geziniyormuş. Karnı çok acıkmış yiyecek bulamadığı için de çok sinirliymiş. Karşısına bir kedi çıkmış.
Aslan öfkeyle kükremiş:





Aslan gözlerini faltaşı gibi açmış.
Bizim aslan açlıktan dayanamamış, ağaçların arkasına doğru koşmaya başlamış. Koşmaktan yorulan aslan geyik sürüsü falan görmemiş. Ağaçların arkasında sadece otlayan keçi sürüsü varmış. Hoş keçi sürüsü de onun karnını doyurması için yeterliymiş. Ama bizim aslan kedi ona yalan söylediği için çok öfkelenmiş. Çünkü büyük bir hayal kırıklığına uğramış.
Hemen bunu hesabını sormak için kedinin yanına gitmiş.





Aslan kedinin ne demek isteğini şimdi anlamıştı. Olayları ve durumları kendi bakışımızla değerlendirirsek yanılabiliriz. Bizim için değerli ve büyük olan bir şey başkası için değersiz ve küçük olabilir.
Aslan o günden sonra kedi ile arkadaş olmuş. Hiç küçük kedi ile büyük aslan arkadaş olur mu demeyin. Fabl bu güzel olan her şey olur.


KATKIDA BULUNAN TÜM ÖĞRENCİLERİMİZE
EN İÇTEN DİLEKLERİMİZLE TEŞEKKÜR EDERİZ.
ELLERİNİZE SAĞLIK ÇOCUKLAR...

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $7.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $7.39+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!