


"YAZ YAZ DERNEĞİ" projesi kapsamında, projede yer alan öğrenciler tarafından tamamlama yöntemiyle hazırlanan hikaye kitabımız, projemizin ortak ürünüdür.

İÇERİK
Sayfa 3-14 Ata Ortaokulu-İstanbul
Sayfa 15-22 Gazi Mustafa Kemal Paşa Ortaokulu-İstanbul
Sayfa 23-32 Yarımca Ortaokulu-Kocaeli
Sayfa 33-37 Fethiye Ortaokulu-Bursa
Sayfa 38-42 Özel Çamlıca Koleji-Bursa
Sayfa 43-45 Ovacık Ortaokulu-Balıkesir
Nisan yağmurları, bereketiyle beraber toprak kokusunu içine çeken Akdeniz insanlarıyla doluydu. Tazelenmenin, dirilişin, nazik ve ihtişamlı nefesidir portakal çiçekleri.İlkbaharla birlikte, sevginin ve umudun yeşermesi kadar doğal ne olabilir ki insanların hayatında. Kuşlar, arılar, kelebekler hatta tembel sandığımız ağustos böceği bile baharı coşkuyla karşılıyordu. Tüm Akdeniz’de olduğu gibi Turunçgil Mahallesi’nde de durum aynıydı.
Güneşli, sıcak bir bahar sabahıydı. Moli, burnunu Mavi’nin yüzüne dayamış onu uyandırmaya çalışıyordu. Yüzünde ıslaklığı hisseden Mavi uyandığında sevimli kehribar gözlü, duman renkli kedisiyle, kendi Akdeniz mavisi gözlerini buluşturdu. Mavi, yatağından kalktı, Moli’yi kucağına alarak gıdısından ve başından okşayarak sevdi. Sıra Mavi’nin en sevdiği yere gelmişti. Mavi, perdesini çekti ve penceresini açtı. Odanın içi birdenbire büyüleyici o kokuyla doldu. Ferahlatıcı, hafif , hayal gücünü okşayan portakal çiçeği kokusu…
-Ah bu koku, portakal çiçekleri… gerçekten içime çiçek açtırıyor. Sen de mutlusun değil mi Moli?
-meow
Mavi içi içine sığmayarak en sevdiği çiçekli elbisesini giydi. Sanki bugün onun için çok güzel geçecek gibi hissediyordu. Mavi, kedisini kucaklayarak koşar adımlarla alt kata kahvaltı yapmaya indi.

-Günaydın annecim.
-Günaydın Mavi.
-Neden bu kadar heyecanlısın?
-Söylemiştim ya anne en sevdiğim yazar bugün bizim okulda!
-Çıkarken imzalatacağın kitapları yanına almayı unutma.
-Onları akşamdan çantama yerleştirmiştim.
Mavi, kahvaltısını yaptıktan sonra annesi ve Moli ile vedalaşarak koşar adımlarla evden çıktı.
Mavi, Turunçgil Mahallesi’nin karşılıklı sıra sıra dizili ağaçları arasından baharın mis gibi kokusunu içine çekerek yürüyordu.
Bir yandan da yazara soracağı soruları düşünüyordu. Mavi, arkadaşları ile buluşacağı oyuncakçı dükkanının önüne geldi. Mavi ile arkadaşları yazar hakkında konuşmaya dalmışlardı ki bir çığlıkla irkildiler.
Sesler git gide yakınlaşıyordu.

-Yardım ediiin, kurtarın beniiii!
Çığlığın Kornişon'a ait olduğunu anlayan arkadaşları, gülüşmeye başladılar.Mavi, köpeği kucağına aldı ve başını okşadı. Köpek sakinleşmişti.
-Ödüm koptu, beni yine kurtardın. Teşekkür ederim Mavi.
Ne demek arkadaşım, her zaman.
Haydi arkadaşlar,okula geç kaldık.
Ayakkabılarının bağcığını bağlarken ağaçlı yolun kenarında bir sağa bir sola gitmeye çalışan bir adam gördü. O da neydi? Bu adamcağız neden bu durumdaydı? Yaşlı amcanın bu halini gören Mavi, onun yanına gider.
-Merhabalar, İyi misiniz?
-Merhaba kızım, bir an başım döndü, iyiyim.
Arkadaşları:
- Mavi, nerede kaldın? Ders başlamak üzere acele et!
- Siz gidin ben geliyoruuum.
Mavi, yaşlı adamla ilgili bir şeylerin ters gittiğini düşünüyordu. Ders başlamak üzereydi. İlk ders yazarla buluşma olacaktı.
Mavi, yaşlı adama yardım etmek istiyordu. Onu bu halde bırakmaya yüreği el vermiyordu. Bir yandan da günlerdir iple çektiği yazar buluşmasını kaçırmak istemiyordu. Derin bir sessizlik oldu...
Aklında tüm kitaplarını bir solukta okuduğu yazarı görmek vardı. Beklediği büyük gün nihayet gelmişti ama yaşlı amcayı da bu durumda bırakmak hiç de içine sinmiyordu. Mavi, yaşlı amcadaki telaşlı hali fark etti.
- Amcacığım, ne yapıyorsunuz burada? Size yardımcı olabilir miyim?
-Evladım, galiba kayboldum. Yakında bulunan huzurevinde kalıyorum. Bu güzel ilkbahar sabahında yürüyüş yapmak için çıkmıştım.
-İsminizi sormayı unuttum. Benim adım Mavi. Sizin isminizi öğrenebilir miyim?
-Ben adım Selim. Kıbrıs gazisiyim, güzel kızım.
Çiçeklerin güzel kokusu beni buraya kadar getirdi. Şimdi ise yolumu bulamıyorum. Ah, işte insan yaşlanınca bazı şeyleri unutabiliyor. Ama hiç unutamadığım şu limon ve portakal çiçeklerinin kokusu. Ne tuhaf değil mi?
Selim Amca'nın temiz, koyu renk ceketinin üstüne özenle takılmış madalya, Mavi’nin dikkatini çekti. Bir altın gibi parlıyor, Mavi’nin gözünü alıyordu. Selim Amca için çok değerli olduğu belliydi. Onu göğsünün üstünde taşımak gurur verici olsa gerek, diye düşündü.
Saçlarının beyazlığı, buruşuk, koyu teni, titreyen elleri zamana direnen bir heykel gibiydi sanki. Ya gözleri, gözleri… Besbelli yalnızdı. Kim bilir, neler yaşamıştı?
Mavi, Selim Amca'ya karşı büyük bir güven duymuştu. Evet, onu yalnız bırakamazdı. Bırakmamalıydı.
-Kızım, seni de tuttum, arkadaşların çoktan gitti.
-Olsun, ben size yardımcı olmak istiyorum.
Selim Amca Mavi’nin yardım etmek için ısrar etmesine dayanamayıp “tamam” dedi ve cennetten bir köşeyi andıran o ağaçlı yemyeşil yolda ilerlediler. Yürürlerken Mavi’nin aklı
Selim Amca’nın göğsünde duran madalyadaydı hâlâ. Selim Amca bunu fark etmiş olmalı ki elini göğsüne götürüp bir evladın başını okşar gibi madalyasına dokundu ve:
-Bu gördüğün madalya, hayatımın belki de en anlamlı olayından kalma. Yıllardır arkadaşım, sırdaşım oldu, dedi.
Mavi, biraz da utanarak:
-Öyle mi ne kadar güzel, onu nerede kazandınız? diye sordu. Ama beklediği cevap gelmedi hemen. Selim Amca duraksamış, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlara her yerden gelen bu mucizevi portakal kokusuna kapılmıştı sanki. Belki de bir anısı gelmişti aklına. Yüzüne bir hüzün çöktü ve Mavi’nin sorusuna geç de olsa cevap verdi:
-Bu kıymetli madalya, Kıbrıs Harbi’nden kalma. Bana hem savaşı hem de en yakın dostumu anımsatıyor. Orada askerken omuz omuza çatıştığım kadim dostum Kemal Çavuş’u kaybetmiş ve yaralı kurtulmuştum. İşte bu madalya kısacık ömrümden bana kalan en acı ama en kıymetli şey.
Mavi, bunları dinlerken gözleri nemli bir şekilde Selim Amca’ya bakıp onun gözlerindeki bu yaşanmışlıkları hissetti. Ama aklı bir taraftan da bu sabahki yazar buluşmasındaydı. Selim Amca da ondaki bu dalgınlığı fark edip:
-Sen dersine geç mi kaldın acaba benim yüzümden, hadi git artık, dedi.
Mavi, onu bırakmayı hiç istemiyordu ama ona ilk derste yazarla buluşacaklarını anlattı.
Bunun üzerine Selim Amca:
-Hadi inat etmek yok, senin beni bırakacağın da yok. Birlikte senin okula gidiyoruz, dedi.
Mavi’ye bu çılgın fikir oldukça cazip geldi. Beraber okula doğru yürüdüler. Tam okula vardıklarında kapıdan çıkan yazarı gördüler. Mavi, yazarı kapıda görünce umutsuzca Selim Amca’ya:
-Bak, yetişemedik işte gidiyor yazar, dedi.
Selim Amca, arabasına binmek üzere olan yazara doğru gitti ve:
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (2)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(2)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!