
HAYATLARI DEĞİŞTİREN SÖZ
5. sınıfa yeni geçmiştim. O zamanlar orta okula geçmenin heyecanı da var üzerimde. İlk başlarda kimseyi tanımazdım. Zaman geçtikçe okula alışmaya başladım. Her sabah saat yedide kalkar, yüzümü yıkar, kahvaltımı yapıp evden çıkardım. Bir sabah yine okula gitmek için evden çıkmıştım. Evden çıkmadan önce anneme “Bir tane şeker alabilir miyim?” diye, sordum. Okula giderken şekeri almak için elimi cebime attım, şekeri çıkartıp paketini açtım. Şekeri ağzıma attıktan sonra paketini yere attım.

Sonrasındaysa okula yürümeye devam ettim. Okula gittim, derslerime girdim. Son dersten çıktığımızda okulun önünde macun satan bir amca vardı. Arkadaşlarımla birlikte birer adet çilekli macun aldık. Bir yandan macunumu yerken bir yandan da evin yolunu tutmuştum. Ben eve varmadan macunum bitmişti. Elimde sadece çabuğu kalmıştı. Bende elimdeki çubuğu yere atmıştım. Sonra eve girdim. Ellerimi yıkayıp üzerimi değiştirdikten sonra ödevlerimi yapmaya başladım. En azından sadece iki tane -Türkçe ve Fen Bilimleri- ödevim vardı. Türkçe ödevimi bitirdikten sonra, sıra Fen Bilimleri ödevime gelmişti. Ödevin konusu ise “Daha önce çevreye verdiğiniz zararları yazınız.” Ben de hemen daha bugün çevreye verdiğim iki tane zararı yazdım. 2 gün önce de yere tadını yitiren bir sakız atmıştım. Onu da ekledikten sonra Fen Bilimleri ödevimi bitirmiştim. Sonrasında uyumak için yatağıma gittim.
Her zamanki gibi yine saat yedide kalkıp yüzümü yıkadım, kahvaltımı yaptım, kıyafetlerimi giyip okulun yolunu tuttum. Dünden beri kafamda “Öğretmenim acaba neden bize böyle bir ödev verdi?” cümlesi dönüp dolaşıyordu. Peşimi bırakmıyordu adeta. Okula vardığımda bile bu soru hala kafamda yankılanıyordu. İlk iki ders Türkçeydi. Verdiği ödevleri düzgün ve doğru bir biçimde yaptığım için artı almıştım. Sonrasında ise Fen Bilimleri dersine girdik. Öğretmenimiz bize “Haydi çocuklar ödevlerinizi açın bakalım.” dedi.

Biz de açtık. Sonra sırayla herkes doğaya verdiği zararlardan bahsediyordu. Öğretmenimiz de kafa sallayıp geçti. Ben ve diğerleri de okuduktan sonra öğretmenimiz bizden kendisini dikkatli bir biçimde dinlememizi ve dediklerini asla unutmamamızı istedi. Öğretmenimiz derin bir nefes alarak:
“Arkadaşlar, hepiniz hemen hemen aynı şeyleri yapmışsınız. Ben de genel konuşarak yaptığınız şeyin ne kadar kötü bir şey olduğunu söyleyeceğim. Öncelikle en başta görüntü kirliliğine neden oluyor değil mi? Yani her yerde çöp olsa nasıl görünür sizce? Bence hiç iyi görünmez. Her yer pislik içinde olur, herkes hastalıktan ölürdü. İkinci olarak da en başta kuşlar olmak üzere hayvanlara çok zarar verirdi. Mesela yerlere sakız atıyorsunuz. Sakızları yemeye kalkan kuşlar, gagalarını bir daha açmalarına imkan vermeyen sakız yüzünden havasızlık, açlık ve susuzluktan ölüyorlar.”
İşte o an içimde beni boğan bir şey vardı sanki. “Ben kaç tane hayvan öldürdüm?” diye düşünmeye başladım kendi kendime. O kadar pişman oldum ki her yere çöp attığımı düşündüğümde. İşte o zaman kendime bir söz verdim: “Asla ama asla yere çöp atmayacağım.” diye.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!