
Masal köyünde yaşayan Umut adında bir çocuk varmış. Bu çocuk annesinden sürekli kendisine oyuncak almasını istermiş. Annesi de çocuğuna kıyamaz hep alırmış. Bir gün ismi Yup Yup olan oyuncak bir robot almış. Umut bu robotu da diğerleri gibi odasına götürmüş. Çocuğun odasında artık adım atacak yer kalmamış. Kıyafetleri bile zor sığıyormuş. Umut robotla oynarken robot bir anda canlanıvermiş. Umut hem şaşırmış hem de korkmuş ve hemen robota sormuş...
Sen de kimsin?
Merhaba, benim adım Yup Yup. Şimdi sana bir soru soracağım.

ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)



ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)
Umut: Sor bakalım Yup Yup.
Yup Yup:: Sen neden bu kadar oyuncak aldın? Bu çok israf. Böyle yaparak petrolümüzü israf ediyorsun.
Umut: Nasıl yani Yup Yup?
Yup Yup: Gel seninle bir yolculuğa çıkalım.
Umut: Olur, hadi gidelim.
Yup Yup: Şimdi benim yapıldığım fabrikaya gideceğiz. Sıkı tutun ve gözlerini kapat.
İşte geldik.
Umut: Sen burada mı yapılıyorsun?
Yup Yup: Evet, ben burada yapılıyorum. Öncelikle petrol, bazı işlemlerden geçerek plastik oluyor. Ardından plastikler türüne ayrılıyor. Bu türlerden robot yapılan
türü seçilip birkaç işlem sonucunda
ben yapılıyorum.




ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)
Umut: Vay be ne kadar uzun ve zor. Ben çok pişmanım Yup Yup. Senin sayende büyük bir yanlıştan kurtuldum. Hadi eve gidelim ve annemden izin alıp fazla oyuncaklarımı ihtiyacı olan çocuklara verelim.
Yup Yup: Haydi, öyleyse eve dönelim.
Yup Yup ve Umut eve döndüler. Annesiyle beraber yurda gidip ihtiyacı olan çocuklara oyuncaklarını verdiler. Böylece her şey doğrusuna kavuşmuştu. Umut artık ihtiyacı kadar oyuncak alacağına söz vermişti. Mutlu mesut yaşayıp gittiler.
Bu arada Umut maceralar yaşamaya devam etti...







ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)
Günlerden bir gün Masal köyünde Umut ve arkadaşları okulda birbirlerine kağıt atmaca oyunu oynuyorlardı. O sırada Umut, biraz sonra hayatı boyu hatırlayacağı bir hikayesi olacağını hiç düşünmüyordu. Umut yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
Defterlerimizden birer parça kağıt koparıp birbirimize atıyorduk . En son ben defterimden tam bir parça kağıt koparıyordum ki kağıt parçalarından sesler duymaya başladım sanki ses bana şöyle diyordu:

Canım çok acıyor yapma ne olursun...

Neyi yapmayayım? Sen kimsin ve neredesin? (korkarak)






ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)
Kağıt: Defterine bak. Ben senin şu anda yırtıp diğer arkadaşlarım gibi atmaya çalıştığın bir kağıdım.
Umut: Senin üzülebileceğin ve canının yanabileceği hiç aklıma gelmemişti.
Kağıt: Sizin gözünüzde biz kağıtlar cansız varlık olarak gözükebiliriz; ama bizim de hislerimiz var. Sen benim ve arkadaşlarımın çok canını yaktın. Bu yüzden senin ders alman için ve ne zorlukla kağıt olduğumuzu sana anlatacağım.
Umut: Tamam o zaman. Haydi hemen anlatmaya başla!


Ben ilk önce bir tohumdum, toprağa ekildim. Bir fidan oldum, büyüdüm, geliştim ağaç oldum. Ardından siz insanlar bana ihtiyaçlarınız karşılığında kesileceğimi söylediniz. Ben de kabul ettim ve kesildim. Kabuklarım soyuldu ve bu soyma işleminin ardından parçalara ayrılarak kütük haline getirildim. Kütük haline getirilen parçalarımı daha da küçülttüler ve hamur haline gelebilmem için ufak parçalarımın içine su eklediler. Sonra karıştırıcıya attılar ve hamur haline geldim.





ÇALIŞKAN ARILAR VE YASEMİN KATIRCI (AZİZ SANCAR ANADOLU L.)


Daha sonra bana selüloz ve beyazlatılmam için mürekkep eklediler, kâğıt haline gelebilmem için kısa bir süre mikser ile karıştırdılar. Karıştırıcılardan çıktıktan sonra borular aracılığı ile kağıt makinasına işlenmek üzere gönderildim. Ardından bana basınç ve vakum uyguladılar. İçimdeki su oranını azalttıktan sonra sıcak silindirler aracılığı ile ezilerek sudan arındırıldıktan sonra şimdiki halimi aldım.

Böyle uzun bir süreçten geçtiğini bilseydim seni boş yere koparmazdım. Seni gereksiz yere kullanıp israf ettiğim için çok özür dilerim. Bir daha asla kağıt israfı yapmayacağım. Kağıtçığım, lütfen beni affet...


AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
Umut yine masada bal görünce yüzünü buruşturdu. Üfff dedi kendi kendine. Keşke Yup Yup gibi ben de yemek yemek zorunda kalmasaydım, dedi. Özellikle de balı hiç sevmezdi. Acilen bir bahane düşünmeliydi... O sırada annesi ona ballı ekmek hazırlamıştı bile.
Kahvaltıları bittikten sonra Umut annesine yardım etmek için sofrayı topluyordu ki birden bir ses duydu.

Anneciğim ben bal sevmiyorum yemesem olmaz mı ?
Oğlum bal senin için çok şifalı bir besin ama yemek istemiyorsan sen bilirsin.


Umut beni neden sevmiyorsun?
Ben balım, hani şu arıların yaptığı...
AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
.

Aa evet çok isterim. Lütfen anlatır mısın?
istersen sana balın nasıl yapıldığını balı yapmak için arıların ne kadar çok çalıştığını anlatabilirim.

Hadi gel seni bir yere götüreyim.
Nereye gideceğiz?
Bir çicek bahçesine.
AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
Ve çiçek bahçesine giderler.
İşte benim üretimim burada başlıyor. Biliyor musun? Bir arı yaklaşık 12 saat çiçeklerden nektar toplar. 1 kg bal için arılar toplamda beş buçuk milyon çiçeği ziyaret ederler. İşte arılar üç ay kovan içinde, üç ay kovan dışında toplamda altı ay çalışıp bal üretirler. En önemlisi de bir arı çay kaşığının dörtte biri bile etmeyen balı elde edebilmek için ömrü boyunca çalışırlar. Yani anlayacağın üzere arılar çok önemli hayvanlardır ve biz balın ne kadar önemli bir nimet olduğunu anlamalıyız peki umut benim nasıl üretilip de bu sofraya geldiğimi anladın mı?

Evet gerçekten çok zor bir şekilde bu sofraya geldiğini anladım.

AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
Umut bunun üzerine annesinin yanına gitti. Ondan ballı ekmek istedi.

Peki beni artık sevip bal yiyecek misin?
Evet bundan sonra seni sevmeye çalışıp bal yiyeceğim



Sabah bal yemek istemiyordun. Ne oldu da birden bal yemek istedin oğlum?
Balın arılar tarafından nasıl üretildiğini ve nasıl aşamalardan geçtiğini öğrendim ve balın ne kadar kıymetli olduğunu anladım. Artık balı seviyorum anne.
Aferin sana oğlum.
AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
Kahvaltıdan sonra Umut okula gitmek için hazırlandı. Tam ayakkabısını giyeceği sırada gözü ayakkabılıkta duran diğer ayakkabılara kaydı. Memnuniyetsiz bir ifade ile annesine:
Tam o sırada Umut bir ses duydu.



Anne! Ben bu ayakkabıların hiçbirini giymek istiyorum.
Neden oğlum?
Uzun süredir aynı ayakkabıları giyiyorum artık çok sıkıldım yenileri olsun istiyorum.
Oğlum daha birkaç aylık hepsi.Yenisini alamayız.
Ama anne...
Kim var orada?
AZİM TAKIMI VE SİBEL YILMAZ BİLGİN (MCÖ İHO)
.

Umut ben senin ayakkabınım.Benden ve diğer ayakkabılardan sıkılmış olman beni üzdü.Ben hala senin ayağına oluyorum ve yeniyim. Ayrıca her üretilen yeni ayakkabıda çok emek harcanır ve doğaya zararlı ürünler kullanılır. Mesela ben deri bir ayakkabıyım.Benim malzememi kullanıp ayakkabı yapmaya uygun hale getirebilmek için 8 ton su kullanılıyor. Yapilmadan önce tasarlanıp kesimim yapılıyor. Dikiş ve montaj işlemleri bittikten sonra ancak giyilebilecek hale geliyorum.Diger ayakkabılar ise petrol ürünlerinden kimyasal yöntemlerle sentetik kauçuk denilen bir madde üretilirek yapılıyor.Bu madde üretilirken doğaya da oldukça zarar veriliyor.

Ayakkabıların böyle yapıldığını tahmin etmemiştim.Bundan sonra ihtiyacım olmadığı sürece yeni bir ayakkabı almayacağım. Hem evimizin ekonomisine hem çevreye küçük de olsa katkım olmuş olur.

ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Ayakkabı: Aferin Umut! Artık benim değerimi anlamışsın.
Umut: Evet anladım ama ben bu fazla ayakkabıları ne yapacağım?
Ayakkabı: Bence, bunları ihtiyaç sahibi bir ailenin çocuklarına verebilirsin.
Umut: Çok iyi bir fikir. Teşekkür ederim. Hemen anneme söyleyip verebilirim.
Umut annesine seslendi:
Umut: Anne, anne! Ben , sadece bir ayakkabıya ihtiyacım olduğunu anladım. Artık bu ayakkabıları ihtiyaç sahibi bir ailenin çocuklarına vermek istiyorum. Hem onların ayakkabıya ihtiyaçları olabilir.
Anne: Aferin oğlum! Çok iyi düşünmüşsün. Okuldan sonra ayakkabıları ihtiyaç sahibi olanlara verebiliriz.
Umut: Tamam anneciğim! Çok sevindim. çok teşekkür ederim okuldan döndüğüm zaman verebiliriz.



ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Umut okuldan gelince ayakkabıları ihtiyaç sahibi aileye vermek için annesiyle evden çıktılar.
Ayakkabı: Geldik mi Umut?
Umut: Evet, seni yeni sahiplerine getirdik, artık yeni sahiplerin var.
Eminim onlar da sana iyi davranacaktır.
Anne: Haydi Umut ayakkabılarını getir de ihtiyaç sahiplerine verelim.
Umut: Tamam anneciğim getiriyorum.
Umut ihtiyaç sahiplerine ayakkabıları verir.
Anne: Umutcuğum, seninle gurur duyuyorum. İhtiyaç fazlası
eşyalarını ihtiyacı olanlara vermen çok güzel bir davranış. Canım oğlum...





ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Umut annesiyle eve gider.
Umut: Anne, bu elbiselerim çok kötü. Giyilecek gibi değil. Bunları kimseye vermeyelim. Atalım en iyisi.
Umut bir ses duyar. ve elbise konuşmaya başlar.
Elbise: Sen, benim bu hâle gelmem için ne eziyetler çektiğimi biliyor musun?
Umut: Hayır.
Elbise: Anlatmamı ister misin?
Umut: Tabii, İsterim.



ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Elbise: İlk olarak pamuk ele alınır. Daha sonra pamuk ip haline getirilir. İplerden kumaş, kumaşlardan da elbiseler dikilmeye başlar. Elbiseler dikildikten sonra mağazalara gelir ve sizlere sunulur. Elbiselerin satışından da birçok kişi gelir sağlıyor ve evini geçindiriyor. Ben bu hâle gelene kadar kaç işlemden geçtim. Hâlâ beni atmayı düşünüyor musun?
Umut: Hayır. Elbise üretiminin bu kadar ayrıntıları olduğunu bilmiyordum. Sizleri giyemesem de , farklı şekillerde kullanabilirim.





ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Umut, kullanmadığı ve eskiyen eşyalarının farklı şekillerde kullanımı ve geri dönüşümleri üzerine düşündü. Derslerini yaptıktan sonra annesiyle parka gitti. Aklında hep kullanılmayan eşyaların nasıl değerlendireceği ile ilgili düşünceler, sorular vardı. Umut eve gidince kullanmadığı eşyalara bir göz gezdirdi. Evet, kullanmadığı elbiseleri ihtiyaç sahiplerine vermeliydi ama içlerinde eski ve kötü olanlar da vardı.
Umut: Ben sizi bu şekilde, birine nasıl verebilirim ki?
Elbiseler hep bir ağızdan konuşmaya başladılar.
Elbiseler: Bizi yenile!
Umut: Nasıl Yani?
Pantolon: Mesela benim paçalarım gerçekten vahim bir durumda.
Paçalarımı kesip beni şort haline getirebilirsin.
Umut: Evet, elbiselerimde böyle değişiklikler yapabilirim.


ÇALIŞKAN Z KUŞAĞI VE GÜLBAHAR AYDIN (MCÖ İHO)
Umut, diğer kıyafetlere bakarak nelerde nasıl değişiklikler yapmaya başladı.
Umut: Burada yırtık, ince bir kazak var. Bunun kollarını keserek yaz için harika sıfır kol bir giyecek yapabilirim.
Anne: Oğlum, kullanmadığın eşyalarını ayır, ihtiyaç sahiplerine onları da verelim.
Umut: Tamam anne ayırıyorum ama bazıları kullanılamayacak halde.
Anne: Hiç kullanılamayacak olanları, kıyafet geri dönüşüm kutusuna atalım,
çöpe gitmemiş olur.
Umut: Harika fikir...



Umut odasına gitti ve bugün okulda öğretmeninin verdiği ödevleri yapmaya başladı. Kafasında hala yapabileceği geri dönüşümlerin fikirleri dönüyor ve onu heyecanlandırıyordu. Belki büyüyünce bu alanda bir meslek sahibi bile olabilirdi. Birkaç dakika sonra annesi yanına geldi.
Anne: Umut hadi oğlum akşam yemeği için sofra hazır!
En geç 5 dakikaya burada ol, babanla seni bekliyoruz! diye seslendi.
Umut: Tamam anneciğim hemen geliyorum!
Yup Yup' u da alıp annesi ile babasının yanına gitti.
NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)



Baba: Eee oğlum günün nasıl geçti?
Umut: Güzel geçti babacığım şu zamanlarda pek çok bilgi edindim. (Konuşurken elindeki ekmeği düşürür.)
Umut: Hemen çöpe atıyım pis olmuştur şimdi.
Anne: Hayır oğlum dur atma önce gerçekten pis olup olmadığını kontrol et ettikten sonrada eğer pis ise şuraya bir poşet koymuştum ona koyabilirsin.
Umut annesinin dediği gibi yaptı ve ekmeği poşete koydu.
NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)



NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)

Umut yemeğinin geri kalanını odasında yemek istedi çünkü çok ödevi vardı. Annesi Umut için yemeği ekmeğin arasına koydu. Umut odasına giderken ekmeğe bakıp acaba ekmek nasıl üretilir diye düşünüyordu. Odasına gitti. Tam dönen koltuğunu oturmuştu ki önündeki tabaktan gelen sesleri duydu. Önüne arkasına baktı ama sesin nereden geldiğini anlayamamıştı. Sonrasında tabağına baktı.

Hey Umut! Buradayım! Oh sonunda beni gördün Umut. Beni çöpe atmayacaksın öyle değil mi benim bu hallere gelmek için ne kadar çok değişim geçirdiğimi biliyor musun?

Vay canına! Bilmiyorum ama öğrenmeyi çok isterim doğrusu!

Tamam o zaman seni üretim serüvenimin başladığı yere götüreceğim. Buğday tarlalarına!
NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)
İşte gördüğün gibi burası bir buğday tarlası çiftçiler burada buğdayları binbir emekle yetiştirip hasat ettikten sonra onları un olması için fabrikalara gönderiyorlar. Sonrasında ekmeğin hazırlanışı var. Buğday ununa su, tuz, maya gerektiğinde şeker, enzimler, enzim kaynağı olarak malt unu, vital glüten ve izin verilen katkı maddeleri ilave edilip bu karışımın tekniğine uygun olarak yoğrulması, şekillendirilmesi, fermantasyona bırakılması ve pişirilmesi ile de ben yani ekmek elde ediliyor.


Vay canına ekmek üretilişin gerçekten de zormuş bundan sonra sana söz veriyorum ekmeği israf etmeyeceğim
NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)

O zaman bende çevremdeki insanları bilgilendirip senin israf edilmeni önleyemeye çalışacağım ekmek. Ama artık eve gitmeliyim beni götürür müsün lütfen?
Teşekkürler Umut fakat... Belki sen israf etmeyeceksin ama diğer insanlar onların çoğunluğu hala bizi seri bir şekilde israf ediyor çöplere atıyorlar...

Teşekkürler Umut beni çok mutlu ettin. Hadi gidelim!
NEW GENERATİON TEAM VE FATMA TEKMEN (MCÖ İHO)

BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)
Okuldan gelip yemeğini yiyen Umut, ellerini yıkamak ve dişlerini fırçalamak için lavaboya gitti. Dişlerini fırçalarken suyu açık bıraktığının farkında değildi. Su sesini çok seviyordu ama bu sefer sudan çok farklı sesler duymaya başladı. Bu duruma umut çok şaşırdı.
_ İlk defa konuşan bir suyun sesini duydu.


Su: Biz aslında her zaman konuşuruz ama bizi kimse duymak istemez.


Umut: Bana söylemek istediğin bir şey mi var?
Su: Sadece sana değil tüm insanlığa söylemek istediğim bir şey var.
Su insanlık için çok önemli ama bunun kıymetini insanlar bilmiyor ve maalesef bilinçsizce tüketiyor. Su kaynakları gittikçe tükeniyor. Dünyada ki yaşamın varlığa suya bağlıdır. Eğer su olmazsa yaşam da son bulur. Suyu israf etmeden geleceğimizi düşünerek hareket etmeliyiz.
BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)

Su:Dünyamızın %70'i suyla kaplı ama içilebilir ve kullanılabilir su kaynakları %3 oranındadır.Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Üstelik insanların bilinçsiz su kullanımı da suyun tükenmesine neden olmaktadır.
Umut: Ben suyun insanlık için bukadar önemli olduğunu bilmiyordum beni bilgilendirdiğin için teşekkür ederim.
Umut suyun söylediklerine çok hak verdi ve gelecekte bir su sıkıntısı yaşamamak için su kaynaklarını israf etmeden kullanmak gerektiğini anladı ve okulda ki arakadaşlarıma bunu anlatmalıyım diye düşündü.
BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)


Bahçeye çıkan Umut ve Yup Yup, Umut'un bahçenin sulanması için açtığı çeşmenin hala açık olduğunu gördü. Arkadaşı Yup Yup ona suyun söylediklerini hatırlatarak daha dikkatli olması konusunda uyardı.
Umut ve Yup Yup bahçede bir süre oyun oynadılar. Daha sonra susadığını fark eden Umut yanında getirmiş olduğu meyve suyunu içti ve ambaljını geri dönüşüme atmak yerine olduğu yere attı. Yup Yup bu duruma çok şaşırdı ve onu farklı bir yolculuğa çıkarma kararı aldı Umut'un yeni bir şeyler öğrenme vakti gelmişti.
BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)
BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)




Meyve suyu kutusundan ses duyan Umut meyve kutusuna doğru yöneldi. Ambalajdan gelen ses onu geri dönüşüme atması gerektğini söylüyordu.
_ "Ben doğada 400 yıl boyunca kaybolmuyorum. Üstelik toprağa da zararım var" dedi meyve suyu kutusu.
_" Eğer beni geri dönüşüme atarsan hem doğayı kirletmemiş hem de geri dönüşüm ile milli kazanç sağlamış olursun" diye ekledi.

BİLGİN KAŞİFLER ve ESMA NİZAM (MCÖ)
Yeni bilgiler öğrenerek şaşkınlığı artan Umut topraktan gelen bir sesle irkildi.
Toprak: Evet evet sana sesleniyorum. Şaşırmakta haklısın. Doğaya atılan çöpler dağayı kirletmekle kalmıyor aynı zaman da mikrop ve haşerelerin çoğalmasına uygun ortamı hazırlayıp insan sağlığını tehlikeye sokuyorlar. Sen sen ol doğaya çöp atma .
Yup Yup: Bütün bu bilgiler sana neler öğretti Umut..?
Umut: Doğayı kirletmememiz ve korumamız gerektiğini ve bu konuda duyarsız kalmamamız gerektiğini öğrendim. Teşekkür ederim Yup Yup..



YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ (MEVLANA AL)

Toprağı da duydun. Onu korumak için başka neler yapabilirsin, bir düşün bakalım. Aklına neler geliyor? Neler zarar veriyor olabilir bir meyve suyu kutusu gibi toprağa?

O sırada bunları duyan toprak dayanamadı ve:şöyle dedi:
-Ahh ah, bir tek o mu ya? Piller, bozuk kablolar, elektronik atıklar, camlar, plastikler daha neler var neler bağrımda yüzyıllardır duran....
YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ(MEVLANA AL)


Çok şaşırdım şimdi. Bizim okul bahçesinde bile geri dönüşüm kutuları var. Hatta sloganımız bile var. "Çöpler çöp kutusuna, MÖP ler möp kutusuna". Sonuçta bunlar çöp değil ki. Çöp olsa bile neden toprağa atılsın? u
YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ (MEVLANA AL)


Öyle haklısın ki. Piller doğada 500 yıla kadar kalabiliyorlar mesela.

YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ (MEVLANA AL)




Bir de diğer elektronik atıklar var daha. Geri dönüşüm kutuları kullanılmazsa gelecekteki günler zor geçecek.
YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ (MEVLANA AL)



Umut birden durup başka bir dünya hayali kurmaya başladı.
Geri dönüşümün yaygın olduğu, israftan ve fazla tüketimden insanların kaçındığı, bol yeşilin olduğu, çocukların mutlu şekilde koşup oynadığı bir dünya...
YILDIZ EKİBİ VE ESRA YILDIZ (MEVLANA AL)
Umut bunları düşünürken YupYup'un olmadığını fark etti. Kim bilir nereye gitmişti ve kim bilir bir daha onları nasıl maceralar bekliyordu?

KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Saat gece 10 olunca Umut, uyumak için odasına çekildi. Aklına Yup Yup ile başlayan maceralarında kağıdın, balın, ayakkabının, ekmeğin ve bir çok ürününün üretim serüvenini ve insanlar için ne kadar önemli olduklarını öğrenmesi geldi.


KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Öğrendiklerini arkadaşlarına öğretmek için bir şeyler yapmalıydı. Bunun için geleneksel Türk Oyunlarından yararlanabilirdi.
- Evet, buldum! (dedi).
Karagöz ve Hacivat ile "Tüketen İnsandan Üreten İnsana Oyununu sergileyecekti.

KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Uyumadan eline kağıt ve kalem alarak bir oyun metni yazmaya başladı.
Hacivat: Nasılsın Karagöz'üm?
Karagöz: İyiyim kel kafalı kara üzüm.
Hacivat: Karagöz'üm sana çok önemli şeyler söyleyeceğim.
Karagöz: Hay hay efendim. Kel başım size kurban olsun.

KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Hacivat: Sen hiç düşündün mü yiyeceklerimiz, kıyafetlerimiz ve kullandığımız eşyalar ne kadar zamanda üretiliyor. Hangi zahmetlerle ortaya çıkıyor?
Karagöz: Ah! Hacı Cavcav. Ben giderim pazara. Bir kese altın ile alırım her şeyi.
Hacivat: Bir dilim ekmek bile soframıza ulaşmak için aylar süren üretim yolculuğundan geçer, Çiftçi, değirmenci ve fırıncı emek harcar.
Karagöz: Söylediğin iyi oldu Hacı Cavcav. Yengen fırından ekmek istemişti.
KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Hacivat: Karagöz'üm iki gözüm. Ürünlerden ihtiyacımız kadar alalım. Böylece israfı engelleriz.
Karagöz: Kara kara üzümleri yemekte pek iştahlı olur.
Hacivat: Sevgili Karagöz. Torunlarımıza güzel bir dünya bırakmak için bilinçli tüketici olmalıyız.
Metni yazan Umut, güzel bir uykuya dalar.
KARTAL YUVASI EKİBİ VE MUSTAFA YÜCEL
BİŞKEK TÜRK OKULU
Çalışmaları hakkında öğretmeni ve okul müdürüne bilgi veren Umut'un Tüketen İnsandan üreten İnsana konulu bir gölge oyunu düzenlemesine karar verilir.

CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)
... 1 HAFTA SONRA ...
Okulun konferans salonunda sergilenen oyun , seyirciler tarafından çok beğenilir. Sınıf Öğretmeni Umut'a ''Tüketen İnsandan Üreten İnsana'' adıyla bir öğrenci kulübü oluşturacaklarının müjdesini verir. Umut büyük bir heyecanla evine döner, soluğu Yup Yup' un yanında alır.

CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)



Yup Yup , Yup Yup ! Neredesin ? Sana çok önemli şeyler söyleyeceğim.
Aaa ! Hoş geldin Umut. Programınız nasıl geçti? Çok merak ettim.
CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)


Harika geçti Yup Yup. Her şey çok güzeldi. Çok beğendiler. Hatta Okul müdürüm ve Öğretmenim beni tebrik etti.
Gerçekten çok emek harcamıştın Umut. Senin adına çok sevindim. Bu kadar gayretli ve bilinçli olman hoşuma gidiyor. Mutlu oluyorum
CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)


Çok teşekkür ederim Yup Yup. İyi ki seni tanıdım. Hayata bakış açım, düşünce tarzım ve davranışlarımı tamamen değiştirdin.
Kendine haksızlık etme lütfen. Sen de çok çaba gösterdin ve büyük bir yol kat ettin seninle gurur duyuyorum.
Umut ve Yup Yup saatlerce program hakkında konuştular. Çevrelerindeki insanları da bilinçlendirmek için daha neler yapabileceklerini planladılar. Birlikte yeni maceralara atılma fikri ikisini de heyecanlandırıyordu.
CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)


CON&TİVE TEAM - BETÜL TAŞAN(MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN İHO)

Sevgili Arkadaşlar! Hikayemiz burada sona erdi. Ama biz Yup Yup ile yolculuğumuza devam edeceğiz. Umarım sizler de bu hikayeden ders çıkartıp benim gibi bilinçli bireyler olursunuz. Hep birlikte sadece Tüketen değil Üreten İnsan olma yolunda adımlar atarız. Hoşçakalın...

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $10.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $10.79+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!