Bu E-Kitap bir e-twinning projesi olan "Geleceğim Bilimde, Bilim Güvenli İnternet'te" projesi kapsamında hazırlanmış 6 hikayeden oluşmaktadır.
Çalışma, proje üyelerinin birbirlerinin hikayelerini tamamlaması ile ortaya çıkmıştır.
Keyifli okumalar.

SİBER ZORBALIK
Ayşe Gül ZEYBEK
Yaşar,Muhammed, Furkan
Sümer Ortaokulu

Son dersteyiz. Bugün okulda ilginç ve eğlenceli birçok şey öğrendim. Matematikte sayıları seviyorum. Bilişim öğretmenimiz bugün bize güvenli İnternet kullanıcısı olmak için dikkat etmemiz gerekenleri anlattı. İnternet'te bizi bekleyen tehlikeleri, kişisel bilgilerimizin paylaşılmaması gerektiğini öğrendim.
Eve gelince okul kıyafetlerimi değiştirip ellerimi yıkadım. Annemin yaptığı enfes yemekten yedikten sonra hemen odama çıktım. Çok ödevim vardı. Bilgisayarı açtım. E-posta kutusuna çok fazla mesaj gelmişti. Tanımadığım bir kişiden gelen mesajı okumaya başladım. Mesajda benimle dalga geçiyor ve bana hakaret ediyordu. Kendimi çok kötü hissediyordum. Mesajlar her gün geliyordu. Korkuyordum.

Beni tehdit ediyor, başkalarına anlatırsam bana zarar vereceğini söylüyordu. Aileme anlatamadım. Sıra arkadaşım Elif neden üzgün olduğumu ve korktuğumu sordu. Elif’e anlatmaya başladım. İnternet'te bana gelen mesajları ve tehditleri anlatırken zil çalı. Dersimiz Bilişim Teknolojileri Ve Yazılımdı. Öğretmenimiz Siber Zorbalık konulu video izletti. Siber Zorbalık; istemediğimiz bir davranışın(tehdit etmek, dalga geçmek , aşağılamak, kötü hissettirmek v.b.) sürekli ve kasıtlı olarak yapılmasıymış. Ben bana siber zorbalık yapan kişiyi büyüklerime anlatmaya karar verdim.
Okuldan sonra eve dönünce durumu hemen aileme anlattım. Bana gelen mesajları aileme okuttum. E-posta hesabımın güvenlik ayarlarını yaptık. Tanımadığım kişilerden gelen e postalar artık açılmayacak . İnternet profilimizi Güvenli Çocuk Profili ile değiştirdik. Artık daha güvenli İnternet kullanıyorum. Siber zorbalığa karşı neler yapmam gerektiğini öğrendim. Siber zorbalıkla karşılaşırsam saklamadan aileme anlatmalıyım.

SİBER ZORBALIK -2
Neşe AYDOĞDU ve Ayşe Gül ZEYBEK
İlayda, Selin, Hatice Nur, Ege, Mehmet Emin, Seher
Yahya Kemal BEYATLI Ortaokulu
Furkan, Yaşar, Muhammed- Sümer Ortaokulu
Ali 6. sınıfa giden başarılı ve aktif bir çocuktu. Ama bu pandemi sürecinde uzaktan eğitimde devamlı bilgisayar başında olmak onun derslerini ve sosyalliğini olumsuz etkilemeye başlamıştı. Evden çıkma yasağı olduğu bir dönemde yine kendini o çok meşhur dijital oyuna kaptırmıştı.
Oyunda chat kısmında bir mesaj geldiğini gördü. Mesajlara cevap vermemesi gerektiğini biliyordu ama gözü kaydı ve mesajı okudu. “Nasılsın?” diye bir soru görünce zararsız olduğunu düşünerek cevapladı. “İyiyim.” Karşı taraftan “Ne zamandır bu oyunu oynuyorsun?”sorusuna “1 sene” diyerek cevap verdi. Diğer kişi daha hızlı iletişime geçebilmek için telefon numarasını istedi. Ali önce biraz düşündü, vermemesi gerektiğine karar verdi ve hayır dedi. Karşıdan şöyle bir mesaj geldi ; “Ver ne olacak ki? Benden zarar gelmez.” Ali numarasını chat kısmına yazdı. Biraz oyun oynadıktan sonra bilgisayarı kapattı. İçinde biraz şüphe olmasına rağmen yine de bak bir şey olmadı telefonumu verdim sorun yok diye kendini rahatlattı. Ertesi gün uyandığında telefonunda bir mesaj gördü.

.........
.........
........
Ali gelen mesajının zararlı olmayacağını düşünerek hemen açtı ve okumaya başladı. Mesajda yer alan anketi cevaplarsa 1 senelik ücretsiz oyun kazanabileceğini yazıyordu. Ankette yer alan sorulardan bazıları şöyleydi:“TC kimlik no yazınız.”, “Kimlik Kartınızın fotokapisini yükleyin.”,“En sevmediğiniz arkadaşınız:”,“En Komik fotoğrafınız:”,”En Gizli Sırrınız:”
Ali bütün soruları cevapladı. Anket sorularının hepsine doğru cevap verdiğini ve kazanacağını düşünürken bir mesaj daha geldi. Ali mesajı okurken ağlamaya başladı. Gelen mesajda Ali’nin en gizli sırrı İnternet'te yayınlanmış ve herkes yorum yapmıştı. En komik fotoğrafını herkes paylaşmış ve dalga geçmişti. Ali ankette verdiği bütün cevapları İnternet'te gördü. Telefonuna sürekli mesaj geliyordu. Dalga geçen arkadaşları komik fotoğrafın altına çok kötü şeyler yazmıştı. Kimlik fotokopisini eline geçiren zorbalar Ali’yi tehdit ediyor ve ondan kötü şeyler yapmasını istiyorlardı.

Ali hemen ailesine haber verdi. Güvenli İnternet Merkezi( https://gim.org.tr/ ) web sayfasında yer alan https://www.ihbarweb.org.tr/ adresinden suç duyurusu yaparak zorbaların mesajlarını engelledi. Bilgisayarında yer alan oyunu kaldırdı ve bir daha asla bu tarz oyunlar oynamadı. Kişisel bilgilerini kimseyle paylaşmadı. Telefona gelen yabancı mesajlara asla cevap vermedi.
UNUTMA; sen değerli ve önemlisin. İnternet'i kullanmak hakkın ama güvenli İnternet'i kullanmak, İnternet'te zarar görmemek senin tercihin. Güvenli İnternet, Güvenli Gelecek.

İNTERNET ETİĞİ
Canan KANYILMAZ DELEBE ve Neşe AYDOĞDU
Yaren ve Ural
13 Eylül Ortaokulu
Hatice Nur, İlayda ve Ege
Yahya Kemal BEYATLI Ortaokulu
Kapının çalmasıyla sınıf sessizliğe bürünmüştü. Yıldırım öğretmen elektriğin iletimi konusuna ara vermek zorunda kalmıştı.
-Gir.
Gelen okul müdürü Necip bey idi, yanında sevimli bir öğrenci ile gelmişti.
-Hocam merhaba, yeni öğrencimiz İlkay artık sizin sınıfta eğitim görecek. İyi dersler.
Müdür sınıftan ayrıldıktan sonra, İlkay, Yıldırım öğretmene, tahtada anlatılanlara ve sınıfa hızlıca göz attıktan sonra öğretmen masasının üzerinde fen bilgisi kitaplarının renklerine gözü takılmış idi. O kadar dalmıştı ki Yıldırım öğretmenin gösterdiği yere oturması gerektiğini birkaç defa tekrarladıktan sonra, sınıftan yükselen kıkırdama sesleri ile farkına varabilmişti.
Sessizce gösterilen sıraya oturdu, neyse ki öğretmen masasının önündeki sırada boş bir yer vardı. Sınıfın en zeki öğrencileri hep öğretmen masasına yakın oturmak için yarışırlardı zaten. Ancak bu sınıfta işler pek de öyle olmuyordu. Yıldırım öğretmen sınıfta en çok yaramazlık yapanları kendisine yakın sıralara oturtarak biraz olsun ders için sınıfta otorite sağlayabiliyordu.
İlkayın çantasından çıkarttığı matematik defterinin ortasından bir sayfa açarak bir şeyler çizmeye başlaması, sıra arkadaşı Selim’in dikkatini çekmişti. Yıldırım öğretmen elektronlardan bahsederek derse kaldığı yerden devam etmişti.
Arka sıradan gelen bir kağıttan yapılmış top ile irkilen Selim, geriye doğru attığı bakışla yeni arkadaşından çok da hoşlanmadığını diğer arkadaşlarına ifade etmişti. Gözü İlkay’ın çizdiği resme takıldı.
-Öğetmeniiiim yeni arkadaşımız dersi dinlemiyooooo, resim çiziyooooo
İlkay çizim yapmayı bıraktı. Elinde kalem ile öğretmeninin vereceği tepkiyi bekliyor gibiydi. Yıldırım öğretmen Selim’in gereksiz çıkışını duymazdan gelerek, tahtaya formülleri yazmaya devam etti. İlkay da resim çizmeye. Sonraki teneffüs ve ders boyunca İlkay’ın garip hali sınıfta farklı bir ortamın oluşmasına neden olmuştu. İlkay teneffüsler dahil olmak üzere kimseyle iletişim kurmuyor, arkadaşlarının oyun davetlerine katılmıyordu. Tek yapmak istediği şey kareli, 120 sayfalık matematik defterine çeşitli çizimler yapmaktı.
Günler İlkay için çok da güzel geçmiyordu. Selim ve arkadaşları İlkay’a önce sözlü olarak sataştılar. Çeşitli lakaplar takarak İlkay’ın tepki vermesi için onu kışkırttılar. Selim’in tek derdi sınıfta istenmeyen birisiyle aynı sırada oturmamaktı. İlkay olup bitenleri istemeye istemeye de olsa kabul etmek zorunda kalıyordu. Selim ve arkadaşları kağıt, silgi, kalem atarak onun tepkilerini cep telefonu ile kaydetmeye ve internetteki video sitelerinde yayınlamaya başladılar. Selim bu videoların izlenme sayılarını gördükçe İlkay’ı daha çok sinirlendirmek ve daha çok takipçi ile etkileşim almak için takipçilerine “bu hafta neler yapalım?” şeklinde bir hastag açarak zorbalıkta sınır tanımıyordu. Sınıf başkanı Murat tüm olanlara sessiz kalarak sınıfta olanları sınıf öğretmenine söylemiyordu. Murat’ta Selim tarafından tehdit edilmiş, onun videolarını da internette yaymak için şantaj yapmıştı. Bu sayede kantine neredeyse hiç para ödemeyen Selim 8. Sınıflar arasındaki en popüler ve en zorba çocuk olmayı aynı anda başarabiliyordu. Zaten başarabildiği tek şey de buydu. Dersleri arkadaşlarına zorla yaptırdığı ödevler ve çektiği kopyalara rağmen çok kötü durumdaydı.






Okulun son haftalarına yaklaşırken resim öğretmeni Leyla hanım rahatsızlandığı ve uzun süreli tedavi göreceği için yerine başka bir okuldan Canan öğretmen gelecekti. İlkay’ın en sevdiği ders resim dersi idi. Çünkü sadece bu derste resimlerini mutlu bir şekilde hiç kimseden korkmadan çizebilmekteydi. Tabi ki Leyla öğretmenin sayesinde diğer öğrenciler bu derste İlkay’a hiç karışamıyorlardı.
Her hafta olduğu gibi Perşembe 4. Ders Resim dersiydi ve İlkay o gün okula gelirken gördüğü kiraz ağacının çiçeklerini çok beğendiğinden tüm gün boyunca bu kiraz ağacını çeşitli renklerde çizmek için okula koşar adımlarla gidiyordu. Ders saati geldiğinde Leyla öğretmeni göremeyince üzüldü. Tanımadığı bu öğretmen acaba çizimleri hakkında ne diyecekti. Yeni insanlara kendini anlatmaya çalışmak ne kadar yorucu?
Canan öğretmen müdür bey’den aldığı bilgiler ile sınıfta özel yetenekli bir öğrencinin olduğuna çok sevinmişti. Sınıfa girdiğinde öğrencilerin tanışalım isteği ile tüm dersi sulandıracaklarını anlaması çok fazla sürmemişti.
-Evet çocuklar herkes resim defterini, renkli kalemlerini alıyor ve bahçede doğa resmi çizmeye gidiyoruz.
Tabi ki tüm sınıf bu haberi duyunca 2 ay tatil haberi almış kadar sevindi, bahçeye inmeleri 30 saniye sürmemişti. Canan öğretmen diğer çocuklara çizim teknikleri gösterdikten sonra üç boyutlu bir ağaç çizmelerini istemişti. Herkes kuş sesleri eşliğinde sessizce çizime başlamıştı. İlkay’ın morali yerinde mutlu bir şekilde resmin çizimine odaklanmışken, öğretmeninin sesiyle irkildi.
-Merhaba, İlkay sen olmalısın, çizimin çok güzel inceleyebilir miyim?
İlkay ilk başta çekinse de öğretmenine defterini uzattı. Canan öğretmen çizimleri gördükçe İlkay’ın ne kadar yetenekli olduğu görmüştü. Milli eğitim bakanlığının yeni açtığı yarışmaya katılması için İlkay’la konuştu. İlkay bu durumdan çok memnun olmuştu. İlk defa çizdiği resimler birisi tarafından oldukça değerli görülüyordu.
Canan öğretmen İlkay’ın yeteneğinin farkında olması için sonraki derslerde İlkay’ın çizdiği resimleri okulun duvarlarına asmaya başlamıştı. Bu durum İlkay’ın okuldaki popüleritesini arttırmakla kalmamış resim konusunda diğer öğrenciler de cesaretlenmişti.
Canan öğretmenin okula gelmesiyle birlikte birçok yarışma için öğrenciler resim çalışması yapmaya başlamıştı bile. Okulda bu durumdan herkes memnun idi bir kişi hariç, Selim. Selim sıra arkadaşının bu kadar popüler olmasıyla birlikte artık eskisi kadar İlkay’ı kızdıramıyor öğretmenler ve öğrenciler İlkay’ın yanında oluyorlardı. Selim zorbalıkları neredeyse son bulmuş gibiydi. İçten içe İlkay’a zarar verebilmek için fırsat kolluyordu, okulda artık eskisi kadar popüler değildi.
Milli eğitim bakanlığının yarışmasına gönderilecek eser için son gün gelmişti. İlkay çizimini Canan öğretmene verdiğinde, Canan öğretmen o kadar sevinmişti ki İlkay’a sarılarak tebrik etti. Web sayfasına bu resmin taranarak yüklenmesi gerekiyordu. Bunun için Canan öğretmen müdür yardımcısının odasındaki tarayıcı ile çizimi taradıktan sonra bilgisayardan dosyayı göndermeye çalışıyordu. Bu sırada internet bağlantısının olmadığını fark etti. Müdür yardımcısına durumu söyleyeceği sırada ders zili çalınca diğer teneffüs devam etmek üzere odadan çıktı.
Bu sırada tüm olup biteni izleyen Selim, müdür yardımcısı odasına giden internet kablosunun fişini, odanın dışındaki bağlantı kutusundan çıkartmış ve bilgisayarın internetsiz kalmasını sağlamıştı. Müdür yardımcısı İbrahim bey gelene kadar içeri girmiş ve Canan öğretmenin açık olan sistemini kullanarak, İlkay’ın taranan resmini kendi bilgileri ile sisteme kaydetmişti.
Bu sırada tüm olup biteni izleyen Selim, müdür yardımcısı odasına giden internet kablosunun fişini, odanın dışındaki bağlantı kutusundan çıkartmış ve bilgisayarın internetsiz kalmasını sağlamıştı. Müdür yardımcısı İbrahim bey gelene kadar içeri girmiş ve Canan öğretmenin açık olan sistemini kullanarak, İlkay’ın taranan resmini kendi bilgileri ile sisteme kaydetmişti.
Ders bittikten sonra tekrar odaya gelen Canan öğretmen diğer öğrencilerle birlikte İlkay’ın resmini de sisteme kaydederek yarışmanın sonuçlarını beklemeye başladılar. Bu sırada diğer derslerdeki başarıları da gözle görünür şekilde artan İlkay okulun duvarlarını Canan öğretmen ve ekibiyle birlikte rengarenk boyamaya karar verdiler. Selim bu duvar boyama işini de sabote etmek için okul çıkışında duvarlara çeşitli yazılar yazarak fotoğrafını çekmekte ve başka bir isimle sosyal medya üzerinden yaptığı saldırıyı paylaşmaktaydı. Okul idaresine gelen ihbarlar sonucunda hem sosyal medyadaki bu karalama çalışmasının yapıldığını araştırma başlandı. Okulun güvenlik kameraları izlendiğinde bunu yapan kişinin Selim olduğu ortaya çıkmıştı. Bu esnada milli eğitim bakanlığından gelen bir telefon ile Canan öğretmen oldukça şaşırmıştı.
-Hocam bu yarışmaya katılan öğrencilerinizden aynı resmi iki farklı öğrenci göndermiş. Bu durumdan haberiniz var mıdır?
-Hayır şimdi haberim oldu. Hangi resim?
-985647 numaralı resim, üzerinde öğrenciniz İLKAY imzasını bulunuyor.
-Aynı resmi gönderen diğer öğrencinin ismi nedir acaba?
-Selim Boyacıoğlu- 123 numaralı öğrenci
-Teşekkür ederim. Resim 63 numaralı öğrencime aittir. Benim haberim olmadan sisteme giriş sağlanmış olması lazım. Bu konu hakkında gerekli soruşturmayı yapacağız.
-Teşekkürler iyi günler.
Canan hoca teneffüste Selim’i yanına çağırdı ve şöyle dedi.
-Selim, bugün MEB tarafından aynı resmin iki isim tarafından yollandığına dair bilgi aldık. biri senin ismin, biri arkadaşın İlkay’ın ismi. Ama resim İlkay’a ait. Bunu neden yaptın?
-Öğretmenim ben yapmadım. Bir bilgim yok .
-Peki o zaman neden senin ismin yazıyor katılanlar arasında?
Selim utanarak başını öne eğer ve
-Özür dilerim hocam , İlkay’ı çok kıskandım, okul duvarlarına resimlerinin asılmasını ve başarılı olmasını çekemedim. O sebeple siz müdür yardımcısı odasına girdiğinde internet kablosunu çektim ve bağlantıyı kestim. Sisteme kendi bilgilerimi kaydettim. Ama şuan çok pişmanım.
Canan öğretmen Selim’in üzgün olduğunu anladı ve çok üstüne gitmese de
-Esas özürü İlkay arkadaşına dilemelisin, onun emeğine karşı yapılan bir saygısızlık ve sisteme gizlice giriş yapmak bir bilişim suçudur. Bunun kanun karşısında cezası vardır. dedi.
Selim yaptığı bu davranışın suç olduğunu bilmiyordu. Söyleyecek söz bulamadı ve sessiz kaldı.
Canan öğretmen , Selim’e
-Eğer İlkay’ın başarılarıyla popüler olması hoşuna gittiyse sen de kendini gösterebileceğin, başarılı olabileceğin bir alan bulmalısın. Bu konuyu yönetim ile konuşurken senin geçtiğimiz yıl okulun satranç kulübünde olduğunu ve okul içi bir yarışmada 1.lik kazandığını öğrendim. Neden bu becerini okul dışı yarışmalarda göstermiyorsun?
-Haklısınız öğretmenim, Beden eğitimi öğretmenim beni bu konuda daha iyi yönlendirebilir. onunla iletişim içinde olacağım, daha çok satranç oynayıp ben de yarışmalara katılacağım. Teşekkür ederim
-Çok sevindim bu kararına, aferin sana Selimciğim…
ve Canan öğretmen Selim’in omzuna elini atar ve İlkay’ın yanına birlikte gidip bu sorunu tatlılıkla çözmelerine yardımcı olur.


DİJİTAL VATANDAŞLIK
Selva KARAMAN YAŞAR/ Selma ÇALIKUŞU
Caner D., Eymen Y., Arda K., Elifnaz Y., Efe İ,
Rabak Ortaokulu
Vahide İ,Yeliz A, Hilal G.,Adem K., Beril K.
Kozluca Ortaokulu

Erdem hoca kendi halinde bir öğretmendi. Her ayın 15’i geldiğinde maaşını alır belediyeye gider suyu, TEDAŞ’a gider elektriği vb. tüm faturaları tek tek yatırırdı. Ayrıca alışveriş için de çok zaman harcayıp, birçok yere gitmek zorunda kalırdı (Vahide İ, Yeliz A,). Akşam yorgun argın eve gelen babasını gören küçük oğlu “baba neden bu kadar yorgunsun” diye sorduğunda faturaları ödeyebilmek için şehirde altı mahalleyi gezdiğini söylemişti. Aslında bunun daha kolay bir yolu olmalıydı. (Caner D.)
Yaşamın dijitalleştiği ve teknolojinin hayli ilerlediği bir ülkede Erdem hocanın da dijital vatandaşlık kavramı ve getirdiği yeniliklerle tanışması gerekiyordu. Aradan 1-2 hafta geçmiş olmalıydı ki Erdem hocanın 5.sınıfa giden oğlu İbrahim Kağan’nın bilişim teknolojileri öğretmeni derste Dijital Vatandaşlık konusunu işlemeye başladı. Neydi bu Dijital Vatandaşlık ?
Dijital vatandaş;
* Dijital iletişim kurabilen ,
* E devlet uygulamalarını kullanabilen,
* Dijital alışveriş yapabilen,
* Dijital ortamda üretim yapabilen,
* Dijital ortamdan eğitim alabilen ve bu davranışları yaparken etik kurallarına uyan hak ve sorumluluklarının bilincinde olan kişidir.

Diyordu İbrahim Kağan’nın öğretmeni. (Hilal G, Beril K,) İbrahim Kağan Dijital vatandaş olmanın avantajlarına hayret etti. Demek bu zamana kadar babası boşu boşuna yorulmuştu. (Efe İ.). Hem önceki gün annesiyle hastaneye gidip saatlerce sıra beklemiş olduklarını hatırladı. Muayene olduktan sonra da iki bucuk saat tahlil sonuçlarını almak için zaman tüketmişler, üstelik mesai bittiği için de sonuçları gösterememişlerdi. (Elifnaz, Arda). Oysa dijital vatandaşların böyle problemleri olmuyordu. E-Randevu ile randevu alarak, muayene saatlerini belirleyebiliyor, doktor seçebiliyor, tahlil sonuçlarını da e-nabız’dan görebiliyorlardı. (Eymen). O gün akşam Erdem Hoca eve geldiğinde oğlu tüm öğrendiklerini babasına öğretti. Annesine de dijital vatandaşlığı anlatmaya karar verdi. Dijital vatandaşlığı öğrenen Erdem hoca bunda sonra dijital ortamları daha fazla kullanmaya başladı.
Dijital vatandaş olmayı öğrenen Erdem hoca artık hem zamandan tasarruf sağlıyordu, hem de artık eskisi gibi yorulmuyordu. Ayrıca kendisi öğrenmekle kalmamış bunu diğer arkadaş ve dostlarıyla paylaşmış olup diğer kişilerinde bu gibi kolaylıkları kullanmaları konusunda bilgilendirmiş oldu. (Adem K,)
İNTERNET BANKACILIĞI
Nuran SEZER / Neslihan ASLANTAŞ
Ayşe, Kaan, Halil
Bölme ÖHC Ortaokulu
Nursena, Ceylin, Arda, Feyza
Bölme ÖHC Ortaokulu

Güzel bir günde kardeşi ve Melis bilgisayarlarında sörf yapıyor bir yandanda konuşuyorlardı. Kardeşi çok güzel gökkuşağı renginde maske beğenmiş ablasına göstermişti. İkiside çok beğenmişlerdi. Kardeşi daha önce babasının kartına bakarak bilgileri girerek alış veriş yaptığını görmüştü. Abla babamın kredi kartını alıp alabiliriz diye düşündüler. (Ayşe-Kaan)
Bir sorun vardı büyük bir hata yapıyorlardı. Bunu gizli yapmak ailelerine bilgi vermemek çok büyük hataydı. Sitenin güvenilir olup olmadığını da bilmiyorlardı ama maskeyi çok beğenmişlerdi. İki kardeş kıkırdayarak tüm bilgileri girdiler ve gökkuşağı rengindeki maskeyi aldılar. Hayaller kurmaya başladılar. (Arda) Alışveriş yaptıklarında babalarına güvenlik için şifre gelmesi gerekiyordu, gelmemişti. Daha kolay olmuştu bu alışveriş diye düşündüler. Aradan bir gün bile geçmemişti ki babasının kredi kartından yüklü bir alışveriş yapılmıştı. Babası bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı. (Halil). Bankayı aramış olanlara anlam verememişti. Anneleriyle bu durumu konuşurken Melis ve kardeşi olanları duymuştu. Fakat ne diyeceklerini bilememişlerdi. Annesi ve babasına rica etselerdi onlar zaten alışverişlerine yardımcı olurlardı. Şimdi ne yapacaklardı. (Ceylin)
Melis daha fazla dayanamadı ve olanları babasına anlattı. Babası sakinliğini korumaya çalışıyordu hemen Siber Suçlarla Mücadele’ye durumu bildirmişlerdi. (Nursena)
Babası çocukların bu tür alışverişleri ebeveynleri yapması gerektiğini, internet ortamının güvenli olabileceği kadar güvensiz bir ortam olduğunu da kızlarına anlatmıştı. Kızlar bu duruma çok üzülmüş bir daha ailesine bilgi vermeden bu tür işlemler yapmayacaklarına, kendileri hakkında hiçbir özel bilginin sanal ortamda paylaşılmayacağını biraz pahalıya mâl olarak öğrenmişlerdi. (Feyza)

İNTERNET VE SAĞLIK
Onur YÜCESOY / Neslihan ASLANTAŞ
Navider, Ayşe,Arda,Ceylin,Nursena
Aziziye Ayşana Özkoçak Ortaokulu
Bölme ÖHC Ortaokulu
Öncelikle herkese merhaba Ben Banu,
Bugün sizlerle kardeşimin İnternet yüzünden ortaya çıkan sağlık sorunlarından bahsedeceğim. Kardeşim Mert telefona çok bağımlı ve sürekli telefon başında oturup hem sosyal medyada vakit geçiriyor hem de oyun oynamaktan hiç bıkmıyor. Bu durumun kardeşimde bazı sağlık sorunlarına yol açtığını görebiliyoruz.
Sağlık sorununun ilerlememesi için kardeşimi telefondan uzaklaştırmaya karar verdik. Ancak biz telefonu kardeşimin elinden almak istesek de sürekli bize farklı tepkiler veriyor. Bağırıyor ve sürekli kızıyor. Artık kardeşimde telefonu kaybetme korkusu ortaya çıkmış. Bu korkuyu araştırdığımızda nomofobi olarak bulduk. Yani kardeşimde cep telefonundan uzaklaşma korkusu ortaya çıkmış.
Mert bazen psikolojik olarak bunalımlara girebiliyor. Çok sinirlenebiliyor. Birçok yöntem denemek istiyoruz ancak nasıl tepki verebileceğini bilemiyoruz. Bu hastalığının ilerlemesinden de çok korkmaya başladık. Bizde bu yüzden Mert'i bu hastalıktan kurtarabilmek için şöyle bir yöntem uygulamaya karar verdik...

Öncelikle Mert’in Okul Rehber Öğretmeniyle görüşmeye gidebilmek için Mert’i ikna ettik. Annem babam ve Mert yaşadığımız bu sıkıntıyı Rehber öğretmenle paylaştı. Bu yaş grubunda çağımızda nomofobi denilen cep telefon bağımlılığının çok görüldüğünü söylemiş. Hep birlikte bir yol haritası çizmişler. Öncelikle ailenin olumlu örnek teşkil etmesi için tüm aile bireylerinin telefon kullanma zamanlarını düzenlemeleri ve bu konuda birbirlerini teşvik etmelerinin önemli olduğunu söylemiş. Daha sonra ailece vakit geçirilecek etkinliklerin belirlenmesi, arkadaşlarıyla yapacağı sosyal aktivitelere katılmasını teşvik edilmesi, basketbola olan ilgisinden dolayı bu yönünü geliştiren aktivitelere katılması, uyku saatinden en az bir saat önce telefonunu kapatmaya özen gösterilmesi...vb gibi konuları planlamışlar.
Bu süreçte Mert’in tek başına zorlanacağı için hepimiz ona destek olduk. Ailece daha fazla zaman geçirmeye başladık. Zaman içerisinde sorunlar yaşasak da Mert’in daha sakinleştiğini ve arkadaşlarıyla daha iyi iletişim kurabildiğini görüyoruz. İlgi, sevgi ve destekle ailecek bunun üstesinden gelmenin mutluluğunu yaşıyoruz.


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!