
Güzel mi güzel bir bayram sabahına uyandık bugün. Annem ,babam, kardeşim Ayşe ve ben büyüklerimizle bayramlaşmak için can atıyorduk. Annemin lezzetli elleriyle hazırladığı bayram kahvaltımızı yaptıktan sonra yola koyulduk. Dedem ve büyükannem gözümüzde tütüyordu. Öyle çok özlemiştik ki onları bir an önce boyunlarına sarılmak için heyecanlanıyorduk. Saatler sonra köye yaklaşmıştık. Babam tam köyün girişinde arabayı sağa çekti ve arabadan indi. Hepimiz meraklı gözlerle neden durduğunu anlamaya çalışıyorduk.
Sanki köyün bütün kokusunu içine çekmek istercesine derin bir nefes alan babam sımsıcak bakışlarıyla bizlere döndü ve "İnsanın memleketi gibisi yok. Toprağının kokusu bile bir başka. İnsanı alıp götürüyor çocukluk yıllarına. "dedi. Bizler ise şaşkın gözlerle babamı izlemeye devam ediyorduk. Babam derin bir nefes daha alıp arabayı çalıştırdı. Sonunda köye vardık. Büyükannem ile büyükbabam evin önünde oturmuş bizi bekliyorlardı. Ayşe ile koşarak boyunlarına sarıldık. Aylardır görüşememiş olmanın özlemi ile kucaklaştık sımsıcak. Ardından eve girdik ve büyükannemin hazırladığı mis gibi köy kahvaltımızı yaptık.
Büyükannem kahvaltı boyunca bize olan özleminden bahsetti. Babam da en az büyükannemin bizi özlediği kadar köyünü özlemişti. Kahvaltımız bittikten sonra babam bize:
-"Köyde bir gezinti yapmaya ne dersiniz?" diye sordu.
Ayşe ile aynı anda:
- "Evet, isteriz!" diye bağırdık.
Babamla birlikte sırayla dizilmiş köy evlerinin arasında yürüyorduk. Köylüler babama "Hoş geldin Mustafa" diye sesleniyor, babam da üşenmeden hepsine cevap verip hal hatır soruyordu. Bu, insanların birbirine bakışmaya çekindiği şehirde çok az görebileceğimiz bir manzaraydı.
Burada yaşayan insanların kalplerindeki iyiliği kaybetmediklerini düşündüm.
Babamla sohbet ederek yürümeye devam ettik. Babam bir evin önüne geldiğimizde durdu. Sesini alçaltarak konuşmaya başladı. Babamın anlattığına göre evin sahibi babamın çocukluk arkadaşıydı ve bir kaza sonucunda bacaklarını kullanamamaya başlamıştı.
Babama "Onları ziyaret edebilir miyiz?" diye sordum. Babam buna çok sevindi. Dışarıdan bakıldığında eski, yıkık dökük görünen bu eve yaklaşmaya başladık. Kapıyı küçük bir kız çocuğu açtı. Kapı açılınca ilk izlenimim evin dışı kadar içinin de bakımsız olduğuydu.

İçeri girdiğimizde babam ve arkadaşı birbirlerini gördükleri için çok sevindiler. Onlar sohbet ederken bize de evin kızı ile oynamamızı söylediler. Çocuk bunu duyunca yanımıza geldi . Bizimle arkadaş olmak istediği belliydi ama benim de Ayşe'nin de onunla oynamak konusunda tereddütlerimiz vardı.Kızın bize yaklaşması hiç hoşumuza gitmemişti.Ayşe bana dönerek buradan gidelim dercesine gözlerime baktı. Onun üzerinde diğer arkadaşlarımızdaki gibi güzel şeyler yoktu. Saçları da çok dağınık ve kötüydü. Onunla oynamak istemediğimizi anladı. Buna çok üzüldüğünü hissediyorduk ama ona yaklaşamıyorduk. Bizim onunla oynamayacağımızı anlayınca babasının yanına gitti.
Babam da durumu fark etmişti. Arkadaşı ile biraz daha sohbet ettikten sonra izin isteyip evden ayrıldık. Eve dönerken babam neden o çocukla oynamak istemediğimizi sordu. Aslında ben bu soruyu bekliyordum ve verecek bir cevabım da yoktu. Ayşe ile suskun bir şekilde başımızı öne eğdik.Bencile davranıp çocuğu küçümsemiştik. Babam bize insanlara önyargıyla yaklaşmamamız gerektiğini, önemli olanın dış görünüş değil iç güzellik olduğunu söyledi. O çocukla empati kurmamızı istedi. Babamın konuşmalarından sonra Ayşe ile ben o çocuğa yanlış davrandığımızı anladık. Bizim ona yaptığımızın bize yapılmasını istemezdik elbette. Ertesi gün özür dilemek için onun yanına gitmeye karar verdik. Bu kez de o yüzümüze bakmazsa ne yapacaktık?
Sabah olunca babamla birlikte tekrar küçük kızın evine gittik. Ondan bir gün önceki davranışımız için özür diledik ve bizi affetmesini, bizimle arkadaş olmasını istedik.Aslında kız çok neşeli, dost canlısıymış. Adı Zeynep'miş. Babam arkadaşı ile sohbet ederken biz de oyuna daldık. Köyde küçük bir oyun parkı varmış. Zeynep bize "Haydi sizi parka götüreyim." dedi. Babama baktık. Ancak o izin verirse gidebilirdik. Babam onaylamak için kafasını salladı. Çok sevindik. Zeynep'in peşinden neşe ile parka doğru koşmaya başladık. Parkta oyunlar oynayıp eğlenirken ağaçların arasından bir ses geldiğini duydum. Kedi sesine benziyordu. Ayşe kedileri çok sevdiği için merakla ağaçlık alana doğru gitti. Ben de peşinden gittim. Zeynep, orası tehlikeli gitmeyin bence, dedi.'
Biz Zeynep'e kulak asmadık ve ağaçların arasında ilerlemeye başladık. Zeynep sürekli "Ormana girmemeliyiz!" diye bağırıyordu. Biz yine de ağaçların içinde merakla ilerliyorduk. Az sonra Ayşe'nin ayağı takıldı ve düştü. Ayşe yabani hayvanlar için hazırlanmış tuzağa yakalanmıştı ve dizi kanıyordu. Çok korkmuştum. Geri gitmeliyiz, köy ne tarafta? diye sordum. Zeynep bilmiyorum dedi. Nasıl? dedim şaşırarak . Zeynep babam ormana girmeme izin vermez ki dedi. Ayşe ağlıyor biz de onu sakinleştirmeye çalışıyorduk. İçimden keşke Zeynep'i dinleseydik diyordum. Hava kararmaya başladı. O sırada Zeynep de tıpkı belgesellerdeki insanlar gibi odunlarla ateş yakmaya çalışıyordu.

Zeynep ateş yakmak için bir süre uğraştı çünkü yanımızda kibrit yoktu. Zeynep, sonunda ateşi yakmayı becermişti. Biz buna çok şaşırıp, nasıl yaktığını sorduğumuzda, kibrit olmadan ateş yakmayı daha önce babasından öğrendiğini söyledi.
Karanlık çökmeye başlamış ve biz yalnız kalmıştık ormanda. Hepimiz korkmaya başlamıştık. Ama ben, Ayşe ve Zeynep' e destek olabilmek için korktuğumu belli etmemeye çalışıyordum.
İçimden babam yokluğumuzu fark etmiş olsun diye dualar ederken onlar çoktan bizi aramaya başlamışlardı bile. Göreceksiniz biraz sonra bizi bulacaklar diye teselli etmeye çalışıyordum.
Babam saatine bakıp çok geç olduğunu dönmediğimizi fark ettiğinde babamın arkadaşı ''Korkacak bir şey yok, oyun parkında oynuyorlardır. '' dediği için babam koşarak oyun parkına gitmiş. Bizi parkta göremeyince eve döndüğümüzü düşünüp koşar adımlarla eve gitmiş. Annem bizim onunla çıktıktan sonra eve hiç dönmediğimizi söyleyince ''Nerede bu çocuklar?'' diye merak edip aramaya başlamış. Köydeki evlerin kapısını çalıp bizi görüp görmediklerini sorunca komşular da bizi aramak için yardıma gelmişler. Köy muhtarı oyun parkının yanında orman olduğunu söyleyip, çocukları ormanda aramalıyız demiş. Babamın köydeki bir arkadaşı bir ekip kurup ormanda arama yapmayı önermiş.
Hemen köydeki insanlarla ekip kurduktan sonra bizi aramaya başlamışlar. Saatlerce ormanın her köşesinde bizi aramışlar. Ancak bir sonuç elde etmemişler ve jandarmaya haber vermek zorunda kalmışlar. Jandarma köye gelerek köylülerle birlikte aramaya koyulmuş. Ayşe ve Zeynep çok korkmuşlar, üşümüşler ve acıklamışlardı. Artık dayanamayacak duruma gelmişlerdi.İnsanların seslerini duymaya başlayınca çok mutlu olduk." Bizi buldular! Bizi buldular!" diye sevinç çığlığı attık. Babamların çok endişelendikleri yüzlerinden belliydi. Onlardan habersiz ormana gittiğimiz için çok kızdılar.
Bize kızmakta haklılardı. Çok korktuğumuz için de fazla uzatmadılar. Babamlara "Bir daha sizden habersiz bir yere gitmeyeceğimize söz veriyoruz." dedik. Ormandan köye gelirken bütün köy halkının bizi aramaya çıkması çok hoşuma gitti.
İnsanlar bizi tanımamalarına rağmen bizim için endişelenmişlerdi. Bu olay bana insanları sevmek için onları tanımak zorunda olmadığımı öğretti. Kim olursa olsun insanları sevmeliyiz ve onlara yardım etmeliyiz. Her ne kadar kötü bir gün geçirmiş olsak da ailemize kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorduk. Büyük şehirde yaşayamadığımız güzel duyguları kötü olaylar sonucunda da olsa hissetme fırsatı bulmuştuk.
Yaşadıklarımız hakkında konuştuktan sonra herkesle vedalaştık. Büyükannemin evine doğru yola koyulduk. Eve girer girmez büyükannem boynumuza atladı ve ikimize de sıkıca sarılarak:
-Yavrularım benim, haberleri aldım, çok korktum, siz ne yaptınız? Bir daha bilmediğiniz yerlere gitmeyin, dedi.
Ben ve Ayşe aynı anda: -Tamam büyükanne dedik. Akşam üzeri babam :
-Bu gece burada son gecemiz. Yarın sabah erkenden evimize döneceğiz dedi. Babama oradan ayrılacak olmanın üzüntüsünü yaşasak da tamam dedik. Yatma zamanımız geldiğinde yataklarımıza girdik . Köydeki son gecemizde derin bir uyku çektik.
Ayşe ve ben ikimiz de rüyamızda çok mutlu olduğumuzu gördük. Gerçekten de babamın dediği gibi önemli olan dış güzellik değil iç güzelliktir. Uyandığımızda şehre geri döneceğimizi biliyorduk ama babaannemin ısrarı üzerine babam bir gün daha kalmamıza izin verdi. Bunu fırsat bilerek Zeynep'le tekrar buluşmak istedik. Babam ormana tekrar gitmemek şartıyla parka gitmemize izin verdi. Zeynep'i çağırmak için evine gittik. Bu sefer köydeki diğer çocuklarla da tanışmak istiyorduk. Zeynep mahallenin çocuklarını oyun oynamak için topladı. Sekiz kişi olmuştuk.
Hep beraber parka gittik. Bizim şehirde oynadığımız oyunlar buradakinden biraz farklıydı. Köyün çocukları bize eskiden kalmış güzel oyunlar öğrettiler. Günümüz çok güzel geçti. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştik. Eve döndüğümüzde annem ve babam dönüş için hazırlanmışlardı .Büyükannem ve dedemle vedalaştık. Köyden ayrılmak bizim için çok zor oldu. Tekrar köye gelmek için önümüzdeki tatile kadar sabretmek zorundaydık. Dönüş yolunda Ayşe ile sohbet ettik. Babam ve anneme köyün çocuklarının bize öğrettiği oyunları anlattık. Herkesin hayatının güzel ve zor yönleri olduğunu düşündüm. Onlar öyle bir ortamda büyüdükleri için çok şanslıydılar.
Ama bizim şehirde yapabildiğimiz bazı şeyleri de onlar yapamıyordu. Özellikle Zeynep'i düşündüm. Ailesinin zor bir hayatı vardı ama o yine de mutluydu. Ben bu düşüncelerle hayallere dalmıştım. O sırada babamın gitmemiz gereken yoldan çıkıp sağa döndüğünü fark ettim. Nedenini merak ediyordum. Babam geçtiğimiz şehirde değişik kuş türlerinin yaşadığı güzel bir göl bulunduğunu söyledi. Bize: -"Orayı görmeden gitmek istemezsiniz sanırım?" dedi. Yeniden heyecanlandım. Yine bir köyün içerisindeki küçük bir yoldan ilerliyorduk. Yolda gördüğümüz evlerden bazılarının çatılarında, direklerin üzerinde kocaman leylek yuvaları vardı.
İlerledikçe farklı kuş türlerini görmeye başlamıştık. Kocaman güzel bir göl ve üzerinde uçuşan çeşit çeşit kuşlar . Muhteşem bir manzaraydı. Doğada hala böyle, insanların zarar vermedikleri yerlerin olduğunu görmek çok güzeldi. Fotoğraflar çekindik. Arkadaşlarıma köyde yaşadıklarımızı ve yolda gördüğümüz manzaraları anlatmak için sabırsızlanıyordum. Tatilimiz gerçekten çok güzel geçti.Doğadaki tüm canlıları koruyup kollamamız gerektiğini bir kez daha anladık. Babama bu güzel tatil için çok teşekkür ettik. Hepimiz artık evimize varmak istiyorduk. Ailemin ve mutlu günlerimin değerini bilmem gerektiğini düşünerek tekrar yola koyulduk. Bir tatilin daha sonuna gelmiştik...

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!