Proje Ekibi

Birbirinden başarılı proje ortaklarımız ve okullarımız
Yılmaz KISA Mahmutlar Şükrü Kaptanoğlu Anadolu Lisesi/ANTALYA
Gülden FENERCİ Şehit Sercan Yazar MTAL/YALOVA
Dilek ARAS Dursunbey Sarı Hoca Anadolu İHL/BALIKESİR
Kübra GEMALMAZ İsmail Yeşilyurt MTAL/YOZGAT
Nuray AY Gazi MTAL/BATMAN
Özlem GÖÇER Vali Muammer Güler Sosyal Bilimler Lisesi/İSTANBUL
Halil DİNÇER Şehit Hasan Önal MTAL/ESKİŞEHİR
EMİNE ARSLAN SIRRI YIRCALI ANADOLU LİSESİ/BALIKESİR
ASLIHAN DİLEK DURAN Edremit Anadolu İHL/BALIKESİR
PROJE AMACIMIZ
Öğrencilerin okuma becerisini geliştirerek, hayal güçlerini zenginleştirmek, düşüncelerini sözlü ve yazılı olarak doğru ifade edebilmeleri amaçlandı. Öğrencilerin 21. yüzyıl becerileri doğrultusunda dile ve edebiyata karşı bakış açılarını değiştirerek onlara eleştirel okuma becerisi kazandırmak istenmiştir.
PROJE HEDEFLERİMİZ
Öğrencilerimize;
-Okuma alışkanlığı kazandırmak.
-Yazma alışkanlığı kazandırmak.
-Öğrencilerin beyin fırtınası yapmalarını sağlamak.
-Hayal gücü ve yaratıcılık becerilerini geliştirmek.
-Öğrencilerin kendilerini sözlü ve yazılı olarak ifade edebilme becerilerini geliştirmek.
-Öğrencilerin eleştirel okuma becerilerini ve öz yeterlilik algılarını arttırma.
-İş birliği ve iletişim kurabilme becerisini geliştirme.
-Teknolojiyi bilinçli kullanma ve web 2.0 araçlarını kullanabilme becerilerini geliştirmek.
-Bilinçli medya okuryazarlığı konusunda öğrencilere rehberlik etmek.
-Öğrencilerin kelime dağarcığını geliştirmek.
LOGO VE AFİŞ ÇALIŞMALARIMIZ
Öğrencilerimizle proje hakkında genel bilgilendirme yaparak projenin onlarda yarattığı izlenimle bir logo ve afiş tasarımı yapmalarını istedik. Bu çocuklar birer cevher. Müthiş çalışmalara imza attılar.

Tüm proje ortaklarımız farklı padlet çalışmalarıyla öğrencilere aktif katılım imkanı sunarak beyin fırtınası yapabilmelerine imkan tanıdı.

Reklam Önemli!!!
Proje tanıtımı için öğrencilerimiz ellerinde kitap dağ, tepe, deniz Ülkemizin her köşesi ayrı güzel Antalya'sının tarihi ve doğal güzellikleriyle projemizi birleştirdiler. Çalışmalarımız bu sayede yerel ve ulusal basında duyuruldu.


Öğrencilerimizle webinarlar yaparak projemizin her aşamasını birlikte ilerlettik.


İŞTE BU BİZİM HİKAYEMİZ
Yine yağmurun ardından güneşin çıktığı muhteşem günlerden biriydi. Gökkuşağı boydan boya gökyüzündeki yerini almıştı. Nisa yatağından kalktı ve odasının penceresine doğru yaklaştı. Dışarı bakar bakmaz gözleri kocaman oldu. İşte sonunda beklediği gün gelmişti. Bunca zamanı gökkuşağının çıkmasını bekleyerek geçirmişti. Birçok masalda, hikâyede gökkuşağının sonunda hazine olduğunu duymuştu. Okulda gökkuşağının oluşumunu öğrenmişlerdi. Gökkuşağının güneşin ve su damlalarının birleşmesi sonucu oluştuğunu biliyordu. Ama kimse sonundaki hazineden söz etmiyordu. Annesine sormuştu. Annesi ona gülüp bunun sadece masallarda olduğunu söyledi ama Nisa inanmak istemedi. Kafasına koymuştu bir kere. Gidip kendi gözleriyle görmek istiyordu gerçeği. Acele etmeliydi çünkü gökkuşağının çabuk kaybolduğunu biliyordu. Ormanın içini adeta ormandaki tilkiler kadar iyi biliyordu. Ormanın tam ortasında dedesi ve küçükbaş hayvanlarının birlikte yaşadığı bir ev ve ağıl vardı. Ormanın içini dedesiyle hayvanları gezdirmeye çıkarırken öğrenmişti. Çünkü okulun olmadığı zamanlarda dedesiyle birlikte onlarla gezmeye ve ilgilenmeye bayılırdı. Evden de bu bahaneyle çıkacaktı çünkü gökkuşağının sonuna gidip kayıp hazineyi bulacağını annesine söylerse onun için endişelenip izin vermeyeceğini biliyordu. Annesi onun dedesine gideceğini düşünerek evden çıkmasına izin verdi. DSHAİHL-RUVEYDA...
Nisa evden çıktı, büyük bir zafer kazanmış gibiydi. Ormanın derinliklerine koşmak için heyecanla adımlarını hızlandırdı. Küçük, masum bir yalanın telâşı vardı içinde, mutluydu. Gökkuşağını bulacaktı. Uçsuz bucaksız renkler denizinde kaybolacaktı. Yalanının tek şahidi gökkuşağı olacaktı. İkisi arasındaki sırrı kimseler bilmeyecekti.
Tatlı bir heyecanla ormanın derinliklerine geldiğini fark etti. Orman çok güzeldi güzel olmasına da derinliklerde de ürperiyordu. Aldırış etmedi. Koştu koştu. Çalılıkların arasında bir ses duydu, aldırış etmek istemedi heyecanla atan kalbi. Ne korku, ne tehlike hiçbir şey görmüyordu gözü. Dedesi geldi aklına. Dedesinin koyunlarını çok seviyor, arada onlarla konuşuyordu. Kar adını verdiği koyunun yanına gitmeliydi, onu da sırrına ortak edebilirdi. Ama dedesi görmemeliydi. Dedesine görünmeden Kar’ın yanına vardı. O’na küçük sırrını fısıldadı. Kar heybetlendi, benim de bir sırrım var, gökkuşağına giden yolda masal pazarı var, atla sırtıma dedi.Nisa’nın gözleri parlıyordu.Derin derin güldü.Gülmek fırtınalı gökte doğan bir gökkuşağıydı,annesi derdi.Evet gökkuşağına varacağı için gülüyordu. Kar kanatlarını çıkardı ve Nisa ile birlikte gökkuşağına giden masal pazarına uçtular. İYMTAL/CEREN ELİF...
Masal pazarına vardıkların da ise, minik bir heyecan ve biraz tebessüm ile o heybetli Kardan aşağıya inip o rengarenk pazarı gezmeye başladı, aklı başından gidiyordu sanki, o mutluluk saçan pazarda yürümeye başladı yürüdükçe şaşırıyor,
Şaşırdıkça daha fazla şeyler görmek istiyordu, nisa bir heybetli kara dönüyor sonra önüne dönüyordu ama bu bakışı boşunaydı lakin o kar da masal pazarına ilk defa geliyordu. Çünkü daha önce kimse kara o sırrı fısıldamadı az ileri gittiler ve dev şekerlemeler dans eden at ve sessiz yavaş insanı zorla dinlendiren bir şarkı
Çarpıyordu kulaklarına nisanın. Nisa oradaki ata dönerek bu nedir bu müthiş müzik nerden geliyor diye sordu. At onun büyülü flütçü olduğunu ve onun yanına ancak notaları takip ederek gidebileceğini söyledi bunun üzerine kar onu sırtına aldı ve yavaş yavaş büyülü flütçünün yanına geldiler. Ve yanına oturup onu dinlemeye başladılar o sırada şekerleme ve at ise arkalarından geliyor ve flütçüyü hep bir kulaktan dinliyorlardı. Bilenler o şarkıyı fısıldıyor bilmeyenler ise sadece dinleyip mutlu ve huzur buluyorlardı. MTAL/FERHAT...
Nisa o an evini bulmuştu, anladı ki ait olduğu yer başından beri masal pazarıydı. Dedesini, annesini, ailesini ne kadar sevse de hiç kendini bu kadar huzurlu hissetmemişti. Korkuyordu, bunun bir rüya, bir hayal olmasından korkuyordu. O an Kar’a döndü ve dedi ki “Bu olanlar gerçek mi?”. Kar ise yüzünde ufacık bir tebessüm ile “Hayal edebildiğin her şey gerçektir.” dedi. O an Nisa’nın bütün endişeleri yok olmuştu, sadece müziğin tadını çıkarttı. Hayal edebildiği her sey gerçek ise gökkuşağının sonunda ki hazine bir masal değildi ya da şu an Nisa bir masalın içindeydi. Bu iki düşünce de çok güzeldi, hangisini daha çok istediğini seçemiyordu bile. Çok geçmeden Kar artık yola koyulmaları gerektiğini söyledi. Gitmeden önce flütçü Nisaya bir çuvalın içinde nota hediye etti, bunun ne anlama geldiğini anlamayan Nisa flütçüye tek bir notanın işe yaramayacağını söyledi. Flütçü ise eğer o tek bir nota olmasaydı bu dinledikleri müziğin bir beste değil bir cefa olacağını söylediğinde Nisa anlamıştı, mutlaka geri dönmesi gerekiyordu masal pazarına flütçüye notasını geri getirmesi gerekiyordu insanları ve perileri o büyüleyici şarkıdan mahrum bırakamazdı. Dost edindikleriyle vedalaştıktan sonra Karla birlikte ayrıldı masal pazarından. Ama dışarısı çok karanlıktı, gökyüzü doğaya küsmüştü etrafta hep toprak vardı bir tane bile ağaç yoktu. Masal pazarının ve evinin aksine burası tehlikeliydi. Kar ürpermişti ama Nisa kararlıydı, Kar’a dondu ve “Herkes hep aydınlığı ister , kimse karanlığı istemez ama biraz yağmur olmadan gökkuşağı asla oluşamaz.” dedi. VMGSBL/ZEYNEP SU...
Nisa'nın bu sözünden sonra Kar'ın yüzünde ufak bir tebessüm oluştu ve yollarına devam ettiler. Nisa'nın gözleri zifiri karanlıkta, ürpertici yolda bile parlıyor, yolun korkusu bile o ışıltıya engel olamıyordu. Kar ise bulundukları durumdan, ortamdan pek memnun görünmüyor onun gözlerinin içinde ise Nisa'nın aksine korku ve endişe beliriyordu. Eve yol almaya başlamışlardı. Etraf daha fazla ürpertici olmaya başlamıştı. Tüm sesler kesilmiş koca yolda sadece Nisa ve Kar varmış gibi bir his oluşmuştu ikisinde de.
Bir süre yürüdükten sonra her ikisi de yorulduğunun farkına varmıştı ve dinlenmek için yolun kenarında bir yere yayıldılar. Nisa çuvalını başucuna koymuştu. Kar ise çuvalın yanına yayılıvermişti. Nisa elini çuvaldan kaldırmıyor ve onu sıkıca sarmalamıştı. Bir süre sonra her ikisi de gökyüzüne bakarak etrafın verdiği sakinlikle uykuya daldılar. Nisa o kadar derin bir uykuya dalmıştı ki, rüyasında bile renk cümbüşünün oluşturduğu o eşsiz gökkuşağına doğru, Kar ve çuvalıyla yol aldığını görüyordu. O eşsiz ortamdan o kadar etkilenmiş ve gördükleri karşısında o kadar büyülenmişti ki Kar'ın bile yanında olduğunu unutmuştu. Nisa'nın gözlerinde artık ne korku ne de endişe kalmıştı. Çünkü bu olanların gerçek olduğuna o kadar kendini kaptırmıştı ki uykuda olduğunu bile unutmuştu. Eğlene eğlene o renk cümbüşünde kendini kaybetmiş, bir an Kar'ın ve notanın bulunduğu çuvalı bile unutmuş kendini o eşsiz güzelliğe kaptırmıştı. Yorulduğunda arkasına dönüp baktı ki bir de ne görsün; ne elinde çuvalı ne de yanında Kar vardı. Nisa büyük bir endişe ile o güzelliklerin arasında Kar'ı ve çuvalı aramaya başladı. Çuval, çuval onun için çok önemliydi. Eğer onu kaybetmiş olsa masal pazarındaki canlıları o eşsiz besteden mahrum edecekti. Neyse ki Nisa bunun bir rüya olduğunu anladı. Ansızın kan ter içinde uykusundan irkilerek uyandı. Gözünü açar açmaz ilk işi Kar’a ve notanın bulunduğu çuvala bakmak oldu. GAZİ MTAL/ Ebru...
Kar hâlâ derin bir uykunun kollarında iken çuvalın boyutunda bir farklılık vardı. Nisa büyük bir endişe ile çuvalı açıp notayı kontrol etti ama korktuğu şey başına geldi. Bu nota ona verilen nota değildi ve o olmazsa büyülü melodi tamamlanamazdı. Nisanın gözleri büyük bir korku ile açılırken çıkabilecek en yüksek ses ile kar’a seslendi. “Kaybettik kar kaybettik” Kar ne olduğunu anlayamadan çevredeki ağaçların kökleri yolu yararak onlara doğru gelmeye başladı. Kar ağzı ile çuvalı kaparken Nisa çoktan kar'a binmişti sanki hiç vakit geçmemiş gibiydi ne hava aydınlıktı ne de tek bir ses vardı. Olanlara anlam veremeden tek yapmaya çalıştıkları oradan Uzaklaşmaktı.
Nisanın gözleri her yerde notayı aramaktaydı, ama ne notadan bir iz vardı ne de durup onu arayacak zaman. Kar koştukça sanki ağaçlar köklerinden yükseliyor ve dile geliyordu, uğultular başlamıştı, korku git gide bedenlerini ele geçiriyordu, Nisa gözlerini kapatıp kafasını Kar'ın boynuna gömdüğü sırada Kar ilerlediği yolun yok olduğunu fark etti ve varolan tüm gücünü kanatlarına vererek kendini boşluğa bıraktı.
Nisa yüzüne vuran su damlaları ile gözlerini araladığında görüş alanına ilk giren ıslanmış, ağzı açık ve içi boş olan çuval oldu. Olduğu yerde toparlandı, ayağa kalktı, sanki kalbi ağzından çıkacakmışçasına atıyordu. Bu sefer de görüş alanına az ileri de sırtı ona dönük bir şekilde oturan Kar girdi. Ne yapıyordu yağmurun altında oturmuş, niye yanımda değil diye düşündü Nisa yavaş ama temkinli adımlarla ilerledi, Kar’a yaklaştıkça bir tını işitiyordu kulaklarında hiç değişmeyen sadece yaklaştıkça büyüyen bir tını. Kar’ın yanına vardığın da gördüğü şey ile donakaldı, olduğu yere çöktü, bu oydu çuvaldaki nota olduğu yerde zıplıyor, zıpladıkça bir yağmur damlası düşüyordu oldukları yere o damlalardan çıkıyordu bu güzel tını da anlatmaya çalıştığı birşey vardı ama ne? ŞHOMTAL/JADE LARASU...
Nisa bir türlü ne anlatılmaya çalışıldığını bulamıyordu. Sonra çuvalın içinden diğer notalar çıkmaya başladı. Onlar da ilk nota gibi zıplıyorlardı. Zıpladıkça yağmur damlaları oluştu ve havayı bulutlar sardı. Bütün notalar sıra sıra çuvalın içine girdiklerinde gökkuşağı oluştur. Ama bu gökkuşağı Nisa’nın bildiği gökkuşağı gibi değildi. Bu gökkuşağı güneş gibi çok parlak, göz alıcı ve etrafında simler saçıyordu. Nisa bunu görünce o kadar mutlu oldu ki hayatında gördüğü en güzel gökkuşağı bu olmalıydı. Nisa, Kar ile beraber gökkuşağını hayranlıkla izledi. Sonra birden gökkuşağı kayboldu. Hava da bozulmaya başlamıştı. Nisa çuvalı almak için yerine gittiğinde o da neydi çuvalın içinde notalar yok. Notalar Nisa için çok önemli idi. Hemen Kar ile beraber notaları aramaya koyuldu. Ama notalardan hiçbir iz yoktu. Kar ile beraber aramaya devam ediyordu. İkisi de çok yorulmuştu, dinlenmeye ihtiyaçları vardı. Nisa bir ağacın altında dinlenmeyi teklif etti,
Kar da bunu kabul etti. Hemen önlerinde küçük bir şelale vardı. Oraya doğru gittiler. Şelale yakın bir ağacın altına gidip orada oturacaklardı ki yanlarında ağacın garipliği dikkatlerini çekti. Bu ağacın bir kapısı vardı. Acaba bu kapı nereye açılıyordu, notalar bu kapının arkasında olabilir miydi? Hiranur .../Mahmutlar Şükrü Kaptanoğlu Anadolu Lisesi
Gördüğü şey yüzünden ne yapacağını bilemedi Nisa. Notalar orada olabilirdi ve bu ihtimal Nisa’nın oraya girmesi için yeterliydi. Ne yapacağını düşünürken kararsız gözlerle Kar’a baktı. Kar da tıpkı Nisa gibi çok kararsız görünüyor ve biraz da korkuyordu. Nisa merak etmişti, Kar’a seslendi. Acaba burada olabilirler mi girelim mi ne dersin?. Tabi akıllarında tek bir soru değil yüzlerce soru vardı. Ama Nisa notaları bulmak zorundaydı, işte bu yüzden Nisa ve Kar bu yüzlerce soruyu bir kenara bırakıp sonunu düşünmeden kapıdan içeriye girmeye karar verdi. Yavaş adımlarla kapıya yaklaştı, tedirgin bir şekilde kapıyı açtı. Kapı açıldı ama içerisi zifiri karanlıktı. Nisa ve Kar kalpleri yerinden çıkacakmışçasına heyecandan neredeyse ölecek bir halde içeriye girdiler, kapı kapandı, çıt çıkmıyordu. Nisa az ilerisinde düğmeye benzer bir kapak buldu, merak edip kapağın üzerine bastı. Kapağın üzerine basılınca ışıklı bir şekilde ok işaretleri belirmeye başladı ama sadece ok işaretleri ışıklı bir şekilde yanıyordu Yine her yer kapkaranlıktı Nisa önden bu işaretleri takip ederek yürümeye başladı. Giderek merak ve heyecanları artmıştı. İşaretler bir diğer kapının önünde bitince kapı kendiliğinden açılıverdi. Bu kez kozalak mimarisinde kocaman bir kütüphaneye gelmişlerdi. Ama öyle sıradan bir kütüphaneden ziyade içerisinde binlerce kitap ile dolu olan gizemli ve çok güzel bir yer. Nisa Kar’ a seslendi burası çok büyük nasıl bulacağız notaları dedi. Kar belki de o kadar zor olmayacak baksana şu kocaman masal kitabına! dedi. Masal kitabının üzerinde şu yazıyordu “MERAK EDİN, İSTEYİN VE BAŞARIN “ sanki doğru yolda ilerliyorsunuz der gibiydi. Nisa oldukça etkilenmişti ve merakı daha da artmıştı, ilerlemeye devam etti. Eline bir kitap aldı acaba notalar bu kitapların arasında saklanıyor olabilirler mi diye Kar’a sordu. Gezinmeye devam etti, gördüğü kitaplar çokça masal kitaplarıydı, tam da Nisa’nın sevdiği gibi.
Ama zaman hızla geçerken ne kadar çok isteseler de kitap okuyamazlardı. Notaları nerede bulabileceklerini düşünerek bakınırken tam önlerinde bir kitap gördüler. Nisa içinden lütfen notalar burada saklansın, onları bulabilelim artık diye geçirdi. Tam kitabın o güzel rengarenk kapağını açacaktı ki gözleri kocaman açılıverdi. Bir de ne görsün ? EAİHL- Begüm...
Büyülü flütçü; at, şekerlemeler hepsi karşısındaydı. Nisa merakla sordu “Ama… Siz nasıl buraya geldiniz?” Büyülü flütçü gülümseyerek açmasını ister gibi bir ifadeyle gözleriyle kitabı işaret etti. Nisa sorusuna cevap alamasa da kitabı açmaya karar verdi. Kitabı açtığı anda içinden notalar çıkmaya başladı. Nisa, hafif bir irkilmeyle kitabı elinden düşürdü. Daha sonra büyülü flütçünün verdiği notayı fark etti. Hızla koştu ve notayı tuttuğu gibi büyülü flütçüye götürdü. “ Bak bana verdiğin nota. Başta kaybettim, bunun için özür dilerim ama bak şimdi burada.” dedi Nisa. Gözleri notayı bulmanın sevinciyle ışıl ışıldı. Büyülü flütçü gülümsedi. Gülümsemesi pamuk şeker gibi tatlı diye düşündü Nisa. Elini uzattı, Nisa da tuttu. Aniden bir kapı sesi geldi. Nisa sesin geldiği yere döndü. Gökkuşağı, oradaydı! Nisa hızla oraya koştu. Hayal ettiği gibi orada kocaman bir hazine bile vardı! Mutlulukla büyülü flütçüye döndü. Büyülü flütçü Nisa ile aynı boya gelmek amacıyla bir dizini kırdı ve konuşmaya başladı. “ Hayal ettin, inandın ve onlar için savaştın. Bu bir kişinin yapabileceği en güzel şeylerden birisidir. Sakın hayal etmekten ve hayallerin için savaşmaktan vazgeçme. Pes etmez ve her türlü zorluğa rağmen hayallerin için savaşırsan sonunda elbet hazinene kavuşursun,” diyerek eliyle gökkuşağının altındaki hazineyi işaret etti. Nisa büyülü flütçüye sordu” Peki hayallerimi gerçekleştirmek için nereden başlamalıyım?” Büyülü flütçü yavaşça doğruldu ve at ile şekerlemelerin yanına döndü gülümseyerek.” Ne demiş Necip Fazıl Kısakürek ‘ Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.’”
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $4.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $4.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!