

AYAĞINA DİKEN BATAN SERÇE
Bir varmış bir yokmuş…
Evvel zaman içinde,
Kalbur saman içinde,
Develer tellal iken,
Pireler berber iken ,
Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken,
Birden ip koptu beşik devrildi.
Babamın kafası yarıldı.
Eyvah! Kaç kaçabilirsen dön köŞeyi.
Neyse sözü fazla uzatmayalım, masaldır bunun adı, kaçırmayalım tadı.
Çok güzel bir ormanda bir serçe yaşarmış. Bir gün bu serçenin ayağına bir diken batmış. İnleye inleye dikeni çıkarmaya çalışmış ama bunu başaramamış. Bir kulübenin önünde ekmek yapan tatlı nineyi görmüş.
Minik serçe uçmuş ninenin yanına konmuş.
- Nine nine ayağıma diken battı çıkarır mısın? demiş.
Nine serçeyi eline almış ve nazikçe dikeni çıkarmış.
Sonra serçe nineye teşekkür etmiş ve benim biraz işim var, ben gelene kadar bu dikeni sakla , sakın atma demiş. Eğer dikenimi atarsan mis kokulu ekmeklerinden birini alır kaçarım demiş. Nine ona söz vermiş ama serçe gidince dikeni ateşe atıp ekmeklerini pişirmeye devam etmiş. Serçe kısa süre sonra geri gelmiş.
- Nine nine dikenim nerede ? demiş.
Yaşlı kadın utanmış ve işine yaramaz diye ben onu ateşe attım demiş.Serçe buna çok sinirlenmiş ve bir tane ekmeği alıp kaçmış.




Serçe uçmuş ve kocaman, yemyeşil bir yaylaya gelmiş. Orada bir ağacın altında uyuyan bir çoban görmüş ve onun yanına konmuş.
-Çoban kardeş, bu ekmeği sütüne doğra ama ben gelmeden yeme. Eğer ben gelmeden yersen en iyi koyununu alır kaçarım, demiş.
Çoban yemeyeceğine söz vermiş ama serçe gelmeyince dayanamayıp ekmeği
sütüne doğramış yemiş. Sonra serçe gelmiş ve ekmeğini sormuş.
-Çoban kardeş benim ekmeğim nerede? demiş.
Çoban dayanamadım ben o ekmeği
yedim demiş. Serçe buna çok sinirlenmiş
ve en iyi koyunu alıp oradan uzaklaşmış.

Serçe çok yorulmuş. Dinlenecek yer ararken bir düğün evi görmüş. Düğün sahibinin yanına konmuş.
- Koyunum sana emanet. Eğer geldiğimde koyunumu bulamazsam gelininizi alır kaçarım, demiş.
Düğün sahibi tamam demiş ama serçe gidince düğünde misafirlere ikram etmek için koyunu kesmiş. Serçe bir süre sonra çıkageldiğinde koyununu sormuş ama düğün sahibi susunca koyununun kesildiğini anlamış. Minik serçe buna çok sinirlenmiş, dediğini yapmış ve gelini alıp oradan uzaklaşmış.
Serçe uçmaktan yorulmuş ve susamış. Su içmek için çeşme arıyormuş. Bir çeşme görmüş ve gelini de oraya bırakarak suyunu içmiş. Çeşmenin yakınından kulağına bir türkü sesi gelmiş. Nereden geldiğine bakmış ve hem güzel türkü söyleyen, hem de çok güzel davul çalan davulcuyu görmüş.
- Davulcu kardeş, bana davulunu ver, ben de sana bu güzel gelini vereyim, demiş.
Davulcu geline bakmış, bir de ne görsün. Sevdiği kız tam karşısında duruyor. Meğer ikisi de birbirini çok seviyormuş ama kızın babası vermiyormuş. Hemen davulunu serçeye vermiş ve gelini almış. Minik serçe iki seveni birbirine kavuşturmuş. Çok mutlu olmuşlar.
Minik serçe köyün minaresine çıkmış, davulu çalmaya başlamış.
- Dikeni verdim, ekmeği aldım.Ekmeği verdim, koyunu aldım.
Koyunu verdim, gelini aldım.Gelini verdim,davulu aldım.
Güm güm de güm güm,demiş.
Gökten üç elma düşmüş.Biri masalı anlatana,
biri bu masalı dinleyenlere, biri de emanet edilene
sahip çıkanlara gelsin.


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS