



Merhaba ben Süslü,
Beni bu proje ortakları yarattı. Serüvenime ilk Ürdün'de başlandı. Sıra ile Bursa, Düzce, İstanbul, Sakarya, İnegöl, Niğde, Konya, Mersin ve Ankara olarak devam etti. En son Ankara'da var oldum. Adımı anket çalışması ile öğrenciler belirledi. En çok oylanan ''Süslü'' benim adım oldu. Sanırım beni çok süslü gördüler. Bu projenin maskotu oldum. Bu projenin maskotu olduğum için çok mutlu ve gururluyum. Gezmeyi çok severim. Şimdi bu projede beni var eden tüm ortakların şehirlerine gidip oraları tek dek dolaşacağım, ve oraları sizlere anlatacağım.
İlk gezime Bursa ile başlayacağım.





SÜSLÜ BURSA'DA
Bursa’daki arkadaşlarım Şeker,Limon ve Tuz ile terminalde buluştuk.İlk olarak beni Uludağ’a götürdüler.Yolda Limon Bursa’yı anlatmaya başladı. Evliyalar şehri yeşil Bursa’yı merak ederdim hep.Şeker;
- Yeşilin bin bir tonunu taşıyan, Osmanlının tatlı bir beldesi olan bu şehir, atalarımızdan bize hatıra kalan nadir vilayetlerden birisidir. Osmanlı Devleti’ne başşehirlik yapmış, ulu çınarları, çinileri ve yeşilin bin bir tonunun bezendiği Bursa’yı sana birlikte tanıtacağız. Şeker;
-Camileri, türbeleri, hanları, hamamları, imaretleri ile tarih kokan bu şehri sana anlatmak elbette sınırlı kelimelerle mümkün olmaz. O yüzden bizde sana bu şehri gezdirerek anlatacağız.
Uludağ’a teleferik ile çıktık. Ben heybetli bir görünüşe sahip olan Uludağ’ı görünce resmen ona aşık oldum.Tuz;
- Uludağ'ın yüksek yerlerinde eski buzullara ait izlere rastlanmaktadır, buralardaki beyaz kar yığınları buraların güzelliğine güzellik katmaktadır, dedi.
Uludağ Bursa'nın en önemli simgelerinden biridir, Kesinlikle gidilmesi görülmesi gereken bir yerdir bu yüzden de Bursa'nın göz bebeği olarak görülür. Uludağ’ı gezdik gezdikçe arkadaşlarım anlattılar tabi ben hayran hayran hem izledim hem dinledim.Daha sonra teleferik ile şehre geri döndük.Beni önce Ulu Cami’ye sonra kapalı çarşıya götürdüler.Tuz;
-Ulu Cami atalarımızdan bize yadigar. Tarihi bakımdan da çok önemli bir yere sahip. Burası Osmanlı'nın temelinin atıldığı yerler olduğu için buradaki camilerin maneviyatı çok farklı. Burası Türkiye'deki Ulu Camilerin en büyüğüdür, dedi.
Karnımdan sesler gelmeye başladı.Kimse duymamıştır umarım diye etrafıma



bakınırken Şeker;
-Sanırım senin karnın acıktı, dedi.Limon;
Arkadaşlarına bakarak ;
-O zaman nereye;
Hep bir ağızdan;
-Çarşı Kebap’a
Hep birlikte Çarşı Kebap adında restorana gittik. Hepimiz İskender Kebap siparişi verdik.Şeker;
-İskender kebap veya iskender döner, Bursa yöresinin meşhur kebap yemeklerinden biridir, dedi.
Kebaplarımız geldi.Yemeğimizi yedik.Tekrar şehri gezmek için yola koyulduk.Tabi İskender Kebap’ın tadı damağımda kaldı.Oradan beni Bursa’nın kapalı çarşısına götürdüler.Orada ipek iplik ile yapılmış rengarenk kumaşları görünce hayran kaldım. Şeker ;
-Süslü özellikle gitmek istediğin bir yer var mı? diye sordu.
-Gitmek istediğim çok yer var ama sanırım hepimiz çok yorulduk,onun için bir yerlerde oturup siz bana Bursa’yı anlatın, dedim.Şeker o zaman nereye gidiyoruz.Limon:
-Tabiki Ulu Çınar’a çay içmeye, dedi.
Arkadaşlarım hemen bir taksi çağırdılar ve doğruca Ulu çınara gittik.Taksiden iner inmez öncelikle başımı yukarı kaldırdım.Dakikalarca çınar ağacının altında yürümemize rağmen gölgesi bitmedi
Hep birlikte bir masaya oturduk.Limon Şaşkınlığımı fark edip anlatmaya başladı;




-Bursa’nın simgelerinden biridir Ulu Çınar.Bursa’yı ‘’Ulu Şehir’’ yapan 3 unsurdan biridir.
Ulu Çınar,Ulu Cami, Ulu Dağ.Türkiye’nin fiziksel olarak en büyük ağacıdır.Ulu Çınar Osmanlı’nın ilk dönemlerine şahitlik etmiştir.Ulu Çınar’ın çapı 3 metre yüksekliği ise 37 metredir.Çevresi ise 10 metredir,dedi.Bir yandan da çaylarımızı içtik.
-Arkadaşlar bana çok güzel bir gün yaşattınız sizlere çok teşekkür ederim.Eminim Bursa’nın gezilip görülecek daha bir çok yeri vardır ama arkadaşlarım beni İstanbul Sultanbeyli’de bekliyor.Buradan sonra yolculuğum İstanbul’a, dedim.Tuz;
-Daha seni Cumalı Kızık köyüne, şeftali tarlalarına, kestane şekeri imalathanelerine ve ipek böceği üretim yerlerine götürecektik, dedi.
-Onlar da bir sonraki ziyaretimde inşallah diyerek terminale gittik.Şeker ortalıkta yoktu.Bir anda arkamdan elinde hediyelik bir paketle çıka geldi. Paketi elime tutuşturarak;
-İstanbul’da ki arkadaşların Genç Maymun, Su Birikintisi’ Topçik ‘e bizden kestane şekeri hediye.Onlara selam söyle.Seninle tanıştığımıza çok sevindik,dedi.Arkadaşlarım ile vedalaşıp otobüse bindim.Otobüs biraz sonra hareket etti.Ne kadar çok yorulmuştum.Bursa’yı çıkmadan uyuya kalmışım. Bursa’da gezip göremediğim yerleri rüyamda gördüm tek tek.Gözümü açtığımda İstanbul’daydım.



SÜSLÜ İSTANBUL’DA
İstanbul’a geldim. Otobüsten indikten sonra Genç Maymun, Su Birikintisi ve Topçik İle buluştum. Onlara kestane şekerlerini verdim. Genç Maymun;
-Süslü sana Şeker, Limon ve tuza çok teşekkür ederiz çok güzeller.
Su Birikintisi ve Topçik de Genç Maymun’u onayladılar.
-Rica ederiz. İlk durağımız neresi? Genç Maymun Su Birikintisi ve Topçik;
-Topkapı Sarayı. Dediler.
Hep birlikte top kapı sarayına gelmiştik. Mimarisi göz alıcı bir güzelliğe sahip çok güzel bir yerdi ve oldukça büyüktü.
Su Birikintisi;
- Topkapı Sarayı 1453 yılında İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet’in isteği üzerine 1460 yıllarında yapımına başlanan Topkapı Sarayı’nın inşası 1478 yılında tamamlanmıştır. Topkapı Sarayı, 19. Yüzyıla kadar eklenen yapılarla genişlemiştir.Dedi.
Fatih Sultan Mehmet mimarisi, bilime verdiği önem ve İstanbul’u fethi ile bilinen bir Osmanlı padişahıdır. Topçik;
-Topkapı Sarayı, konum itibariyle İstanbul’un en eski tarihî bölgelerinden birinde konumlanmaktadır.
Genç Maymun;
-Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, 3 Nisan 1924 yılında müze hâline getirilen Topkapı Sarayı, Cumhuriyet’in ilk müzesi olma özelliğini taşır. Bugün yaklaşık 300.000 metrekarelik bir alan kaplayan Topkapı Sarayı yapıları, mimarisi, koleksiyonları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi ile dünyanın en büyük saray müzelerinden biridir.
Topkapı Sarayı’nı gezmiştik. Şimdi ise Ayasofya Camii’ne gelmiştik.


Topçik;
-Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında İstanbul’un tarihî yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş.
Genç Maymun;
-1453 yılında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra II. Mehmed tarafından camiye dönüştürülmüştür. Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1934 yılında yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile müzeye dönüştürülmüş.
Su Birikintisi;
-1935-2020 yılları arasında her inanç grubundan insanlar için müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında ise müze statüsü iptal edilerek cami statüsü verilmiştir. Günümüzde ise Camii olarak hizmet vermektedir.
Camii’yi gezmiştik şimdi ise Yerebatan Sarnıcı’na gelmiştik.
Topçik;
-İstanbul’un Avrupa yakasında bulunan, şehrin en büyük kapalı sarnıcı. Ayasofya binasının güneybatısındaki küçük bir binadan girilir.
Binadan girmiştik çok büyüleyici bir yapısı vardı.
Genç Maymun;
-Sarnıç, Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen pek çok mermer sütun nedeniyle halk arasında Yerebatan Sarayı olarak isimlendirilmektedir.
Su Birikintisi;
-Aynı zamanda da Ayrıca sarnıç Dan Brown'un Cehennem adlı romanına da konu olmuştur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür A.Ş. tarafından işletilen Yerebatan Sarnıcı, müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
Yerebatan Sarnıcı’nı gezmiş ve çok eğlenip aynı zamanda acıkmıştık.




-Arkadaşlar ben kurt gibi açım.
Dedim hepimiz gülmüştük.
Genç Maymun;
-O zaman Sultanahmet Köftesi yemeye gidiyoruz.
Hep beraber bir lokanta ya gelip Sultanahmet Köftesi yemişti çok lezzetliydi daha sonra ayrılma vaktimiz gelmişti
-Sizleri tanıdığım için çok mutluyum her şey için çok teşekkür ederim görüşmek üzere.
-Bizde seni tanıdığımız için çok mutluyuz rica ederiz ne demek görüşmek üzere.
Hepsi ile vedalaşıp ayrıldım. Bir anda kendimi otogarda buldum ve Düzce ‘ ye gitmeye karar verdim. Otobüse bindim ve heyecanla Düzce’de yaşan arkadaşlarıma haber verdim.





SÜSLÜ DÜZCE’DE
Otobüsten indiğimde otogarda beni Orlok,Ombia yogi,Peru,simbap
ve Buupu karşıladı.
Ombia;
-Düzce ilimize hoş geldin.
Süslü;
- Hoş buldum Düzceyi gezmek için çok heyecanlıyım nereden başlıyoruz?
Orlok;
O zaman ilk önce sana Düzce’den bahsedelim.
- 1881 yılında Bolu iline bağlı olarak kurulmuş bir ilçedir.1999 yılında 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerini yaşayan Düzce, 1’i yeni 7 ilçenin bağlanmasıyla Bolu’dan ayrılarak il olmuştur.
Süslü;
- Bu bilgiler beni daha da heycanlandırdı hadi o zaman başlayalım.
Buupu;
-O zaman Düzce’nin ikonikleşmiş doğa harikası olan Efteni gölüne gidelim.
Simbap,yogi,Peru, Ombia, orlok, buupu ve ben Efteni gölüne gitmek için hemen yola koyulduk.
Yarım saatlik bir yolculuğun ardından Efteni gölüne varmıştık. Göle vardığımızda;
Simbap;
-Efteni Gölü ve çevresi sahip olduğu zengin bitki örtüsü ve su kaynakları ile göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunur.Göçmen türlerinin göç yollarının güvence altına alınması, yaşama ortamlarının korunması, barınma, beslenme ve uygun yaşama koşullarının sağlanması amacı ile koruma statüsüne alınmış ve avlanma yasaklanmıştır.




Orlok; -Hatta Efteni gölünün bir efsanesi de var .
Bupuu; Ben sana bu efsanayi anlatayım. Efsaneyi bupuu uzun uzun anlatır. Süslü: Gölün efsanesi beni çok etkiledi.Anlattığın için teşekkür ederim.Orlok bana Düzce’de bir Antik kentin olduğunu söyledi. Antik kentlere ilgili duyduğum için çok meraklanmıştım. Hemen yola koyulduk. Peru; -Halk arasında kırk basamaklar olarak bilinen Antik Tiyatro, Helenistik Çağ’da yapılmıştır. Eklemeleri Roma Dönemi’ne aittir.Sağ ve soldan giriş çıkışları sağlayan tonozlu geçitleri de toprak üstündedir. Tiyatronun sahne arkası binasının uzunluğu 144 ayak, genişliği 48 ayaktır. Yogi; - Bu antik kentin bulunduğu yerin ismi ise Konuralp. Diğer ismi Üskübü’ dür. Bölgenin ismi Osmanlı Devletinin kuruluşunda büyük hizmeti olan Konuralp bey’den gelmektedir. Düzce hakkında çok güzel bilgiler beni çok sevindirdi. Düzce hem doğasıyla, hem konumuyla, hem de tarihiyle çok güzel bir şehirdi. Düzceyi gezdikten sonra Ankara’ya gitmek için otogara doğru yola koyulduk. Otagara geldiğimizde Simbap, ombia, buupu, yogi,Peru ve orlak’la vedalaşarak Ankara otobüsüne bindim ve gitmek için yola koyuldum.

Süslü Ankara’yı Geziyor
Herkese merhaba! Bugün Ankara’dayım. Yeşil Peri, Mutluluk Saçan Kurbağa, Gökkuşağı Kadın, Minnoş, Robotik ve Kahraman Kurt hep birlikte beni Ankara’da karşıladılar. Ankara’nın gözdesi olan Anıtkabir ile gezimize başladık. Anıtkabir’de Atatürk’ün kabrini göreceğim için çok heyecanlıydım, bu heyecanım diğerlerini de mutlu etti. Gittiğimizde bizi aslanlı yol karşıladı. Hemen ardından askerler görüş açımıza girdi. Askerlerin hiç hareket etmeden heykel gibi durmaları, beni çok etkiledi. Daha sonra Atatürk’ün mezarını ziyaret ettik. Anıtkabir’i görebildiğim için çok mutluydum. Anıtkabir gezimizi tamamladıktan sonra Ankara Kalesi’ne gittik. Ankara Kalesi’ni gezdikten sonra birkaç fotoğraf çekindik. Oradan Rahmi Koç Müzesi’ne geçtik. Tarihi arabalar, tarihi eserler, Osmanlıdan kalan kitaplar ve ilk icatlar vardı. Bütün bu eserler hakkında bilgi edinebildiğim için çok memnunum. Yorulunca Kuğulu Park’a, oturmaya gittik. Göldeki kuğuları izleyerek çay simit keyfi yaptık. Yediğim simitten bir parça bölerek kuğulara attım. Kuğular beni çok sevdi. Otururken ayağıma bembeyaz, gözleri yeşil mavi olan çok güzel bir kedi dolandı. Kedinin gözlerini görünce çok şaşırdım. Kedinin kafasını okşadım.
Çay simidimiz bitince kuğulara veda edip Kuğulu Park’tan ayrıldık. Ankara’dan bir hatıra istediğim için Beypazarı’na gittik. Ben oradan bir magnet beğenirken, arkadaşlarım bana sımsıcak, mis kokulu bir paket Beypazarı kurusu almış. Çok mutlu oldum. Afiyetle yedim ve teşekkür ettim. Ankara dönercisinden birer tam ekmek döner yedik. Yemek yedikten sonra Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesine gittik. Orada bize Anadolu hikayeleri anlattılar. Hacivat ile Karagöz gösterisini izledik. Ankara’ya geldiğim için çok mutluyum. Hava kararmaya başlamıştı. Küçük bir kafeye oturup hep birlikte çay içtik. Gitme zamanı gelmişti. Herkes bu duruma çok üzüldü. Benim için Bursa, İnegöl’e bilet aldılar. Beni terminale bıraktılar. Otobüse binmeden önce vedalaştık. Onlara otobüsten el salladım, onlar da bana el salladılar. Beni Bursa’ya uğurladılar.


SÜSLÜ İNEGÖL’Ü GEZİYOR
Ankara’daki dostlarım beni uğurlayalı yaklaşık 5 saat oldu.Yolculuğum çok rahat geçti.Aslında Bursa’ya uğramıştım ama İnegöl’e gitmeden olmaz dedim ve rotamı eski dostlarım Bilge,Platus ve Küçük Kaşif’e yönelttim.Beni otogarda Bilge karşıladı.Hasret giderdikten sonra diğerlerini sordum.Meraklı arkadaşlarının kütüphanede bir ödev araştırdıklarını sonradan bize katılacaklarını söyledi.İnegöl’deki üç arkadaşım da çok meraklı ve araştırmacıdırlar.Onlarla birlikteyken ben de meraklı biri olup çıkıyordum.
Bilge öncelikle beni İnegöl’ün önemli yerlerinden çarşı içerisinde yer alan İshakpaşa Cami’sine götürdü.Caminin Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid döneminde yaşamış olan İshakpaşa tarafından yaptırıldığını ve XV. Yüzyıl önemli mimari eserlerinden olduğunu söyledi.Caminin hemen yanında İshakpaşa Medresesi’ni de gezdikten sonra Platus ve Küçük Kaşif’i bulmak için kütüphanenin yolunu tuttuk.

Kitap kurdu dostlarım beni görünce sevinçten havalara uçtular.
Platus çok acıktık “İnegöl Köfte” mi yesek diye teklifte bulundu.Ben de hemen elbette dedim.(Laf aramızda ben de çok acıkmıştım.)
Arkadaşlarla çok lezzetli bir İnegöl Köfte’den sonra Küçük Kaşif :
-Hadi bakalım Süslü sıra seni Oylat’a götürmeye geldi.İster misin dedi.Ben de hiç düşünmeden kabul ettim.
Bu sırada Platus’da bana gittiğimiz ve gezeceğimiz yerleri ve güzergahımızı anlatmaya çalışıyordu. İlk olarak Oylat Mağara’sına gittik.Oylat Kanyonu’nun sona erdiği noktada bulunuyor.Birbirine bağlı iki kattan oluşuyor ve toplam uzunluğu 750 metredir. Mağara doğal güzellikler açısından oldukça etkileyiciydi.Bol bol resimler çektim. Mağarada bol miktarda sarkıt,dikit,sütun,damlataş havuzları vardı.Bu arada aman dikkat ,giderseniz mağarayı gezmeye çok dikkatli olun çünkü mağara içinde dolaşırken daracık yollardan geçmek
çok zordu.Neyse ki kazasız belasız mağaradan çıktık.Daha sonra Oylat Mağarası üzerinde bulunan ikiz kayaları görmeden olmazdı.Çünkü yağmur almayan ikiz kayalara sabahtan akşama güneş gördüğü için rahatlıkla tırmanılabiliyor.

Küçük Kaşif mağarada ve ikiz kayalarda çok yorulduğumuzu günün yorgunluğunu Oylat Kaplıcalarında atabileceğimizi söyledi.Böylece kaplıcalara geçtik.İnegöl’de daha fazla kalacağımı zannetmiyordum ama kaplıcalarda bir geceyi bitirdik ertesi gün elbette İnegöl’ün o meşhur mobilyacılar çarşısını dolaşmadan gidemezdim.
Bilge :
-Süslü istediğin yere gidelim ama yeni bir mobilya avm(MOBİLİYUM) var.Çok fazla markayı bir arada bulabilirsin.İstersen oraya da gidelim dedi.Ben de artık ne kadar kentselleştik mobilyacıların bile avm’si olmuş dedim.Hepimiz gülüştük.
Mobilyacıları ve Mobilyum AVM’yi gezdikten sonra yolcu yolunda gerek dedim ve dostlarımla otogarın yolunu tuttuk.Platus şimdi nereye gideceksin Süslü diye sordu.
İstanbul/Bağcılar’daki dostlarımı ziyaret edeceğim dedim.Arkadaşlarımla vedalaşıp İstanbul’a gitmek için otobüse bindim.

SÜSLÜ İSTANBULDA 2
2,5 Saatlik zevkli bir yolculuktan sonra İstanbul da ki arkadaşlarım Deni, Uzbo, Hera, Roboze Harem otagarında beni karşıladılar. Bu güzel karşılamadan sonra hep beraber Üsküdar’da ki Kız Kulesine giderek gezimize başladık. Üsküdar’dan sandala binerek Kız Kulesine ulaştık. Kız Kulesi; İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ ne yakın kısmında Salacak açıklarında yer alan küçük bir adacık üzerine inşa edilmiş ve Üsküdar’ da Bizans devrinden kalan tek eser özelliğine taşımaktadır. Kulenin bugün görülen temelleri ll.Mehmed devrinde yapılmıştır. Kulenin etrafında geniş sahanlık ve madalyon şeklindeki mermer levha ll.Mahmud döneminde Hattat Rasim tarafından işlenmiştir.
Kız Kulesinin her ayrıntısını gezdik ve bol bol fotoğraf çektirdikten sonra Üsküdar iskelesinden vapura binerek Karaköy’e geçtik. Karaköy’e giderken vapurda yanımıza aldığımız simitleri martılara attık. Vapurdan indikten sonra hepimiz çok acıkmıştık ve Hera’ nın fikri ile Galata köprüsünün altındaki balık ekmekçiye giderek güzel bir yemek yedik. Yemek sonrasında yürüyerek Galata Kulesine yol aldık. Galata Kulesine vardıktan sonra, Galata Kulesinin tepesine çıkarak manzarayı izledik.
1638 yılında Hezarfen Ahmed Çelebi’nin unutulmaz uçma anısını şahitlik eden bu kuleden İstanbul’ un eşsiz manzarasını izlemek büyük bir zevkti. Oradan sonra Taksim İstiklal Caddesine doğru yürüdük. …

İstiklal Caddesi boyunca Galata Mevlevihanesine,Pera Müzesi, Hüseyin Ağa Camii, Çiçek Pasajı, Sent Antuan Katolik Kilisesi ve Galatasaray Lisesini gezerek Taksim Meydanı’na geldik. Tramvay’ ın önün de fotoğraf çekindikten sonra taksiye binerek Eyüp Sultan Camisine gittik. Camiyi gezdikten sonra Eyüp Sultandaki teleferiğe binerek Pierreloti ye çay içmeye çıktık. Pierlotiden Altın Boynuz diye adlandırılan Haliç manzarası muhteşemdi.
Roboze;
-Seninle gezerken çok eğleniyoruz, dedi.
Artık yolculuğun sonuna gelmiştik. İstanbulda ki arkadaşlarım Uzbo, Deni, Hera ve Roboze bana ve Niğdede ki arkadaşlarımıza hediye olarak Kız kulesi ve Galata Kulesi magneti alarak beni çok mutlu ettiler. Arkadaşlarım beni İstanbul Havalimanından Niğde’ye gitmek üzere uğurladılar. Uzbo bu sırada duygusallaşıp ağlamaya başladı. Hera ve Deni ise seni çok özleyeceğiz dedi. Niğde yolculuğumuz en hızlı yolculuğum olacak galiba...




- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!