
Azerbaycan Masalları


ÇOBAN KIZININ MASALI
Ülkenin birinde akıllı, tedbirli, adaletli bir padişah vardır. Bu padişah, her zaman hâkimiyeti altında bulunan insanların huzurunu düşünür. Onların yaşantılarını günü gününe takip eder. Her zamanki gibi yine bir gün, bu padişah ülkesini gezip dolaşmak ister.
Derviş kıyafeti giyerek başlar gezmeye. Çeşme başına varınca bir kız görür. Padişahın saçı sakalı artık ağarmıştır. Bu kızı görünce onun hâli değişir. Bütün kalbiyle kıza âşık olur.
Bu sırrı hiç kimseye açmayıp her şeyi aklından çıkarmak istiyor ancak bakar ki olmayacak, sonunda veziri yanına çağır. Onunla meseleyi konuşmaya başlar:
‒ Vezir, biliyor musun seni niçin çağırdım? Vezir:
‒ Padişah sağ olsun, bilmiyorum.
Padişah:
‒ Vezir, Allah’tan gizli değil, senden ne gizleyim? Bu yaşımda bir iş geldi başıma.
Vezir sorar:
‒ Padişah sağ olsun, o ne iş ola ki?





Bundan sonra padişah başına gelen olayı vezire anlatır. Vezir bir hayli düşündükten sonra:
‒ Padişah sağ olsun, bir müddet sabret, belki bu kız aklından çıkar. Padişah:
‒İyi. Bir hayli zaman geçer. Günler, haftalar bir yıla dönmüştür.
Padişah bakar ki olmayacak, yine vezirini yanına çağır:
‒ Vezir, bilir misin seni niye çağırdım? Vezir: Padişah sağ olsun, hâlâ bilmiyorum.


Padişah:
‒ Vezir, o kızı hiçbir zaman aklımdan çıkaramıyorum, Bana bir fikir ver, der.
Vezir:
‒ Padişah sağ olsun, ne yapalım?
Padişah:
‒ Vezir, gidip o kıza elçilik etmen gerek.
Vezir:
‒ Başüstüne, giderim. Sabah olur. Vezir çobanın yanına gitmek üzere yola koyulur. Gidip onun evini bulur, attan iner. Selam kelamdan sonra niye geldiğini çobana söyler.

Çoban:
‒ Ben padişahla anlaşamam.
Vezir:
‒ Niye?
Çoban:
‒ Bak bir çobanın damadı, kaynatası hastalandığında onun yerine çobanlığa gider. Vezir:
‒ Be adam ne söylediğinden haberin var mı?!
Çoban:
‒ Evet, ne söylediğimden haberim var!..
Vezir:
‒ Varsa düzgün konuşmalısın.


Çoban:
‒Şimdi ne yapayım?
Vezir:
‒Şah gelip sana çobanlık yapamaz.
Çoban:
‒ O zaman ben de ona kızımı veremem.
Vezir:
‒ Be adam, sen padişaha padişahlık mıöğreteceksin, o seninle iyilikle konuşur. Eğer padişahın istediğ ini yapmazsan o da sopanın kalın yerini çevirirse ne yapacaksın?
Çoban da korkup sözünden dönmedi:

‒ Ben onun için kötü bir şey demiyorum, o zaman bırak gitsin, kendi eşini bulsun. Atalar diyor ki “Eş, eşini bulamazsa günü ah vahla geçer.”
Vezir:
‒ Ne demek istiyorsun?
Çoban:
‒ Sağlığını... Damadım gerektiği zaman benim yerime çobanlık etmeli. Vezir, çobana kahırlanarak:
‒ Be adam, şimdi sen padişahın çobanı değil misin?
Çoban:
‒ Çobanıyım ancak hakkımı da alırım. O benim damadım olunca hakkımı kolaylıkla isteyemem.

Vezir istedi ki çobanı ikna etsin, ona anlatsın ki “Bu bir mutluluk ve sadece senin kapısını çalıyor, şansını tepiyorsun...”
Vezir:
‒ Be adam sen neden anlamıyorsun, padişah senin damadın olduktan sonra onun nesi varsa hepsi senin olacak. Çoban sopasını yere vura vura,
‒ Allah versin. Padişah çobanlık yaparsa kızımı ona veririm, benim diyeceğim budur. Vesselam bundan başka ben bir şey bilmiyorum, der. Günler haftalar geçer.
Padişah vezirini çağırıp:

‒ Vezir, git o köyün ileri gelenleriyle konuş, fikirlerini al, sonra git o kızın kendi düşüncesini öğren, der. Vezir çobanın yaşadığı köye gider. Köyün en önde gelen hatırı sayılan yaşlı birinin evine varır. Yaşlı adam veziri güler yüzle karşılar.
Her şeyden haberdar olduktan sonra:
‒ Padişaha canımız kurban. Bize rızkı veren gözle görülmez ancak biz kızı vermek için bir de kızın sözünü duyalım. Vezir:
‒ İyi, babasının fikrini biliyoruz, şimdi de kızın düşüncesini alalım, bakalım sonu ne olur, der. Kız kendi düşüncesini bir kâğıda yazıp verir.

Vezir de kâğıdı getirip padişah verir, o bunu okuyunca yedi gün yedi gece yüzüstü yatar. Padişah ayılınca
Vezir:
‒ Padişah sağ olsun, neden düşüncelere daldınız, o çoban kızının isteği neydi ki? İzin verin bir günde onun dediklerini bulup hazırlayım.
Padişah:
‒ Vezir, çobanın kızı on yedi kuzu, yirmi beş horoz, otuz beş aygır, kırk aslan, elli manda, altmış deve, yetmiş de koca köpek istiyor.
Vezir,
‒ Padişah sağ olsun,

bundan dolayı neden canını sıkıyorsun, der.
Padişah;
‒ Vezir, o çoban ile kızı beni ayılttı. Çoban akıllı biri, kızı da çok akıllı kızdır, onlar demek istiyor ki “Eş eşini bulamazsa kötü geçer kalan ömür.” ben onların sözünden kendime düşen payımı aldım, der. Padişah bu olay üzerine sonuna kadar ülkesini adaletle yaşatıp ömrünü geçirir.



- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!