
2. Grup: Gizem Eşberk - Murat Üçkardeş
3. Grup: Tuğba Kaya - Sevim Biçer Yaşarer
4. Grup: Dilek Tuğan - Nimet Tuğra
5. Grup: Deniz Yücel - Gizem Yücel

1. Grup: Gülşin Aktaş - Erin Çağlar
YARDIMLAŞMA



SAYGI







DOĞRULUK - DÜRÜSTLÜK



Bir gün okuldayken 2. teneffüste Harun nöbetçiydi. Ayşe ve Gül masalarını arka sıralarında oturan Yıldız'ın masasıyla değiştirirler. Yıldız sınıfa girince masasının değiştiğini öğretmenine söyledi. Yıldız masasını Ayşe ve Gül 'ün aldığını söyledi. Öğretmeni Ayşe ve Gül'e sordu. Ayşe ve Gül doğruluk ve dürüstlük nedir bilmiyorlardı. Ayşe masa bizim biz almadık dedi.
Gül ve Ayşe doğruyu söylemediler. Ama nöbetçi olan Harun söz hakkı alıp gerçeği söyledi. '' Ayşe ve Gül teneffüste Yıldız'ın masasını aldılar ben gördüm'' dedi. Ayşe ve Gül yaptıklarından pişman oldular. Yıldızdan özür dilediler. Harun arkadaşlarına dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu açıkladı. Ayşe ve Gül artık hep doğruyu söylediler.
VATANSEVERLİK
VATANSEVERLİK
Yasemin adında bir kız vardı.Arkadaşları ve çevresi tarafından sevilirdi.Birgün Yasemin sabah 07.30'da kalktı,kahvaltısını yaptı ve çantasını hazırladı.Bugün Yasemin için önemli bir gündü.Yasemin'in sınıfça gezisi vardı.Gezi otobüsü okul bahçesinden kalkacağı için hemen okulun yoluna koyuldu.
Yolda giderken Neşe teyzenin bahçe musluğunun açık olduğunu gördü.Hemen Neşe teyzenin bahçesine girdi.Yavaşça musluğu kapattı.O sırada Neşe teyze Yasemin'i izliyordu.Neşe teyze Yasemin'in bu davranışını çok beğendi.İçinden şöyle geçirdi."Bu kız ne kadar akıllı bir kız."Sonra da perdeyi kapattı.Yasemin yoluna devam etti.

Yasemin sonunda okula geldi.Okul bahçesinde gezi otobüsüne sırayla otobüse bindiler.Yasemin otobüse bindiği sırada bir grup kız öğrencinin koltuklara zarar verdiğini,karalayıp resimler yaptığını farketti.Önce biraz bekledi vazgeçebileceklerini düşündü.Baktı ki öğrenciler devam ediyor onların yanına gitti ve şöyle dedi:
- Kızlar bu belediyenin otobüsü,dedi.
Kızlardan biri karşılık verdi:
-Eeee tamam ne olmuş yani? dedi.
Yasemin:
-Yani eğer koltuklara zarar vermeye devam ederseniz belediyemize ve hatta devletimize zarar vermiş olursunuz.Kızlar:
-Haklısın arkadaşım,dediler.Ve zarar vermeyi bıraktılar.
Sonunda gidecekleri yere varmışlardı.Sırayla otobüsten indiler ve sıra oldular.Herkes çok heyecanlıydı.Gezmeye başladılar.Yasemin her bir tarihi eseri dikkatlice inceliyor,verilen bilgileri okuyordu.
Artık gezinin sonuna gelirken Yasemin bir de bakmış ne görsün.Belediye otobüsüne yapılanlar gibi tarihi eserin de boyandığını görmüş.Yasemin öğretmenlerinden izin alarak gençlerin yanına gitti.Resim yapanlardan biri Mert diğeri Tuğçe'ydi.

Yasemin:Mert abi,Tuğçe abla siz burada ne yapıyorsunuz?
Mert:Asıl sen ne yapıyorsun Yasemin?
Yasemin:Okul gezisindeyiz.Ama sizin yaptığınız hiç doğru değil.Tarihi eserlere zarar veriyorsunuz.
Tuğçe:Haklısın Yasemin biz düşünemedik.Bir daha yapmayacağız,der.
Yasemin'nin bu hareketi ile onu tebrik ederler ve ne kadar vatansever bir kişi olduğunu görmişlerdir.
YÖRÜK ALİ EFE
Aydın'ın Sultanhisar ilçesi Kavaklı Köyü'nde 1985'te doğan Yörük Ali Efe ,19 yaşında Aydın dağlarında gruba katıldı.
Alanyalı Molla Ahmet Efendi'nin hayatını kaybetmesinin ardından grubun başına geçen Yörük Ali,ezilenlerin,mağdur edilenlerin yanında oldu.Halk tarafından destek gördü.
Aydın ,İzmir ve Nazilli'yi kurtarılması için Milli mücadelede yer almıştır.
Sultanhisar ilçesinde demiryolu köprüsünde güçlü ve tam teçhizatlı düşman karakoluna baskın yaptı.


Milli Mücadele'deki başarılarından dolayı İstiklal Madalyası verilen ve Cumhuriyet döneminde Yörük soyadını alan Ali Efe Kurtluş Savaşı'nda kahramanlık göstermiş halk kahramanlarından biridir.

ŞEHİT OĞLUYUM
Kurtuluş Savaşı zamanlarındaydı.Kardeşim ve ben bu duruma çok üzülüyorduk.Babam,bizi ve vatanımızı korumak için savaşmaya orduya gitmişti.
Benim yaşımda bir çocuk için bunu anlamak çok zordu.Bir insan canı pahasına bombaların ve düşmanın karşısına geçerek diğer insanları neden korumak ister?Bizi bıraktığı için ona çok kızmıştım.O zamanlar hayatı yeni öğreniyordum.Babam gitmeden önce kardeşimi ve annemi bana emanet etmişti.Ben daha on yaşındaydım babam gittikten sonra daha da olgunv ve sorumluluk
sahibi birerkek olduğumu hissetmeye başladım.Aradan üç yıl geçti on ve on sekiz yaş arası çocuklarında cephede savaşması gerektiğini duydum.Babamı senelerdir görmemiştim.Bu konuyu sürekli düşündüm ve vatanımızı savunmamız gerektiğini anladım,o cephede olmam gerekiyordu.
Kardeşimle ve annemle vedalaştım onlara son kez baktım.Son kez onları çok sevdiğimi söyledim.Cepheye gittim.Babamın şehit olduğunu öğrendim.Ben bir şehit oğluyum bu savaşta bir çocuk kahraman oldum.Ben bir gaziyim.

VATAN
Bir gün 8 yaşındaki Burak ve ailesi haberleri izliyorlarmış.Televizyonda askerlerimizin çatışmaya girdiği söyleniyordu.Burak anne ve babasına üzülerek nedenini sordu.Babası konuşmaya başladı.Oğlum askerlerimiz vatanımızı korumak için savaşıyor.Onlar orada varlar ki kötü niyetli insanlardan yurdumuzu korusunlar.Burak basına dönerek "Babacım biz vatanımızı korumak için ne yapabiliriz." dedi.Babası da senin şuan yapacağın en güzel şey çalışıp vatanına miletine hayırlı bir insan olmandır ,dedi.Büyüyüp vatanını korumalsın.Burak babasına söz vedi çok çalışacaktı.


SORUMLULUK

SORUMLULUK GÜZELDİR
Bir varmış bir yokmuş Sena adında bir kız varmış.Sena'nın kuzenleri gelmiş.Oyun oynamışlar ve kuzenleri gelmiş.Oyun oynamışlar ve kuzenleri gitmiş.Sena'nın odası darma dağın olmuş.Annesi odasına girmiş ve "Kızım odanı
toplar mısın?" demiş.Sena "Hayır anne toplamak istemiyorum ama." diye karşılık veriyor.Sonrasında da odasını toplamıyordu.Annesi işe gitti ve akşam eve döndüğünde Sena'nın odası halen aynıydı.Misafirler Sena'nın odasını gördü ve Sena çok üzüldü.
Sena 30 yaşına geldi ve artık anneydi.Sena şunu anladı.Büyüdükçe sorumluluklarının daha da arttığını gördü.Annesine hak verdi.


DOĞAYA KARŞI SORUMLULUKLARIM
Esma ile Ahmet hergün okula beraber giden iki arkadaştır.Birgün öğretmenleri bir doğa gezisi planlamıştır.Esma ile Ahmet buna çok sevinir.Eve büyük bir sevinçle giderler.Ertesi gün okula geldiklerinde gezi servisinin geldiğini fark ederler.Büyük bir heyecanla yola koyulurlar.

Servisle giderken çok eğleniyorlardı.Servisten indiler ve gezi alanına geldiler.Öğretmenleri bura kötü birşey farketti ve çok üzüldü.Esma öğretmenine nesi olduğunu sordu.Öğretmenine çevrenin kirliğine canının sıkıldığını belirtti.Her yerde çöp vardı.Esma ile Ahmet birşey yapmalıyız diye düşündüler.

Esma ,Ahmet ve arkadaşları hep birlikte çöpleri toplamaya başladırlar.Bunu gören öğretmenleri çok mutlu oldu ve çocuklarla grur duydu.
SEVGİ
SEVGİ EN İYİ İLAÇTIR
Günlerden birgün İpek okula gitmek için evden çıktı.Tam okula varmak üzereyken bir anda araba çarptı.Hemen ambulans gelip hastaneye kaldırdılar.İpek'in durumu ağırdı ve ailesi çoküzülüyordu.
İpek haftalarca hastanede tedavi gördü ve daha sonra taburcu oldu. Ama İpek artık yürüyemiyordu.Bir süre sonra okula tekrardan başladı.Her gün annesi tekerlekli sandalye ile okula götürüyordu.Ama İpek hiçi mutlu değildi.Çünkü arkadaşları onu dışlamıştı.
Bir okul günü eve döndüğünde İpek çok ağladı ve okula bir daha gitmek istemediğini söyledi.Odasına kapandı.Annesi bu duruma çok üzüldü.İpek bir süre okula gitmedi.Okulda da onu seven ve hep yanında olan Elif adında bir arkadaşı vardı.Elif İpek okula gelmeyince hergün onlara gidiyor ve derslerde öğrendiklerini ona anlatıyordu.İpek başta istemedi ama Elif pes etmedi.Sonunda başardı.Ödevlerini yapınca da oyun oynuyorlardı.

Annesi bu duruma çok seviniyordu.İpek artık Elif sayesinde okuludan geri kalmıyordu.Daha mutlu bir çocuk haline gelmişti.Elif sevgisi ile İpek'i ikna etti ve İpek fizik tedaviye başladı.
Elif'in İpek' bu zor durumlarında hiç yalnız bırakmayıp yanında olmasıyla sevgi ve şefkatiyle daha çabuk iyileşme gösterdi.Aylar sonraİpek yavaş yavaşta olsa yürümeye başladı.Artık okula gidiyor ve arkadaşları onu dışlamıyordu.İpek iyileştiğine çok sevindi.Arkadaşlık ve sevgi en iyi ilaçtır.

GRUP 1
YAZARLAR
GÜLŞİN AKTAŞ- ERİN ÇAĞLAR
CİVAN:EKİNCİLER İLKOKULU (SEVİM BİÇER YAŞARER)
ESRA: EKİNCİLER İLKOKULU (GÜLŞİN AKTAŞ)
ALPER:ATATÜRK İLKOKULU (GİZEM EŞBERK)
ELİF:DİMER YAYTAŞ İLKOKULU (MURAT ÜÇKARDEŞ)
AZRA:YENİŞEHİR İLKOKULU (TUĞBA KAYA)
MİRAN:YENİŞEHİR İLKOKULU (TUĞBA KAYA)
ARAS: AKŞEMSETTİN İLKOKULU (DİLEK TUĞAN)
NİHAT:AKŞEMSETTİN İLKOKULU (DİLEK TUĞAN)
İKLİM:AKŞEMSETTİN İLKOKULU (ERİN ÇAĞLAR)
BELİZ SİNE:AKŞEMSETTİN İLKOKULU (ERİN ÇAĞLAR)
İREM:GAZİPAŞA İLKOKULU (NİMET TUĞRA)
ELA:TANIŞIK İLKOKULU (GİZEM YÜCEL)
ÖMER: GÜZEL İLKOKULU (DENİZ YÜCEL)
2. Grup:
Gizem Eşberk - Murat Üçkardeş
YARDIMLAŞMA
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir ormanda yalnız bir kuş yaşarmış. Bu kuşun hiç arkadaşı yokmuş. Yalnız başına, avlanır ve sonra da eve dönermiş. Günlerden bir gün yalnız uçarken bir tavşanın endişeli olduğunu görmüş, süzülerek yanına doğru inmiş. ''Tavşan kardeş bir sorunun mu var?'' diye sormuş . Tavşan yavrumu kaybettim demiş.


Bunun üzerine kuş havalanarak tepeden tüm ormanı taramış. Nihayet tavşanın yavrusunun yerini bulmuş. Yavrunun yanına inerek kendisini takip etmesini istemiş. Beraber anne tavşanın yanına gitmişler. Anne tavşan ve yavru tavşan sevinçlerinden havalara uçuyorlarmış. Anne tavşan kuşun bu iyiliğini hiç unutmayacağını söylemiş.



O hayattan sonra kuş ve tavşan çok iyi arkadaşlar olmuşlar. Birlikten kuvvet doğar deyip işini yapmışlar. Birbirlerine dek yardım edeceklerininlerine verecekler.



YARDIMLAŞMA
YAZANLAR:
ÖMER (EKİNCİLER İLKOKULU)
EMRE (ATATÜRK İLKOKULU)
SEVGİ
Ali adında bir çocuk varmış. Ali annesini hiç sevmiyormuş. Ali’nin Mehmet adında bir de arkadaşı varmış. Ali, Mehmet ‘in annesi ile olan sevgi dolu ilişkisine hayran oluyormuş. Bir gün dayanamayıp Mehmet’ e ‘’Neden anneni çok seviyorsun? diye sormuş. Mehmet ‘’ Anneler melektir’’ demiş. Annesini sevmeyen Ali şaşırmış. Hemen annesinin yanına koşmuş ve annesine sarılmış. ‘’Sen bir meleksin.’’ demiş.



O günden sonra annenlerin melek olduğunu düşünen Ali artık anne sevgisinin ne olduğunu anlamış.

SEVGİ
YAZANLAR:
SULTAN (YENİŞEHİR İLKOKULU)
ZEYNEP (DİMER YAYTAŞ İLKOKULU)
SAYGI
Ahmet adında köyde yaşayan bir çocuk varmış. Babasının adı Mehmet, annesinin adı ise Fatma’ymış. Ahmet annesine ve babasına çok kötü davranıyormuş. Onlardan nefret edip onlara saygısızlık yaparmış. Annesi ve babası Ahmet ‘i İstanbul’da yaşayan ninesinin evine göndermişler. Ninesiyle beraber uzun bir süre yaşadıktan sonra ninesi ölmüş.



Ahmet yalnız kalmış ve çok üzülmüş. Köyüne dönmeye karar vermiş. Köyüne geldiğinde annesinin ve babasının yakın zamanda öldüğünü duyunca üzüntüsü katlanmış. Yaşadığı bu olaylardan sonra annesine ve babasına saygılı davranmadığına pişman olmuş. O günden sonra saygının ne demek olduğunu anlamış.


SAYGI
YAZANLAR:
MERT (EKİNCİLER İLKOKULU)
DERİN İNCİ (YENİŞEHİR İLKOKULU)
VATANSEVERLİK
VATANIM
Sevgi doludur her köşesi,
Şanla dalgalanır bayrağım.
Ata'mın emanetidir.
Benim güzel vatanım.
Dünya'da bir eşin daha yok.
Büyük bir destansın sen.
Harikalar diyarısın sen.
Kalbimizde en büyük sevgisin sen.
Benim güzel vatanım.
Hiç bitmez sana olan sevgimiz.
Sonsuza kadar seninleyiz.
Gururla dalgalanacak bayrağımız.
Uğruna canımızı veririz.
Benim güzel vatanım.
YAZANLAR:
Tuana--Tanışık İlkokulu
Rüzgar-- Akşemsettin İlkokulu
DÜRÜSTLÜK
Ahmet güzel bir sabaha uyandı. Babasının saati tamir ettiğini gördü. Kendisi de bir şeyleri bozup tamir etmek istiyordu. Sehpanın üzerindeki lambayı tam tamir etmek için alacaktı ki elinden düşürüp kırdı. Ahmet hemen oradan uzaklaştı. Çünkü bunu kimseye söylemek istemiyordu.
Babası Ahmet'e, '' Bu lambayı sen mi kırdın?'' diye sordu. Ahmet, '' Ben yapmadım.'' dedi.




Babası, ''Bana karşı dürüst ol.'' dedi.
Ahmet dürüst bir şekilde davranarak lambayı ben kırdım dedi.
Babası bir daha yalan söyleme dedi ve Ahmet bir daha hiç yalan söylemedi.
YAZARLAR:
Evin--Akşemsettin İlkokulu
Beyza-- Güzel İlkokulu
SORUMLULUK
AYNUR VE KEDİSİ
Aynur ve babası yolda yürürken yavru bir kedi gördüler. Yavru kedi aç ve susuz kalmıştı. Aynur babasına '' Lütfen bu kediyi eve götürelim.'' dedi. Babası kediye bakacak kimsenin olmadığını söyledi. Aynur'a güvenen babası miyavlayan kediyi eve götürmeye karar verdi.



Aynur çok sevindi ve yavru kediyi hemen eve getirdiler. Aynur, yavru kediye hemen bir kase süt ve su koydu. Yavru kedi karnını iyice doyurdu. O günden sonra yavru kedinin sorumluluğu Aynur'da oldu. Aynur kediye çok iyi baktı.





YAZANLAR:
Yaren --Gazipaşa İlkokulu
Bade -- Akşemsettin İlkokulu
Beren--Akşemsettin İlkokulu
3. Grup: Tuğba Kaya - Sevim Biçer Yaşarer
DÜRÜSTLÜK

İKİZ KARDEŞLER
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken... Ben bağda üzüm bekler, derede odun yükler iken, bir varmış bir yokmuş... Masalın yalanı mı olurmuş. O yalan bu yalan, fili yuttu bir yılan... Bu da mı yalan? Derken; ülkenin birinde birbirlerini çok seven ikiz kardeşler varmış. Bu kardeşlerden biri hiç yerinde durmazmış. Aklı hep yaramazlıklara çalışırmış.
Diğer kardeş de tam tersi çok akıllı imiş.
Havanın güzel olduğu bir gün yaramaz kardeş, akıllı kardeşe;
- Hadi dere kenarına balık tutmaya gidelim, demiş.
Akıllı kardeş;
- İyi de bizim oltamız yok ki, demiş.
- Babamla sabah konuştum, arkadaşının hediyesi olan oltayı almamıza izin verdi.
- Ben de bir sorayım, demiş akıllı kardeş.
- Sen bana güvenmiyor musun? demiş yaramaz kardeş.
Akıllı kardeş kıyamamış ikizine.
-Tamam, demiş.
Babaları arka bahçe ile uğraşırken, oltayı camlı do-
laptan alıp, güle oynaya yola koyulmuşlar. Dere kena-

rına vardıklarında önce yaramaz kardeş balık tutmak istemiş. Akıllı kardeş de paçalarını sıvamadan, suya girmiş. Yaramaz kardeş balık tutamayınca sinirlenmiş ve oltayı yere çalmış. Birden oltanın çevirme kolunun kırıldığını görmüş. Panikle onu eline almış ve kardeşine;
- Ben balık tutmayı beceremedim, hadi sen de sıra, demiş.
Akıllı kardeş, oltayı eline alır almaz yaramaz kardeş elindeki kolu yere atıp bağırmış;
- Ne yaptın sen? Oltanın kolunu kırdın! Babama ne diyeceğiz? demiş.
Akıllı kardeş, şaşkınlık içinde;
- Ama kolu yoktu ki, demiş.
- Ben yalan mı söylüyorum, sapasağlam verdim sana, şu yaptı-
ğına bak, babam çok üzülecek! demiş.
Akıllı kardeş, babasının üzüleceğini duyunca suçluluk hissetmiş. Oltayı ve kırık kolu eline almış, sinirle evin yolunu tutan kardeşinin peşine düşmüş.
Eve vardığında yaramaz kardeş çoktan babasına, kardeşinin oltayı izinsiz aldığını, onu uyarmak için peşine düştüğünü, kendisinden kaçıp suya girdiğini ve bu esnada oltanın kolunu kırdığını anlatmış.
Akıllı kardeş eve adımını atar atmaz, babasından bir tokat yemiş. Gözlerinden yaşlar boşalırken, ikizinin oyununu anlamış ve derdini anlatmadan koşarak dışarı çıkmış.
Sakinleşince gelir diye düşünülen akıllı kardeş saatlerdir eve gelmemiş. Yaramaz kardeş ikizini çok merak ediyormuş. Annesinin,
babasının perişan hallerini gördükçe vicdan azabından kıvranır olmuş. Daha fazla dayanamamış ve gözyaşları içinde babasına;
- Ben yaptım baba, senden izin aldım dedim, oltayı dolaptan ben aldım, ben kırdım. Kardeşimin suçu yok, ne olur onu bul baba! Bana vereceğin her cezaya razıyım, yeter ki kardeşimi getir, demiş.
Babası tam elini havaya kaldırmışken, öfkesinin
çocuklarını nasıl yaraladığını hatırlamış ve elini
indirmiş. Oğluna sarılmış ve bu esnada kapı sert
sert çalınmış. Baba atılıp kapıyı açınca bir de
ne görsün! Kocaman bir elin içinde oğlu varmış
ve babasına gülümsüyormuş. Evdekiler dışarı çıkmış,
karşılarında devi görünce oldukları yerde donup kal-
mışlar. Akıllı kardeş;

- Orman perisi kardeşimin her şeyi itiraf ettiğini söyledi bana. Tek başına eve dönemem diye de dev ile geldik baba, demiş.
Akıllı kardeş devin elinden inip, anne babasına sarılırken, dev yaramaz kardeşe parmağını sallamış ve;
- Bir daha dürüstlükten ayrılırsan karşında beni bulursun, demiş.
Yaramaz kardeş;
- Ben senden korkmam iyi kalpli dev, sen bana kardeşimi getirdin. Benim korkum ailemi üzmek olur ancak, demiş. Ve koşup ailesine sarılıp ağlamış...
Gökten üç elma düşmüş; biri bana, biri
dinleyenlere, biri de dürüst
insanlara olsun.

SORUMLULUK
Sorumluluk deyince,
Olması gereken gelir aklıma.
Rahatına düşkünsen,
Unutursun ödevini yarına.
Merak duymuyorsan,
Lazım değil bilgi sana.
Umursamazsan sorumluluğunu,
Layık olamazsın vatana.
Uslanmadıysan hala,
Keşke dersin sonra.

YARDIMLAŞMA

HALUK ABİ MELEKMİŞ

Okula gitmeyi çok seviyorum. Sürekli yeni bir şeyler öğreniyorum. Mesela bugün, öğretmenimizle beraber yaptığımız ''Kulağıma Küpe Değerlerim'' projesinde ''Yardımlaşma'' konusunu işledik. Tamam tamam, yardımlaşma ne demek biliyorum. Benim bilmediğim Haluk Levent ve Kelebek Kız Elfida idi. Haluk abinin yaptığı milyonlarca iyilikten birinin adıymış Elfida...
Kelebek Kız Elfida'nın hikayesini dinleyince biraz üzüldüm açıkcası. Haluk abinin Elfida'yı incitmemek için yaptıkları beni duygulandırdı. Özellikle de şarkıyı yazarken ''Beni terketme sakın.'' yerine ''Beni fark etme sakın.'' deyişi...

Öğrendiklerimi anneme anlatmak için sabırsızlanıyordum. Eve girer girmez; ''Anne, sana bilmediğin bir şey anlatacağım!'' dedim. Annem de heyecanlandı. ''Haluk Levent ve Kelebek Kız Elfidaaa'', dedim ama aynı heyecan yoktu annemin yüzünde. Meğer annem Haluk abinin hayranıymış. Çok kızdım, neden daha önce anlatmadı diye. Sonra geçti öfkem, çünkü bilse de bilmese de anlatmam lazımdı.
Annem hemen telefonundan en sevdiği Haluk Levent şarkılarını açtı. Dinlerken bir yandan da konuşuyorduk. Yardıma ihtiyacı olanlara, kim yardım ederse Haluk abi onlara ya yeleğini veriyormuş ya da kahvaltı hazırlıyormuş.

Konserine gelmek isteyen ablanın ailesinden izin almak için onun evine gitmiş. Bir başka ablanın mezuniyet gecesinde onunla dans etmiş falan...
Annem tatlı tatlı anlatırken ve Haluk abi şarkısını söylerken, birden kapı çaldı. Yerimden fırladım ve kapıyı açtım. Gözlerime inanamıyorum, gelen Haluk Levent idi. ''Haluk abi, sen gerçek misin?'' dedim. ''Gerçeğim tabi ufaklık, o kadar adımı andın ki seni görmek istedim.'' dedi. ''Nereden biliyorsun.'', diyecekken, birden arkasında melek kanatları çıktı. Korkudan küçük dilimi yutacaktım. Beni kucağına aldı uçmaya başladık. ''Nereye gidiyoruz Haluk abi? Annem merak eder.''

dedim. Gülümsedi. ''Yardıma ihtiyacı olan o kadar çok insan var ki, elimden geleni yapsam da yetişemiyorum. Üstelik yaşlanıyorum. Senin gibi pırıl pırıl çocuklar, büyüdüklerinde benim gibi, herkese yardım elini uzatsın istiyorum.'' dedi. Sonra SMA hastası bir çocuğu ziyaret ettik. Haluk abi başlattığı kampanyayı anlattı. Tedavi gören çocuğun ailesinin yüzündeki rahatlamayı gözlerimle gördüm. Haluk abi elimden tutunca, sanki ben yardım etmişim gibi, içim huzurla doldu.
Yardım etmek ne güzel şey diye düşünürken, Haluk abinin gülümseyen yüzü kayboldu, etraf karardı, annemin sesi kulağıma gelmeye başladı. '' Canım, hadi kalk. Daha Haluk

Levent ve yardımlaşma ile ilgili hikaye yazacaksın.'' dedi. Gülümseyerek gözlerimi açtım. ''Yazdım bile anne.'' dedim. Annemin şaşkınlığı sürerken, koşup kalemimi kağıdımı aldım. İçimde büyüyen huzurla hikayemi yazmaya başladım. '' Haluk Abi Melekmiş...''
VATANSEVERLİK


SEVGİ











SAYGI






GRUP 3
TUĞBA KAYA
SEVİM BİÇER YAŞARER
YAZARLARIMIZ
1) Asya - Ekinciler İlkokulu (Sevim BİÇER YAŞARER)
2) Neva - Ekinciler İlkokulu (Gülşin AKTAŞ)
3) Yağmur - Atatürk İlkokulu (Gizem EŞBERK)
4) Barış - Dimer Yaytaş İlkokulu (Murat ÜÇKARDEŞ)
5) Ecenur - Yenişehir İlkokulu (Tuğba KAYA)
6) Eylül - Yenişehir İlkokulu (Tuğba KAYA)
7) Celilcan - Akşemsettin İlkokulu (Dilek TUĞAN)
8) Talha - Akşemsettin İlkokulu (Dilek TUĞAN)
9) Zeynep - Akşemsettin İlkokulu (Erin ÇAĞLAR)
10) Ecrin Naz - Akşemsettin İlkokulu (Erin ÇAĞLAR)
11) Resul Kadir - Gazipaşa İlkokulu (Nimet TUĞRA)
12) Muhammed - Tanışık İlkokulu (Gizem YÜCEL)
13) Havin - Güzel İlkokulu (Deniz YÜCEL)
4. Grup: Dilek Tuğan - Nimet Tuğra
SAYGI
Eylül okuldan eve döndü. annesine;
- Çok heyecanlıyım. Öğretmenim hikaye yazmamı istedi. Bana yardım eder misin? dedi.
Annesi: Tabi ki, önce düşünelim. Hikaye oluşturmak için nelere ihtiyacımız var?


Eylül kalemlerini boyalarını getirdi. Annesi gazete ve dergilerden de resim kesip yapıştırılabileceğini söyledi.
Eylül uzayda kaybolan bir astronotu yazmaya karar verdi.

Önce çok güzel bir astronot çizdi ve boyadı. Sonrası yapı düzenleyeceği süsledi. Hikayesini tamamladığında çok geride kalmıştı. Hemen uyudu.

Ertesi gün okulda herkes hikayesini okuyordu. Eylül arkadaşlarını dikkatle dinledi. Sıra Eylül'e gelmişti. Eylül hikayesini okurken arkadaşları çok ses yapıyor, dinlemiyorlardı. Eylül sustu ve yerine oturdu.
Öğretmeni:
_ Eylül neden hikayeni bitirmeden oturdun. dedi.


Eylül
- Kimse dinlemiyor, dedi.
Arkadaşları saygı göstermedikleri için çok utanmıştı. Bu sırada öğretmeni;
- O halde şimdi zamanı geri alalım, dedi
Eylül hikayesini tekrar okudu. Tüm arkadaşları da sessizce ve ilgiyle dinlediler.
Eylül hikayesini bitirdiğinde dinledikleri için tüm arkadaşlarına teşekkür etti.
SORUMLULUK
Bir varmış bir yokmuş. Uzak diyarlarda Cemre diye küçük bir kız varmış. Bu kız okulunu ve hayvanları çok severmiş. Cemre'nin Duman diye bir köpeği varmış. Duman'ın suyunu
ve mamasını koymak onun
göreviymiş.


Bir gün Cemrelerin evine arkadaşları gelmiş. Cemre arkadaşlarıyla oyuna dalıp Duman'ın yemeğini ve suyunu koymayı unutmuş. Duman aç kalmış ve buna çok üzülmüş.


Ertesi sabah Cemre köpeğinin suyunu ve yemeğini vermediğini Duman havlayınca anlamış. Hemen su ve yemek götürmüş.


Duman yemeğini yiyip suyunu içmiş. Cemre bundan büyük bir ders çıkarmış. Bir daha böyle bir şeyin olmayacağına dair Duman'a söz vermiş.


VATANSEVERLİK

Muhammed, Çınar, Yiğit ve Celilcan 4 harika arkadaşlar. Bu dört harika çocuk hava çok soğuk olduğu için evde oyun oynuyorlardı. Film izlemeye karar verdiler ve televizyonu açtılar. Bu sırada çok önemli bir son dakika haberi veriliyordu. Bir asker şehit olmuştu. Çok üzüldüler. Oyunu bırakıp
haberi izlediler.




Ertesi gün okula gittiklerinde öğretmenlerine asker olmak istediklerini söylediler.
Öğretmenleri onlara Vatana hizmet sadece asker olmakla olmaz, dedi. Her alanda her zaman işini en iyi yaparak da vatana hizmet edilir.
Mesela siz şimdi çok iyi ders
çalışarak da vatana
hizmet edersiniz dedi.

Dört arkadaş anladılar ki vatanı sevmek işini en iyi yapmak demektir.
SEVGİNİN GÜCÜ
Birbirlerini çok seven Çiçek ve Gül isminde iki arkadaş varmış.Bu arkadaşlar her gününü beraber geçirirmiş. Fakat bir gün gelmiş ki Çiçek ailesiyle çok uzak bir yere taşınmış. Çiçek hiç istemiyormuş Gül'den ayrılacağı için. Ama buna mecburmuş. Gül ve Çiçek bu duruma çok üzülmüşler. Aradan çok uzun zaman geçmiş. İkisi de birbirlerinin yüzünü unutmaya başlamış, zaten büyüyorlarmış ve değişmişler.
Gül ve Çiçek yeni arkadaşlıklar kurmaya başlamış. Onları da çok sevmişler ama ikisinin arkadaşlığı, dostluğu gibi olmamış hiç...
Çiçek ve Gül önceleri mektuplaşırken sonraları artık mektuplarda kesilmiş. Çiçek Gül'den mektup alamayınca artık daha çok meraklanmaya başlamış. Mutlaka Gül'ü bulmam lazım diyerek onun yaşadığı yere gitmiş. Evini bildiği için kapısını çalmış. Gül'ün annesi karşısında Çiçek'i görünce çok şaşırmış ve çok mutlu olmuş.
Onu hemen eve davet etmiş. Çiçek içeri girdiğinde bir de ne görsün Gül hasta ve yatıyor. Çiçek donmuş kalmış. Annesi ''Bak Gül kim geldi, Çiçek...'' diyince ikisi de ağlamaya başlamış ve Çiçek gidip sarılmış. Saatlerce eskiyi ve dostluklarını konuşmuşlar. Gül Çiçek'i görünce ''Seni görmek bana iyi geldi.'' demiş. Bir daha birbirlerini hiç bırakmamaya karar vermişler.
İşte sevginin gücü...
YALAN SÖYLEME
Bize kötülük getirir,
Üzüntüye boğar,
Çok yanlış bir şeydir,
Sakın yalan söyleme.
Arkadaşımız olmaz,
Gerçek bizi bulmaz,
Bizi doğruluktan ayırır,
Sakın yalan söyleme.
Yanlış olur hayata,
Kimse inanmaz sana,
Dürüstlük yakışır sana,
Sakın yalan söyleme.


KUŞUN FEDAKARLIĞI
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pireler berber iken, develer tellal iken, ben annemin beşiğinde tıngır mıngır uyurken, bir ormanda yalnız bir kuş yaşarmış. Bu kuşun hiç arkadaşı yokmuş. Tek başına oynar, avlanır, sonrada yuvasına dönermiş. Günlerden bir gün can sıkıntısı ile uçarken, aşağıda ağaçların altında bir tavşan görmüş. Tavşanın telaşlı telaşlı etrafına baktığını fark eden küçük kuş yere doğru süzülerek tavşanın yanına inmiş.
-Hayırdır tavşan kardeş? Bir sıkıntın mı var?


Tavşan yavrusunun birini kaybettiğini söylemiş. Bunun üzerine kuş havalanmış ve yukarıdan tüm ormanı taramış. Nihayet tavşanın yavrusunun yerini bulmuş. Hemen yavrunun yanına inmiş. Küçük yavru öylesine korkmuş ki hemen saklanacak yer aramış.
Kuş yavruya seslenmiş:
-Korkma benden, anneni kaybettiğini biliyorum.
Seni annene götürmek için geldim.
Yavru tavşan saklandığı yerden annesi için geldiğini anlayınca hemen çıkmış ve kuşa yaklaşarak onu annesine götürmesini istemiş.


Sonrasında yavru tavşan, kuşu takip ederek annesinin yanına kadar gitmiş. Anne tavşan sevinçten havalara uçmuş.
-Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Beni dünyalar kadar mutlu ettin. Artık benim dostumsun, demiş.
Kuş hiç arkadaşı olmadığı için, tavşanın ona söylediklerinden çok etkilenmiş. O günden sonra ikisi çok iyi arkadaş olmuşlar. Birlikten kuvvet doğar diyerek her işi birlikte yapmışlar.
Gökten üç elma düşmüş. Birisi bu masalı okuyan çocukların başına, birisi kuşun başına, birisi de tavşanın başına...


GRUP 4 DİLEK TUĞAN - NİMET TUĞRA
MİRA : EKİNCİLER İLKOKULU (Sevim Biçer Yaşarer)
ÖMER: EKİNCİLER İLKOKULU (Gülşin Aktaş)
YUSUF: ATATÜRK İLKOKULU (Gizem Eşberk)
EBRAR MELEK: DİMER YAYTAŞ İLKOKULU (Murat Üçkardeş)
ELİF NUR: YENİŞEHİR İLKOKULU (Tuğba Kaya)
EREN: YENİŞEHİR İLKOKULU (Tuğba Kaya)
DENİZ : AKŞEMSETTİN İLKOKULU (Dilek Tuğan)
YİĞİT: AKŞEMSETTİN İLKOKULU (Dilek Tuğan)
ADA CEMRE : AKŞEMSETTİN İLKOKULU (Erin Çağlar)
POYRAZ: AKŞEMSETTİN İLKOKULU (Erin Çağlar)
EREN BERKE: GAZİPAŞA İLKOKULU (Nimet Tuğra)
FERİDE : TANIŞIK İLKOKULU (Gizem Yücel)
GÜL: GÜZEL İLKOKULU (Deniz Yücel)
5. Grup: Deniz Yücel - Gizem Yücel
SORUMLULUKLARIM
SORUMLULUĞUM
Okulda ödevlerim,
Sosyal etkinliklerim,
Başarılı olmak hedefim,
Sorumluluğumu bilirim.
Odamı temiz tutarım.
Anneme yardım ederim.
Babamı iyi dinlerim.
Sorumluluğumu bilirim.
Küçükleri severim.
Büyükleri sayarım.
Görevlerimi yaparım.
Sorumluluğumu bilirim.



SAYGI
SAYGI
Saygı duyalım herkese
Yaşlılara, büyüklere
Arkadaşa, küçüklere
Saygılı olalım her zaman
Öğretmenlerimize,müdürümüze
Okuldaki herkese
Ülkedeki herkese
Saygılı olalım her zaman
Saygı duyalım her zaman
Ağaçlara, çiçeklere
Tüm canlılara mutlaka
Saygılı olalım her zaman

YARDIMSEVERLİK
Kocaman bir ormanda kendini beğenen bir kaplan yaşarmış. Ormanda dolaşırken yaralanmış kuş görmüş. Tam onu yiyecekken kuş:
-Ne olur beni yeme, zaten karnını doyuramam. Beni bırakırsan bir gün ben de sana yardım ederim, demiş.


Kaplan gülerek:
- Bana nasıl bir yardımın dokunur ki? Neyse sana acıdım, yemiyorum seni demiş.
Günler geçtikten sonra kaplana tuzak kurulmuş. Ağların içinde kalmış. Çaresiz kurtarılmayı beklemiş.


Tam o sırada kaplanı gören kuş ağı gagasıyla tutup çekerek kaplanı kurtarmış. Kaplan o zaman anlamış büyük küçük herkesin yardım edebileceğini. Kuştan özür dilemiş. Artık kendisinin de herkese yardım edeceğini söylemiş ve çok iyi arkadaş olmuşlar.


SEVGİ

VATANSEVERLİK
DOĞRULUK-DÜRÜSTLÜK
Orman kralı aslan çok adil olduğu için herkes onu çok severmiş. Bir gün ormanda terzilik yapan iki kediyi yanına çağırmış. Kendisi için çok güzel elbise dikmelerini istemiş. En güzel elbiseyi dikene ödül vereceğini söylemiş.



Tekir hemen atölyesine gitmiş. Çok şık elbise dikmiş. Mırmır ise yardımcısına yaptırmış. Kendi de dışarıda dolaşıyor, eğleniyormuş. Kral elbiseleri denemiş ve Mırmır'ın getirdiği elbiseyi beğenmiş. Tam ödülü verecekken Mırmır utanmış ve kendi yapmadığını dürüstçe söylemiş. Bu ödülü Tekir hakediyor demiş ve herşeyi krala anlatmış. Kral da emek harcayan Tekir'e ödülü vermiş.
Ama dürüst olduğu için ve her şeyi doğru anlattığı için Mırmır'a da kızmamış. Böylece herkes mutlu ve rahat olmuş.




GRUP 5 DENİZ YÜCEL-GİZEM YÜCEL
Muhammed Mustafa-Ekinciler İlkokulu
Rabia-Ekinciler İlkokulu
Atlas-Atatürk İlkokulu
Mehmet Reşit-Dimer Yaytaş İlkokulu
Ali-Yenişehir İlkokulu
Muhammed Nezir-Yenişehir İlkokulu
Mina-Akşemsettin İlkokulu
Zeynep-Akşemsettin ilkokulu
Sıdıka-Akşemsettin ilkokulu
Ece -Akşemsettin İlkokulu
Hazal-Gazipaşa İlkokulu
Nurşin- Tanışık İlkokulu
Yusuf-Güzel İlkokulu

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $28.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $28.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!