


ORTAK OKULLAR



Ayla performans ödevi için yazım kurallarını almıştır. Sınıf arkadaşı Ahmet ,”Öğretmenim Ayla bari derste anlatmasın çok sıkıcı bir konu yazım kuralları , zaten siz anlattınız.”der.
Ayla :
-Ama öğretmenim tüm konuyu hazırladım , örnekleri ve çıkmış soruları buldum güzel bir sunum oldu. Lütfen anlatayım.
Öğretmen , Ayla’nın gayreti ve isteğine sevinir ;ama Ahmet’e de hak vermiştir. Aynı konuyu kendisi daha yeni anlatmış ve çok da soru
çözmüşlerdir. Tenefüste Ayla’yı yanına çağırır.
Öğretmen: Ayla gel Ahmet’i şaşırtalım. Senin ödevini ben alayım ve inceleyeyim notunu oradan vereyim. Sen de yeni bir sunum hazırla bu sunumda etrafta gördüğün yazım yanlışları ve onların hikayeleri olsun. Tüm kuralları değil de en çok yanlış kullanımı olanları bulmaya çalış bakalım neler bulacaksın.
Ayla: Tamam öğretmenim. Bugün etrafta yazım denetmeni olarak gezeceğim. Bakalım neler bulacağım.
(Ertesi gün) Ayla: (Heyecanla gelir.) Ahmet bugün sıkılmaya hazır mısın ? Ben sunum yapacağım.
Ahmet: Offf Ayla öğretmene biraz etseydin şimdi bunu yapmazdın. Gerçekten çok sıkıcı olacak.
(Ders başlayınca) Ayla söz alır ve sunumuna başlar.
Lütfen Biraz Türkçe (Sunum başlığı)
(Sunum başlığını gören arkadaşları gülmeye başlar.)
Son zamanlarda çevrenize dikkatle baktınız mı? Kimler neler yazmış gelin birlikte bakalım. Artık ne nasıl yazılır umursamıyoruz. Doğrusunu yanlışından ayırt edemez hale geldik; çünkü, herkes yanlış kullanmaya başladı. Bu noktada birçoğumuz doğrusunu da unuttuk. Bir yandan kısaltmalarla sosyal medyanın esprili dili devreye girdiği için bir yandan da ilkokul dilbilgisi kurallarına uyma zorunluluğumuzu
çok gerilerde bıraktığımızdan olsa gerek, yazım kurallarına hiç dikkat etmez olduk. Dilimizi yaşatalım, doğru kullanalım gibi öğretmen tavsiyeleri verecek değilim bu sunumda ; ama sık sık yapılan hatalardan ders çıkarıp en azından derdimizi anlatacak kadar doğru yazabilsek o da kafi diyorum sadece. O yüzden en sık tekrarlanan ve artık kabuklaşmış bu hatalara, bir kez daha bakalım ve düzeltme yolunda ilk adımımızı atalım.
Konuşurken herkez yazarken herkes!
Konuşma dilinde sert ünsüzleri yumuşatma ihtiyacını anlayabiliyorum da herkes yerine ısrarla herkez deme çabasını oldukça anlamsız buluyorum. Neden herkez dersin de dilini geriye atıp o z sesinin çıkarmaya zorlarsın. Tamam sen herkez de demesine de yazarken bari doğru yaz. Neyse biz ısrarla doğrusunu yazalım ki herkes herkesi doğru yazabilsin!
Bağlaç Olan De Ayrı Yazılır?
Arkadaşlar da ve de bağlaçlarını yanlış yazdığımızda her şeyi çorba ediyoruz. Kaç yaşına gelmişsin artık bağlaç olan de ve da yı da ayrı yaz. Çok zor da bir kuralı yok aslında niye bu kadar hata yapılıyor anlamıyorum. İlkokuldan beri öğrettikleri bir kural var bağlaç olan de yi cümleden çıkarıp oku eğer anlam değişmezse o bağlaçtır ve ayrı yazılır. Sosyal medyada de yi da yı ayrı yazmayan insanlara gerçekten gıcık oluyorum bence yalnız değilim.
Baş Belası ‘Şey’ Her Zaman Ayrı Yazılır!
Hayatınız boyunca en çok kullandığınız kelime ne deseler cevabınız herhalde şey olur. Beş kelimeden bir cümle kuruyorsak üçü şey oluyor. O yüzden şey önemli. Madem bu kadar çok kullanıyoruz o zaman doğru kullanalım. Şey kelimesi her zaman ayrı yazılır diye bir kural öğrendik vakti zamanında. Her şey, hiçbir şey, herhangi bir şey… örnekler çoğaltılabilir. Sonuç: şey ayrı yazılır, bir şeyin yanına şey iliştirmeyiniz.
Bunlar Da Kulağımıza Küpe Olsun Dediklerimiz!
Mesela veya bağlacı bitişik yazılır. Ve ya şeklinde ayırmak yanlıştır. Yemesi ayrı güzel karnabahar genelde karnıbahar diye yazılır ama yanlıştır. Söylerken karnıbahar deyiniz siz ama yazarken doğrusunu yazalım. Hapşuuu diye ortalığı inletenler olur hapşırırken. Doğrusu hapşırmaktır, hapşurmak değildir. Fasülye diye okuyun yine; fakat, doğru yazımı fasulyedir. Yanlız değil yalnız deyip hatırlatmakta fayda var. Maydonoz yerine maydanoz yazıyoruz.
Birilerine naçizane tavsiyeleriniz olsun nacizane değil. Şarkılara ritm tutmuyoruz ritim tutuyoruz. Sabahları yemesek daha iyi dedirten cinsten bir örnek de poğaça. Bazen poaça bazen poğça, kimisi diyor poça. Hepsi birbirinden zahmetli yanlışları bir kenara bırakıyoruz ve doğrusunu kullanıyoruz. Son olarak da vejeteryan diyoruz yazarken ise doğrusunu yani vejetaryen yazıyoruz. Bunların hepsini kulağımıza küpe yapıyoruz.
Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi
Proje Ekibi Senaryosu
"Geçmişten Geleceğe"
18 Ekim 1980
Sakin bir sonbahar günüydü. Avni her zamanki gibi zaman makinesi üzerinde uğraşıyordu. Uzun süren çalışmalar sonunda artık makinenin son rötuşlarını yapıyor ve heyecanlı heyecanlı şarkı söylüyordu.
- Oldu! Oldu! Bitirdim sonunda!
Çırağı:
- Hadi ordan! Öyle bir şeyi gerçekten bitirmen imkansız.
Avni:
- İster inan ister inanma bu gece kullanmaya çalışacağım.
Çırağı:
- Başına bir şey gelmediği sürece istediğini deneyebilirsin. Ama gitmeni tavsiye etmiyorum. Ya gidip dönemezsen?
Avni:
- Başıma ilk kez bir şey gelmiyor , sıkıntı çıkacağını sanmıyorum.
Akşama doğru Avni yolculuk hazırlıklarına başlar. Yıllardır hayalini kurduğu yolculuğu yapacağı için çok heyecanlıdır. Saat 23.59’da Ahşaptan bir çantaya benzeyen zaman makinesini açar ve üzerindeki çarkları çevirmeye başlar. Bu işlem ile birlikte gözleri kamaşır.
18 Ekim 2020
Avni kendini bir tuvalette bulur. Bu bir AVM tuvaletiydi. Gözlerini elleri ile ovaladıktan sonra gözlerini açar ve heyecanla etrafına bakınır.
- Neredeyim ben? Başardım! Başardım! Gerçekten başardım!
Tuvaletten çıkar aynada ortası kel yanlardan uzattığı saçlarını düzelttikten sonra AVM koridoruna çıkar. Heyecanlı heyecanlı etrafa bakınırken masaları düzelten bir garson görür ve yanına gider.
- (Gülümseyerek) Öncelikle merhaba, bugüne ait gazetenizi rica edebilir miyim acaba?
Garson:
- Ne gazetesi amcacım. Twitter’dan takip ediyorum ben haberleri.
Avni:
- O da ne oluyor, gazeteniz yok mu?
Garson:
- Kaçıncı yüzyıldayız amca hala Twitter ne bilmiyor musun? Torunlarından falan görmedin mi hiç?
Avni:
- Hangi yıldayız peki?
Garson:
- Sosyal deney falan mı bu beni mi trollüyorsun anlamadım ki, 2020 yılındayız.
Avni:
- (Parmağıyla göstererek) 2020’deyiz demek... Şu köfte ekmekten alabilir miyim acaba?
Garson:
- (Güler) Köfte ekmek mi? Amca ben sana menü getireyim
Avni menüyü incelemeye başlar.
Avni menüyü incelemeye başlar.
Whopper Burger , Büyük Boy Patates , Büyük Boy Kola
Big King Burger , Orta Boy Patates , Orta Boy Kola
Steakhouse Burger & Texas Smokehouse Burger , Orta Boy Patates , 1 litre kola
Big King Sandviç , Büyük Boy Patates+4’lü Soğan Halkası , 1 litre içecek
Double Cheese Burger , Mega Boy Patates , Mega Boy İçecek
Menüyü inceleyip hiçbir şey anlamadıktan sonra menüyü masaya bırakır.
- Siz bana ne verdiniz acaba Türkçe olanı yok mu bu listenin?
Garson:
- Standart menümüz o amcacım.
Avni:
- Siz ne önerirdiniz acaba?
Garson:
- Double Cheese Burger son zamanlarda trend , isterseniz ondan getireyim.
Avni:
- Tamam , ondan alayım o halde. Bir şey sipariş ettim ama ne gelecek bilmiyorum.
Garson siparişini getirir. Avni güzelce yemeğini yer ve mekandan ayrılır. Tekrardan AVM’yi gezmeye başlar. Dükkanların isimleri Avni’ye tuhaf gelir ve okumaya çalışır.
- De...façto , str... star , zaara , pul sekiz bear star buck , de sekiz re , mece donald... Bunlar ne ya? Kendimi ülkemde yabancı gibi hissediyorum. Bize ne olmuş böyle? İnsanların konuşması , tarzı her şeyi değişmiş
Avni AVM’de gezerken insanların ona olan garip bakışlarını fark eder. Bu bakışlardan kurtulmak için bir çözüm yolu arar. Bir kıyafet mağazasına doğru ilerlerken bir anne ile çocuğunu görür.
- Anne , anne! Bak Bilgecan dede.
Çocuk annesinin elini bırakıp Avni’ye doğru koşar. Avni’nin elinde olan çanta şeklindeki zaman makinesiyle uğraşmaya başlar.
Avni:
- (Zaman makinesini yukarı kaldırarak) Dur, dur. Dikkat et , ne yapıyorsun evladım?
Anne:
- Birlikte bir fotonuzu çekebilir miyim?
Avni:
- Ne to ne to?
Anne:
- Fotoğrafını çekebilir miyim?
Kadın Avni’den cevap beklemeden çocuğu ile birlikte Avni’nin bir fotoğrafını çeker ve Anne çocuk uzaklaşırlar.
Avni kıyafetlerinin bu zaman uymadığını düşünerek bir mağazaya doğru ilerler. Henüz kapıdayken bir satış görevlisi ile karşılaşır.
Satış Görevlisi
- Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim?
Avni:
- Üst-baş bakıyorum
Satış Görevlisi
- Tabii ne tarz bir şeyler istersiniz casual bir şeyler mi yoksa elegant bir şeyler mi bakıyorsunuz?
Avni:
- Hee... Gömlek pantolon bakıyorum.
Satış Görevlisi:
- Hangi beden istiyorsunuz?
Avni:
- 1 beden istiyorum.
Satış Görevlisi:
- Small mu demek istiyorsunuz?
Avni:
- Hayır , 1 beden istiyorum.
Satış Görevlisi:
- (Gözlerini devirerek) Tamam beyefendi modellerimiz şu tarafta... Bu tarafta natural ve polyster kumaşlardan ürünler bulunmakta.
Avni:
- (Bir tane seçip eline alır) Bu olsun güzelmiş.
Satış Görevlisi:
- Bir de pantolon bakalım size. Ne tarz bir jean bakıyordunuz? Skinny ,mom jeans , boyfriend...
Avni:
- (Askıdaki pantalonu göstererek) Bunu beğendim bunu alayım.
Kıyafetlerini deneme kabininde dener. Ürünlerle birlikte mağazadan çıkar. Yeni kıyafetleri ile birlikte AVM’de gezerken burnuna güzel bir kahve kokusu gelir ve nereden geldiğini bulmaya çalışır. Dükkanlardan birinden elinde bardaklarla çıkan kişileri görür. İçeri girer ve bir masaya oturur.
Uzun süre bekler ve bu sürenin sonunda personellerden biri onu fark edip yanına gelir.
Personel:
- Bir sorun mu vardı?
Avni:
- Hayır sipariş vermek için garsonun gelmesini bekliyorum.
Personel:
- (Gülümseyerek) Burada self-servis çalışıyoruz.
Avni:
- Nasıl yani? Ne yapmam gerekiyor?
Personel:
- Kahve almak için sıraya girmeniz gerekiyor.
Bunun üzerine Avni yerinden kalkar ve sırada beklemeye başlar. Bu sırada kasa sorumlusunun kafasının üzerinde duran tabeladan kahvelere bakar.
Starbucks Menü
Uzun süre bekledikten sonra sıra Avni’ye gelir.
Avni:
- Bir Türk kahvesi alabilir miyim?
Kasa Sorumlusu:
- Tall , grande , venti?
Avni:
- Evet.
Zorlu bir mücadelenin ardından Avni kahvesini alır ve dükkandan çıkar. Elinde kahvesiyle yürümeye başlar. İleride bir insan topluluğu görür ve oraya doğru ilerler.
Duygu Üveyaslan:
- Hello canım DÜFC (Duygu Üveyaslan Fan Club) ailem, uzun zamandır planladığım bu eventi sonunda gerçekleştirdik.
(Kalabalık bağırıp alkışlar.)
Duygu Üveyaslan:
- Çektiğiniz fotoları story atarken beni taglemeyi unutmayın!
Avni:
- Son bir dakikadır konuşulan hiçbir şeyi anlamadım. Stori... ivent... teklemek... bunlar da ne demek? İyi ki bu yüzyıllarda yaşamıyorum. Evime , yaşadığım yıllara, geri dönmek istiyorum.
2020 insanının Türk dilini böyle kötü kullanması Avni’yi çok sinirlendirir , bir o kadar üzer.
Avni kahvesini bir kenara bıraktıktan sonra sabah geldiği yere , AVM tuvaletine gider ve zaman makinesini kendi yaşadığı zamana ayarlar. Ardından makineyi çalıştırır.
19 Ekim 1980
Avni atölyesine geri geldiğinde çırağı atölyeyi topluyordur. Hızlı adımlarla çırağına sarılır.
Avni:
- Sen haklıydın asla geleceğe gitmemeliydim. Başıma neler geldi bir duysan inanamazsın.
Ardından Avni başından geçen her şeyi en ufak ayrıntısına kadar çırağına anlatır.
Çırak:
- Usta sen neler yaşamışsın böyle. Ben dedim ama sana.
Avni:
- Ya işte öyle. Geleceği inşaa etmeye bugünden başlamalıyım. Bir görsen her yerde yabancı dille yazılan tabelalar , yiyecekler , kahveler... İnsanların konuşmaları, her şey, bozulmuş. Biz dili ne kadar iyi tanıyor dili ne kadar iyi kullanıyorsak iletişimimiz o kadar iyi olacaktır. Artık kendimi Türkçe’nin korunmasına ve düzgün kullanılmasına adayacağım.
Serap DEMİR/Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi/
Cafer T. , Sümeyye Ö. ,Betül N.
Senaryo
Sahne 1 / Salon / Anne, Baba ve Umay
Televizyonda bir film oynamaktadır. Anne, baba ve Umay sessizce filmi izler.
Film ara verir ve reklam başlar.
Filmden pek etkilenmeyen Umay ayağa kalkar. Koltuğun üzerine koyduğu telefonu alır.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $11.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $11.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!