Dergimizde size ünlü Türk matematikçilerimiz Ali Kuşçu, Ulu Bey , Kerem Erim ve Selman Akbulutu tanıtmak istedik. Keyifli okumalar...

ALİ KUŞÇU KİMDİR?
Timur İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nda astronom, matematikçi ve dil bilimci olarak tanınır.
Ali Kuşçu, 1403 yılında Semerkant’ta dünyaya gözlerini açtı. “Kuşçu” lakabı, Timur İmparatorluğu’nun Sultanı Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olan babasından gelmektedir. Küçük yaşlardan itibaren iyi bir eğitim aldı. Dönemin önemli bilginlerinden Bursalı Kadızade Rumi, Gıyaseddin Cemşid ve Uluğ Bey’den matematik ve astronomi alanlarında dersler aldı. Bilgisi ve zekasıyla Uluğ Bey’in dikkatini çeken Ali Kuşçu, 1420 yılında Uluğ Bey’in kurduğu rasathanenin müdürü oldu.
Kendisini geliştirmek için gittiği Kirman’da “Hall-ü Eşkal-i Kamer” ve “Şerh-i Tecrid” adlı eserini yazdı. Uluğ Bey’in 1449 yılında öldürülmesinden sonra Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan‘ın yanına Tebriz’e gitti.
Osmanlı Devleti ile Akkoyunlular arasında yapılan barış görüşmeleri için İstanbul’a gitti. Ali Kuşçu’nun bilgisine hayran olan Fatih Sultan Mehmet, kendisinden İstanbul’da kalmasını istedi. Elçilik görevini tamamladıktan sonra İstanbul’a geldi. Ayasofya Medresesi’ne müderris olarak atandı. Burada görev yaptığı süre boyunca hem bilimsel çalışmalarda bulundu, hem de dersler verdi. Ali Kuşçu, 16 Aralık 1474 tarihinde hayata gözlerini yumdu.


ALİ KUŞÇU'NUN FOTOĞRAFLARI

Ali Kuşçu'nun çalışmaları kelam, dil bilgisi ve matematik, astronomi yönünde gelişti. Adudüddin'in Risale-i Adüdiye'sine (Adudüddin'in Risalesi) yaptığı yorumlar ve özellikle Unkud-üz-Zevahir fi Nazm-ül-Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım) isimli eserleri önemlidir.
Astronomi konusunda ise Farsça yazdığı Riselet-ül fi'l hey'et (Astronomi Risalesi) başta gelir. Eser, bazı ilâvelerle Arapçaya çevrildi. Ali Kuşçu bu nüshaya Risalet-ül-Fethiye (Fetih Risalesi) adını vererek İkinci Mehmet'e sundu.
ALİ KUŞÇU'NUN ESERLERİ

• Buhara ve Semerkant’ta iki medrese yaptırmıştır.
• Semerkant’ta bir rasathane kurmuştur.
• Astronomik aletler yapmıştır.
• Gökyüzünün bir haritasını yapmıştır.
• Zic-i Uluğ Bey ‘i yazmıştır. (Bu eser astronomik gözlem sonuçlarının bir çizelge halinde verildiği bir eserdi.)
• Ay üzerinde bir kratere ismi verilmiştir.
• Trigonometri konusunda araştırmalar yapmıştır.


ULUĞ BEY'İN FOTOĞRAFLARI
ULUĞ BEY'İN ESERLERİ
Uluğ Bey, Semerkant'ta bir medrese ve bir de rasathane yaptırmıştır. Kadızade Rumi bu medreseye başkanlık etmiştir. Rasathane için yörede bulunan tüm mühendis, alim ve ustaları Semerkant'a çağırmıştır. Kendisi için de bu rasathanede bir oda yaptırarak tüm duvar ve tavanları gök cisimlerinin manzaralarıyla ve resimleriyle süsletmişti. Bu gözlemevinde yapılan gözlemler, ancak on iki yılda bitirilebilmiştir. Gözlemevinin yönetimini Bursalı Kadızade Rumi ile Cemşid'e vermiştir. Cemşid, gözlemlere başlandığı sırada ve Kadızade' de gözlemler bitmeden ölmüştür. Gözlemevinin tüm işleri o zaman genç olan Ali Kuşçu'ya kalmıştır. Bu gözlem üzerine Uluğ Bey, ünlü "Zeycini" düzenlemiş ve bitirmiştir. Bu eser, birkaç yüzyıl doğuda ve batıda faydalanılacak bir eser olmuştur.
KERİM ERİM KİMDİR?
Kerim Erim (d. 1 Şubat 1894, İstanbul - ö. 28 Aralık 1952), Türk ordinaryüs matematikçi.
İlk doktoralı Türk matematikçidir. Doktora derecesini 1919'da Almanya’nın Erlangen kentindeki Frederich-Alexanders Üniversitesi’nden aldı. Türkiye'de yüksek matematik öğretiminin yaygınlaşmasında ve çağdaş matematiğin yerleşmesinde etkin rol oynadı; mekaniğin matematik esaslara dayandırılmasına öncülük etti. Türkiye'de bir matematik doktorası yöneten ilk bilim adamı oldu.
Kerim Bey, 1933’teki Üniversite reformunu hazırlayan kurulda yer aldı. Yüksek Mühendis Mektebi'nde ders vermeye devam ederken yeni kurulan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde analiz profesörü ve dekan olarak görev yaptı. Ancak kısa bir süre sonra dekanlıktan ayrıldı. Uzun zaman her iki kurumda dersler vererek eğitim faaliyetlerini sürdürdü. Fakülteden ayrılan Richard von Mises’in yerine 1940 yılında İstanbul Üniversitesi Matematik Enstitüsü başkanlığına getirildi ve 1952’deki ölümüne kadar başkanlığı sürdürdü.
1946 yılında TBMM'de kabul edilen bir kanunla bir öğretim üyesinin aynı anda iki üniversitede çalışması sona erdirilmiştir. Kerim Erim bu kanuna uymak için İTÜ'deki görevinden ayrılmış, İstanbul Üniversitesi'ndeki görevine ise devam etmiştir; 1948’de yeniden dekan seçildi ve 2 yıl boyunca Fen Fakültesi dekanlığı yaptı.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) -
BUY THIS BOOK
(from $3.79+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!