
Tarih Sahnesinden
Tiyatro Sahnesine



Âbâdî: Bayındırlık, mamurluk, şenlik


SERDAR.AAİHL
Beyati:Türk müziğinin en yaygın makamlarındandır, hâlâ kullanılmaktadır


İLAYDA.AAİHL

Canfes: 1. İnce dokunmuş, parlak ve üzerinde desen bulunmayan ama açıklı koyulu iki renk gibi görünen ipekli kumaş.
2. Bu kumaştan yapılmış (giyecek vb.).


SERDAR.AAİHL
Hanende: Şarkıcı


AKSANA.NESİMİMEKTEBİ
Hisar-bûselik : Türk müziğinin yaklaşık olarak iki buçuk asırlık bir mürekkep makamıdır; hisar ve puselik makamlarından mürekkeptir.


İLAYDA.AAİHL
Hünkâr: Padişah, hükümdar, sultan


AKSANA.NESİMİMEKTEBİ

Musahib: Sohbet arkadaşı


YUSUF ZİYA.AAİHL
Neva: 1. Ses, sada, makam, ahenk, name.
2. Türk müziğinin 7 numaralı makamı olup en eski makamlarından biridir.


PELİN.AAL
Nihal: Fidan.


PELİN.AAL
Râst: Türk müziğinin 4 numaralı basit makamı.


YAREN.AAL



YUSUF ZİYA.AAİHL



Sazende: Çalgıcı

Uşşâk: 1. Âşıklar.
2. Türk müziğinde 5 numaralı makamdır, en eski makamlardandır.


YAREN.AAL


Şehnâz –bûselik: Türk müziğinin en az altı asırlık bir makamıdır. Basit ve mürekkep olmak üzere iki çeşidi vardır.
Mürekkep: Terkip edilmiş, iki veya daha çok ögenin karışmasından meydana gelen.




Yürük semâî: Türk müziğindeki şekillerden biri. Söz eserlerine mahsus klasik formların büyüklerindendir.


Hicâz: Türk müziğinin 8 numaralı basit makamıdır. En eski zamanlardan olup hâlen rağbetle kullanılmaktadır.


Köçekçe: Şen, kıvrak oyun havası.


Ferah-nâk: Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. Tahminen 1820'lerde Şakir Ağa tarafından terkip edilmiştir.


Fasıl: Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste.


Hüzzâm: Türk müziğinin mürekkep makamlarından olup yoğun hüzün arz eder.


Meyân: Şarkı ve bestelerin üçüncü dizesi.


Taksim: Şark müziğinde faslın başında ve ortasında yalnız bir şarkıcı tarafından akıldan yapılan bir gezinti.


Meşkhâne: Müzik talimi yapılan yer.
Dîde: Göz.




Ser: Baş.


Sikke: Mevlevî külahı.
Pîr:Bir tarikatin ilk kurucusu, tarikat şeyhi.


Gül-i zar: Gül bahçesi.


Cihâr: Dört.


sulta : Baskı,otarite .


Çerâğ: Fitil, kandil.


Pervâne: Geceleri ışığın sonunda dönen küçük kelebek.


Çarh: Felek, gök.


Melâhat: Güzellik, yüz güzelliği.


Lütf-ı Şehenşâh: Padişahlar padişahının lütfu.


Zülf: Yanağa dökülen saç, sevgilinin saçı.


Seyhan.EMTAL
Kavlî: Sözle ilgili, sözde


Ayşenur.YTÜMTAL
Dilber-i nadide: Pek değerli sevgili.


Seyit.ANKARA


Kâmet-i müstesnâ: Sıradışı boy.
Seyit.ANKARA


Üftâde: 1.Düşmüş, düşkün; biçare. 2.Âşık.
Seyit.ANKARA


Muzıka-i Hümâyûn: Sarayın Batılı tarz müzik yapan askerî bando takımı (II. Mahmut Dönemi).
Celalettin.AKDAĞ
Tîr-i sitem: Sitem oku.


Celalettin.AKDAĞ
Peşrev: Türk müziğinin en bilinen saz eseri formudur.


Seyhan.EMTAL
Hercâî: Kararsız, sebatsız.


Hale.EMTAL
Vîrâne: Yıkık, harap yer.


Hale.EMTAL
Müsrif: Savurgan, tutumsuz.


Ayşenur.YTÜMTAL
Mübtelâ: 1.Düşkün. 2.Tutkun, tutulmuş.


Hale.EMTAL


Tir-i müje: Kirpik oku.
Sude Bolluca
Bende: Köle.



Esman Shamaxı
Sine-i sûzân: Yürek yakıcı.


Emre Akdağ
Nigeh (nigâh): Bakış.


Azra Aaihl
Sayd: I.Av. 2. Avlama, avlanma.


Yunus Ankara
Bîpervâ: Pervasız, ilgisiz.


Sude Bolluca
Sû(y): Taraf, cihet, yan.


Esman Shamaxı
Yârân: Dostlar, sevgililer.


Emre Akdağ
Hazân: Sonbahar, güz.




Yunus Ankara
Sühendân: Söz bilen, güzel söyleyen.


Azra Aaihl


DİLBER: Gönlü alıp götüren, sevgili.


Dil-i Biçare: Çaresiz gönül


Gülfem: Gül ağızlı,
gül dudaklı / sevgili


Hüsn: Güzellik


Mahbub: Sevgili


Mâh: Ay


Mecruh: Yaralanmış


Nazir: Benzer, eş


Tig: Kılıç


Nigâh: Bakış, göz


Sümbülzar: Sümbül bahçesi


Vals: Batı kökenli bir dans


Reftar:Yürüyüş, hareket; salınarak edalı yürüyüş.


Kamet-i ar'ar:Selvi boyu gibi boy.


Ferahfezâ: Alaturka müzikte yegah perdesinde karar kılan makamlardan biri.


Sultânî-yegâh: Bir makam dizisinin kendi yerinden başka bir perde üzerine göçürülmesi


Eviç bûselik (evc-i pûselik): İki asırlık bir mürekkep makamıdır.


Şehnaz bûselik: Türk müziğinin en az altı asırlık bir makamıdır.


H isar bûselik: Türk müziğininen tahmin iki buçuk asırlık bir mürekkep makamıdır.


Eflâk: 1.Felekler, gökler, küreler, zamanlar. 2.Bahtlar, talihler, kaderler.


Subh: Sabah.


Cûş etmek: Coşmak.


Ahval: Hâller, durumlar.


Âfet: 1.Büyük felâket, belâ. 2.Çok güzel insan.


Çak-ı girîbân: 1.Yaka yırtmacı, 2.Sabahın aydınlığı.


Şem:mmum


Şu'le: Alev.


Fend: Hile.


Mekîn: 1.Oturan, yerleşen. 2.Vakarlı, temkinli, vakar sahibi.


Şeydâ: Aşktan aklını kaybetmiş, divane, aşık, şaşkın.


Serkeş: Dikbaşlı, başkaldıran; inatçı.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $27.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $27.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!