Kapak ve kitap içi çizimler Anastasia Suvorova'ya aittir.


Saram, Bay Karga'nın elinden tutarak etrafta dolaşırken içindeki huzursuzluğu bastıramıyordu. Bay Tilki de onlarla gelmişti, Bay Karga'nın işi çıkıp da uçup gidene kadar beraberce sohbet ederek gezindiler. Saram sevdikleriyle vakit geçirmiş olsa da huzursuzdu. Uzun süredir aklında yer etmiş sorular, bugünlerde onu daha da bunaltmıştı. Ormanda yapılacak pek iş kalmamıştı, kış için lazım olanları o ve diğer büyükler yazın çokça çalışarak hazırlamışlardı. Her kış, yapacak başka işi olmadığı için Saram çokça düşünürdü.
Bay Ayı, düşünmenin işşizlikten kaynaklandığını söylüyordu. Bay Karga, Bay Ayı'ya bu konudaki görüşlerini kendine saklamasını söylemişse de Saram'a göre Bay Ayı haklıydı, belki de bu kadar düşünmemeliydi.
"Aklın nerelerde geziniyor Saram?" diye sordu Bay Tilki aniden Saram'ı dalgınlık uykusundan uyandırarak. Saram derince nefes aldı ve sessizliğe gömüldü.
Bay Tilki ormandaki herkes tarafından zeki olarak tanınırdı, Saram'a göreyse bu ormandaki en zeki kişi oydu.


Onunla sohbet etmek Saram'a o kadar keyif verirdi ki akşam olup da kendi evine dönme zamanı geldiğine çok üzülürdü. Saram soruya sessiz kalsa da Bay Tilki her zamanki gibi "Anlıyorum." dedi. "Aynı şeyleri düşünüyorsun. Bize benzemediğin için mutsuzsun, değil mi?"
Saram daha derin bir hüzne boğuldu. "Sizi çok seviyorum Bay Tilki. Sizi sevmediğimi düşünmeyin sakın! Bu ormandaki hiçbir canlıya benzemediğimi herkes biliyor. Herkes beni seviyor, biliyorum ama ben sizden biri değilmiş gibi hissediyorum bazen."
Bay Tilki kaşlarını çattı. "Bu düşüncelerini diğerlerine neden hiçbir zaman söylemiyorsun?" diye sordu.
Bu soru bile Saram'ın yanaklarını kızartmaya yetmişti. "Ben..." dedi başını öne eğerek, "Bana kırılmalarından korkuyorum. Bayan Ayı beni kendi çocuklarından ayırmıyor, Bay Karga her gün yemeğim var mı diye bakmaya geliyor. Siz her zaman benimle sohbet ediyorsunuz. Nasıl kendimi farklı hissettiğimi söyleyebilirim? Bana kırılıp gücenmezler mi?"
Bay Tilki bu sefer gülümsedi. "Bu oldukça yaygın bir yanlış düşüncedir." dedi. Saram şaşkınlıkla ona baktığında Bay Tilki devam etti, "Hisler yanlış olamaz, Saram. Hissettiğin şeyler yüzünden kendini yargılayamazsın. Herkesin seni çok sevdiğini söylüyorsun. Peki onlara hislerini söylersen seni daha az mı sevecekler? Seni hislerinle kabul etmeyecekler mi sanıyorsun? Öyleyse bu gerçek bir sevgi mi sence?"
Saram şaşırmıştı. Hiç böyle düşünmemişti. Her zaman diğerlerinden çekinmiş ve farklı hissettiği için kötü hissetmişti.

O gün evine döndüğünde bu düşünceler Saram'ın aklını kurcaladı. Ormanın bütün sakinleri, Saram'ın henüz küçük bir yaratıkken ve konuşamıyorken Bayan Ayı tarafından Mavi Yol'da, bir sepetin içinde bulunduğunu bilirlerdi. Saram ise bu olanları hiç hatırlamıyordu. Diğer sakinler hatırlamamasının, uzun günlerce konuşamamasının normal olduğunu söylemişlerdi ama kimse emin değil gibiydi. Ayrıca büyüklerin söylediğine göre o yıllarda Saram'ın boyutları minicikmiş, hep ağlıyor, çokça süt içiyor ve düzgünce yürüyemiyormuş.

Yine de burada kimse Saram'ın nereden geldiği ile ilgili konuşmazdı. Onu kim doğurmuştu? Kendi annesi neredeydi ve Saram neden hiçbir sakine benzemiyordu? Bunları konuşmamak ormanda bir tür görgü kuralı haline gelmişti ve yıllar geçtikçe bu sorular unutuldu.
Ama Saram hiçbirini unutamadı.

Bitmek bilmeyen sorular Saram'ı uzun zamandır rahatsız ediyordu ve Saram ne zaman içi sorularla dolsa Bayan Ayı'nın onu bulduğu
Mavi Yol'a gider, bir umut annesinin geri gelmesini beklerdi. Kış günleri böylece geçerdi ve Saram, Bay Tilki dışında kimseye derdini anlatmayı hiç düşünmemiş, hep onlardan çekinmişti.



Bay Tilkiyle konuştuğu gece Saram, düşüncelerini orman sakini büyükleriyle paylaşmadığı sürece rahata eremeyeceğini anladı. Düşüncelerini ifade etmezse karşısındakilere karşı tamamen samimi olamazdı, gerçek duygularını paylaşmazsa sorununa çözüm bulamayacaktı. Neden onlardan farklı olduğunu hiç bilemeyecekti. Bilmek istiyordu. Bilmek için bir şey yapmak istiyordu. Kararını vermişti. Yarın Bay Kuş ile herkese haber salacak, tüm büyüklerin toplandığı bir yemek daveti verecek ve onlarla hislerini paylaşacaktı.

Ertesi gün Bay Kuş, tüm orman büyüklerine haber vermişti. Saram herkes için güzel yemekler yapmıştı. Bay ve Bayan Ayı ailesi, Bayan Karga ve Kargacıklar, Bay Tilki, Bayan Keklik, Bay Kunduz gelmişlerdi bile. Herkes geldiğinde ve Saram ikramları sunduğunda mutluluk dolu sohbetler başladı. Herkes Saram'ın el lezzetini övdü, Bayan Ayı gururlanmıştı. Sohbet devam ederken Bay Tilki Saram'a göz kırptı ve bu Saram'ın cesaret için beklediği işaretti belki de. "Buraya sizi davet etmemin başka bir sebebi var."dedi. Herkes sessizleşti.
Meraklı gözlerle kıza bakıyorlardı. Saram da çok gerilmişti ama Bay Tilki'nin heyecan ve güvenle parlayan gözleri onu konuşmaya, devam etmeye zorluyordu. "Uzun zamandır düşündüğüm ama size söylemeye çekindiğim bir şey var. Neden sizden farklı olduğumu merak ediyorum. Neden ince parmaklarım var, pençelerim yok? Ayak parmaklarımın arası bile açık. Bu hangi av esnasında yardımcı olur ki? Neden kanatlarım veya keskin dişlerim yok? Tüm bunları merak edip durdum."

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(7)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.39+) - DOWNLOAD
- LIKE (7)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(7)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!