




BU KİTAP
ASİL NADİR İLKOKULU
SINIF ÖĞRETMENİ PELİN ÜNVER EDİTÖRLÜĞÜ İLE
4/A SINIFI ÖĞRENCİLERİ TARAFINDAN YAZILMIŞTIR.
ÖNSÖZ:
İnsanların birçok ihtiyacı vardır. Bunların en önemlilerinden biri anlaşılma ihtiyacıdır.
Anlaşılma ihtiyacını karşılamak için sese, söze gerek duyarız. Duygu, hayal ve düşüncelerimizi sözlü veya yazılı olarak anlatırız.
“ Söz uçar, yazı kalır.” demişler. Unutulmasını istemediğimiz veya daha çok kişiyle paylaşmak istediğimiz duygu,düşünce ve hayallerimizi yazarak kalıcı hale getiririz.
İlkokulda yazdığımız ilk cümle, ortaokul kitabında yazılı kalmış bir arkadaş sözü, gençlik yıllarında öylesine bir kağıda duygularımızı döktüğümüz bir şiir ,sonraki yıllarda elimize geçtiğinde kendimizi ne kadar iyi hissederiz, öyle değil mi?
Öğrencilerimizle yaptığımız bu kitap yolculuğu da onların kendilerini ifade etmelerinde önemli bir yere sahip olacak ve gelecekte kitabı ellerine her aldıklarında daha küçücük yaşta bunu başardıkları için kendileriyle gurur duymalarını sağlayacaktır.
Bu kitapta eseri bulunan , geleceğin şairi veya yazarı olma yolunda ilk adımlarını atan tüm öğrencilerimi kutluyorum.
Pelin ÜNVER
4/A Sınıfı Öğretmeni
İÇİNDEKİLER:
Çağan Berk İNGİLTERE
Çağan ve ekibi İngiltere’ye gidecekleri için çok heyecanlıydılar.Bunun için sabahın erken saatlerinde ekip arkadaşlarımla yola çıktık.Hepimiz çok hızlı bir şekilde hazırlanıp ekibimizin üyelerinden biri olan Ada’nın evinde toplancak,Ada hazır olunca Ada’yı da alıp uçağa bincektik.
Uçak ile İngiltere’ye gidecektik.Uçağa binip İngiltere’nin başkenti Londra’ya gittik.İngiltere’de dört gün kalacaktık .Eşyalarımızı yerleştirdik.İlk gün biraz dinlendik, oyun oynadık, ve çevremizi tanımaya çalıştık. Ertesi gün Zeyzeyder ekibi zeytin ve zeytin ağaçları ile ilgili araştırma yapmak için bilgisayarlarımızı açtık.Zeytin ve zeytin ağaçları ile ilgili araştırma yaptıktan sonra zeytin,zeytin ağaçları ile ilgili video izledikten sonra karnımızın acıktığını fark edip İngiltere’nin en ünlü restoranlarına gidip fish and chips yedik.Markete gidip yiyecekler aldık.Yiyecekleri alıp eve götürüp buzdolabına yerleştirdik .Ağaçlara bakmak için dışarı çıkınca ağaçlara zarar vermekte olan kişileri görünce onları uyarıp ağaçlara zarar vermenin kötü bir şey olduğunu söyleyip onlara ağaçlara zarar vermek ile ilgili bir video açtık.Onlar videoyu izledikten sonra özür dileyip kaçtılar.

İngiltere’ye çok önemli bir amaç için gitmiştik.Bu amacımızın yanında büyüleyici şehirleri görmek de heyecanımızı arttırıyordu.Galler,Manchester,İskoçya,Kuzey İrlanda …
Harry Potter,Alice Harikalar diyarında,Winnie The Pah gibi ünlü hikayelerin yazıldığı bu ülke tarihi binaları ile gecmişi yaşatıyor gibi.Rohald Dahl kitaplarına hayran olduğum bir yazar .Bir zamanlar burada yaşamış bir yazarın yaşadığı sokaklarda gezerken şimdi ,ben ve arkadaşlarım dünyanın ağaçlandırılması için farkındalık yaratmak için geldik.
Sabah Konsolosluklar ,Türk Dernekleri ve çeşitli okullardan oluşan bir toplulukla buluştuk. Zeytin ağaçlarının çevremiz için ,temiz hava için ,iklim için önemini anlatan sunum yaptık.Her sokak her cadde büyük yeşil alan ve yemyeşil parklarla doğa dostu olan bu ülkede kendimizi anlatmak kolay oldu.Zeytin fidanları ,tohumları ve zeytin sabunları hediye ederek Manchester’a yola çıktık.Ben ve ailemin eskiden yaşadığımız yerdi burası .Bildiğim sokaklara büyüyerek gelmiş olmak heyecanlandırdı. Eskiden tanıştığımız arkadaşlarımız ile buluştuk.
Eskiden tanıştığımız arkadaşlarımız ile buluştuk. Orada ailemiz olan Nezir amca ,Faruk amca ,Seher ablam ,kardeşim gibi olan Çınar ,Aysel teyzem ve ailemin arkadaşları karsıladı bizi.Büyük çiftliklerin olduğu köylere ulaştık. Meşhur İngiliz atları, büyük verimli yeşil topraklarda zeytin ağaçları nasıl da yakışacaktı buraya. Çiftlik sahipleri ile görüştük.Zeytin ağaçlarının İngiltere’de daha sık dikileceğini belirttiler. Cade İstanbul’a gittik. Orada arkadaşlarımız ile sohbet ederek yemek yedik.Çınar İskoçya için bizimle gelecekti. Yağmurlarıyla meşhur olan ülke yolda ilerlerken yağmur çok şiddetlendi. Yolda kaldık arabamız bozuldu gideceğimiz yere 2 saat mesafe vardı ve hava çoktan kararmıştı.Ada yolda ışıkları yanan bir yer gördüğünü söyledi.Hep birlikte biraz tedirgin biraz da mecbur kalarak oraya gittik.Kapıyı çaldık.İçeriden çok ses geliyordu.Kapı hızla açıldı içerde tuhaf kıyafetli bir sürü insanın bulunduğu bir grup karşıladı bizi.Çok korktuk. Hepimiz korkudan bayılacaktık. Ben kekeleyerek ağzımdan merhaba sözcüğünü çıkardım ve evdeki herkes kahkaha attı. Ada duruma dayanamayıp bayıldı.
Çınar :
-Durun bu sadece bir parti .Kostüm partisi yapılıyor.Sakin olun ,dedi.
Evdekiler ve biz Ada’yı kendi getirmek için içeriye taşıdık. Ada kendine gelince sohbet ederek yolda aracımızın bozulduğunu ve yağmurda kalmamak için kapılarını çaldığımızı anlattık.Onlar da yardımcı olabileceklerini söyledi. Bizi tanıdıklarına çok mutlu olduklarını anlattılar.Biz de ülkemizden getirdiğimiz zeytin sabunu ve fidelerimizden hediye ettik. Gece Faruk amca bizi almaya gelecekti.Bu sürede partide biz de vakit gecirip ,eğlendik .Faruk amca gelince partideki misafirsever grup ile vedalaşıp Manchester’a dönmek zorunda kaldık.
Çınarların evinde geceyi tamamladık artık İskoçya ve Kuzey İrlanda’ya gidemezdik vakit kalmamıştı ama buradaki dostlarımız bizim yerimize Zeyzeyder’in amaçlarına ulaşmasını sağlayacak görüşmeler yapacaklardı. Vakit azdı ve biz dönmek zorundaydık.Bu yüzden az kalan vakitte hiç uyumadan sohbet edip anılarımızı birbirimize anlatarak zaman geçirdik.Sevmek ,sevilmek ve doğa için çalışmak paha biçilmez bir değer…
EYLÜL
Serra Beren ÇİN
Zeyzeyder in bir üyesi olarak edindiğim görev için gönüllü olarak Çin e gidecektim. Bunun için sabahın erken saatlerinde ekip arkadaşlarımla yola çıktık. Hepimiz Çok heyacanla hazırlandık. Sunumlar ,zeytin fidanları ,tohumlar ,zeytinden yapılan ürünleri hediyelik olarak hazırladık. Hepsi ayrı bir emekle ,özenle hazırlandı.
Gideceğiz ülke belgesellerde ,haberlerde gördüğümüz ülkeydi ama bambaşka bir kültür ve hiç bilmediğim bir dilin konuşulduğu ülkeydi . Ekip arkadaşlarımdan Pelin daha önce Çin konsolosluğunda çalışan babası ile üç yıl Çin’de yaşamış olduğu için Çince’yi anlıyor ve konuşuyordu.Bu yüzden benim ekibimde yer almak istemişti.Çok şanslıydık.
Uçağa bindiğimizde uzun bir yolculuk başladı. Zaman nasıl geçecek diye düşünürken sohbet ederek biraz uyuyarak hızla dokuz saat gecti. Çin’in başkenti Pekin’e iner inmez bizi konsolosluktan Merve hanım karşıladı.
Yol uzundu ve karnımız acıkmıştı . Havaalanından restorana giderken lüks sarayları, tapınakları, parkları, bahçeleri, mezarları, surları ve kapıları ile tanınan Pekin’in sokaklarından geçerken tarihi yaşıyor gibiydik.. Pekin'de yedi tane UNESCO Dünya Mirası bulunmaktadır, Bu mirasın içinde bulunmak heyecan verici.
Geleneksel yemeklerin yapıldığı restorana geldiğimizde yemek kültürleri bizden farklıydı. Adını ilk kez duyduğum bir çok yemek vardı.
Bu restoranlarda yemekler hemen önünüzde piştiği için yoğun kokular arasında yemek yemek farklı bir deneyimdi. Çubuklarla çin mantısı , pekin ördeği ve sebzeli pirinç denedik.Hepsi çok lezzetliydi. Üzerine
bizim kültürümüzdeki gibi çay ikram edilince daha mutlu hissettim kendimi.
Karnımız doyunca asıl geliş amacımıza dönüp hemen zeytin ağaçlarının önemini anlatmak için sohbete başladık. Yarından itibaren Pekin’de bir haftalık sürede ulaşabildiğimiz kurum ve kuruluşlarla görüşüp hediyelerimizi vermek hem de zeytin ağacı dikip ,tohumları filizlendirmek için çalışmaları tamamlamak istiyorduk.
Devlet başkanından ile gerekli izinleri alıp önce okullarda sonra da Pekin’de tarım yapan kişilerin yer aldığı bir dernek ile görüşecektik.
Ertesi gün Pekin’de bir ilkokula götürdü bizi Merve hanım. Okula girer girmez çekik gözlü ,çok disiplinli çocuklar ve öğretmenlerle tanıştık.Oyun saatine denk gelmiştik .En meşhur oyunları olan Ejderha oyununu oynuyorlardı.Dayanamdım.İzin alıp ben de dahil oldum oyunlarına.Hepimiz tren gibi arka arkaya dizildik.Hepimiz önümüzdeki arkadaşımızın omzuna elimizi koyduk.Kocaman bir ejderha gibi olduk.En öndeki çocuk ejderhanın kafası oldu. En arkadaki çocuk yani ben kuyruk oldum.Üçten geriye sayıp oyunu başlattık. Ejderhannın kafası olan cocuk kuyruk olan çocuğu yani beni yakalamaya çalıştı.Gövdedeki çocuklarda birbirlerinden kopmamaya çalıştılar. Kopsalardı oyun biterdi. Ben iyi bir kuyruktum kafaya yakalanmamak için uzun süre dirensemde kafa olan çocuk çok iyi bir oyuncu olduğu için beni yakaladı ve ben kafa olarak oyuna devam ettim.Çok eğlendik.
Oyunun ardından tüm okul toplantı odasında toplandık .Sunumlarımızı yaparak zeytin ağaçlarının doğa için ne kadar önemli olduğunu anlattık.Derneği kurma sürecimizi amaçlarımızı anlattık.Zeytinden yapılan ürünleri tanıttık.
Zeytin ağacı ağır ve zahmetli büyümesine karşın uzun ömürlü ve dayanıklı bir ağaçtır. Bu nedenle ağaçlandırma çalışmalara küresel ısınmada da çok etkili olacaktı.Herkes dikkatle dinledi sunum bitince büyük bir alkışla beğenilerini dile getirdiler..Zeytin fidanları, tohumları ve zeytin sabunlarımızı ikram ettik.Okulun bahçesine bir fidanı hep birlikte dikip can suyunu verdik.Suyu verince topraga güneş daha da ışıldadı sanki .İçimizde kelebekler uçuşuyordu.
Sıradaki ziyaret tarım yapan dernekti. Kantonlara gittik bunun için. Çiftçiler ,üreticiler bizi dinlemek
için toplanmıştı. Meşhur selamlarını ellerini birleştirip önümüzde eğilerek yaptılar.Bizde aynı saygıyla karşılık verdik. Keşke bu anı görebilseydiniz.Burada yetişkinlerle bir arada olduğumuz için zeytin ağacının yapraklarının zararlı canlıları, ağaçtaki hastalıkları koruyan fenolik bir madde içerdiğini anlattık. Bu sebeple uzun ömürlü olan bu ağaçların çevre ve dünya için önemini uzunca konuştuk.Hediyelerimizi verip ayrıldık yanlarından.
Pelin çeviri yapmaktan biz amacımızı anlatma çabamızla yorulmuştuk. Otele doğru yola çıktık. Otele Yasak Şehir’den geçerek ulaştık.
Yaklaşık 500 yıl boyunca onlarca imparatora ev sahipliği yapmış olan Yasak Şehir epey kalabalık hem Çinli aileler, hem turistler buraya akın ediyor. Bizim dikkatimizi bilhassa çeken şeyse, Çinliler’in Şehir’in kocaman kapılarına saygıyla dokunmaları, kapıları okşayıp öpmeleri oluyor. 1406 yılında yapımına başlanan ve 1420 yılında inşası sona eren şehrin birçok yerinde heykellere, özellikle aslan heykellerine rastlıyoruz. Çatılardaki ufak heykeller de gözümüze çarpıyor. Ayrıca öğreniyoruz ki, İmparatorluk zamanında binlerce oda ve salona sahip bu şehirde yine binlerce saray mensubu kadın ve on binlerce hizmetkâr yaşamış. “Altın Su” adlı ırmağı da görünce, hayranlığımız ikiye katlanıyordu.
Bade
Zeynep Dikici - ESTONYA
Yaz tatiline girmek üzereydik. Öğretmenimiz tatilde yapmamız için bir araştırma projesi vermişti. Bu projeye göre herkes istediği bir ülkeyi seçecek ve oraya giderek o ülkeyi tanıtacaktı.
Ben Estonya'yı seçtim ve oraya gideceğim için çok heyecanlıyım. Bu planımı Duru, Melis ve Yavuz'a anlattım. Yanımda onların da olmalarını istiyordum. Öğretmenimiz ailelerimize önceden bilgilendirdiği için onlardan izin almak zor olmadı. Ailelerimizle birlikte pasaport ve uçak biletini hallettik.
On gün sonra Estonya'ya gidiyorduk. Nihayet o gün gelmişti! Duru, Melis, Yavuz ile havaalanında buluştuk. Estonya'da bize rehberlik edecek turizm acentasının yetkilileriyle bizlere göz kulak olmaları için bolca tembihlerde bulundular, artık uçmaya hazırdık. Yolculuğumuz 2 saat 40 dakika sürdü. Rehberimiz bizi otele yerleştirdi çok yorulduğumuz için yatıp dinlendik. Sabah oldu hazırlanıp dışarı çıktık. Ben sadece not defteri ve kalemi aldım yanıma. Yavuz da fotoğraf makinası getirmişti. İlk başta oranın meşhur yemeklerini denemek istedik. Kara ekmek, ringa balığı, ekşi krema sosu hepsini denedik ve not aldık. Sonra yolun kenarında harita buldum.
Üstünde Estonya'nın hangi ülkeye birleşik olduğu yazıyordu. Estonya Cumhuriyetine aitti ve haritanın içinde rulo şeklinde kağıt gizlenmişti bizde merak edip baktık. Üzerinde bir hazinenin saklı olduğu yazıyordu. Hazine bize çok yakındı bizde hazineyi alıp otele gittik. Otelde biraz kitap okuyup, dişlerimi fırçaladım ve yatağa gidecekken aklıma hazine takılmıştı. Acaba hazinenin başına birşey gelir diye korktum. Hazine Duru'daydı. Duru'yu aradım saklamasını söyledim. Bu arada Yavuz hazinenin fotoğrafını çekmişti. Çünkü başına birşey gelirse elimizde fotoğrafı vardı. Artık rahatça uyuyabilirim, sabah yine erkenden kalkılacak. Sabah oldu hızlıca hazırlanıp aşağıya indik.
Haritada 3 tane zeytin ağacının olduğunu gördük.
Hazine kutusu gömülü değildi ve zeytin ağacı da yoktu. Biz çok şaşırdık. Kafamıza takmayıp sandığı nasıl açacağımızı anlamaya çalıştık. Sandığı açmaya çalıştık içinde bir not vardı '' Doğayı koru, ağaçları kesenleri de uyar.'' Yavuz yine fotoğrafını çekti notun. Yolda yürürken çocuklar ağaçları kesiyordu. Hemen gidip onları uyardık. Bizden özür dileyip gittiler. Melis de Türkiye'den zeytin tohumu getirtmişti.
Sonra bir güzel tohumları diktik. Estonya'da bir hafta kalacaktık. Otele gidip hazırlandık. Sabaha yola çıkacaktık. Ne yaşadıysak her şeyi not aldık, fotoğraf çektik ve İzmir'e gidip öğretmenime, aileme ve arkadaşlarıma anlatacağım çok şey birikmişti.
Sabah oldu ve yola çıktık.
Eve gelip dinlendikten sonra koşarak okula gittim. Herşeyi anlatıp fotoğrafları gösterdik. Öğretmenimiz ağaçları kesenleri uyardığımız için bize teşekkür etti ve bizde çok mutlu olmuştuk.
Beril
Çok güzel bir bahar ayında zeytinler çiçek açmışken biz de grupça zeytin ağaçlarını ve zeytinin önemini anlatmak için yurt dışında da tanınması adına Japonya'nın başkenti olan Tokyo’ya gitme kararı aldık. Hedefimiz ülke ülke gezip ülkemizin güzelliklerinden olan zeytinimiz ve zeytin ağaçlarımızı tanıtıp onlardan elde edilen ürünleri dünya çapında belki de bir ticaret aracı olması için anlatmaya karar vermiştik. Tokyo'da yaşayan halka daha önceden hazırlamış olduğumuz minik hediyelik zeytin tabakları dağıttık. İletişim kurabildiğimiz kişilerle sohbet etme fırsatımız oldu. Ve zeytinlerimizden tattırdık. Japon halkı bizi sıcak karşıladı. Zeytinden üretilen mahsullerden bahsettik faydalarını anlattık. Benim ve arkadaşlarım için çok güzel bir deneyim oldu. Gerekli izinleri alarak çeşitli yerlere zeytin ağaçları diktik. Zeytin ağaçlarını diktikten birkaç gün sonra festivaller düzenledik.
Ayrıca festivalde zeytin ağacını nasıl besleyeceğimizi nasıl üreteceğimizi anlattık ve insanları bunun hakkında bilgiler verdik. Yakın zamanda herkesin bahçesinin önünden geçerken zeytin ağaçları gördük. Bu bizi çok mutlu ve gururlu hissettirdi. Ayrıca zeytin ağaçlarının hepsine teker teker isim koyduk. Yani bu zeytinleri çok sevdiğimizi ve onlarla bağlantılı olduğumuzu gösteriyordu. Sık sık arkadaşlarımla görüntülü konuşma yapıyordum arkadaşlarıma zeytinlerimin son durumlarını gösteriyordum. Arkadaşlarım benimle gurur duyuyordu. Türkiye'ye geri döndüğümüzde Japon arkadaşlarımı hatırlayıp onları aradım. Ve zeytinlerin son durumlarını sordum. Zeytinlerin çok iyi olduğunu söylediler.. Onlarabütün zeytin ağaçlarının isimlerini teker teker saydım. Aslında çoğunun ismini unutmuştum. O yüzden hepsini bir not defterine yazdım. Ve teker teker ailem ve yakınlarımdaki kişilere zeytinin önemini anlattım.
Berrak
Bir gün Berrak Arkadaşlarını aradı.Elif, Berke ve ben beraber Azerbaycan'da bir toplantı yapmaya karar verdik ve Azerbaycan'a gittik. Orda Zeytin Bahçesine doğru gittik. Orada üretimde beklenen patlama öncesinde ülkenin en verimli zeytin yetiştirilen yerinde toplantı yaptık. Toplantı da artık zeytin yetiştirip, daha planlı hareket ederek bahçeye zeytin tohumu diktik ve onu sulamaya başladık. Artık zeytinler iyice büyümüştü. Çok güzel kokuyorlardı. ZEyzedeler ile gazetenin ikinci bölümünü yazmaya karar verdik. Gazetenin ikinci bölümünü yazmaya koyulduk.ZEyzedelerin ikinci bölümünü neredeyse bitirmiştik. Zeytinler hakkında konuşup, sohbet ettik. Artık eve dönme vakti gelmişti. Biletlerimizi alıp yola çıktık. Akşam olduğunda eve varmıştık. Eve vardığımızda orada yaptığımız toplantılar sonucunda yine bulunduğumuz yere de zeytin ağacı dikmeye karar verdik. Zeytin dikmeye koyulduk. Onlara harika bir şekilde baktık. Suladık hiç ihmal etmedik. En sonunda zeyzedeler ağaçları büyümeye başladı, onlara o kadar iyi baktık ki en sonunda bir zeyzedeler ormanı oluşmuştu. Artık olan zeytinleri toplama zamanı gelmişti. Topladığımız zeytinleri güzelce yıkadık, poşetledik ve herkese dağıtmaya başladık. Dağıttığımız herkes zeytinlerimizi çok beğenmeye başlamıştı. Biz dağıttıkça herkesin beğenisini topladıkça iyice keyiflenmeye başladık. Keyiflendikçe yeni fikirler üretiyor. Ürettiğimiz fikirler doğrultusunda bu sefer zeytin yetiştirirken de farklı yöntemler deniyorduk. Bir gün zeytin tohumunu diktikten sonra ona masallar okumaya, kitaplar okumaya başladık. Bİtkiler sesimizi duyar mı nedir sanki zeytinler daha hızlı olmaya başlamıştı. Resmen bir türlü sihir gibi tohumlara ne kadar çok kitap okursak o sene daha hızlı yetişiyor gibilerdi. Kitap okuduğumuz kocaman olan zeytinleri topladık. Yİne güzelce yıkadık. Bu sefer yine süsleyip aynı şekilde insanlara dağıttık.
Dağıttığımız kim varsa herkes zeytinlerin tadına baktıkça bir daha istiyordu. Bunun üzerine her olumlu dönüşten sonra biz artık dedik ki bir de bu zeytinlerden zeytin yağı mı yapsak ? Kime versek bayılıyor, madem öyle onların yemeklerini de şenlendirelim. Tekrar aynı şekilde zeytinleri tohumunu diktik. Kitaplar okuduk, şarkılar söyledik. Büyüyüp, kocaman olan zeytinleri en sonunda bir fabrika ile anlaşıp zeytinyağı yapmaya karar verdik. Yaptığımız zeytinyağına da şöyle havalı, ismimizin geçtiği ZEYZEDER YAĞLARI diyelim dedik. Üretim aşamasında o kadar heyecanlandım ki anlatamam. En son zeytinyağı şişesinde isimlerimizi görünce sarılıp sevinçten ağladık durduk. O gün hep beraber biz de kahvaltı yapmayakarar verdik. Ortaya çıkan zeytinyağı şişemizden de kahvaltımızda ilk tadımını bizler yapmak istedik. KAhvaltıda hem kendi zeytinlerimizi hem de salatalarımıza kendi zeytinyağımızı döktük. Tadına baktığımız gibi harika olduğunu anlamamız çok kısa sürdü. O gün hayatımda yaptığım en iyi kahvaltıydı diyebilirim. En sonunda satışa çıktığında resmen satış rekorları kırmıştı. Mahallemizde kimse sorsak harika olduğunu, onunla yapılan yemeklerin tadının efsane olduğunu söylüyorlardı.
Bunları duymak beni o kadar mutlu ediyordu ki bu anıları unutmamak için anıları yazmaya karar verdim. Daha sonrasında belki bu anılarımdan bir kitap oluşturabilirim. Bu fikri aklımda tutarak uykuya daldım. Ertesi sabah Elif, Berk ve ben bir zeytin ağacı gezisine katıldık. oraya katılan ünlü kişiler bize zeytin ağacıyla ilgili bir sürü yeni bilgiler öğretti. Öğrendiğim bu bilgileri unutmamak adına dün düşündüğüm anı defterime yazmaya başladım. Gezi bittikten sonra Azerbaycan’daki ormanlarımıza gidip bakmaya ve orada bu teknikleri kullanmaya karar verdik. Ancak gittiğimizde gördüğümüz şey canımızı o kadar sıkmıştı ki açıkçası çok üzgün bir şekilde otele doğru yürüdük. Ağaçlarımız, ormanımızakimse güzelce bakmadığı için bütün zeytinleri toplayıp, ağaçları sulamadıkları için ormanımız zarar görmüştü. Akşam otelde bir toplantı düzenleyerek neler yapabileceğimizi adım adım yazdık. Saatler süren konuşmalardan sonra en sonunda ağaçlarımıza bugün öğrendiğimiz teknikleri uygulayarak ve biz olmadığımızda onlara bakacak bir çiftçi grubunu da aynı şekilde eğiterek devam edeceğimize karar verdik.
Aylar süren çalışmalar sonucunda en sonunda ormanımız eski haline dönmüştü ve biz burada olmasak bile her zaman onlara bakacak bir çiftçi grubunu da eğitmiştik. Artık gönül rahatlığıyla evimize yani Teos’a dönebiliriz. Evimize döndükten sonra ormanımıza bakmaya gittik hemen. Biz burada yokken ormanımız büyümüş, gelişmişti. Herkesi ağaçlarımızın altında piknik yaparken gördük o kadar güzel bir manzaraydı ki çok mutlu olduk. Elif , BErk ve ben oradan çok mutlu ayrıldık. İyi ki Zeyzeder Ormanlarımız ve harika zeytinlerimiz vardı.
ZEYZEYDER
DÜNYA'YA AÇILIYOR
Teos'taki ZEYZEYDER ekibinin kurul toplantısı yapıldı. Bu toplantıda herkesin zeytini korumaları için farklı ülkelere gönderilmesi kararı alındı. ÇINAR, ÖKKEŞ, RAMİS, VEYSEL ve HANS Almanya'nın MEERSBURG kentine gideceklerdi. Zeytin için en uygun iklim burada olduğu için burada araştırma yapacaklardı. Hans'ın ailesi de burada yaşıyordu. O yüzden bizlerde şanslıydık. Yolculuk için hazırlıklar başladı. Yanımıza orada kullanacak malzemeleri almamız gerekiyordu.
Yolculuğumuz MEERSBURG'a doğru başladı. Hepimiz çok heyecanlıydık. Hem yeni bir ülke görme heyecanı hem de böyle güzel bir görev için gitmemiz hepimizi ayrı heyecanlandırıyordu. Yolculuğumuz sona erdi Hans'ların evine geldik. Anne ve babası ile tanıştık. Çok tatlı insanlardı. Hans evlerini gezdirdi, Ökkeş eviniz çok güzel diye cevap verdi. Bizim burada kalma süremiz yalnızca bir aydı. Onun için süremizi çok iyi değerlendirmemiz gerekiyordu. İlk gün biraz dinlendik, oyun oynadık, ve çevremizi tanımaya çalıştık. Ertesi gün Zeyzeyder ekibi zeytin ve zeytin ağaçları ile ilgili araştırma yapmak için ekran başına geçtiler. Araştırma esnasında bir grup zeytin yetiştiriciliği yapan insanların ağaçların bakımı yapılırken içinde zehir bulunan
kimyasallar kullandıkları yazıyordu. Ekibimiz bu haberi okuyup araştırma yaparak takibe geçik ve onları suç üstü yakaladık. VEYSEL hey siz ne yapıyorsunuz,ağaçlara neden zarar veriyorsunuz diye seslenir. Zeytin düşmanı olan bu grup hemen kaçmaya başlar. Ardından hemen kovalamaca başlar. Çınar kıvrak zekası ile plan yapar. Ramis sen hemen diğer sokakta önlerini kes.Tamam o iş bende diyerek fırlar. Ramis önlerini keserek Zeyzeyder ekibi ve ağaç düşmanları karşı karşıya gelir. Neden böyle davrandıklarını sorduk zeytinlerin çabuk büyümelerini ve çok para kazanmak istediklerini söylediler Çınar ve ekip zeytinin güzelliklerini ve özelliklerini anlattılar. Zeytin düşmanları özürdileyerek uzaklaştılar. Hans bu zeytin ağaçları bize aile yadigarı diye
anlattı. Biz bunları duyunca daha çok üzüldük. Sen üzülme el birliğiyle bu ağaçları eski hallerine getirmek için çabalayacağız. Hemen işe koyulduk. Zarar gören kuruyan dalları kestik, kökleri hava alsın diye toprağı kazdık, sulama yaptık, ilaçlama yaptık. Bizim dönüş için çok az zamanımız kaldı. Zeytinler için yapılan bütün bu işlemleri Hans'ların bahçıvanı David'e anlatarak belirli zaman aralıklarında yaparsan ağaçlar kısa sürede kendini toparlar diye söyledik. Hasılat zamanı görüşmek
üzere diyerek dönüşe geçtik.
Teos'taki derneğimize gelerek yaptıklarımızı ve yaşadıklarımızı anlatarak görevimizi güzel bir şekilde tamamlamanın gururuyla oradan ayrıldık.
Çınar
ÇAĞAN DEMİR
Zeyzeyder ekibinden Çağan'a Norveç ziyareti ve minik zeytin fidanini Norveç ile
bulma görevi verilmişti. Çağan bunu duyduğunda çok sevinmişi. Bu göreve etek
hazir hem de çok heyecanlıydı. Çağan Norveç'e gitmek üzere bir uçaga binecekti,.Uçagin
Kalkış zamanı geldiğinde Çağan'ın heyecanını iyice sanatıyla buluşturuyor. 4 saatlik uçus sonrast Norveç'e
varan Çağan aylardan Temmuz olmasına ragmen üstümüstü. Norveç iklimi Türkiye'den tamam
farklıydı. Degisik lezzetleri denemeyi seven Çağan bir kafeye oturdu. Burada Norveç'
ünlü yemegi Rakfisk özellikleri. Rakfisk geleneksel bir balık yemegi idi. Çağan bu yemek için
235 Norve Kronu (NOK) ödedi. Norveç'in pahalı bir ülkenin varlığının anlamı. daha sonra
Norveç'in başkenti olan Oslo'da dolaşmaya başladı. Önce Akershus Satosunu ardindan Norve Halk Müzesini gezen Cagan daha sonra Kraliyet Sarayını ziyaret ettikten sonra
annesine burada bir hediye almak istemek Oslo'dan alınabilecek en geleneksel
Havzada gelen tek mücevherin kullanıldığı bir kolye aldı. Diger sevdikleri için de Viking magnetleri alan Çağan konaklayacagi Citybox Oslo oteline gitti.
Ertesi gün meshur olan Norve kahvaltist Rommegrot ile güne baslayan Çagan eksi
lapa gibi olan kahvaltıyı beğenmişi. Kahvalti sirasinda Norveç bitki örtüsünü arastiran
Çağan Norveç'te yaklasik 2.000 bitki türünün gücü, Doğu Norveç'te deniz seviyesinde
850 metre ve Trondheim bölgesinde 700 metre yükseklige kadar genis buzul vadilerinde kalin ladin ve çam ormanları görüldügünü, Norveç'in en dik yamaçlarında bile hus agaci,
disbudak, üvez ve titrek kavak ağaçlar yetistigini Ogrenmisti. Norveçin en büyük
ormanları, İsveç siniri ile Oslo'nun köpeğindeki Glama Nehri arasinda bulunmaktadır.
Vakit kaybetmeden Glama Nehri'ne doğru fidan ile yola gikan Çağan ormana vardiginda adeta büyülenmisti. Fidanini bu ormanla bulmanın mutlulugunu yaşayan
Çağan Fiyortları ile Unlo Flam şehrini de gördükten sonra otele dönerek esyaların alınmasından
Daha sonra görevi tamamlamış ve yeni bir görücü ülke olmanın mutluluğu ile evine dönmüştü.
Ertesi gün meshur olan Norve kahvaltist Rommegrot ile güne baslayan Çagan eksi
lapa gibi olan kahvaltıyı beğenmişi. Kahvalti sirasinda Norveç bitki örtüsünü arastiran
Çağan Norveç'te yaklasik 2.000 bitki türünün gücü, Doğu Norveç'te deniz seviyesinde
850 metre ve Trondheim bölgesinde 700 metre yükseklige kadar genis buzul vadilerinde kalin ladin ve çam ormanları görüldügünü, Norveç'in en dik yamaçlarında bile hus agaci,
disbudak, üvez ve titrek kavak ağaçlar yetistigini Ogrenmisti. Norveçin en büyük
ormanları, İsveç siniri ile Oslo'nun köpeğindeki Glama Nehri arasinda bulunmaktadır.
Vakit kaybetmeden Glama Nehri'ne doğru fidan ile yola gikan Çağan ormana vardiginda adeta büyülenmisti. Fidanini bu ormanla bulmanın mutlulugunu yaşayan
Çağan Fiyortları ile Unlo Flam şehrini de gördükten sonra otele dönerek esyaların alınmasından
Daha sonra görevi tamamlamış ve yeni bir görücü ülke olmanın mutluluğu ile evine dönmüştü.
Ece Deniz ve Can'ın Dünya turunda sıradaki durağa KORE ydi.Kore özellikle başkenti SEUL başta olmak üzere birçok güzel şehire ve yerel zengin kültürelliğe sahip bir ülkeydi.Bu üç arkadaş Koreyi ve arkadaşlarını tanıyacakları için çok heyecanlıydılar.Ayrıca ülkelerde yetişen sofralarına lezzet katan zeytini de tanıtıyorlardı.O güzel gün artık gelmişti uzun yolculuk birn sonra Koredeydiler.Arkadaşları onları hemen havasında karşıladılar.Du-ho ve Soo-yun da çok heyecanlandılar. İlk defa Türk arkadaşları olmustu.Ece Deniz ve Can iki gün boyunca bütün kore yi gezdiler ve fark ettiler ki zeytin üretimi ve tüketimi çok az. Dostlarıyla hemen bu konuyu anlattılar ama du-ho vesoo-yun bir da zeytin üretimi ve tüketimiyle ilgili hiç bir güce sahip olan gücünü gördüler. Bu durum onları çok üzmüştü.Böylesİne güzel bir ürün bilmemeleri belkide hiç yememiş olmaları çok üzücüydü. Hemen akıllarına bir fikir geldi ve Türkiye'den birkac farklı zeytin ve zeytin fidanı istediler. Bu arada zeytin üretimi için üretim alanı toplanır. Koreli arkadaşların neler yapacaklarını onlarında daha sonra zeytini nasıl yetiştirmeleri anlatılırlar projeler hazırlanırlar.Du-ho ve Soo-yun da çok ilgiliydiler bu konular. Çok verimli bir arazi arazisi buldular. Hemen işe koyuldular hava çapaladılar gübreleme işlemi yapıldı artık fidanlar dikilmeye hazırlandı. Elbirliğiyle bütün fidanları diktiler. İlaçlama yapıldı ve ardından Du-ho ve Soo-yun a bu ağaçlara nasıl bakmaları yılda kaç kez ilaçlama ve nasıl aşılama yapılması anlatıldı. Can'ın kore'deki görevlerini son bulmuştu.bir görevi daha tamamlamanın gururuyla ve başka bir şekilde çalışmak için koreden ayrıldılar.
EREN
KANADA
İlk olarak saat 12:00 da uçağa binerek 20:00 da Kanada ya çıkışlardaydık ve otelimizde orada bir süre dinlendik. Sabah olunca Zey zeyder'i yaymak için dışarı çıktık. Oradaki bir çocuk okulunun bahçesine götürüldü. Orada çocuklar misket yuvarlamaca oynuyorlardı. Bize ilk önce işlemin yapılabilmesini sağlarlar. Yere küçük bir çukur kazıp misketleri içine atmaya çalışıyorduk. Uzaktaki çukura girerse yüksek puanlar oluşursa çukura girerse daha az puan kazanırdı. Çocuklarla bu oyunu oynadıktan sonra hepimiz daha sonra okullarına gelmemiz ve oyun oynamamız için davet etiler evde davetlerini kabul etikten sonra otelimize gittik ve Zey zerder'i tanıtmak için neler yapılabileceğini başladık belli bir program hazırlandıktan sonra ertesi gün hazırlık yatıp dinlenmeye başladı.
Sabah hazırlıklarımızı tamamlayıp davet ettiğimiz okula, çocukları ziyarete gitmek üzere yola çıktık. Okula ulaştığımızda okul müdüründen ve sınıf öğretmeninden gerekli izinleri çıktıktan sonra sınıftaki zeytin ağaçları ile ilgili sohbet edip bilgi paylaşımında bulunduk, okul müdürünün de desteği ile zeyzeyder'i tüm seans tanıtım ve hatırlatma başardık fırsat bu sayede bir sürü öğrenci üyemiz oldu, okuldaki yardımla ve gönüllülerle birlikte okul bahçesine zeytin ağacları dikme imkanımız oldu. Bu etkinlik kazanan çevredeki diğer okullar da bize ulaşıp desteklerini ilettikten sonra aynı faliyetleri o okullarda da gerçekleştirdik ve bunu daha büyük kitlelere yaymak için yerel televizyon ve radyo kanallarından destek alarak ülke çapında tanınan bir dernek olmuştu. Gönüllülerin ve çalışanlara bağış yapanlar sayesinde bağışlarla bir dernek binası Kanada'daki faliyetlerimize daha da yoğunlaşarak zeytinin getirisi ülke ekonomisine olan katkılarını ve gelecek nesiller üzerinde ki olumlu olanları sunmaya devam ediyoruz.
Büyüyen ve her gün daha fazla kişiye ulaşan Zeyzeyder'in Kanada temsilciliği seçilerek dernek tarafından verilen görevler yeni okullara ve listelere ulaşarak faliyetlerimizi artırmaya devam edildi. Biz Kanada'da bu başarımızı yanlış oynadığımız oyunlarda ve bize destek olan okul müdürüne borçluyuz ve sonunda hedefimize ulaşmıştık. Acaba diğer konulardaki temsilcilerimiz neler yaptı, nasıl başarılara imza attılar bunu öğrenmek için kitabı okumak devam ediyor.
Ayaz ARSLAN
Baharın gelmesiyle arkadaşlarla kurduğumuz Zeyzeyder için planlama takvimine karar teklifi.Her birimiz farklı bir düğüm noktası olan orada Zeyzeyder'i tanıtacaktık.Ben Avrupa'nın güzel bir ülkesi olan Polonya'nın başkenti Varşova'ya seyahat edecektim.Öncelikle İzmir'den yola çıkmadan valizime Zeyzeyder ile ilgili broşür,pano,stant malzemleri,zeytin ve zeytin parçaları yerleştirmiştim.Ailemle beraber artık yolculuklar vardı.Bir Pazar sabahı İzmir'den Polonya'nın başkenti olan Varşova'ya uçağıyla kalmıştık.Varşova'nın ünlü bir meydanı olan Kale Meydanı'na yakın bir Genişletilmiş ve odamıza yerleştirilmişk.Ardından yolu yorgunluğumuzu bir kenara bırakıp,Polonya hakkında yerinde bilgi almak için dışarı çıktık.Varşova sokaklarını gezdik.Ülkemden kilometrelerce doğa için mücadele etmek, dünyamız için çalışmak beni çok mutlu ediyor.Bir an önce odama gelen birkaç gün ne de ayaktayım Aralık . Odama var olduğu gece boyunca vardı.Yarın için deneyimidum ki görünümde hayallere dalmışken uyuyakalmışım.
Sabah olduğunda güneş sanki çok daha farklı doğmuştu üzerime belki de büyük bir amacımın olması günü güzelleştiriyordu. ilk fırsatta sunumu mevcut olan Polonya Başbakanı makamında ziyaret etmek oldu. Türkiye'nin İzmir ülkesinin doğduğu yer için önemli bir yeri olan zeytin ağaçlarını korumak için kardeşlediğimiz ''Zeyzeyder'' adlı derneği anlattım.Bunun için Polonya'nın çevresine Zeyzeyder meşcereleri kapasitelerini istediğimi söyledim. anlattıktan sonra bu alanda bir yol planı hazırlandık.Ardından beni oğleden sonra Varşova'da çalışmaya başlamak için Varşova Belediye Başkanı ve Vali ile buluşturdu.Onlara da faaliyetlerimizi anlatıp çalışma planımızı gözden geçirdik.Birkaç gün daha bulunacağım Varşova'da sabaha başlamak için. Zeyzeyder'i Polonyalılara tanıtmak için sabahı iple çekiyordum.Gece boyunca planlamalar yaptım.İnternet üzerinden yapılan toplantılarda görüntülü arkadaşlarla konuştum anlattım.Yarınların işlerinde uykudaz kalmak istemem için yatağa hemen yattım.Ertesi Sabah Kale Yolunda durduk.Oradan geçen zeytinli insanları dağıtıp dağıtıp
dağıtırlar sunduk. Panoları astık.Standa yaptığımız özel fotoğraflar sayesinde zeytin hakkında her şeyi edinmişti.Gün sonunda işlem bittiği için otelden eşyalarımızı toplayıp Türkiye'ye doğru yola koyulduk.
Mira SU YILMAZ
Merhaba ben Defne. Danimarka'ya Zeyzeder'i yaymak için kardeş Mira, Mustafa ve Ege ile birlikte gittik. İlk başta Danimarka'nın başkenti olan Kopenhag'a gittik. Aradık, aradık ama hiçbir yer bulamadık. Birkaç dakika gezdikten sonra birkaç parçanın bulunduğu bir yer bulursunuz. Çok sevindim. Ancak sevincimizi bozan bir şey oldu. Kötü kalpli ağaçların ağaçları kesmeye çalışıyorlardı. Hepimiz buna çok üzülmüştük. Ege, açıklayıcı ve güzel konuşmasıyla adamların uyardı.
- Lütfen ağaçlara zarar vermeyin! Ağaçlara zarar verirseniz doğaya ve dünyaya da zarar vermiş olursunuz. Çünkü bitkiler, çevre ve doğa bizim yaşam kaynağımızdır. Soluduğumuz bu nefesi ağaçlara borçluyuz. Ağaçları keserseniz yaşamımızı da kesmiş gibi olursunuz. Lütfen ağaçları kesmeyin.
Adamlar Ege'nin bu açıklayıcı sözleri karşısında utandılar ve üzüntü dilediler. Ben de
-Bu özürlerimizden değil, doğadan dileyin.
dedim. Adamlar bunun üzerine vazgeçmekten vazgeçtiler. Bizler de bir sürü zeytin ağacı fidanı diktik. Çok mutluyduk. Biraz dinlenip çantamızdan çıkardığımız zeytinli yiyeceklerden sonra başka şehirlere doğru yola çıktık.
Billund'a oradan Odense'ye, Odense'den Ribe'ye Ribe'den sonra Aarhus'a.... gidip ağaç diktik. Çok yorulmuştuk. Kendi zeytin partisinde bol miktarda zeytin yemeği var ve uyuduk. Sabah olduğunda da Zeyzeyder ile ilgili birkaç bilgi yaydık. Danimarka'lılar hep Zeyzeyder ile ilgili konuşuyordu. Birkaç gün sonra gazetelere kadar çıkmıştık. Birkaç şehire daha zeytin ağacı fidanı diktikten sonra çoğalıp geri döndük.
Defne
ZEYZERDER DÜNYAYA AÇILIYOR
Amerika
Bir gün arkadaşlarla beraber bir geziye çıkmaya karar vermiştik.Artık Teos'un onun yerini zeytinağacı dolmuştu,hemen buluşmaya karar vermiştik.
Ertesi gün hep birlikte parkta buluştuk herkes bir ülke söyledi ama benim en beğendiğim Serra'nın söylediği ülke idi.Amerika'da çok karar verdim ve birlikte gittik.Hemen uçak bileti aldık.O gün yola çıktık.Herkes çok heyecanlıydı,ama kaldı en heyecanlı ise Serra idi.15 saatlik yolculuktan sonra Amerika'ya vardık.Amerika'nın her yeri çok güzeldi.Kalacağımız ülkeler arası Plaza Hotel
idi.Sabah kalktığımızda herkesin çevresinde gülücükler eksik olmuyordu.Otelin odası rengarenkti kırımız,beyaz ve yeşil karışımlı biraradaydı.Serra beyaz pembe üstünü ve benekli tacını taktı,hepimiz hazırdık.
Disneyland'a gidiyorduk yolculukta herkesin midesi bulandı ama sonunda vardık.oranın bazı yerleri topraktı ama hiç ağaç yoktu bizde yanımızda getirdiğimiz fidanları ekmeye karar verdik.Ektikten sonra herkes yoruldu ve susadı,köşedeki kafeye gittik.Oradaki rengarenk kutlamalar çok hoşuma gitti. içtik hemen içindeki bağlantıların asıl yolumuz yere doğru ilerlemeye başladık.Gerçekten büyüleyiciydi ama kötü yanı çok ışık kullanıldı ve buda küresel ısınmaya yol
açıyordu.O yüzden herkes çok üzülmüştü.Orada bir sürü yer vardı,saate sayfalarının herkesin ağzı açık kaldı.Sabah kalktık ve orman yürüyüşüne gitmeye karar verdik.
Monongahela Ulusal Ormanı ormanına doğru yol çıktık. Gerçekten kaç tane ormanın dinlenmeyi kesmedi. Eve geldiğimizde herkes çok yorulmuştu. dikecektik.Özgürlük ülkesine doğru dairek ve dünyada yaşadığımız tüm toprakları ekmeye karar verdik.Burada güvenli gün boyunca arkadaşlarla beraberlik çok ama çok eğlenmiştim
Serra KIRICI
ZEYZEYDER DÜNYAYA AÇILIYOR
LÜKSEMBURG Doğduğumdan beri yaşadığım Teos'tan en çok merak ettiğim Ülke olan Lüksemburg'ta olan University of Luxembourg'u kazanmıştım o gece heyecandan uyuyamamıştım. ise Lüksemburg'un ne kadar masalsı bir Ülke olduğunu farkettim Bu Ülke de güneşli günlerin az olmasına rağmen ben gittiğim günün güneşli olması benim içimi ısıtmaya yetmişti.Lüksemburg vadileri,tepeleriyle her yerden farklı manzaralara sahipti. O gün okuyacağım okulun yurduna gittiğim yerde ve çok güzel
bir uykuda çekmiştim. Uyandığımda ise dünkü gibi bir hava ile karşılaşmamıştım hava yağmurlu ve soğuk idi, ama olsun bu beni terk etmek için durmak için durmadı. Müzeleri, Kaleleri, Anıtları ve Gölleri beni bekliyor du. Şimdi kişiselleştirilmiş bir nevi cenneti göstermeye hazır mısınız?
Önce şöyle harika bir kahvaltı ile güne başladım. Belçika çikolata sosu ve taze meyvelerin eşliğinde ki pankekleriyle kahvaltımı yaptım. Daha sonra güzel bir kahve içeceğim bir yer arayışına giriyor. Tiyatronun avlusunda yer alan Cereal Lovers direkt rotam oldu. Tam kahvemi içerken üzerime yeni ürünler ticari rengi göz alıcı montuma dökülüvermesin mi ahlakımı bozmak yok deyip yoluma devam ettim. Yanımda Teos'tan zengin
taşıdığım minicik zeytin fidanımıda yanıbaşımda idi onu dikmek için UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış Moselle Nehrinin kenarında ki yemyeşil yürüyüş parkurunun içine zeytin ağacımı diktim. Şimdi ise gittiğim yerleri size yazıyorum canım arkadaşlarım..
️ Cathedral of our Lady’i
️ Müze olarak ‘’MUDAM’’ ı
️ Palais Grand Ducal’ı
️ Vianden Kalesi’ni
️ Ernz Noire şelalesini
️ Hohllay Mağara’sını
️ Wilts Kalesi’ni
️Pont Adolphe köprüsü’nü
MEHMET MİRZA
ATLAS
Atlas ve ekibi çok heyecanlıydı. On beş dakika sonra Belçika'ya ilk adımlarını atacaklardı. Atlas:
-Belçika'nın çikolatası, waffleı meşhurmuş.
Mehmet Mirza:
-Öyledir.
Nihayet Belçika'ya ilk adımlarını attıklarında herkes çok acıkmıştı.
Atlas:
-Arkadaşlar biz şu anda Brüksel'deyiz. Ben burada bir otel odası ayarladım. Hadi otele gidip yerleşelim. Yerleştikten sonra Play Bouzoki'ye gideriz, restoranın adı bu.
Atlas'ın ayarladığı yere gidip patates kızartması ve karides kroket, tatlı olarak waffle yediler. Restorandan ayrılıp Brüksel' in sokaklarında dolaşmaya başladılar. Brüksel' in sokakları çok güzeldi. Herkes bu güzelliğe hayran kalmıştı. Gezintileri bittikten sonra sokaklardaki insanlara arsaları olup olmadıklarını sordular ancak arsası olan birilerini bulamadılar. Umutsuzluğa kapılmışlardı ki Jean adında bir çiftçi onların arsasını kullanmalarına izin verdi. Hep birlikte arsaya bakmaya gittiler. Arsa' nın toprakları zeytin ekmeye çok elverişliydi. Birlikte zeytinleri fidelerini diktiler. Birkaç ay sonra zeytin ağaçlarının yavaş yavaş büyüdüğünü görmek onları çok mutlu etmişti. Ama bir gün fidanlara bakmak için gittiklerinde bütün fidanların yanmış olduğunu gördüler. Yeni fideler diktiler ancak fideler yine yandı. Bir gün Mehmet Mirza' nın aklına parlak bir fikir geldi. Fare kapanı satan bir dükkana gidip kapan satın aldılar ve kapanları zeytin düşmanının araziye girebileceği yerlere yerleştirdiler. Ardından nöbet tutmaya başladılar. Saat 1 gibi bir çığlık duydular. Çığlık Mehmet Mirza' nın olduğu yerden geliyordu. Hemen oraya gittiler. Zeytin düşmanının kapanlara kapıldığını gördüler. Mirasu hemen polisi aradı. Polis, zeytin düşmanını hemen götürdü. Düşmanın adı Patcrik' ti. Polisler ona neden böyle yaptığını sorduklarında Patrick onlara '' Çok kıskandım.'' dedi. Daha sonra zeytinleri kurtardıkları bütün Brüksel' de duyuldu. Herkes onları ''Bizim bahçemize de gelin, zeytin dikin.'' diyerek çağırdı. Bizimkiler de onları reddetmedi. Kısa süre sonra bütün Belçika bir zeytin cümbüşüne döndü. Artık kahvaltı masalarında zeytin de yerini almıştı. Kahramanlarımız evlerine dönerken görevlerini başarı ile getirmiş olmanın gururunu yaşıyorlardı.
İşte o büyük gün sonunda gelmişti. Kaç gündür bu günü bekliyordum. Fakat beklediğimize değdi. Arkadaşlarım ile beraber İtalya'ya gidiyoruz! Gerçekten çok mutluydum. Yerimde duramıyordum. Hemen arkadaşlarım ile uçak bileti satın aldık. Sabahın köründe uçak kalkacaktı. Düşünün birde! Bizim havalimanı tam tamına 2-3 saat arasıydı. Mecburen arkadaşlarımla sabahlayacaktık. Aslında eğlenceli görünüyordu hiç uyumamak. Bir kaç saat geçti ve gitmemize 1 saat kalmıştı. Gitmeden önce biraz bisküvi yiyerek karnımızı doyurduk. Hemen taksi bulduk ve taksiye oturduk. Ben ve arkadaşlarım uyuya kalmışız! Çok komik değil mi? Havalimanına yaklaşınca taksici bizleri uyandırdı. Uyandırılmayı hiç sevmem. Fakatburada taksici haklıydı. Çok sıkılmıştık. En azından bizimkiler kutu oyunu getirmiş. Taa ki oyuna başladığımız an havalimanına ulaşmıştık. Olsun, en azından geldik ve geç kalmayacaktık Tabi, buraları toplamakta var! Burası kolay ama zor olan uçağı kaçırmayıp nerede olduğunu bulmak. Acele acele toplandık. Sonra taksinin parasını ödeyip çıktık.
Hemen uçağı kalkmadan zar zor bulduk ve yerlerimizi bulup oturduk. Yolculuk birazdan başlayacaktı. O ses neydi? Yerimden zıpladım. Meğersem uçak kalkmış. Öyle bir korkuydu ki anlatamam. Beni de hiç ama hiç uyku tutmadı. Neredeyse herkes uyuyordu, tek ben uyanıktım uçakta. Arkadaşlarımda horlayarak uyudukları için, yapacak bir şey yoktu. O sıkıntıda aklıma bomba bir fikir gelmişti. Neden kitap okumuyorum? Hemen valizimden çıtır pıtır ses çıkardım. Belli ki uçaktakileri rahatsız ettim ama sonunda aradığım kitabı bulmuştum! Hemen okumaya başladım ve uykuya daldım. Kalktığımda kapkara bir şey ile uyandım. Çünkü kitapla uyumuşum. Arkadaşlarım bana çok gülmüştü. Bende onlara katıldım.Neyse! Hemen kahvaltımızı yaptık. Ben tost yedim. Tost da fena değilmiş! O sırada uçakta çok yüksek bir ses duydum. Yerimden hopladım yine! Hoparlörden bir saate İtalya'ya gideceğimiz duyuruldu. Ne çabuk gelmişiz! Hemen toplanıp, hazırlandım. Bir saati geçti ve arkadaşlarım ile beraber uçaktan indik. Otelimize gittik ve yerleştik. Otel çok güzeldi. Her şey vardı. Bir günlüğüne otelde kaldık ve sabah erkenden kalkıp arkadaşlarımla çok meşhur olan Kolezyum'a gittik. Gladyatör dövüşleri, tiyatro ve eski savaşların temsili gösterilerini izledik. te TİLKİ
Çok fazla eğlenmiştik. Uzun bir aradan sonra pizza molası yaptık. Bu ülke çok güzeldi. Tabi ki zeytinli pizza yemeden gidemezdik. Bu günleri asla unutmayacağım. Gerçekten çok eğlenmiştik.
Beste TİLKİ
PORTEKİZ -LİZBON
KİŞİLER:OKYANUS-YAVUZ-EREN-ÇINAR
Geçen yıl arkadaşlarımızla kurduğumuz ZEY ZEY Derneği ile çok başarılı projeler gerçekleştirdik.Bu yıl uluslar arası bir proje için Portekiz’den bir davet aldık.Derneğimiz de görevli olan arkadaşlarımız dan Okyanus,Yavuz,Eren ve Çınar seçildiler.Gerekli işlemlerimizi hızlıca tamamladık.Hepimiz çok heyecanlıydık.
Uçağımız Portekiz’in Başkenti olan Lizbon kentine iniş yaptığın da bizleri diğer görevli arkadaşlar karşıladı.Gelişen ve değişen dünya’da doğa’nın korunmasıyla ilgili fikirlerimizi ve düşümncelerimizi paylaşarak,ortak projelerimizi oluşturduk. Geri dönüşüm malzamalerin den de yararlanarak neler yapabileceğimizi konuştuk.Doğa’yı,hayvanları ve çevremizi korumak için elimizden geleni yapmak konusun da sözleştik.Toplantılarımız da bizler ZEY ZEY adına zeytin ağaçlarının önemi ve sürdürüle bilirliği konusun da bilgilerimizi paylaştık.Toplantı da bizlerde su altı ile ilgili bir sürü yeni bilgiler öğrenip kendi ülkemiz de neler de faydalı olabiliceğimizi keşfettik.
Daha sonrasında rehberimiz eşliğin de Başkent Lizbon’u gezmeye çıktık.Lizbon İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuş ve iki kıyısını birbirine bağlayan büyük köprülere sahip bi kent.Aynı zaman da dünyaca ünlü Müze’leri,efsanevi yemekleri,alışveriş merkezleri ve gece hayatı’nın olduğu enerjik bir şehir.
Nereyi gezeceğimize karar vermek gerçekten zordu.Görülmeye değer bir çok yer bulunuyor.
-Ben”OKYANUS”:Arkadaşlar AZİZ GEORGE Kale’sini gezelim mi?
-YAVUZ:Orası Lizbon’un en eski yerleşim bölgesi olan ALFMA’ da.
-EREN:Görmek için harika bir yer!!!
-ÇINAR:Çok iyi fikir,o zaman yola çıkalım.
“SAO JORGE” Aziz George kalesine arnavut kaldırım taşların dan yapılmış yoldan çıktık.Rehberimiz bize buranın M.Ö. 6. YÜZYIL da İberler ve Keltler tarafından kullanıldığının tahmin edildiğini ve diğer detaylarını anlattı.Bizler bu arada hem kale’yi geziyoruz hemde eserleri inceliyorduk.Sonra bir anda fark ettik ki arkadaşlarımız dan Çınar ortadan kayboldu.Kale için de hepimiz Çınar’ı aramaya başladık.Karşımıza çıkan herkese sorduk ve telaşa kapıldık.Orada ki görevlilere bildirdik ve kamera görüntülerin’den destek alarak çabucak bulduk.
-Ben:Çınar seni çok merak ettik.
-Yavuz:Bizi çok telaşlandırdın.
-Eren:Evet,bizi korkuttun.Bir daha bir yere gitmeden önce haberleşelim.
-Çınar:Haklısınız arkadaşlar kusura bakmayın.Geçtiğimiz korudoru karıştıdım farketmeden kaybolu verdim.
Kale çıkışında lezzetli yemeklerin tadına bakmak için oradan ayrıldık.Otele vardımız da hepimiz çok yorgunduk,ama çok verimli ve eğlenceli zaman geçirmenin mutluluğu vardı.Odaarımıza geçip dinlendik.Sonrasın da dönüş hazırlıklarımı tamamladık.Dönüş yolculuğumuz başlarken uçak havalandığında Lizbon şehrine hava’dan veda ettik......
İSPANYA
Zeyzeyder ekibi olarak İspanya havaalanına inmiştik. Beş kişilik bir ekiptik .Ben ve yardımcım İspanyolca bildiğimiz için grup şanslıydı .Otelimize yerleştik ,sonra İspanya’yı gezmeye başladık.
Şanslıydık o gün dünyaca ünlü futbol takımlarının maçı varmış. Zar zor bilet bulup maça gittik. Müsabaka beraberlikle sonuçlandı. Ertesi gün Prado Müzesi,Park Güell ve El Hamra Sarayı’nı gezdik. Ardından Türk Konsolosluğu’na gidip görüşmelerimize başladık. Ekip başkanı Yavuz:
- Biz Zeyzeyder ekibi olarak zeytinin önemini okullarda çocuklara anlatıp, zeytin fidanı dikmek için İspanya’ya
geldik. Böylece insanlar zeytinin Dünya ve insanlık için önemini anlayacak. Zeytin ağacı Dünya üzerinde susuzluğa en çok dayanabilen ağaç türleri arasındadır.
Görüşmemizi tamamladık ve teşekkür ederek oradan ayrıldık. Okul toplantılarımıza başladık. Okullardaki öğrencilere zeytin hakkında bilgi verdik. Birlikte fidan diktik. Yanımızda getirdiğimiz zeytinlerden öğrencilere ikram ettik. Öğrenciler çok mutlu oldu.
İspanya’nın bazı şehirlerine Madrid, Barselona, Sevilla’ya zeytin dikerek zeytinlikler oluşturduk. Birkaç yıl içinde zeytin vermeye başlarlar .Park Güellde biraz vakit geçirdikten sonra otelimize geldik. Eşyalarımızı toplayıp havaalanına doğru yola çıktık. Bir görevi daha bitirmenin. gururuyla İspanya’ya veda ettik.
EGE
Merhaba benim adım Mehmet Efe en sonunda hayallerim gerçek oldu. Rusya’ya gideceğim.Zeyzeyder derneğinin sayeside götüreceğimiz zeytin fidanlarını orada dikeceğim çünkü küresel ısınmayı azaltmaya çalışıyoruz.Zeytinler nasıl küresel ısınmayı azaltacak derseniz şöyle zeytinlerin yaprakları yaz kış yeşil kaldığı için oksijen üretir ve atmosferdeki oksijenin artmasına katkı sağlar,erozyonu önler,beslenmede önemli bir yere sahiptir.Zeytin ağacını Rus halkınada tanıtacağım için çok heyecanlıydım.Derneğimizden birkaç arkadaş ile çıktığımız bu yolculukta oradaki yetkililerle anlaşıp küçük bir alanda ön çalışma yaptık.Yaptığımız bu çalışma sayasinde zeytin ağaçalarının sayısını giderek çoğalttık.
MEHMET EFE BOZDAĞ
FRANSA TATİLİ
Beklediğim gün gelmişti. Ben, Ece, Deniz ve Can Fransa’ya gidecektik. Valizlerimizi hazırladık ve havaalanında buluştuk. Hepimiz çok heyecanlıydık. Arkadaşlarımla ilk defa tatile çıkıyordum. Ben 18 yaşına girmiştim. Fransa tatili doğum günü hediyemdi.Arkadaşlarımla Teos ‘ ta yaptığımız kampta bizim için unutulmazdı.Zeytin ağaçlarını korumak için dernek kurmuştuk.Daha yapacak çok planlarımız vardı.
Uçak yolculuğumuz dört saat sürecekti. Ece bir şeyler yemek istedi, o yüzden bizden ayrıldı. Uçağın kalkmasına 5 dakika vardı ama Ece hala ortada yoktu. Eceyi çok merak ettik. Ece’yi telefonla aradık ama şarjı bitmişti. Gideceğimiz tatili iptal etme fikri hiçbirimizin hoşuna gitmemişti. Gözlerimiz Ece’yi aradı. O sırada Ece’yi koşarken gördük. Hepimiz çok rahatlamıştık. Hepimiz koşmaya başladık. Uçak kalkacaktı. Son anda uçağa yetiştik. Hepimiz çok mutlu olduk. Uçaktan indik ve taksi çağırdık. Taksi ile kalacağımız otele gittik. Oteli seçerken Eyfel Kulesi’ne yakın olmasını tercih ettik. Otel çok büyüktü. Ben ve Ece aynı odada kalacaktık. Otelin manzarası çok güzeldi. Büyük ağaçlarla dolu bir parka bakıyordu. Eşyalarımızı yerleştirip, ailemi aradım. Onlarda bizim kadar heyecanlıydılar. Arkadaşlarımla oteli gezdik. Akşam yemeği saati gelmişti. Yemekten sonra otelde müzikli bir eğlence vardı. Orada dans edip eğlendik. Oteldeki ilk günümüz çok güzel geçiyordu. Paris ‘de üç gün kalacaktık. Ertesi günü değerlendirmek için erkenden kalktık. Eyfel Kulesi ‘ni gezecektik. Sabah 09.00’da uyandık.Kahvaltıdan sonra Eyfel Kulesi’ne doğru yürümeye başladık. Yanımızda getirdiğimiz zeytin fidanını çeşit çeşit ağaçların olduğu parka diktik.Kurduğumuz dernek için ağaç dikmek hepimizi mutlu etti.
Eyfel Kulesi’ne vardığımızda etraf çok kalabalıktı. Herkes fotoğraf çekiyordu. Çok fazla turist vardı. Eyfel Kulesi Dünya’nın en uzun yapısı olarak kayda geçmiştir. Eyfel Kulesi 1889 Paris fuarının giriş kapısı olarak inşa edilmiştir. Paris’in sembolü haline gelen Eyfel Kulesi Fransız Devrimi‘nin 100.yıl kutlamalarının anısına Dünya Fuarı için yapılmıştı. Amaç diğer Uluslara Fransa’nın gücünü ve endüstriyel yeteneklerini göstermektir. Bizde kuzenlerimizle Eyfel Kulesi’nde fotoğraf çekildik. Tekne turu yapmaya karar verdik. Sen Nehri’nde yaptığımız tekne turu çok güzel geçti.Çok eğlendiler.Tekne turundan sonra Louvre Müzesi’ne gittik. Müzedeki sanat eserleri çok güzel ve etkileyiciydi. Gezilecek
çok güzel müzeler vardı. Ama bizim tatilimiz üç gün olduğu için müzelere gitmemiz imkânsızdı. Saatlerce gezmekten çok yorulmuştuk. O yüzden otele döndük. Hepimiz çok yorgun olduğumuz için odalarımıza gittik. Yarım saat sonra restaurant da buluşacaktık. Hazırlanıp yemek alanına gittik. Yemek yedikten sonra Paris sokaklarında dolaşmaya karar verdik. Akşam şehrin ışıklarıyla Paris ‘in çok daha güzel göründüğünü söylemişlerdi. Kuzenlerimle Paris sokaklarında yürüdük. Şehir bizi çok etkilemişti.
Tatilimizin sonuna gelmiştik. Arkadaşlarımla her yıl farklı bir ülkeye tatil yapmak için sözleşmiştik. Eşyalarımızı toplayıp otelden ayrıldık. Havaalanına doğru yola koyulduk. Uçak yolculuğumuz çok rahat geçti. İzmir’ de ailelerimiz bizi karşıladı. Onları çok özlemiştik. Hepimiz için unutulmaz bir tatil olmuştu.
MELİS MUTLU
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(5)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $27.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $27.59+) - DOWNLOAD
- LIKE (5)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE(5)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!