BÖLÜMLER
GERÇEKTEN VAR MIYIM?
FRUTİGER AERO'YA YOLCULUK
YENİ BİR DÜNYA: FRUTİGER AERO
GERİ DÖNÜŞ YOK
ÇIKIŞ YOK

GERÇEKTEN VAR MIYIM?
Frutigeria Aerolux, kendi adı gibi bir bilinmeyen gibiydi. Etrafındaki dünyaya, çoğu insanın anlamakta zorlandığı bir mesafeyle bakıyordu. Okulda, kahvelerini içerek kısa aralar veren, yavaş adımlarla yürüyen, kimseyle pek fazla muhabbet etmeyen bir kızdı. Ne çok popülerdi ne de dışlanıyordu; sadece vardı. Ancak, her geçen gün, dünyaya yabancılaştığını hissediyordu. Ya da belki o, dünyaya yabancıydı, nehirde akıp giden balıklardan biri gibi. Birinin peşinden sürüklenerek mi yaşıyordu?Frutigeria’nın ruhu, her zaman bu dünyada olmamış gibi hissediyordu. Çevresindeki insanlar, birbirlerine gülümsüyor, sıradan günlerini geçiyor, sabahları uyanıp akşamları uyuyorlardı. Ama Frutigeria için her şey bir tür maskeydi. Okulda, evde, sokakta... her yerde, aynı şekilde mutlu görünen insanlar vardı. Ama o, herkesin gözlerinden bir boşluk, bir eksiklik okur gibiydi.









O sabah, yine yerleşik düzenin aynı monotonluğunda, uyanmıştı. Duvardaki saat 07:15’i gösteriyordu. Öğleye kadar okulda kalıp, sonra evine dönecek ve kitaplarının arasına gömülecekti. Ya da belki, işte yine bu sabahki gibi bir şekilde bir şeyler bekleyecekti. Ne olduğunu bilmediği ama ona bir şeyler vaat eden bir şey.
Sabah kahvaltısını yaparken, her zamanki gibi sabah haberlerini dinledi. İnsanlar çalışıyordu, gündemde tartışmalar vardı, hava durumu değişiyordu. Her şey bir program gibiydi. Ama bir eksiklik vardı. “Neden tüm bu işler bana bağlı değil? Neden bu dünyada hep dışarıdan izliyormuşum gibi hissediyorum?” diye düşündü. Gerçekten var mıyım?
FRUTİGER AERO'YA YOLCULUK
Bir süre sonra, ders aralarındaki sıkıcı konuşmalar arasında kaybolan Frutigeria, çok alışık olduğu bir şekilde pencereden dışarı bakıyordu. Dışarıda, rüzgar ağaçları sallıyor, kuşlar uçuyordu. Gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Her şey çok normaldi. Çok alışıldık, çok sıradandı.
O an, kafasında bir şeyler kıvılcımlanmaya başladı. Bir his vardı. İçine dolan, belki de farkına bile varmadığı bir his… Daha önce hiç yaşamadığı bir şeydi. Sanki başka bir yer vardı. Başka bir dünya, o dünyada her şeyin farklı olduğu, her şeyin anlamlı olduğu bir yer. Bu düşünce, aniden zihnine girdi ve o an kafasında bir şeyler yıkıldı. Frutigeria, bir anda bir boşluğa düşüyormuş gibi hissetti. “Yaşamak için başka bir yer var mı?” diye sordu.
Gözlerini tekrar kapadı. Bir anlık bir karanlık vardı, ama bir şeyler değişti. Gözlerini tekrar açtığında, kendini tamamen farklı bir dünyada buldu. Sanki bir yolculuğa çıkmış gibiydi.
YENİ BİR DÜNYA: FRUTİGER AERO
Frutigeria, bir anda kendini sıcak, parlak ve masalsı bir dünyada buldu. Burada, her şey neşeliydi. Ağaçlar, çiçekler, gökyüzü… her şey bir sanat eserine benziyordu. Her şey ışıl ışıldı. İnsanlar birbirlerine gülümsüyor, hayatın tadını çıkarıyorlardı. Caddeler genişti, binalar zarif ve modern görünüyordu, her şey düzenliydi.
"Burada her şey mükemmel" diye düşündü. Sanki nihayet doğru yeri bulmuş gibiydi. Herkes mutlu ve huzurluydu. Kimse, başka birine acı vermiyordu. Kimse üzgün değildi, herkes barış içindeydi. Burada hiçbir şey ona yabancı gelmiyordu. Herkes kendini ifade edebiliyor, kendi isteklerini rahatça dile getirebiliyordu. Ne kadar sıkıcı ve kısıtlı görünse de, gerçek dünyada gördüğü insan ilişkilerinden çok farklıydı.
Frutigeria, buradaki huzurun kendisini de içine çekmesini umuyordu. Ama bir şey, hala eksikti. Herkes o kadar güzel ve düzgün görünüyordu ki, bir anda içsel boşluğunun büyüdüğünü fark etti. "Peki ya ben? Ben burada kimim? Gerçekten buraya ait miyim?" diye düşündü.
Zaman geçtikçe, Frutigeria, Frutiger Aero’da kalmak zorunda olduğunu düşündü. Ancak burada, her şeyin ne kadar mükemmel olduğu izlenimi, ona daha çok yabancılaştığını hissettirdi. İnsanlar, birbirlerine nazik bakıyorlardı ama duygusal bağlar eksikti. İnsanların birbirlerine bakışları, birbirlerine söyledikleri şeyler, her şey yüzeysel gibiydi. Kimse bir başkasının duygularına derinlemesine bakmıyor, herkes sadece birbirlerinin gülüşlerine ve pozitif enerjilerine odaklanıyordu.
Frutigeria, her geçen gün burada daha fazla yalnızlık hissi duyuyordu. Huzurlu görünen yüzeyin ardında bir şeyler vardı. Bir eksiklik vardı. Gerçek bağlar yoktu. İnsanlar birbirlerine gülümseyip, ama kalplerini açmıyorlardı. Bu yüzden buradaki her şey ona bir yalan gibi gelmeye başladı. Ne kadar güzel, ne kadar parlak olursa olsun, bu dünya bir boşluktu. Bu, ona bir çıkış vaat etmiyordu.
Bir gün, Frutigeria, Frutiger Aero’nun parlak caddelerinde yürürken, kendi yansımasını gördü. Gözlerinde bir şeyler eksikti. Bir boşluk vardı. “Bu, gerçek dünyadan kaçış değil,” diye düşündü. “Gerçek dünyada kalmak, onlarla yüzleşmek, onların acılarına katlanmak, belki de bana daha fazlasını öğretecek.”
Ve bir karar verdi: Gerçek dünyaya dönmeliydi. Çünkü Frutiger Aero, ona hiç öğrenemeyeceği bir ders vermişti. Gerçek bağlar, gerçek acılar ve gerçek yaşam, ancak bunlarla yüzleşerek büyüyebilirdi.
GERİ DÖNÜŞ YOK
Bir gün, Frutigeria, Frutiger Aero’nun parlak caddelerinde yürürken, kendi yansımasını gördü. Gözlerinde bir şeyler eksikti. Bir boşluk vardı. “Bu, gerçek dünyadan kaçış değil,” diye düşündü. “Gerçek dünyada kalmak, onlarla yüzleşmek, onların acılarına katlanmak, belki de bana daha fazlasını öğretecek.”
Ve bir karar verdi: Gerçek dünyaya dönmeliydi. Çünkü Frutiger Aero, ona hiç öğrenemeyeceği bir ders vermişti. Gerçek bağlar, gerçek acılar ve gerçek yaşam, ancak bunlarla yüzleşerek büyüyebilirdi.
"Bu dünyada kimse gerçek değil," diye düşündü bir gün. "Herkes sadece oynuyor."
Bütün bunları fark ettiğinde, Frutigeria artık geri dönmek istemiyordu. Gerçek dünya ona daha fazla dayanılmaz gelmişti. İnsanlar arasındaki görünmeyen bağlar, onların içindeki yalnızlık ve acı, onu daha da içsel bir karanlığa sürüklüyordu. Frutiger Aero, en azından ona bir kaçış sunuyordu. Gerçek dünyada hissettiği acıyı ve yalnızlığı burada hissetmiyordu. Her şeyin kusursuz olduğunu düşünerek, burada kalmayı tercih etti.
Ama bir sabah, uyandığında o mükemmel dünyada, bir kez daha kaybolduğunu fark etti. Bütün her şey, bir kabustan farksızdı. Frutigeria'nın içinde o kadar derin bir boşluk vardı ki, onu dolduracak hiçbir şey yoktu. Gözlerinde bir umutsuzluk, bir bitiş parıldıyordu. Artık orada yaşamak, ona bir anlam ifade etmiyordu.
Frutigeria, günden güne daha çok yalnızlaşmıştı. İnsanlarla arasında hiçbir bağ yoktu. Her şeyde bir yüzeysel parlaklık vardı, ama derinlik yoktu. Kendini, bir zamanlar ait olduğu gerçek dünyadan çok uzaklarda hissediyordu. Yavaşça, sadece fiziksel olarak var olduğu bu dünyada, ruhunun her bir parçasının çözüldüğünü hissediyordu. Hangi yöne giderse gitsin, hangi yüzü görse de bir şeyler eksikti. Her şey boştu.
Bir akşam, her şeyin yavaşça üstüne yıkıldığını hissetti. O kadar yalnızdı ki, bir insanın varlığını hatırlayamıyordu bile. Zihninde, hiç durmadan dönüp duran düşünceler vardı. Gerçek dünya… Frutiger Aero… Kimse fark etmiyordu. İnsanlar, her şeyin yolunda olduğunu düşünüyordu. Ama Frutigeria’nın içinde derin bir boşluk vardı ve bu boşluk her geçen gün biraz daha büyüyordu. Gerçek dünyada hissettiği acı, burada, Frutiger Aero’da daha da büyümüş, çok daha yoğun bir hale gelmişti.
O gece, Frutigeria, gözlerini kapatarak uzun bir süre düşündü. Huzuru arıyordu, ama huzur onu bulamıyordu. Gözleri, oradaki her şeyin geçici olduğunu fark etmişti. O masumiyetin, o parlaklığın içinde, her şeyin bir yalan olduğunu anlamıştı. Kimse gerçek değildi. Burada, ne kadar mücadele etse de, kaybolmuştu.
Frutigeria, son bir kez, Frutiger Aero'nun parlak caddelerinde yürüdü. Artık her şey bir maskeydi. Her adımında, adımlarının yankısı ona bir şey hatırlatıyordu. Gerçek dünyada bir zamanlar yaşadığı o boşluk, burada da onun peşini bırakmıyordu. Her şey mükemmeldi ama bir o kadar da gerçeklikten uzak, boştu. İnsanlar birbirlerine bakıyor ama birbirlerini görmüyorlardı. Hepsi dışarıdan parlıyor ama içlerinde hiçbir şey yoktu.
Bir anda, bir karar verdi. Tüm bu kaçışın, bu aldatıcı güzelliğin içinde kaybolmak, ona gerçekten huzur vermiyordu. Frutiger Aero'da yaşamak, yüzeysel bir mutluluk sunuyor olabilir ama her geçen gün, bu dünya ona daha fazla dayanılmaz geliyordu. Ne kadar parlak olsa da, her şeyin ardında bir karanlık vardı ve bu karanlık her geçen gün ona daha yakınlaşıyordu.
Bir sabah, o karanlık dünya, Frutigeria’yı içine çekti. O gün, Frutigeria, bir zamanlar parlak ve güzel olan her şeyin ne kadar geçici olduğunu fark etti. Gözleri, hiç görmediği kadar derin bir boşlukla doluydu. Frutiger Aero, ona bir kurtuluş değil, bir tuzak gibi geliyordu. O, geri dönmek istese de, burada kalmanın ona hiçbir şey sunmayacağını biliyordu. Bütün yollar kapanmıştı.
ÇIKIŞ YOK
Frutigeria, Frutiger Aero’da yaşadığı zaman boyunca, her gün bir adım daha karanlığa çekildiğini hissediyordu. İlk başlarda her şey parlak ve cazipti. Dünya bir masal gibiydi; renkler, ışıklar, her şey mükemmeldi. Fakat zaman geçtikçe, bu mükemmel dünyada ne kadar yalnız olduğunu fark etti. İnsanlar yüzeysel olarak mutlu görünseler de, her şeyin ardında bir boşluk vardı. Gözlerde kaybolan bir anlam, dilde eksik bir kelime vardı. İçinde derin bir boşluk hissetti; gerçek bir bağ, bir anlam arayışı vardı, ancak burada her şey sahteydi.
O boşluğu ne kadar doldurmaya çalıştıysa da, her seferinde biraz daha derinleştiğini gördü. Frutiger Aero, ne kadar kusursuz olursa olsun, Frutigeria’ya bir çözüm sunmuyordu. Burada kalmak, onu tamamen boğuyordu. Her şeyin içinde kaybolan, hiçbir şeyi anlamayan bir varlık gibi hissediyordu. Ama geri dönmek, gerçek dünyaya dönmek, ona daha fazla acı vermek gibi geliyordu. Her iki dünyada da boşluk vardı, ama biri daha parlak, daha cazipti.
Bir gün, Frutigeria sabah uyandığında, daha önce hiç hissetmediği bir boşlukla yüzleşti. Gözlerini açtığında, o mükemmel dünya birdenbire solmuş gibi göründü. Gözlerindeki parıltı kaybolmuştu. Yavaşça pencereye doğru yürüdü. Dışarıda, dünya hala aynıydı: Işıklar, yapraklar, insanlar bir arada gülüyorlardı. Ama o, tüm bu sahte mutluluğun, içindeki boşluğu ne kadar büyüttüğünü gördü.
"Bu dünyada olmamın bir anlamı yok," diye düşündü. "İçimdeki boşluk ne kadar çabuk büyürse, ne kadar çok kaçarsam, o kadar daha derinleşiyor. Bunu daha fazla taşıyamam."
Frutigeria, her anı dikkatlice izledi, her küçük ayrıntıyı fark etti. İçinde kaybolan bir benlik vardı. O benlik, Frutiger Aero’nun da, gerçek dünyanın da içinde kaybolmuştu. Her iki dünyada da kaybolan, eksik bir şey vardı. Ama ne kadar uzarsa, o kadar yaklaşıyor gibiydi. Gerçek çözüm, bir adım geriye atmak değil, onu kabul etmekti. Gerçek yüzleşme, her iki dünyayı da kabul etmekti.
Frutigeria, yıllarca süren arayışın sonunda bir sabah daha uyanıp, bir karar vermek zorunda olduğunu hissetti. Kendini çok yabancı hissetti. Düşünceleri dağınıktı ve zihni o kadar bulanıktı ki, etrafındaki her şeyin anlamını kaybettiğini düşündü.
Frutiger Aero, onun kaçışıydı. Gerçek dünya ise, acısının kaynağıydı. Ancak ne kadar kaçsa da, ne kadar başka bir dünya arasa da, bir noktada her şeyin sonunda aynı boşluğa geri döneceğini fark etti. Bütün bu dünyalar, aradığı huzuru sunamıyordu. O huzur, onu içindeki boşlukla yüzleşmeye zorlayacak kadar derindi.
Yavaşça, içsel bir karar aldı. O gün, dünyayı terk etmeye karar verdi. Çünkü hem gerçek dünyada hem de Frutiger Aero’da, derinlerde, o boşluk hep vardı. Ne kadar kaçarsa kaçsın, o boşluk onu takip ediyordu.
Bir sabah, Frutigeria son bir kez Frutiger Aero'nun göz alıcı caddelerinde yürüdü. Hiçbir şeyin gerçek olmadığını hissettiği bir an, durdu. İnsanlar etrafında, gülüşler ve sesler arasında kayboldu. Ama bir kez daha fark etti ki, kimse onu gerçekten görmüyordu. Kimse onu anlamıyordu. Her şey sadece bir yansıma, bir illüzyondu.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors









- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $6.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $6.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!