Sevgili öğrencilerime,
Her fikriniz, bir tohum gibi. Bu kitap, o tohumları büyütmek isteyen kalplere ithaf edilmiştir.
Siz yeter ki düşünmekten vazgeçmeyin.

Bir sabah Gökkuşağı Ormanı’nda Bay Bilge Baykuş, yuvasında otururken Pufi ve Zuzu yanına geldi. Eğlenceli bir sohbet başlamıştı. Pufi aniden merakla sordu:
— Baykuş amca, sorumluluk nedir?
Baykuş:
— Sorumluluk; bir işi zamanında, özenle ve kararlılıkla yerine getirmek, kısacası o işe gönül verip "Ben hallederim!" diyebilmektir, şeklinde tanımladı.
Tam o sırada Ayı Kral’ın habercisi geldi:
— Baykuş, orman meydanı temizlenmediği için mahkemeye çağrıldınız!
Mahkemede Ayı Kral öfkeliydi:
— Baykuş! Orman meydanını temizlemek senin görevin değil miydi? Neden işini zamanında yapmadın? diye sert bir sesle sordu.
Baykuş, derin bir nefes aldı, sakinleşti ve usulca yanıt verdi:
— Ayı Kral, orman meydanının temizliği yalnızca benim sorumluluğum değil. Bu, birlikte el ele verilmesi gereken bir iştir. Örneğin, tek bir dalın budanması yetmez; ormanın tüm dalları bir arada sağlıklı kalmalı. Ya da bir nehirde sadece kıyıya atılan çöpleri toplamak, nehrin tamamını temizlemek anlamına gelmez. Bir başka örnek verecek olursam, bal arıları gibi herkes kendi payına düşeni yaparsa, kovan bal ile dolar. Ayrıca, bir kitabın sayfalarını tek tek okumadan hikayeyi anlamak zor olur. Ya da bir resmin sadece bir köşesine bakarak tamamını değerlendirmek mümkün değildir. Orman da böyle; her canlı üstüne düşeni yaparsa, temiz ve güzel kalır. Ben tek başıma uğraşsam, ormanın tamamını temizleyemem.

Ayı Kral, bu sözleri duyunca biraz yumuşadı ve:
— Haklısın Baykuş, belki ben de tek başıma her şeyi beklemekle hata ettim. Bundan sonra görevleri birlikte paylaşalım ve ormanımızı hep birlikte koruyalım, dedi.
Pufi ve Zuzu mutlulukla birbirine baktı. Böylece ormanda sorumluluğun ne demek olduğu, iş birliğiyle çok daha anlam kazandığı anlaşıldı.
O günlerin ardından, Gökkuşağı Ormanı, dostluğun ve barışın sıcak kucaklayışıyla çiçek açıyordu. Her yaprakta, her rüzgârda kardeşliğin neşesi yankılanıyordu. Ta ki, uzak diyarlardan gelen güçlü adımların derin sesi ormanın huzurunu nazikçe bozana dek...
Ormana Dino adında, huysuz ve bencil bir dinozor gelmişti. Dino, ormanın düzenini bozmaya, herkesi korkutmaya kararlıydı. Pufi, Zuzu ve Baykuş, yeni bir sınavın yaklaştığını hissediyorlardı.
Dino, kocaman gövdesiyle ormanın derinliklerinde ağır ağır yürüyordu. Ağzından salyalar süzülüyor, ürkütücü bir hırıltı ormanın sessizliğini deliyordu.
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors


- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $4.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $4.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!