
Bizim oturduğumuz köyün adı Zarflılar köyü. Küçüklüğümden beri hep köy, mahalle, kent isimlerinin nereden geldiğini çok merak etmişimdir. Bu merakımı da genellikle köyün yaşlı amcalarıyla oturur, onlara aklıma takılan bütün soruları sorarak geçirmeye çalışırdım. Her yeri soran ben, bir gün kendi köyümün adının nasıl oluştuğunu, bunun bir hikayesi olup olmadığını sormadığımı fark ettim. Yaşlı amcalarla oturduğum ilk vakit bunu soracaktım. Unutmamak için avucuma bile yazdım ve köyün en yaşlısı olan dayımın evinin yolunu tuttum.
Eskiden beri böyleydim. Aklıma bir soru geldi mi direkt onu çözmek için bir yol arar, sonuca ulaşmadan duramazdım. Adımlarımı öyle bir atıyordum ki sanki dayım bir yere gidecek ve dönmeyecek. O gitmeden onu yakalamalı ve sorumun cevabını almalıydım, başka türlü rahatlayamayacaktım.

Nihayetinde dayımın evine vardım. Dayımı 3 yaşındaki torunuyla oynarken görünce içime su serpildi. İnşallah sorumun cevabını biliyordur diye içimden dua ederek odanın bir köşesine kıvrıldım. Ayıp olmasın diye dayımla biraz hoşbeş ettikten sonra dayım beni çok iyi tanıdığından hemen sordu:
-Eeee, söyle bakalım, bu sefer aklına ne takıldı?
Dayım 99 yaşında olmasına rağmen gayet neşeli, sevecen, çocuklara hikâye anlatmayı çok seven biriydi. Köyün en yaşlısı sayılırdı. Neşesi, yüzünde tebessümü hiç eksik olmazdı. Sorularımla bazen onu bezdirsem de asla en ufak bir kızgınlık belirtisi göstermezdi. Her gittiğimde aklımda bir soruyla gittiğimi bilirdi. En ufak ayrıntısına kadar sorularımı cevaplardı. Onu dinlemek de bana çok iyi gelirdi. O yüzden hemen sorumu sordum.
-Dayıcım bu köyün adı neden Zarflılar köyü, bunun bir nedeni var mı? Her ismin bir hikayesi olduğuna inanıyorum, bu köyün de bir hikayesi var mı?
-Ben 8 yaşındaydım sanırım köyün adı Zarflılar diye değiştirildiğinde. Diğer adı neydi şimdi hatırlayamadım ama bu köye niye Zarflılar adı verildiğini çok iyi hatırlıyorum.
-Anlatsana dayıcım, çok merak ediyorum.
-Köyümüzde bir aile vardı. Bu aile hayatımda gördüğüm en kararsız, en şaşkın aile idi. Öyle ki bu kararsızlık ve şaşkınlıklarıyla bütün köyün hatta diğer civar köylerin de diline dolanmışlardı. En ufak bir iş yapacak olsalar birbirlerine kimse görmesin diye zarfların içine koyarak mektup yazarlardı. Çok değişik bir aile idi. Hatırlıyorum, bir defasında evlerine kız istemeye gidilmişti. Tabii ben durur muyum? Her merasimde en önde çocuk halimle boy göstermeden duramazdım.
Neyse. Kız istenirken aile sürekli birbirlerine zarf yolluyorlar. İlla bir işi yapmadan danışacaklar ya. Her zarfın içinde nasıl yapalım, nerede yapalım, ne zaman yapalım, ne kadar yapalım diye sürekli birbirlerine eylemleri nasıl yapacaklarını soruyorlar. Bu zarflar sürekli dönüyor, erkek tarafı da şaşkın gözlerle olup biteni izliyordu. Bir süre sonra olanlara dayanamayan damat babası ‘’ Siz delisiniz, sizden kız falan istemiyoruz.’’ diyerek sinirli bir şekilde çıkıp gitti. Odada bu gerilim yaşanırken bu ailemiz hala zarflara şimdi nasıl yapalım, ne zaman yapalım, ne kadar yapalım, nerede yapalım zarflarını döndürmekle meşguldü. Ben bile o yaşımda hayretle onları izlemiştim.

Aile, bu haliyle çok dikkat çekmeye başlamıştı. Valilik o zaman bir hastalıklarının olup olmadığı araştırılsın diye türlü türlü doktorlar göndermişlerdi. Her gelen doktor hayretle gözlemini yaptı fakat topladıkları verilerden bir sonuca ulaşan doktor olmadı. Tıbbi açıdan bir sorun da bulunamadı.

- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!