Bu kitap, kelimelerin gücünü keşfetmek isteyen tüm genç okuyuculara adanmıştır. Metin türleri, farklı dünyaların kapılarını açar; hikâyeler hayal kurdurur, şiirler duyguları yaşatır, bilgiler dünyamızı genişletir. Okudukça büyüyen senin, her sayfada yeni bir macera ve anlam bulmanı dilerim.

Öğretmenim, “Sen hikâyenin türünü araştır” dedi. Ama ben sadece hikâyeyi değil, diğer türleride öğrenmek istedim. Bunun bir maceraya dönüşeceğini bilmiyordum.
İlk önce kitaplıktaki kitaplara baktım. Bazıları öyküydü, bazıları şiir. İsimleri, biçimleri, konuları farklıydı .
Hikâye türüyle başladım. Kısa, anlamlı olaylar anlatılıyordu. “Karakter, olay ve zaman” üçlüsü vardı. Hikâye türü artık kafamdaydı.
Sonra bir şiir kitabını aldım. Dizeler hâlinde yazılmıştı. Kimi duygulandırıyor, kimi gülümsetiyordu. Bu da şiir türüydü.
Annemin çocukluğundan kalma bir masal kitabı vardı. Ejderhalar, krallar, periler… Gerçek dışıydı ama ders veriyordu. İşte bu da masaldı .
Bir fıkra okudum, kahkaha attım. Kısa ve güldürücüydü. İçinde Nasreddin Hoca da vardı. Buna da fıkra deniyormuş.
Sonra gazeteye baktım. “Yerel Haberler” bölümünde bir kaza haberi vardı. Kısa, açık ve tarafsız olarak yazılmıştı. Bu bir haber metniydi .
Ansiklopedide “Kutup Ayısı” başlığını buldum. Sadece bilgi veriyordu, duygu yoktu. Bu da bilgilendirici metindi.
Babamın sakladığı eski bir mektubu buldum. Arkadaşına yazmış. Samimi ve duyguluydu. İşte bu da mektup metniydi.
Tüm türleri not ettim: Hikâye, şiir, masal, fıkralar, haber, bilgi metni, mektup… Her birinden kısa örnekler hazırladım. Pano için hazırım!
Ertesi gün sınıfta herkes panosunu yaptı. Ben türleri sıralayıp yanlarına örnek yapıştırdım. Öğretmenim gururla baktı.
Arkadaşlarım, “Bu çok güzel olmuş” dedi. Herkes gelip okuyordu.
Metin türlerini öğrenmek artık daha kolaydı.
Mert akşam odasında masa başında oturuyor. Defteri açık, elinde kalem var. Sayfada şu cümle büyük harflerle yazılmış: “Her metnin kendine ait bir sesi vardır. Yeter ki onu dinlemeyi öğren.”
Ertesi gün Mert sınıftaydı, hazırladığı “Metin Türleri Panosu" nun tam önünde tek başına duruyor. Yüzünde neşeli bir gülüş var. Sınıf boş ama duvarda asılı kalan panonun renkleri canlı, yazılar net. Üst köşede küçük bir yazı: “Bazen en büyük alkış, içten gelen sessizliktir.”

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!