Şehit Akif Güleş İmam Hatip Ortaokulu 8/C, 5/D ve 6/D sınıfı öğrencilerine teşekkür ederim.
Esra Gülin GÜNAY


KENDİ TASARIMIMIZ

KISA ÖZET
Dört kardeşin en büyüğü Feten altı yaşlarındadır. Kız kardeşleri Habibe dört yaşında, Döndü iki buçuk yaşlarında üç kız kardeş; Yaşar ise iki yaşında erkek kardeştir. Anneleri Hasibe kadın Apan köyünün sevilip aranan bir insandır. Yaşar'ı doğurduktan sonra kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Babaları Salih köyünü koruculuğunu yapmaktadır. Köyün koruculuğunu yaptığı için çok az eve uğramaktadır. Anneleri vefat ettikten sonra evin tüm sorumluluğu en büyük çocuk olan Feten'e kalır. Köydekiler de onlarla ilgilenir. Daha sonra dedeleri ile ilgilenmeye başlar. Yaşar, büyük abla Feten'e çok düşkündür. Çocuklar köy çocuklarıyla oynamayı çok sevmektedirler. Her zaman etkinliklere katılmayı, sosyal hayatla iç içe olmayı isterler.
Okul çağına geldiğinde Feten kardeşlerine bakmak için bir sene okula geç başlar. Yaşar da ona çok düşkün olduğu için onu da okula götürür. Neşe Öğretmeni sayesinde okuma yazma öğrenir. Kardeşlerine masallar okur. Koruya keçilerin gelmesi ile başlayan sıkıntılı dönem sonucunda Salih öldürülür. Köyün muhtarı ve çoban mahkemeye verilir. Dedeleri üzüntüden hastalanır. Kasabadaki komutanlardan biri Muhtar'a bir Paşa'nın evlatlık aradığını söyler. Habibe ile Döndü'yü ona verirler. Feten artık çalışmak zorunda kalır. Koyunları gütme karşılığında yemek ve ekmek alır. Dedeleri evlatlık verilen çocukların kötü durumda olduğunu öğrenince üzüntüden vefat eder. Muhtar bu sefer de Feten'i evlatlık verir.
Azmi Bey Feten'i alıp İstanbul'a gider. Karısı Güler Hanım sinirli biridir. Feten'e iyi davranmaz. Sibel'in bir kızları daha vardır. Kapıcı dairelerinde tüp patlar. Evde yangın çıkar. Feten kurtulur. Hastanede aylarca yatar. Başhekim evlatlık olduğunu öğrenince köyünün muhtarını arar. Köyün Muhtarı da değiştiği için köye gelmesine yardım eder. Köyüne ve Yaşar’a kardeşine yeniden kavuşur.
SESLENDİREN MERYEM HARAS
KENDİ TASARIMIMIZ



Kendi tasarımımız
KISA ÖZET
İkiz kardeşleri Aybegüm, Özge anne ve baba ile mutlu bir ailede yaşayan Mustafa, babasının bir iş kazası sonucunda ölmesiyle çok üzülür. Babasının vefatından sonra evin geçimini anne üstlenerek eskiden beri örgü eşyalar yapıp çevresindekilere satar.
Kısa bir zaman sonra ise öğretmeni de Mustafa’nın elinden tutar. Kendisini okulda açılan robotik kodlama atölyesine kaydını yaptırdığını söyler.
Robotik kodlama kursuna başladıktan sonra Mustafa hem derslerine daha çok çalışır hem de kendini bu alanda geliştirmek için çabalar. Ancak para sıkıntısı
devam etmektedir. Bu süreçte ev sahipleri Şerife teyze, artık kendilerinden kira almayacağını söyleyerek Mustafa ile ailesini büyük bir dertten kurtarır. Daha sonra Mustafa’nın sürekli gidip bilgisayarları incelediği teknoloji mağazasındaki görevli Mustafa’ya bir bilgisayar vererek bunun yandaki Hayrullah Bey’in hediyesi olduğunu söyler.
Bu bilgisayar sayesinde Mustafa, bir süre sonra da Kuşçu adını verdiği bir dron tasarlar ve bu dronla bir yarışmaya katılarak birinci olur. Yıllar geçer, Mustafa ortaokulun ardından fen lisesini de başarıyla bitirir ve Hacettepe Üniversitesi Yapay Zekâ Mühendisliğini kazanır. Bu başarı
ailecek büyük bir sevinç duymalarını sağlasa da bir yandan da çaresizlik yaşamalarına sebep olur.
Babasının dostu mahalle berberi Murat amca, Mustafa’yı dükkânına çağırır. Güzel bir saç tıraşının ardından yakınlardaki bir lokantada yemeğe götürüp Mustafa’ya üniversite masraflarını karşılayacak kadar maddi yardımda bulunur. Böylece Ankara’ya gidip yerleşir ve okuluna başlar.Okulunu bitirip işe başlar ve yeniden ailesiyle İstanbul’da yaşamaya başlar. Daha çocukken ilk olarak öğretmeninin ismini yazdığı listedeki kişilere vefa borcunu ödemek için harekete geçer. Öğretmenine, Şerife teyzeye ve kendine yardım eden herkesin eksiklerini tamamlar. SESLENDİREN
RABİA CENGİZHAN

Kendi tasarımımız

KISA ÖZET
Şerbetçi Çocuk savaş yıllarında annesiyle zorluklar içinde yaşar. Babası cephede olduğundan anne ve kendisinin geçimini sağlamak için sokaklarda reyhan şerbeti ve çörek satar. Hakkı en yakın arkadaşıdır ve beraber büyür. Onun da babası cephededir. Ancak Hakkı’nın babası savaştan geri döndüğünde belden aşağısı olmayan, bir “gazi”dir. Bu olay, Şerbetçi Çocuk’a savaşın acı yüzünü gösterir. Bu olaylar yaşanırken onun okula gitmesi için anne ısrarcı olur. Okulu pek sevmez ve dışarıyı seyrettiği için öğretmeni tarafından dersten atılır. Bunu duyan anne okula gider ve babasının şehit düştüğünü öğretmenine açıklar. Bunu duyan Şerbetçi Çocuk çok üzülür. Bu
dönemde Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya gelir. Ziraat Mektebi’ne yerleşeceğini ve burada Büyük Millet Meclisi’ni kuracağı bilgisi yayılır. Şerbetçi Çocuk o andan itibaren Atatürk’ü görmek için her gün gider gelir.
Trenleri çok seven Şerbetçi Çocuk bir gün trenleri izlerken Emin ile tanışır. Emin’in babası Mehmet Akif Ersoy’dur. Mustafa Kemal tarafından İstiklal Marşı’nı yazması için çağrıldığını öğrenir. Bunun üzerine Şerbetçi Çocuk’un okumaya ve öğrenmeye azmeder. Okula yeniden başlar. Bu sırada annesi, diğer Anadolu kadınları gibi çadır ve çarık dikmeye başlar. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışır. Şerbetçi Çocuk da artık şerbet satmayı
bırakıp gazete satmaya başlar. Cumhuriyet’in ilan edildiğini herkese o haber verir.
Okulca gittiği bir gezide uzun süredir görmek istediği Mustafa Kemal Paşa’yı görür ve babasını sorar. Atatürk ona, “Cephedeki tüm babaları gördüm ben. Senin baban bundan sonra Cumhuriyet’tir, çocuk.” der.
Yıllar geçer Şerbetçi Çocuk artık genç Cumhuriyet’in genç öğretmenidir
SESLENDİREN
FATMATU ZEHRA ÜNVER

BİZİM TASARIMIMIZ


KENDİ TASARIMIMIZ
Pantomimci babasının ve avukat annesinin yoğun iş yaşamları, Sude'nin ailesiyle paylaştığı saatleri iyice azaltmıştır. Arkadaşının önerisiyle bir tablet bilgisayar edinen Sude, kısa bir süre içinde, sanal dünyanın parçası olup çıkar. Sıkılmadan oyalanıyor, üstelik her an ulaşılabiliyor diye, onun yeni ilgisini önce olumlu bulan ailesi, durumun kötülüğünü fark eder.
Bir gün Sevda Hanım Sude'yle televizyon izlerken, Sude'nin televizyonu da tablet ekranından izlediğini fark eder. Sude artık ekran bağımlısı olmuştur..
Anne Sude'yle daha fazla ilgilenmeleri gerektiğine karar verir. Bunun için ailece dışarı çıkarlar. Ama
Sokaktaki herkes Sude ile aynı durumdadır. Anne baba iyice şaşırırlar. Sude için tiyatroya giden aile tiyatroda bile tabletini bırakmayarak tüm gösteriyi kayıt eden kızlarını görünce iyice endişelenir ve harekete geçer.
Sude'nin en çok vakit geçirdiği oyunun Gogoluku olduğunu öğrenen Sevda Hanım Sude'ye bu oyun hakkında sorular sorar. Ardından da kızı için bu oyuna katılması gerektiğine karar verir. Tarator adında, kıvırcık saçlı Kanadalı bir çocuk karakteri oluşturur.
Bir gün, kızının iş yapmaktan nasıl kaçtığını ve ne kadar sakarlaştığını fark eder. Bunun üzerine Sevda
Hanım, Sude'nin tabletini elinden almayı düşünür. Bunun sebeple kızıyla bir gün konuşur ama konuşmaları bir telefonla yarıda kalır. Çünkü ülkenin en büyük iletişim şirketi olan “Tokudo” önemli bir iş için Sevda Hanım'la görüşmek ister.
Sevda Hanım hemen şirkete gider ve şirketin garip genel müdürüyle görüşür. Bu sayede Gogoluku oyununun Tokudo şirketine ait olduğunu ve oyunun şirketin şifrelerini çalan korsanlar tarafından kontrol edildiğini öğrenir. Sevda Hanım için iş daha da ilginçleşmiştir. Kendisini bu durumla ilgilenmesi için çağıran Tokudo şirketiyle, korsana karşı mücadele etmek
için anlaşır.
Sevda Hanım, planını uygulamak için Gogoluku oyununa girer. Soruların bazıları zor bazıları kolay bir şekilde birkaç saatini Gogoluku ile geçirir ve hakkında fazlaca bilgi edinir. Ancak çok zor bir soruyla karşılaşır ve oyunu bırakmak zorunda kalır. Bir pazar günü, Sude için özel posta servisiyle bir paket gelir. Paketten Gogoluku oyununu üç boyutlu hale getiren bir gözlük çıkar. Sude bu gözlüğe hemen alışır ve eskisinden de kötü bir duruma düşer. Günler böyle geçerken Sevda Hanım, kızını bu oyundan kurtarmak için sürekli çabalar. Böylece Gogoluku macerası sürpriz bir şekilde sona erer.
SESLENDİREN MERYEM ÇELİK

KENDİ TASARIMIMIZ

Kemal 11 yaşında, tavır ve davranışlarıyla herkes tarafından sevilen, doğru, karakterli ve çalışkan bir çocuktur.
Bir gün babasının çalıştığı matbaaya gider. Pencere demirleri arasına sıkışmış bir kuş görür. Babası da kuşu kurtarır. Kemal eve getirdiği kuşa bakarak, iyileştirir. Kanatları gümüş renkte olduğu için Gümüş Kanat ismini verirler. Sonra serbest bırakırlar. Gümüş Kanat bu olayın ardından Kemal’in rüyalarına girer ve kendisine yol gösterir. Kemal’in babası bir gün çıraklardan birinin hayatını kurtarmaya çalışırken makinenin bıçakları dört parmağını keser. Babası artık çalışamaz. Evin geçimini sağlamak için Kemal’in annesi evlere temizliğe gitmeyebaşlar, dikiş de diker. Babası kendini değersiz hissetmektedir. Üzüntüden hastalanır. Ailesini çok seven Kemal bir gece rüyasında Gümüş Kanat’ı görür ve kuş, Kemal ile konuşarak işe girmesini öğütler.
Bunun üzerine Kemal, çalışkan bir öğrenci olmasına rağmen ailesine destek olabilmek için okuldan ayrılarak daha önce babasının çalıştığı matbaada işe başlar. Kemal hem işte çalışır, hem babasıyla ilgilenir. Derslerinden geri kalmamak için öğretmeni kendisine özel dersler verir ve yalnızca sınavlara girmesinin yeterli geleceğini söyler. Çünkü en büyük hedefi mühendis olmaktır. Başta çalıştığını babasından gizler. İlk haftalığıyla eve yiyecek götürdüğünde babasına çalıştığını açıklar. Oğlunun ilgisi sayesinde babası iyileşir.
Bir gün Barba Usta işyerinin alt katında Sultanahmet’e kadar giden ve Bizans Dönemi’ne tarihlenen bir dehliz olduğunu söyler ve birlikte buraya girerler. Dehlizde Kemal üzerinde gümüş kanat tasviri olan bir para bulur ve bu parayı annesine hediye eder. Daha sonra rüyasında yanında ustası olmadan dehlize girdiğini ve orada kaybolduğunu görür. O anda Gümüş Kanat gelir ve dehlizden kurtulmasına yardım eder. Dehlizden çıktığı yer Sultanahmet’tir.
Kemal bir gün arkeologları görür meydanda. Kazıdakiler matbaanın altında uzanan ve Kemal’in de tam da rüyasında gördüğü yerde çalışmaktadır. Kemal onlara Gümüş Kanat’ın kendisine gösterdiği dehlizin bütün ayrıntılarından bahseder. Bu sayede Kemal gazetelere çıkar ve kendisine bir madalya hediye edilir.
Okumayı çok seven Kemal, kitapları cadde üzerinde satış yapan Nevzat Bey’den almaktadır. Bir gün Nevzat Bey kendisine “Kamerde İlk İnsanlar” isminde bir kitap hediye eder. Kemal evde kitabı incelerken içinde çok değerli birpul olduğunu keşfeder. Babası kendisine pulu Nevzat Bey’e götürmesi gerektiğini söyler.
Kemal, Nevzat Bey’i hastaneye kaldırıldığını ve ölmek üzere olduğunu öğrenir. Hiç kimsesi olmayan Nevzat Bey kendi oğlu gibi gördüğünü söyler. Kemal’e bilerek hediye ettiğini söyler. Gümüş kanatlı bir kuşun olduğu pulu Mikloş Efendi’nin de yardımıyla yüksek bir fiyata satarlar. Borçlarını verir ve ev alırlar. Kemal okula tekrar başlar. Bir miktar da Celil Usta’ya vererek bir cilt evi açmasına yardımcı olur. Böylece tüm ailenin sıkıntıları sona erer. SESLENDİREN ECRİN KURT
SINIF PANOMUZ

NELERİ SEVDİK
DÜŞÜNCELERİMİZİ YAZDIK





- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $7.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $7.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!