Canım oğlum Latif Bera’ya, sevdikleri ile beraber sağlık ve huzur dolu hayırlı uzun bir ömür dileğiyle...


“Altıncı yaş günün kutlu olsun.”
Seni çok seven annen ve baban
Yazan
Yusuf ÖZBEY
Seslendiren
Hazal ÖZBEY
27 Aralık 2017
Ankara
Bir kış günü evin tatlı kedisi “Minnoş” kaloriferin yanındaki küçük minderde uyumaya devam ederken “Bıt Bıt” saat tam sekizde herkesi uyandırmak için güzel sesiyle şarkılar söylemeye başlamıştı.
“Cik cik cik!
Açılsın perdecik.
Cik cik cik!
Uyansana tembel kedicik!
Cik cik de cik cik!
Geç kalacaksın okula,
Bera sen de uyan hemencecik!”


Minnoş mırıldanarak uyandı.
“Miyav, miyav, miyav
Her sabah her sabah bu ne yav!”

Bera her sabah olduğu gibi Bıt Bıt ile Minnoş'un yaramazlıkları ve şakalaşmalarıyla uyandı. Sonra anne ve babasıyla birlikte kahvaltı yaptı.
Bera hem kedisini hem de kuşunu çok seviyordu. Okula gitmeden önce onlarla biraz vakit geçirdi ve onlara kahvaltılarını verdi. O günlerde Bıt Bıt biraz hasta olduğu için Bera onunla daha fazla ilgileniyordu. Bu durum Minnoş’un canını sıkıyordu. Bera evden dışarı çıkarken : “Minnoş, sakın Bıt Bıt’ı üzme olur mu?” dedi.
Minnoş artık ciddi ciddi Bıt Bıt’ı kıskanmaya başlamıştı. “Mır, mır, mır” diyerek sinirli sinirli çok sevdiği minderine geri döndü. Sabah uykusunu alamadığı için hemen uyuklamaya başladı.
Beş dakika bile geçmemişti ki Bıt Bıt yine şarkı söylemeye başladı.
“Cik,cik,cik,
Canım sıkıldı kedicik!
Cik,cik,cik,
Çok sevdiğim arkadaşımsın
Hem de biricik!”

Minnoş, “miyav, miyav, miyav,
bırak da uyuyayım yav!” diye cevap verdi.

Bıt Bıt “çok hastayım, sesim o yüzden kötü geldi sana galiba” dedi.
Minnoş “hayır, senin sesin her zaman kötü” diye gülerek cevap verdi. Sonra aklına kötü bir fikir geldi.
"İstersen kafesinin kapısını açayım. Çok sıkılmışsındır. Her zaman salonda kalıyorsun. Biraz dışarı çık. Bera’nın odasına gidebilirsin mesela” dedi.
Bıt Bıt her şeyden habersiz Minnoş’un bu teklifini kabul etti. Pır pır ederek önce mutfağa uçtu, sonra banyodaki lavaboda birikmiş sudan içti. Sonra Bera’nın çalışma masasına kondu.
O sırada Minnoş, salonda Bera’nın en sevdiği fotoğraf çerçevesini bilerek yere fırlattı. Bıt Bıt bu sesi diğer odada olmasına rağmen duydu ve çok korktu.

Hemen kafesine geri dönmek istedi. Hızla salona geldi. Salonun ortasında yırtılmış bir fotoğraf, kırılmış bir çerçeve ve cam kırıkları vardı. Minnoş ise yine minderinde uyuyordu.
Bıt Bıt çok korkmasına ve ne olduğunu çok merak etmesine rağmen Minnoş’u uyandırmaya kıyamadı. Çok korkmuştu. Kafesin kapısı açıktı ama heyecandan bir türlü kapıyı tutturamıyordu.
Bera’nın annesi gürültüyü duyunca salona geldi. “Ah Bera! Bıt Bıt’ı seviyorsun. Sonra kafesini açık bırakıyorsun. Bıt Bıt ile çekildiğin fotoğraf yırtılmış, çok sevdiğin çerçeve de kırılmış. Anlaşılan bugün Bıt Bıt’ın yaramazlık günü ama asıl sorumlu sensin Bera Bey!” diye söylenirken bir yandan da cam kırıklarını süpürüyordu.
Bıt Bıt duyduklarına inanamadı. Başladı hüzünlü bir şarkı söylemeye:
“Ben bir garip kuşum,
Şarkı söylemek tek suçum,
Hiç gelmiyordu uykum,
Uykuya doymuyordu Minnoş’um.
“Dolaş” deyip açtı kapımı dostum,
Ben de biraz uçtum...

Sonra bir ses duydum.
Yalan yok; çok korktum.
Çerçeveyi kırılmış buldum.
İnanın yok hiçbir suçum,
Vallahi ben masumum.
Cik cik cik,
Bu ne talihsizlik!
Var bu işte bir gariplik!”


- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $5.99+) - DOWNLOAD
- LIKE (1)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(1)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!