
ÖĞRENCİLERİMİZİN İNSANİ DEĞERLER İLE İLGİLİ YAZDIKLARI MASALLARDAN BİR ELEKTRONİK KİTAP OLUŞTURDUK
OUR STUDENT WROTE TALES ABOUT HUMAN VALUES İN OUR ETWİNNİNG PROJECT WHİCH NAME İS MY DREAM MY TALE... WE CREATE A E BOOK.

HOŞGÖRÜ
(TOLERANCE)
(HAVVA ÇORA)
GÜLİN ÇELİK DOĞAN
NARLI KUYU İLKOKULU
SİLİFKE-MERSİN
Bir varmış bir yokmuş. Aylin evde oyuncaklarını topluyormuş.Kardeşi bebeklerden birini kırmış çünkü küçük olduğunu bilmiyormuş. Aylin kardeşini kovalamaya başlamış.Kendini üzgün ve ağlamaklı hissediyormuş. Aylin kardeşini bulamıyormuş çünkü kardeşi başka bir odadaymış.
Once upon a time. Aylin was collecting toys at home. She broke one of her sisters because she did not know it was small. She began to chase the brother of Aylin. She felt sad and tearful. Aylin could not find his brother because his brother was in another room.
Kardeşi kaldığı odadan çıkmış ablasının üzün olduğunu görünce o da üzülmüş. Al bebeğini abla demiş. Ablası kızacak diye korkmuş. Aylin kardeşini küçük olduğu için affetmiş.
He was upset when he saw that his sister-in-law's sister-in-law was sad. Al called his sister. He was afraid his sister would be angry. Aylin forgave her brother for being small.

DALGA GEÇEN ÇOCUK
(KIDDING CHİLD)
BEYAZ KELEBEKLER SINIFI
NERMİN EMİNOĞLU ANAOKULU
KAYSERİ
DALGA GEÇEN ÇOCUK
(KIDDING CHİLD)
Emir adında bir çocuk varmış. Dışarda bir çocuk görmüş ve dalga geçmiş, ayağı yok diye.Sonra bir gün şişman adam görmüş dalga geçmiş şişman diye. Annesi Emire yaptığının yanlış olduğunu anlatmış. Dalga geçme hoşgörülü ol demiş.
There was a boy named Emir. He saw a child outside and waveed, there was no foot. Then one day a fat man saw that the wave was fat. Annesi Emire told me that what you did was wrong. I mean to say that you're tolerant of jokes.

KURBAĞAYA ZARAR VEREN ÇOCUK
(GIRL WHO DAMAGE TO FROG)
BEYAZ KELEBEKLER SINIFI
NERMİN EMİNOĞLU ANAOKULU
KAYSERİ
Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde bir şato varmış. Şatoda bir çocuk varmış. Bu çocuk herkesle alay eder, kandırırmış. Dışarıya çıktığında bir kurbağa görmüş. Kurbağayla bacakların uzun diye alay etmiş. Arkanda dinazor var diye kandırmış. Sonra annesine yaptıklarını anlatmış. Annesi oğlum öyle yapma onlar da canlı. Canlılara hoşgörülü olmalısın. Alay etmemelisin demiş.

Nina Tirsina primary school-kindergarten nr 90,
Chisinau ,Republic of Moldova
The students stories about tolerance.
HOŞGÖRÜLÜ İNSAN
(TOLERANCE HUMAN)
Çok uzun zaman önce şehir hayatından sıkılan Ömer, ormanda yaşamaya karar vermiş. Ağaç keserek kendine bir kulübe yapmış. Bütün hayvanlar etrafında toplanıp onu izlemiş ve çok kızmışlar. Ömer de birbirlerini yiyen hayvanları izliyor ve çok şaşırıyormuş.Bir kış günü Ömer, ısınma ihtiyacını gidermek için ağaç kesmeye gitmiş. Hayvanlar ise yine kızgınlıkla Ömer'i seyretmişler. Sonra aralarında bir plan yapıp onu uyarmaya gitmişler. Ömer ise ısınmaya ihtiyacı olduğunu, evinde üşüdüğünü söylemiş. Hayvanlar bu duruma çok şaşırmış. Kendilerinin insanlar gibi neden üşümediklerini düşünerek geri dönmüşler.
Omer, who had been sick of city life a long time ago, decided to live in the forest. He cut a tree and made himself a club. All the animals gathered around him and watched him and they were very angry. Ömer follows the animals eating each other and is very surprised. On a winter day Omer went to the tree cutting to save his need for warming. The animals again watched Omar in anger. Then they made a plan between them and went to warn him. Ömer said that you need to warm up, you were cold at home. The animals were very surprised. They came back thinking they were cold like people.

Hayvanlar biraz daha düşündükten sonra ormana gelip ağaçları kesen insanları hatırlamışlar. İnsanların kötü ve acımasız olduğunu düşünmüşler. Bu yüzden Ömer'in kötü bir insan olduğu kararına varıp onun evine yönelmişler. Ömer'e eğer bir daha ağaç keserse saldırı yapacaklarını söylemişler.Ömer, kendini hayvanların yerine koymuş ve evinin yok olduğunu, arkadaşlarının ve ailesinin yok olduğunu düşünmüş. Hayvanlara bir daha ormana zarar vermeyeceğine dair söz vermiş.
The animals remembered the people who came to the forest and cut the trees after a little more thought. They thought people were bad and cruel. That's why they decided that Umar was a bad person and went to his house. They told him that they would attack the tree again if they cut off the tree. The mommy put himself in the place of the animals and thought that his house was gone, that his friends and family were gone. She promised the animals will never harm the forest again

Birkaç hafta sonra hayvanlar avlanmadan dönerken yaşadıkları yerin yiyeceklerle dolu olduğunu görmüşler. Ağaçların kesildiği yere ise fidan ekimi yapıldığını görmüşler. İleride onları Ömer bekliyormuş. Ömer onlara: "Yaptıklarımdan dolayı özür dilerim. Burası artık koruma atında. Yani korunuyorsunuz. Size ve ormana asla zarar verilmeyecek." demiş.Hayvanlar Ömer'e çok teşekkür etmişler ve mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler.
A few weeks later the animals saw that the place they were living with was full of food when they returned without being caught. They saw that trees were planted at the places where they were cut. Omer expects them in the future. Omer said to them: "I apologize for what I have done, and this is now on guard, so you are protected, and you and the forest will never be hurt." .They thanked the Ömer very much and they continued their lives happily.

HOŞGÖRÜYLE TANIŞMAK
(MEET TO TOLERANCE)
ÖZLEM TAŞ
ULUBATLIHASAN İLKOKULU
BURSA
Bir gün bir aile tatile gitmişler.Orda piknik yapmışlar.Ailece yemeklerini yerken babaları masadaki çayın hepsini yanlışlıkla annesinin üzerine dökmüş.Anneleri babalarına hiç kızmamış.Babası tekrar tekrar annelerinden özür dilemiş.Annesi önemli değil hayatım olur öyle şeyler diyerek babayı teselli etmiş.Babası ah benim hoşgörülü karım ne kadar iyisin demiş.Kızlar babalarının neden böyle söylediğini pek anlayamamışlar.Akşam eve gelince hoşgörülü olmak ile ilgili ‘çikolata fabrikası’ filmini izlemişler.Babaları ne kadar hoşgörülü bir aile değil mi kızlar diye sorunca küçük kız ikinci kez duyduğu bu kelimenin ne demek olduğunu babasına sormuş.Babası hoşgörü:Anlayışlı olmak ,affedici olmak demektir tatlım demiş.İnsanları hatalarıyla kabul etmek onlara hemen her yaptıkları için kızmamaktır,demiş.
One day a family went to a holiday. They had a picnic and they had a picnic in their bed. Father of them all accidentally poured their mother's tea on the table mistakenly on their mother. The parents never got angry with their dad. I can not understand why my dad said so. When the afternoon came home, I saw the 'chocolate factory' filmini about tolerance. What a tolerant family is this is not a family? tolerance: To be understanding, to be forgive means to be sweet. To accept people with mistakes is not to be angry with them for just about everything they do.
Annesi biz büyüklerimizden böyle öğrendik tatlım sizlerin de hoşgörülü olmanızı isteriz demiş.Bakın annemin bana söylediği Hz.Mevlana’nın şu sözünü hiç unutmam ;Sevgide güneş gibi ol,dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,hataları örtmede gece gibi ol,tevazuda toprak gibi ol,öfkede ölü gibi ol,her ne olursan ol ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol .Kızlar bu söze bayılmışlar ailecek sözlerin anlamı üzerine uzun uzun konuşmuşlar ve onlarda hoşgörülü olmaya karar vermişler.Ertesi gün okula giden iki kız kardeş öğrendikleri bu yeni bilgiyi öğretmenleri ve arkadaşlarıyla paylaşmak içinsabırsızlanıyorlarmış. Sabah ilk derste öğretmenlerinden izin alıp öğrendiklerini arkadaşlarına iletmişler. Öğretmenleri böyle güzel bir bilgi için onlara çok teşekkür etmiş.Bütün sınıf hoşgörülü davranmaya karar vermiş.Artık sınıfta kimse kimseye kızmıyor,her gün eve mutlu mutlu gidiyorlarmış.
Let's be like the sun in love, be like a stream in friendship and brotherhood, be like the night when we cover up mistakes, be like the earth in modesty, The sisters talked for a long time on the meaning of the family words that they had been talking about and they decided to be tolerant on them. The two sisters who went to school on the next day read this new knowledge they learned with their teachers and friends They taught their friends that they had taken permission from their first derste teachers and their teachers had thanked them for such a good knowledge. The school decided to tolerate the class. Now nobody is angry with anyone, they are happily happy every day.

TOLERANCE
(HOŞGÖRÜ)
STEFKA PAVLOVA
BULGARİA
Elena has friends from different countries, with different skin color. This does not interfere with talking and playing with them because it is important that they are good with her. The color of the skin is not important.Elena is happy with her friends.
Elena'nın farklı ten rengi olan farklı ülkelerden arkadaşları var. Bu, onlarla konuşmak ve onlarla oynamaktan etkilenmez çünkü onunla iyi olmaları önemlidir. Cildin rengi önemli değil. Elena arkadaşları ile mutlu.

HOŞGÖRÜLÜ KEMAN
(TOLERANT VIOLIN)
2-A sınıfı
Mehmet Canbolat İlkokulu
MERSİN
HOŞGÖRÜLÜ KEMAN
(TOLERANT VIOLIN)
Bir zamanlar güzel bir sarayda kral ve kraliçe yaşarmış. Bu kral ve kraliçenin güzeller güzeli bir kızları varmış. Bu kızın adı Bella imiş. Bu Bella'nın bir kemanı varmış. Bu keman sihirliymiş. Bu keman sadece Prenses Bella ile konuşur, ona yardım edermiş. Prenses de bu kemanı çok severmiş. Bella'nın da sarayda iki arkadaşı varmış. Bu arkadaşlarının aileleri sarayda çalışır ve yaşarmış. Bella'nın bu arkadaşlarının adları ise Aylin ve Mert'miş. Mert ve Aylin Bella'nın kemanını istiyormuş.
Once upon a time there lived a king and queen in a beautiful palace. This king and queen have beautiful girls. This girl's name is bella hometown. This Bella had a belt. This violin is magical. This violin only speaks to Princess Bella and helped her. The princess liked this belt too. Bella had two friends in the palace. These friends' families run and live in the palace. The names of these Bella's friends are Aylin and Mert. Mert and Aylin wanted Bella's violin.
Bir gün prenses yemek yerken Aylin ve Mert onun kemanını alıp kaçmış. Bu kemanı satıp, para kazanıp, okula gitmek istiyorlarmış. Çünkü kral ve kraliçe yeterli para vermiyormuş.Yolda ilerlerken yorulup bir gölden su içmek için durmuşlar. Kemanı da bir kayaya koymuşlar. Keman o sırada canlanmış. Kemanın hiç kimsenin bilmediği bir özelliği varmış. Bu özelliği akıl okumakmış.Aylin ve Mert kemanın hareketlendiğini görünce donup kalmışlar. Keman onlarla konuşmaya başlamış:
One day when the princess was eating, Aylin and Mert took her fountain and ran away. They wanted to sell this collar, earn money, go to school. Because the king and the queen did not give enough money. They tired on the way and stopped to drink water from a lair. Keman also put on a rock. The violin was revived at that time. The violin had a feature that no one else knew. This feature has been read by mind. When Ayen and Mert saw that the violin was moving, they froze. The violin began to talk to them:

Eğer okumaksa derdiniz, çaresi ben değilim.
Çok istiyorsanız okumayı, ailenize söyleyin.
Çocuklar öyle korkmuş ve şaşırmışlar ki; dilleri tutulmuş, konuşamaz olmuşlar. Keman devam etmiş:Prenses evde beni arıyor, siz düşünün taşının ne yapmanız gerekiyor. Ben gidiyorum prensese, birkaç saat sonra gelin, konuşalım birlikte...
If you do not read it, you are crazy, not me.
If you want so much, read it, tell the family.
The children were so frightened and surprised; their tongues were held, they could not speak. The violin continued: The princess is looking for me at home, what do you think you should do. I'm going, princess, come a few hours later, let's talk together ...
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $8.59+) -
BUY THIS BOOK
(from $8.59+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- REMIX
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!