

ÇÖPLERİN ÖYKÜSÜ
Ilık bir ilkbahar akşamıydı. Belediyenin çöp arabasında görevli olan Osman Pak, çöpleri topluyordu. İşini öyle çok seviyor ve özenli çalışıyordu ki onu görenler dünyanın en önemli işini yaptığını zannederdi. Önemliydi gerçekten. İnsanları, bulaşıcı hastalıklara neden olan mikrop yuvalarından her gün bıkmadan usanmadan arındırıyordu.
Akşamın son çöpünü de toplamış memnun bir şekilde çöplüğe doğru yol alıyordu. Bir anda duyduğu sesler akşamın sessizliğini bozdu.
- Dikkat etsene! Beni kıracaksın!
- Evet boya kutusu, beni de eziyorsun!
- Tabi ki ezer ve kırarım, ben hepinizden daha ağırım. Çünkü benim hammaddem metal. Ne senin gibi kırılan bir cam, ne de senin gibi bükülen bir plastiğim!



- Sizin kavgalarınızdan bıktım artık! Neden kağıtların
kaderi böyle? Benim yerim burası değil!
İnsanlar beni keyifle okuyorlar, benim sayemde
bilgileniyorlar sonra da beni diğer çöplerle
birlikte atıyorlar. Oysa benim değişik
evrelerden geçip tekrar kullanılabileceğimi unutuyorlar! Ben bu insanları anlayamıyorum! Her gün binlerce ağaç kesiyorlar.

- Tek memnun olmayan sen değilsin, gazete kağıdı. Ben de buraya gelmeden önce Elif’in kahvaltısında yediği reçelin kavanozuydum. Reçeli öyle çok seviyordu ki onu çabucak bitirdi ve beni çöpe attı. Oysa beni cam atıklarla birlikte toplayıp geri dönüşüm kutularına atabilirdi. Oradan beni görevliler alacak, yıkayacak, öğütecek ve tekrar kullanılabilir bir cam ürün haline getirecekti.

Tamam, Elif küçük bir çocuktu bunları bilmiyordu ama bunları annesi de mi bilmiyordu?
- Sanki benim durumum sizden farklı! İçimdeki çamaşır suyuyla
evlerini parlatırken bana çok değer veriyorlardı. Ben olmadan temizliğe başlamıyorlardı. Bu kadarmış değerim! Bitince çöplükmüş yerim. Bilgisiz bu insanlar geri dönüşümden hiç anlamazlar.
- Hep aynı şikâyetler, yeter artık yeter! Ne yapalım
bilemediler değerimizi. Ben de fabrikada eritilip büyük ve
daha ağır bir varil olmak isterdim. Benimle mazot
taşıyabilirlerdi. Ne yazık ki ben de sizin gibi çöpe gidiyorum. Bir de sizin dırdırınızı çekiyorum. Yeter artık yeter, ben artık uyumak istiyorum!

- Kullanabilecekken bizi neden atıyorlar çöpe? Ayrı toplanıp değerlendirilebilecekken neden sıkışıyoruz bu yerde?
- Haklısın plastik şişe artık insanların bilinçlenmesi gerekir.
Osman Pak, duyduklarından etkilenmişti. Demek ki çöplerin geri dönüşümüne çözüm bulunmalıydı. Kamyonun içine baktığında her türlü atığın birlikte olduğunu gördü. Çok üzüldü. Bu akşam duyduklarını oğlu Efeve kızı Yıldız’a hemen anlatmalıydı. Çocuklarının bilinçli yetişmesini ve tüm kaynakları iyi kullanmalarını istiyordu.
Bu sadece Türkiye’ nin değil, bütün dünyanın ihtiyacıydı.
Acaba diğer ülkelerde durum nasıldı?
- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) -
BUY THIS BOOK
(from $2.99+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!