BU KİTAP,TANIŞTIRAYIM;ARKADAŞIM KİTAP ETWINNING PROJESİ İÇİN ORTAK OKULLAR TARAFINDAN YAZILMIŞTIR.


KONYA KULU KIRKPINAR İLKOKULU
Dilek Çetinkaya
(KAYISI AĞACI)
Haziran 23, 2019


Bir gün Ayla okuluna gitmişti. Hava çok güzeldi.
Okul bahçesinde arkadaşları Melis, Gül, Emir, Berat ve Melek ile yakan top oynadılar.



Oyun oynarken top bahçedeki bir çiçeğe çarptı. Çiçek ezildi.Bu duruma çok üzüldüler. Bir fidan dikmeye karar verdiler. Bu fikri öğretmenlerine söylediler. Öğretmenleri tamam dedi.

Ertesi gün öğretmenleri Hale Hanım fidanı getirdi. Sonra okuldaki hizmetliden küreği istediler. Bahçeye çıktılar. Sonra küreği alıp toprağı kazmaya başladılar. Yeterince derin olunca içine fidanı ektiler, üzerine toprağı kapattılar.

Ayla fidanı suladı.Fidanı her gün sınıfça sulamaya karar verdiler. Fidanı her gün azar azar suladılar ve korudular. Zaman geçtikçe fidan yavaş yavaş büyüdü, kayısı ağacı oldu. Birkaç sene sonra kayısıları toplayıp yediler.
Dilek ÇETİNKAYA
Konya Kulu Kırkpınar İ.O.
2-A Sınıfı Öğrencileri
ŞANLIURFA KARAKÖPRÜ İLKOKULU
Fatıma Saruhan
(SELİN'İN DÖNÜŞÜM MACERASI)
Mayıs 29,2019


MANİSA AKHİSAR NAMIK OĞUL İLKOKULU
Güneş Doğan
(PENGUEN CUDİ VE LEYLEK LİLİ)
Mayıs 26, 2019



PENGUEN CUDİ VE LEYLEK LİLİ
Bir varmış bir yokmuş.Evvel zaman içinde kalbur saman içinde kutuplarda yaşayan Cudi adında bir yavru penguen varmış.Penguen Cudi dolaşmaya çıktığı bir gün uzaklarda beliren bir yabancı görmüş.Kendisine doğru uçan bu canlıyı ilk kez görüyormuş.Kendisine doğru uçarak gelen Leylek Lili'ymiş.
Leylek Lili ,soğumaya başlayan havalarla birlikte sürüsüyle sıcak yerlere göç etmek için yola çıkmış.Ancak yolda beklemedikleri bir olay olmuş.Lili ve arkadaşları fırtınaya kapılmışlar.Leylek Lili yolunu şaşırmış ve arkadaşlarından uzaklaşmış.Hava giderek soğuyormuş .Birden kendini bembeyaz buzulların içinde bulmuş.Burayı tanıması çok uzun sürmemiş.Burası penguenlerin yaşadığı kutuplarmış.Leylek Lili çok endişelenmiş çünkü leylekler soğuk yerlere dayanıklı hayvanlar değillermiş.Lili ,penguen Cudi’nin yanına yaklaştığında Cudi’nin merakı giderek artmış.
“Hoş geldin yabancı “demiş Cudi.”Hoşbulduk “demiş Lili.Cudi ilk kez gördüğü bu yabancıyı uzun uzun incelemiş.Lili başından geçen her şeyi anlatmış Cudi’ye.Cudi leyleklerin göç ettiklerini,her seferinde yeni yerler gördüklerini duyduğunda çok şaşırmış.İçinden “Keşke ben de penguen olsaydım.Ne güzel hep gezerdim.Bizse hep burada yaşamak zorundayız.”demiş.
Cudi ,Lili ‘yi bilge penguene götürmüş.Lili soğuktan titriyormuş.Bir an evvel sürüsüne kavuşmayı hayal ediyormuş.Bilge penguen ,Lili için bir harita hazırlamış.Cudi ‘nin üzgün tavırları bilge penguenin dikkatinden kaçmamış.
“Cudi neden bukadar üzgünsün “diye sormuş bilge penguen.Cudi “Neden biz de göç etmiyoruz?Neden leylekler gibi yeni yerler görmüyoruz?”diye sormuş. Bilge penguen sürekli göç etmenin de zorluklarının olduğunu,vücutlarının sıcağa dayanıklı olmadığını anlatmış uzun uzun.Cudi ,leyleğin titrediğini daha fazla dayanamayacağını görünce leyleklerin de soğuk iklimlere dayanıklı olmadıkları için göç ettiklerini anlamış.Leylek Lili yola çıkmak için hazırlanmış.Cudi ve bilge penguene teşekkür etmiş.Havalanmış ve uçarak uzaklaşmış.Cudi yeni bir canlı tanımanın keyfini çıkararak keyifle kaymış buzullarda.
NAMIK OĞUL İLKOKULU 2-B SINIFI ÖĞRENCİLERİ
BALIKESİR KAYABEY ŞEHİT FERRUH KULAOĞLU ORTAOKULU KARESİ
Sinem Atik
Mayıs 25, 2019
(BABAMIN KİTAPLARI)


Doruk 12 yaşında kitap okumayı sevmeyen bir çocukmuş.Oyun oynamak ona daha cazip geliyormuş. Bu günlerde canı biraz sıkkınmış. Nedeni ise oturdukları evden dedesinden babasına kalan eve taşınıyor olmalarıymış.Emine Hanım oğlu Doruk’ a doğru seslendi:
-Oğlum kenara çekil, nakliye kamyonu gelecek.Annesinin sesini duyan Doruk hemen kaldırıma çıktı.Biraz sonra önden babası Mehmet Beyin arabası arkadan nakliye kamyonu göründü.Nakliye kamyonu evin önüne yanaştıktan sonra Mehmet Bey arabasından indi ve nakliyecilere yardım etti.
Doruk ayak bağı olmasın diye annesi ona bahçedeki çardağa oturmasını söylemişti.Doruk çardağa oturduktan sonra düşünmeye başladı. Eski mahallelerini şimdiden özlemişti.Arkadaşları Zeynep,Ali ve Hasan ile ne güzel oyunlar oynar oynarlardı.Oysa sadece iki sokak aşağıya taşınmışlardı ama yine de onları çok özlemişti.Akşam olduğunda bütün büyük eşyalar yerleştirilmişti.Akşam yemeğini bahçelerindeki çardakta yemişlerdi.Sonra çok yoruldukları için yataklarına yatıp uyumuşlardı.
Doruk sabah annesinin sesiyle uyanmıştı.Annesi Doruk’a:
-Doruk hadi kalk canım okula gideceksin ,dedi.Doruk kalktı,bavulundan okul kıyafetlerini aldı ve üstünü giyindi.Kahvaltısını yapıp akşamdan hazırladığı çantasını aldı,annesini öptü.Okula doğru ilerledi.Okula geldiğinde sırasına oturdu ve arkadaşlarının gelmesini bekledi.İlk olarak Zeynep gelmişti.Sonra Hasan ve Ali geldi.Ders başlayınca Türkçe öğretmenleri içeri girdi.Bu ders kitap okuyacaklarını söyledi.Doruk bunu duyunca mutlu olmamıştı çünkü kitap okumayı hiç sevmiyordu ama mecbur okumak zorundaydı.Biraz sonra bütün sınıf okumaya başladı.
Doruk ise önüne kitabı koyup resim çizmeye başlamıştı.Türkçe dersinden sonra matematik,sosyal,müzik ve fen dersine girdi. Okul bittikten sonra arkadaşlarıyla vedalaşıp eve gitti.Eve geldiğinde annesi kitaplığa kitapları yerleştirmesini, yerleştirirken kitaplara bir zarar vermemesini ,babası için o kitapların çok değerli olduğunu söyledi.Doruk babasının bu kitaplara neden bu kadar değer verdiğine niye bu kadar kıymetli olduklarına hiç anlam veremiyordu.Üstünü değiştirdikten sonra kitapların olduğu koliyi alarak kitaplığa kitapları yerleştirmeye başladı.
Doruk’un kitap okumayı sevmemesine rağmen anne ve babası kitapları ve okumayı çok severlerdi.Kitapları yerleştirirken kutunun dibinde bir defter gözüne çarptı.Doruk defteri eline aldığında bunun bir günlük olduğunu anladı.Günlüğü açmaya çalıştığında kilitli olduğunu fark etti.Kutuyu iyice karıştırdı ama bir anahtara rastlamadı.Günlüğün arkasını çevirdiğinde “bahçe” yazdığını gördü.Doruk çok meraklanmıştı.Annesinin yanına gittiğinde evde olmadığını gördü.Masada bir kağıt vardı,kağıtta annesinin pazara gittiği yazıyordu.Çok merak ettiği için annesinin gelmesini bekleyemeyeceğini anladı
Annesi ve babasının odasındaki çekmeceleri karıştırmaya başladı ama ne yazık ki anahtarı bulamamıştı.Sonra arkadaşlarından yardım isteyebileceği aklına geldi ve onları aradı,durumu anlattı.Hepsi çok meraklanmıştı ,hemen Dorukların evine geldiler.Günlüğü incelediler .Hasan günlüğün arkasındaki “bahçe” yazısına bakarak :

-Aslında bu bir ipucu olabilir ,belki anahtar bahçede gömülü olabilir,dedi.Bu fikir hepsine mantıklı gelmişti.Ali:
-Ama bahçenin neresinde olduğunu bilmiyoruz,her tarafı da kazamayız ki ,dedi.
Başka bir ipucu daha olacağını düşünmeye başladılar.Günlüğü incelemeye başladılar.Günlüğün üzerinde çınar ağacının olduğu bir resim gözüne çarptı.Evet bahçede tam da bu ağaca benzer bir çınar ağacı vardı.Ertesi gün okuldan geldiklerinde çınar ağacının kendisine zarar vermeden etrafını kazmaya başladılar. Biraz kazdıktan sonra Doruk’un küreği sert bir şeye çarptı.
Hepsi oraya toplanıp gömülü olan metal kutuyu çıkardılar.Kutunu içinde gerçekten bir anahtar vardı.Doruk anahtarı alarak hemen günlükte denedi.Evet olmuştu,günlük açılmıştı.Doruk hemen günlükteki yazıları okumaya başladı.Günlükte kitap okumayı çok seven ama fakir oldukları için kitap alamayan bir çocuğun hayatı yazıyordu.

Hepsini okuduktan sonra günlüğün sonundaki isme bakan Doruk babasının ismini gördü.Ne yani bu babasının hayatı mıydı?Demek o yüzden babası kitaplara bu kadar değer veriyordu.Doruk kendini suçlu hissediyordu.Çevresinde bu kadar kitap varken onları elinin tersiyle itmişti.Çukuru kapatıp, evlere dağıldılar.Eve gittiğinde ilk olarak kitaplığı inceledi.Kapağı hoşuna giden bir kitabı alıp okumaya başladı.O günden sonra elinden hiç kitap düşürmedi.
Okuduğu her kitapta maceradan maceraya atlıyor,hayaller kuruyor ,hayal gücü ,kelime hazinesi gelişiyordu.Doruk’taki bu değişimden annesi,babası,arkadaşları,öğretmenleri çok memnundular.Doruk için kitap okumak artık en büyük zenginlikti,hayatının en önemli parçasıydı.


Mayıs 24, 2019
KOCAELİ DARICA SERVET ÇAMBOL İLKOKULU
Esra Cebeci
(KİRPİ KİPKİP)
Neşeli ormanda tüm hayvanlar neşe içinde yaşarmış. Her sabah erkenden kalkan yavru hayvanlar şarkılar söyleyerek okullarının yolunu tutarmış. Yalnız biri hariç…Bu yavru kirpi KipKip’miş. Günler böyle geçip giderken yavru kirpi KipKip okula gitmek istemezmiş. Sabahları annesinin zoruyla evden ayrılan KipKip oyalana oyalana saatler sonra ancak okuluna varırmış.Bu durumu gören öğretmen Bilge Baykuş artık bu soruna bir çözüm aramak için KipKip’in annesini okula çağırıp görüşmüş. Anne ne yapacağını bilememiş. Tek istediği KipKip’in okuyarak Bilge Baykuş gibi olmasıymış. Ama ne fayda…
Günler birbirini kovalarken yavru kirpi KipKip artık arkadaşlarıyla da görüşmez olmuş. Tüm gününü neşeli ormanda çiçeklerle konuşarak geçirirmiş.Bir gün Bilge Baykuş bir ağacın dalında uzanıp dinlenirken aşağıdan gelen konuşmalar duymuş.


Bir de ne görsün yavru kirpi KipKip aşağıda çiçek RenkRenk ile konuşuyormuş. Bilge Baykuş ‘Bak yaramaz KipKip’e okula gelmediği günler ormanda geziniyor,çiçeklerle konuşuyormuş’ diye düşünürken KipKip’in konuşmaları onu çok şaşırtmış. Yavru kirpi KipKip:
_ Okulda hiçbir arkadaşım benimle oynamak istemiyor, sıra arkadaşım bile yok! Dikenlerim batıyor diye kimse benimle oturmuyor. Herkes benden kaçıyor. Geçen gün yakan top oynarken dikenlerim topu patlattı. Bir daha da oyuna almadılar.Bunları duyan Bilge Baykuş bu duruma çok üzülmüş. Ertesi gün okulda tüm öğrencileri ile bu konuyu konuşmuş. Bunları duyan yavru hayvanlar çok üzülmüşler. Yaptıklarından utanmışlar.
Yavru ayıcık NuNu’nun aklına çok güzel bir fikir gelmiş. Pamuktan bir pelerin yapıp yavru kirpi KipKip’in evine doğru yola çıkmışlar. Kapıda arkadaşlarını gören KipKip ne yapacağını bilememiş. Yavru hayvanlar önce özür dileyip sonra pamuk pelerini yavru kirpi KipKip’e hediye etmişler.
Artık oyun oynarken toplar patlamamış, arkadaşları KipKip’ten kaçmamış. Hep birlikte neşeli ormanda neşe ile yaşamaya devam etmişler.
GAZİEMİR İZMİR ASLANLAR İLKOKULU
Mualla Gülcü Güler
(BUKALEMUN KİT'İN MACERASI)
Mayıs 22, 2019


BUKALEMUN KİT’İN MACERALARI
Hayvanat bahçesinde yine sıradan bir gündü. Bukalemun Kit yine yemeğini bekliyordu. Bakıcısı Sema Hanım telaşla Kit’in yemeğini getirdi. Bugün işten erken çıkacaktı. Çok acele ettiği için kapıyı açık unuttu.

Kit kapının açık olduğunu görünce hemen kafesin dışina çıktı ve temiz bir hava aldı. Sonunda kaçmayı başarmıştı. Nereye gideceğini düşünürken karşısına bir park çıktı.
Parkta yeşil kaydırağın kenarına saklandı. Çocukları görünce renk değiştirdi. Bukalemun Kit’ i yerinde bulamayan Sema Hanım onu aramaya çıktı. Parkta oyun oynayan Ece, Mehmet ve Rıdvan ‘dan yardım istedi .Ne kadar arasalarda Kit’i bulamadılar.Tam o sırada pazar yerinden gürültüler bağrışmalar geldi. Sema Hanım ve çocuklar aceleyle sesin geldiği yere gittiler. İnsanlar kocaman bir kertenkele gördüklerini söyleyerek bir o yana bir buyana kaçışıyorlardı. Fakat Kit hala ortalıkta görünmüyordu .En son karpuzcunun kamyonunda görülmüştü .Ama karpuzcu köyüne doğru yola çıkmıştı. Sema Hanım ve çocuklar trene binerek karpuzcunun köyüne gittiler.

Köy meydanındaki ulu çınarın altına geldiklerinde oldukça yorulmuşlardı. Köy kahvecisinin ikram ettiği serin limonataları afiyetle içtiler.
Karpuzcunun tarlasının yerini öğrendiler. Kit’i bulmaya az kalmıştı. Tarlaya vardıklarında karpuzcu sessiz olmalarını söyledi. Kit karşıdaki ormanda büyük güzel bir ağacın dalında dinleniyordu. Sema hanım Kit’ e beş yıldır bakıcılık yapıyordu. Onu hiç bu kadar mutlu görmemişti. Onu ait olduğu yerde doğada bırakmak en doğrusuydu.
ASLANLAR İLKOKULU BİLGİN BAYKUŞLAR 3/C
ERZURUM YAKUTİYE MAREŞAL FEVZİ ÇAKMAK İLKOKULU
Aybüke Ok
(BİR KİTAP MACERASI)
Mayıs 22, 2019


BİR KİTAP MACERASI
Ali ile Ayşe çok iyi iki kardeşlermiş..Yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş.Birgün dışarda oynarken dolu yağmaya başlamış.Sokaklarında bulunan eski bir eve sığınmışlar.
Evin içinde eski,kırık dökük eşyalar ile kitap okuyan çocuk resimleri varmış.Evi incelerken aniden bir gürültü duymuşlar.O kadar korkmuşlar ki bağırarak kaçmaya başlamışlar.Koşarlarken Ayşe’nin ayağı kırık bir tahtaya takılmış.Tahta kırılınca Ayşe kendini bodrum katta bulmuş.Ağlamaya başlamış.Ali Ayşe’yi sakinleştirmeye çalışmış ama Ayşe bağırmaya devam ediyormuş.Ali açılan delikten içeri süzülmüş.Dışardan gelen ışık bodrum katını biraz aydınlatıyormuş.Ali ,Ayşe’nin yanına gelip yaralanıp yaralanmadığını sormuş.Ayşe iyi olduğunu söylemiş.Bodrum katını incelerlerken duvara dayalı olan kitaplık dikkatlerini çekmiş.


Kitapları incelemeye başlamışlar.O sırada Ali eline bir kitap almış ve kitaplık yana doğru kaymaya başlamış.Karşılarına kitaplarla dolu bir oda ve konuşan iri bir kitap kurdu çıkmış.

Kitap kurdu çocuklara gözlüklerinin üzerinden bakarak ‘’Hoşgeldiniz,’’ demiş.Çocuklar şaşkınlıktan dona kalmışlar.Kitap kurdu ‘’Nihayet birileri beni buldu.Yalnızlıktan patlayacaktım,’’ demiş.Çocuklar kitap kurduna ‘’Sen de kimsin?’’diye sormuşlar.Kitap kurdu kendini tanıtmış.
’Benim adım Etwinning ,bunlarda benim en yakın arkadaşlarım,’’diyerek etraftaki kitapları göstermiş.Çocuklarla kitap kurdu uzun bir süre sohbete dalmışlar.Kitap kurdu o kadar çok şey biliyormuş ki Ali ile Ayşe şaşırıp kalmışlar.Ayşe’’Söylesene Etwinning nasıl bu kadar çok şey biliyorsun ?’’diye sormuş.Kitap kurdu Etwinning etraflarına bakmalarını istemiş.’’Bu bildiklerimin hepsini bu gördüğünüz kitaplardan öğrendim ,‘’demiş. Ali ve Ayşe’ye de bir hediye vermek istemiş.’’Size verebileceğim tek hediyem kitap çocuklar,’’demiş.

Bu kitap sihirli bir kitapmış.Merak ettikleri herhangi bir şeyi kitaba fısıldadıklarında sayfalarında o bilgi aniden beliriveriyormuş.Çocuklar kitaplarını alıp kitap kurdu Etwinning’e teşekkür ederek oradan ayrılmışlar. Bu maceranın gerçek olup olmadığından emin değillermiş ama ellerindeki kitap gerçek olduğunun kanıtıymış.Evlerine vardıklarında anneleri onlara neden geç kaldıklarınısormuş.’’Elinizdeki de nedir?’’demiş.Ali ve Ayşe aynı anda ‘’Tanıştıralım:Arkadaşımız Kitap,’’diyerek gülmüşler.
BURSA İNEGÖL CEMİL SÖNMEZ İLKOKULU
Yakup Emre Yaz
( KIRMIZI YUMAK)
Mayıs 21, 2019


K I R M I Z I Y U M A K
Bursa'nın eski yokuşlu sokaklarının birinde yumaklar ile oynamayı seven bir kedi yaşarmış.En sevdiği yumak ise kırmızı renkli olanıymış.Evinin önünde kırmızı yumağı ile oynarken yumağı aniden patilerinin arasından kaymış ve yokuş aşağı yuvarlanmaya başlamış.Arkasından koşmuş ama yumak yuvarlandıkça daha da hızlanmış.Kırmızı yumak yuvarlanmış,yuvarlanmış, yuvarlanmış yokuşun sonunda çöp tenekesinin yanına bırakılmış is dolu kül kovasının içine girivermiş.

Kırmızı yumak ise bulanmış ve simsiyah olmuş.O sırada çöpün yanından bir nine geçiyormuş.Torununa kazak örecekmiş fakat siyah ipi yeterli değilmiş bu yüzden tuhafiyeye yumak almaya gidiyormuş.Yolun kenarında, is dolu eski soba kenarında siyah bir yumak görmüş ve çok sevinmiş.Hemen alıp eve gitmiş.

Kazağı örmeyi bitirmiş.Kazağı torununa hediye etmeden önce yıkamak istemiş.Güzelce yıkanan kazağı kuruması için asmaya giden nine bir de ne görsün!Siyah bir kazak beklerken bir kısmı siyah bir kısmı kırmızı bir kazak ile karşılaşmış ve çok şaşırmış.İlk başta durumu anlamamış ama daha sonra aklına yumağı bulduğu yer gelmiş ve gerçeği anlamış.Nine ise bulanmış yumağı siyah zannetmiş ve örmeye devam etmiş ama yıkandığında eski rengine dönen ip kazağın kırmızı-siyah renkte olmasını sağlamış.

Ninenin bu duruma ilk başta çok şaşırsa da gülmeye başlamış ve kazağı büyük bir mutluluk ile torununa hediye etmiş.Olanı biteni torununa da anlatmış.Torunu da kazağı görünce çok sevinmiş.Ninesine teşekkür etmiş.Kazağı büyük bir mutlulukla giymeye başlamış.Akşam üstü yeni örülmüş kazağı ile sokağa arkadaşları ile oynamaya çıkmış.Herkes kazağını çok beğenmiş.Arkadaşları ile saklambaç oynarken büyük bir ağacın arkasına saklanmış.
Bu arada yumağını kaybeden kedi sokak sokak dolaşıyor ve bir umut kaybettiği yumağını bulabilmeyi hayal ediyormuş.O anda hiç beklemediği bir anda kocaman ağacın altında bir çocuğun üstündeki kırmızı renk dikkatini çekmiş.İyice yakınlaştığında yumağın ipi olduğunu farketmiş ve koşa koşa sevinçle çocuğun kucağına atlamış.Çocuk kucağına sevgi dolu bir şekilde atlayan kedi karşısında çok şaşırmış ama sevimli minik kediyi çok sevmiş.
Oyunu yarıda bırakıp kedi ile beraber doğru ninesinin yanına gitmiş ve kedinin kucağına nasıl geldiğini,onu çok sevdiğini, ona bakıp bakamayacağını sormuş.Ninesi büyük bir mutlulukla minik kedinin de onlar ile kalabileceğini söylemiş.Kedi yumağına kavuştuğu için, nine torunu çok mutlu olduğu için çok sevinmişler.Mutlu mesut yaşamışlar.

MANİSA AKHİSAR NAMIK OĞUL İLKOKULU
Merve Canca
(KÜLKEDİ'NİN KEDİSİ)
Mayıs 21, 2019


KÜLKEDİSİ'NİN KEDİSİ
Bir varmış,bir yokmuş.Evvel zaman içinde,kalbur saman içinde bir tane kız varmış.Bu kız daha yedi yaşındaymış.Bebekiken onu bir cadı kaçırmış ve büyük bir saraya vermiş.Bu sarayda hizmetçilik yaparmış.Akıllımı akıllı bir kızmış ama kötü kalpli ev sahibi onu hiç sevmezmiş.Daha bebekken onu alanev sahibi ona hep kötü davranmış.Ona hep şöminenin küllerini toplatırmış.Bu yüzden ona Külkedisi adını vermiş.

Günlerden bir gün Külkedisi bahçeyi temizlerken karşısına kül renginde bir kedi çıkmış.Külkedisi bu kediyi kucağına almış sevmiş,ona yemek vermiş.
Külkedisi hayvanları çok severmiş.Zaten o doğadaki tüm canlıları çok seven bir kızmış.Her zaman "Ne güzel,doğa bize hiç kötü davranmazmış.
Bitkiler bize meyveler verir,hayvanlar arkadaşımız olur,sütlerindeniçer karnımızı doyururuz." der,doğayı sever ve korurmuş.
Külkedisi tam bunları düşünürken kucağına aldığı kedi bir anda konuşuvermiş.
-"Heeey!Güzel kız napıyorsun sen burada"demiş.Külkedisi şaşırmış.Hiç,bir kedi konuşur mu diye düşünmüş.Ama gerçekten ses kediden geliyormuş.-"Heeey!Sana diyorum,sen beni kucağına alıp sevdin.Bugüne kadar beni kimse sevmemişti.Hep sokaklarda yaşadım.Hep çöp topladım.Sen ise beni sevip bana yemek verdin,ben bundan sonra senin kedin olmak istiyorum" demiş.
Külkedisi düşünmüş."Kedinin hayatı da aynı benim hayatıma benziyor." demiş."Ben de hep temizilik yaptım.Hiç kimse bugüne kadar beni sevmedi,bana sarılmadı."demiş.Kediyiçok sevmiş.Kedicik çok akıllıymış.Külkedisinin düşüncelerini fark etmiş."Sen çok iyi ve akıllı bir insansın,buralarda olmaman gerek,gel seninle buradan gidelim,sana gerçek sevginin olduğu yerleri göstereyim."demiş.O gece Külkedisi ile kedisi yola çıkmışlar.Kedi,külkedisini bir okula getirmiş.Oturbak izle demiş.Çocuklar ne kadar güzeller.Onlar kötülük düşünmezler,oyunoynamayı severler,hem burada çok da güzel bilgiler öğrenirler demiş.

Külkedisi bugüne kadar saraydan hiç çıkmadığı için hiç okul görmemiş.Bahçede cıvıl cıvıl koşuşan çocukları görünce çok etkilenmiş.Ben de okumak ben de onlar gibi olmak istiyorum demiş.Akıllı Külkedisi okulun kapısından içeri girmiş.
O günden sonra çok çalışkan bir öğrenci olmuş.Derslerini hiç of demeden yapmış.Öğretmenini çok sevmiş.Zaten o da öğretmen olmak istiyormuş.
Kedisi de onu böyle mutlu gördükçe iyi ki böyle güzel kalpli,akıllı,merhametli biri ile karşılaşmışım diye düşünmüş,Külkedisi okuldan gelene kadar evde hep onu beklermiş.Bazen derslerine bile yardım edermiş.
Yıllar geçmiş Külkedisi büyümüş güzel bir öğretmen olmuş.Bir sürü minik,onu seven öğrencisi olmuş.Bir gün kedisini karşısına almış ve demiş ki:

-"Ben artık bir öğretmen oldum.Seninlekarşılaşmadan önce kimse beni sevmez.Banasarılmazdı.Şimdi bana minik kolları ile sarılan,beni seven bir sürü öğrencim var.Çokmutluyum,bundan sonra sınıfımda seni de görmek istiyorum.Öğrencilerim hayvan sevgisi,doğa sevgisi ile büyüsünler." demiş.O günden sonra kedicik de Külkedisi öğretmen ile hep okula gitmiş.Çocuklara hep iyi şeyler öğretip,hayvan sevgisi,doğa sevgisi ile büyütmüşler.Hep birlikte mutlu mesut yaşamışlar.




KAYSERİ MELİKGAZİ MUSTAFA KEMAL İLKOKULU
Tuğba Tekin
Mayıs 21, 2019
(ÇAKIL TAŞI)

ÇAKIL TAŞI
Güneşli bir bayram sabahıydı.Deniz bayramlaşmak için arkadaşı Ahmet ile birlikte binadaki komşularını geziyorlardı.Bazı komşular harçlık verirken bazıları da şeker ve çikolata veriyordu. Sıra Fatma teyzenin kapısına gelmişti.Deniz heyecanla zile bastı.Fatma teyze ve Ali amca yüzlerinde gülücüklerle kapıyı açtılar.Deniz ile Ahmet bir ağızdan ‘İyi bayramlar’ deyip ellerini öptüler.
Fatma teyze bu sefer ,o her bayram aldığı çikolata ve şekerler yerine, içinde çakıl taşı bulunan minik poşetler verdi.Deniz şaşkın gözlerle poşeti alarak çantasına koydu.Fatma teyzenin neden böyle bir şey verdiğine pek de anlam verememişti.Tam o sırada Ahmet’in annesi Gülçin Hanım Ahmet’e seslenerek eve gelmesi gerektiğini söyledi.Yalnız kalan Deniz canı sıkılarak evin yolunu tutmuştu.Eve vardığında hemen çantasını açtı ,şeker ve çikolatalardan yemeye başladı.Birden gözüne Fatma teyzenin vermiş olduğu çakıl taşları ilişti.Deniz ,bayram hediyesinin ağzını açtı ve koşar adımlarla masanın üzerinde bulunan akvaryumun içine attı.
Taşların akvaryuma renk katacağını düşünürken birden zil çaldı ve arkadaşları oyun oynamaya davet ettiler.Deniz büyük bir heyecanla balkondan sarı topunu alarak arkadaşlarının yanına gitti.Arkadaşlarıyla doyasıya oyun oynayan Deniz ,havanın da kararmasıyla birlikte evine gitti.

Eve vardığında annesinin üzgün olduğunu fark etti.Annesi Demet hanım ,akvaryumdaki tüm balıkların birden bire öldüğünü anlattı.Deniz bu duruma çok üzülmüştü aklına çakıl taşları geldi.Hemen koşar adımlarla Fatma teyzenin kapısına giderek ziline bastı ve olayı anlattı.Fatma teyze gülmemek için kendini zor tutuyor,Deniz ise şaşkın gözlerle bakınıyorduFatma teyze Deniz’e dönerek:
-Ahhhh, Denizciğim! Benim sana verdiğim minik poşetlerin içindeki taş değil,çikolata idi , dedi.

Bunu duyan Deniz duyduklarına inanamadı ve gülmeye başladı.Hiç görmemişti böyle bir çikolatayı…..Deniz,teşekkür edip merdivenlere doğru yürürken Fatma teyze eline yine o çakıl taşlarını alarak Deniz’e uzattı ve yemesini söyledi.Deniz hem kendine gülüyor hem de çikolataları yiyordu.Böylelikle unutamadığı bir bayram anısı oldu.
TEKİRDAĞ ÇORLU HANİFE ŞEFİK CELEP İ.O
Pınar Bilyaz
(PARLAK)
Mayıs 20, 2019


PARLAK
O hafta sonu hava çok güzeldi. Güneş uzun zamandır ilk kez bu kadar parlaktı. Anneme parka gidelim mi? dedim. Annem 'olur' dedi. Spor ayakkabılarımızı giydik,evden çıktık. Yolda ilerlerken yavru bir köpeğin acı içinde kaldırımda yattığını gördük. Hemen yanına koştuk. Ayağı kanıyordu ve çok korkmuştu. Keşke onunda spor ayakkabıları olsaydı. O zaman ayağı yaralanmazdı,diye düşündüm.

Köpeğin durumuna çok üzüldük. Hemen yanına gidip kucağıma aldım. Ayağına baktık. Kötü görünüyordu. Ama kucağıma alınca titremesi geçti. Sanki şimdiden arkadaş olmuştuk. Annem bizim yapabileceğimiz bir şeyin olmadığını,veterinere götürmemiz gerektiğini söyledi. Parka gitmekten vazgeçtik ve yavru köpeği veterinere götürdük. Veteriner hemen ayağına baktı. Sanırım araba ezmiş, dedi.Sonra onu içeriye götürdü. Annem ve ben orada bekledik. Uzun bir süre sonra veteriner kucağında yavru köpekle geldi.

Gerekeni yaptık. İyi bakılırsa bir haftaya iyileşir,dedi. Anneme ona evde bakmak istediğimi söyledim. Annem de onu bu halde sokakta bırakamayız, dedi. Hep birlikte eve gittik. Annem ona yemek verdi. Ben de kartonlardan bir kulübe yaptım. Sonra bir adı olmadığı aklıma geldi. Onu çok güneşli bir günde bulduğum için adını 'Parlak' koydum. O da adını çok beğenmiş gibi yüzüme baktı. Parlak o günden sonra bizim köpeğimiz oldu. Parlak geldiğinden beri kocaman mutlu bir aile olduk.
KONYA AKŞEHİR ÇAKILLAR İLKOKULU
Çiğdem Yıldızhan Bürhan
May20,2019
(CESUR ve ÇOCUKLAR)

Küçük bir kasabada yaşayan Zeynep nine varmış. Zeynep ninenin 2 tane torunu varmış. Birinin adı Elif diğerinin adı Yasinmiş.Bir gün Elif sokakta oynarken yanına bir köpek gelmiş, köpek topallıyormuş Elif onun ayağını incittiğini anlamış hemen ninesinin yanına koşmuş ve ona
-Nineceğim sokakta ayağı acıyan bir köpek var yürüyemiyor, demiş.
- Elif’im güzel torunum bir bakalım köpeğe demiş.

Zeynep nine ve Elif birlikte köpeğin yanına gelmişler. Zeynep nine korkutmadan bakmış köpeğe, daha sonra köpeği eve götürmüşler ve ayağını sarmışlar Elif çok endişelendiği için köpeği alıp veterinere götürmüş. Köpeğin ayağı kırıkmış, kaburgalarında hasar varmış. Çocuklardan bazıları oynarken onun canını yakmışlar.Bu durum Elif ve Yasin’i çok üzmüş. Veteriner elinden ne geliyorsa yapmış köpeğin ayağını sarmış, ilaçlarını vermiş. Elif’le Yasin köpeği eve götürmüşler evde bakımına devam etmişler. Yasin ve Elif ona çok iyi bakıyor, besliyor ve oyun oynuyorlarmış.Köpeğe Cesur adını koymuşlar.
Köpek bir süre sonra iyileşmiş ve artık ayrılma zamanları gelmiş ama Elif ve Yasin Cesur’dan ayrılmak istemiyormuş. Cesur da Elif ve Zeynep’ten iyileştiği bu evden ayrılmak istemiyormuş.

Zeynep nine torunlarının çok üzüldüğünü görünce Cesur’un onlarla birlikte evlerinin bahçesinde kalmasına izin vermiş.Bu duruma üçü de çok sevinmiş. Cesur bu evde mutlu bir şekilde yaşamış yabancılara havlamayıp dursa da tüm mahalle ona alışmış. Elif ve Yasin bir köpeği kurtarıp iyileştirdikleri için kendileriyle gurur duymuşlar.

ŞANLIURFA AKÇAKALE BOLATLAR ORTAOKULU
Zehra Türkoğlu
(PRENSES SEMENTA)
Mayıs 19, 2019

PRENSES SEMENTA
Bir varmış bir yokmuş bir kral ve güzeller güzeli bir kızı varmış. Bu kralın ülkesi ile komşu ülkeyi birbirinden ayıran bir dere varmış. Her iki ülkede bu derenin kendilerine ait olduğunu idea edermiş. Bu sonuçsuz mesele devam ededursun. Biz prensesimize bakalım prenses çok iyi niyetli. Kötülük yapmayan yardımsever bir insanmış dolaşmayı çok severmiş fakat babasının düşmaları yüzünden tek başına çıkmasına veya tek başına saraydan ayrılmasına izin verilmezmiş.
Bir gün sarayda bir davet verilmiş herkes bu davetin telaşındayken prenses Sementa bu telaşı fırsat bilmiş gönlünce gezmeye başlamış. Çiçekler toplamış karşısına çıkan hayvanları beslemiş. Birden masmavi, tertemiz ,berrak bir dereye denk gelmiş bu dereyi görünce o kadar mutlu olmuş ki bir yandan böyle bir güzelliği daha önce neden görmedim diyerek üzülmüş. Susadığını fark edince susuzluğunu gidermek için dereye girmiş. Tam su içerken sağında ve solunda iki adam belirmiş bu adamlar Prenses Sementa’yıalıkoymuş komşu ülkeye götürmüşler.
Bu arada diğer ülkede davet hazırlığı devam ederken Prensesin yokluğu fark edilmiş sarayın her tarafı didik didikaranmış fakat prensesi bulamayınca krala haber vermişler. Kızının ortada olmadığını duyan kral çok sinirlenmiş ve etrafa damlarını göndermiş prensesi aramaya başlamışlar.
Prenses Sementa komşu ülkeye getirilmiş komşu kralın huzuruna çıkarılmış ve dereden su içerken yakalandığı belirtilmiş bu duruma çok sinirlenen kral prenses sementa’yızindana atmaya karar vermiş. Çok korkan prenses kendini tanıtım gerçekten bilmiyordum çok susadım sadece demiş.
Onun komşu kralın kızı olduğunu anlayınca daha çok zarar vermek istemiş tam zarar verecekken kralın oğlu engel olup prensesi kurtarmış. Prenses Sementa bu iyi kalpli prensten çok etkilenmiş.
Her tarafta kızını arayan kral kızını gören bir kadının bulunduğunu öğrenince derin bir nefes almış. Olanlara şahit olan kadın olup biteni anlatınca kral bu olayın koşu kral tarafından gerçekleştiğini anlamış. Adamlarını toplayıp yola çıkmış.Aradan günler geçmiş prens prensese aşık olduğunu fark etmiş babasuna durumunu anlatmış önce çok sinirlense de biricik oğlunun bu isteğini kıramamış ve senin mutlu olman için elimden geleni yapacam demiş.
Prenses Semente’nınbabası sarayın kapısına dayanmış. Çok sinirli bir şekilde kızını sağ salim teslim almak istemiş. Komşu kralın sakin tavırları dikkatini çekse de anlam verememiş. Öfkesi biraz dinmiş. Oğlumu dinlemeni istiyorum demiş.
Olanları merak eden kral bu fırsatı vermiş, prens prensese aşık olduğunu eğer evlenmelerine izin verilirse iki ülke arasındaki savaşı bitirmek için önemli bir adım atılmış olacak demiş … bu konuşmadan etkilenen kral kızıma sormam lazım demiş. Yapılan konuşmadan sonra kızının da istediğini anlayan kral kızını gönül rahatlığıyla bu iyi kalpli prense emanet etmiş. 40 gün 40 gece düğün yapılmış iki ülke arasındaki savaş son bulmuş mutlu mesut yaşamışlar.


KONYA KARAHÜYÜK ALİ AKKANAT İLKOKULU
Mehmet Mutlu DURAKOĞLU
(KİTAP KUMBARASI)
Haziran 24, 2019

KİTAP KUMBARASI
Beril Anadolu’nun küçük bir köyünde yaşayan çiftçilikle geçimini sağlayan fakir bir ailenin tek çocuğuydu. Okula gider gelir vakit buldukça babasına koyunları otlatması için yardım ederdi.
Koyunları otlatmayı çok severdi çünkü kitap okuyabileceği en sessiz ortamı orada bulabiliyordu. Okul kitaplığındaki tüm kitapları en az üçer kere okumuş olmasına rağmen bıkmıyor tekrar tekrar okumaya devam ediyordu

Öğretmeni onun bu durumuna çok üzülüyor fakat bir çare bulamıyorlardı. Bir gün Beril’in öğretmeni Mustafa Bey internette araştırma yaparken bir haber okudu. Okulunda birinde öğrenciler bir proje gerçekleştirmişler ve kitap kumbarası oluşturmuşlardı.
Hemen merakla haberi inceleyen Mustafa öğretmen haberin ayrıntılarında öğrencilerin eski hikaye kitaplarını bir kumbarada biriktirdiklerini ve bu kumbarada biriken yüzlerce kitabı kitap alma imkanı olmayan bir okula hediye etmek istediklerini öğrendi.
Bu Beril için büyük bir fırsat olabilirdi. Araştırmalarına devam ederek projenin gerçekleştiği okula ulaşmayı başardı. Beril’i ve yaşadıklarını uzun uzun anlattı. Kitaplara talip olduklarını söyledi ve isteği kabul edildi. Okul müdürü Beril’i projeyi yapan öğrencilere anlattı. Hepsi çok sevindiler. Tam da düşündükleri , hayal ettikleri gibi bir durumdu bu
Daha istekli daha çok çalıştılar ve projelerini tüm okula duyurdular, herkese Beril’i anlattılar. Bir anda binlerce kitap toplanı vermişti. Kitapların yanına ekledikleri küçük hediyelerle birlikte kitapları Beril’in okuluna Mustafa öğretmene gönderdiler.
Bütün bu olaylar olup biterken Beril’in hiçbir şeyden haberi yoktu. Aynı kitapları tekrar tekrar okumaya devam ediyordu. Öğretmeni olurda kitaplar elerline ulaşamazsa Beril hayal kırıklığı yaşamasın üzülmesin diye hiç bahsetmemişti Beril’e bu durumdan.
Bir kış günü Türkçe dersiydi. Kimi koşuşturuyor, kimi arkadaşı ile şakalaşıyor tüm sınıf öğretmeni bekliyordu. Öğretmen yanında birkaç veli ile birlikte sınıfa girdi. Hepsinin ellerinde büyük kutular vardı. Kutuları masanın üzerine bıraktılar ve öğretmen sınıfa sizce kutuların içinde ne var ne olsun istersiniz diye sordu. Cevplar havada uçuşuyordu. Çikolata, uzaktan kumandalı araba, ağlayan bebek…. Mustafa öğretmen öğrencilerini sakinleştirdi ve Beril sence ne var bu kutularda dedi. Beril düşündü elbise olabilir öğretmenim dedi.Mustafa öğretmen tekrar sordu. Peki ne çıkarsa çok sevinirsin dedi.
Beril’in gözleri parladı yoksa kitap mı var öğretmenim diye cevap verdi. Mustafa öğretmen kutuları bir bir açtı içerisindeki kitapları sınıf kitaplıklarına dizdi. Beril sevinçten kendini kaybetmişti. Bana yüz kitap verin öğretmenim uyumak istemiyorum , gece gündüz kitap okumak istiyorum diye bağırıyordu.
Mustafa öğretmen kitapların nerden ve nasıl geldiğini anlattı. Bu kitaplar sizlerin değil sizlere emanet dedi. Kimse anlamamıştı öğretmenin ne demek istediğini . Sonra devam etti.
Sizlerde büyüyecek meslek sahibi olacaksınız . İşte o zaman size yapılan bu iyiliği unutmayacak sizde ihtiyacı olan öğrencilere yardım edeceksiniz dedi.
Aradan yıllar geçti. O sınıftan bir çok öğrenci güzel mesleklere sahip oldular. Beril mi o bir kütüphaneye memur oldu çok sevdiği kitaplarından bir ömür ayrılmadı.
ŞANLIURFA KARAKÖPRÜ İLKOKULU
Fatıma Saruhan
(NİHAL'İN YENİ HAYATI)







ÇORUM SUNGURLU DEMİRŞEYH İLKOKULU
Hasan Çağlar Demirtaş
(KÜÇÜMSEMENİN UTANCI)





GAZİANTEP ŞAHİNBEY İSTİKLAL İMAM HATİP ORTAOKULU
Yasemin Özen
(SUSMAK)








- Full access to our public library
- Save favorite books
- Interact with authors

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE(7)
-
COMMENT()
-
SHARE
-
SAVE
-
BUY THIS BOOK
(from $34.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $34.19+) - DOWNLOAD
- LIKE (7)
- COMMENT ()
- SHARE
- SAVE
- Report
-
BUY
-
LIKE(7)
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!