Ekran ile Değil Benimle Ol projesi kapsamında dijital çağda zayıflayan aile-çocuk iletişiminin canlandırılmasını hedefleyen aynı zamanda ebeveynleri de bu konuda bilgilendirmeyi de hedefleyen, aile ve çocuğun birlikte kaliteli zaman geçirmesini sağlayıcı faaliyetlerin desenleneceği projemizde, ailelerin uzun vakit geçirdikleri dijital dünyadan uzaklaşarak, çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesine fırsat tanınması planlanmaktadır. Bu hikaye proje öğrenci ve öğretmenleriyle birlikte hazırlanmıştır.
Proje Kurucuları: Fatma AVCI ve Özgül YÜCEL İNANLI
Ocak 2020

Ece,evde televizyon izlerken, bahçede neşeyle oyun oynayan çocukların olduğu bir televizyon kanalına rastladı.Temiz havada arkadaşları ile uyum içinde oynayan ve onunla aynı yaştaki çocukların ne kadar şanslı olduğunu düşündü.Babası işten gelince Ece'nin düşünceli haline bakarak "Güzel kızım istersen bu hafta sonu arkadaşların ile doğada oyun oynayıp zaman geçirmeniz için program yapabiliriz "dedi.


Ece bu fikri çok sevmişti.Neşe içinde çok isterim babacım diye babasının boynuna sarıldı.


Ece koşarak annesinin yanına gitti.Annesi bilgisayar başında yazı yazıyordu.


"Anne Anne" diye seslendi.
Annesi çok meşgul olduğu için Ece'yi duymadı..Ece tekrar seslendi."Anne Anne"
Annesi hafifçe başını kaldırıp "Şuan çok işim var kızım" dedi.Ece üzgün bir şekilde annesinin yanından ayrıldı.


Ağlayarak odasına koştu.Emre Bey(Ece’nin babası) bu durum karşısında yaşadığı hayal kırıklığı ile hemen eşinin yanına gitti..


Emre Bey eşine durumu anlattı.Kızları için bu etkinliği yapmak istediğini söyledi.Onunda bu etkinliğe katılmasının kızı İçin çok önemli olduğunu dile getirdi.


Ece o sırada odasında; boyalarını, resim defterini almış bir şeyler çiziyordu.Resimde kendisini anne ve babası ile doğada piknik yaparken çizmişti.

Eşi Emre Bey'e bakarak "Kızımızın üzüldüğünün farkındayım ama işlerimide yetiştirmem lazım" dedi.
Emre Bey,eşine "Haklısın ama biz işlerimizi halledeceğiz derken kızımızı çok ihmal ediyoruz.Bu durumu artık değiştirip bişeyler yapmamız gerek" dedi.



Ece'nin annesi biraz düşündükten sonra yanlış yaptığını ve kızını çok üzdüğünü farketti ve "Ece kızım, hadi bakalım bana yardımcı ol; piknik sepetini hazırlayalım bugün seninde istediğin gibi bütün günümüzü seninle dilediğin gibi geçirelim" dedi.



Piknik için Ece ile annesi fındıklı kek yapmaya karar verdiler. Emre Bey "Ben de peynirli, domatesli sandviçler hazırlayayım " dedi.
Ece ve Ayşe Hanım(Ece'nin annesi) keki pişirdiler.Emre Bey sandiviçleri hazırladı.Ece çok mutluydu.
Çünkü; piknik hazırlığını birlikte yapmışlardı. Bu Ece için güzel bir deneyimdi.
Ama camdan dışarı baktıklarında birde ne görsünler?Yağmur yağmaya başlamıştı.
Ece yağmuru izlerken haftasonunu heyecanla beklemekteydi. Ne olursa olsun o pikniğe gitmeliydi.
Bu arada umudunu hiç yitirmedi. Çünkü; en büyük hayali ailesi ile birlikte harika bir zaman geçirmekti.
Ece camdan yağmuru izleyip haftasonunu hayal ederken kapı zili çaldı. Ece'nin annesi kapıyı açtı. Alt komşuları Zuhal Hanım telaş içinde, acil bir yere gitmeleri gerektiğini ve yedi yaşındaki çocukları Mahir'i buraya bırakmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Ayşe Hanım pikniğe gitmeyi planladıklarını belirterek "Mahir memnuniyetle bizimle kalabilir" dedi.




Ece, Ayşe Hanım, Emre Bey ve Mahir bu yağmurlu havada nasıl piknik yapacaklarını düşünmeye başladılar. Ve Mahir "Buldum" dedi.
Mahir açıkladı.Piknikte çadır kuracaklardı. Yağmurlu hava da olsa pikniklerini yapacaklar, iptal etmeyeceklerdi.
Hem kim bilir belki de bu farklı deneyim onlar için daha unutulmaz olacaktı.Biraz heyecan, biraz da tedirgin bir şekilde piknik için son hazırlıkarı da tamamlayarak yola çıktılar.




Bir süre arabayla yol aldıktan sonra muhteşem bir yere gelerek durdular. Etraflarında bulunan mis kokulu çiçeklerden, hepsi birbirinden güzel rengarenk ağaçlardan gözlerini alamadılar.
Arabanın içinde dakikalarca doğanın canlanmasını , hayat bulmasını izlediler.Bu müthiş halini izlerken birden bir gökkuşağı çıkıverdi.İnsanlar için yeme içme ne ise tabiat için de yağmur öyle bir nimetti.
Heyecanla çadırda çıkıp gökkuşağını incelediler. Ece o an anne ve babasıyla geçirdiği bu özel günün mutluluğunu hissederek onlara sarıldı.
Ece:''Anneciğim, babacığım bu güzel günü bana yaşattığınız için teşekkür ederim,lütfen başka zamanda da böyle piknik yapalım.Evde televizyonda çizgi film izlemekten çok sıkılıyorum.'' dedi.Ece'nin anne ve babası birbirlerine baktılar.
Birbirlerine gülümseyerek doğayı ve gökkuşağını seyretmeye devam ettiler.
Bir süre daha seyrettikten sonra Ece'nin babası " Karnı açıkan var mı?" diye sordu.Ece, Mahir ve Ayşe Hanım hep bir ağızdan '' EVET'' diye bağırdılar. Ardından hep birlikte evde hazırladıkları piknik malzemelerini keyifli şarkılar eşliğinde hazırlamaya başladılar. Neşe içinde pikniklerini yapmışlar. Çevreden öyle güzel çiçek kokuları geliyormuş ki babası "Pikniğimiz bitince doğada gezmeye ne dersiniz?" diye sormuş, çocuklar çok sevinmişler.Biraz ilerlemişler ki , minik bir sincap çalıların dibinde ürkek ürkek onlara bakıyor.
Orada ne olduğunu merak eden Ece ve ailesi yavaşca sincabın bulunduğu yere doğru yaklaşmışlar.Gördükleri manzara onları çok üzmüş.Çünkü; minik sincap bir ipe dolanmış ve çıkamıyormuş.Orada öylece kurtarılmayı bekliyormuş. Emre Bey, hemen piknik yerine gidip ipi kesmek için bir bıçak alarak geldi. Eşinden sincabı dikkatlice tutmasını ve ipi keserken sincaba zarar vermemeye çalışacağını söyledi. Ayşe Hanım sincabı sakince yakaladı, öyleki sincap korkudan titriyordu. Fakat sincabı yavaş yavaş okşadıkça sincabın kalp atışları yavaşlamıştı. Emre bey dikkatlice ipi keserek kopardı. Sincap ipten kurtulduğunu anlayınca ,Ayşe Hanımın elinden hemen sıçradı. Fakat birkaç adım ötede duraklayarak onu kurtaran bu insanlara teşekkür edercesine bakmış. Ardından ormanın derinliklerine doğru neşeyle koşturmuş.
Ece ve ailesi sincabı kurtarmanın verdiği gurur ve sevinçle ormanda yürümeye devam ettiler. Yağmur sonrası toprakta oluşan o güzel koku ciğerlerini temizliyordu sanki, Ece şarkılar mırıldanıyor, Mahir ile sağa sola koşuşturup neşe içinde oyunlar oynuyorlardı. Anne ve babası uzun zamandır Ece'nin bu kadar mutlu olduğunu görmemişlerdi Ece ve Mahir'i izleyen sadece Ece'nin annesi ve babası değildi.Az önce kurtartıkları sevimli sincapta kendi ailesini yanına almış ağaçtan ağaca zıplayarak onları takip ediyorlardı.
Ece ve ailesi ormanda yürürken eski bir kulübeye rastlamışlar.Kulübenin içinde küçük eski bir sandık bulmuşlar.Hazine bulduklarını düşünüp hemen bakmışlar, içinde bilyeler,topaç,ahşap bebek varmış. Sandığın içinden çıkan oyuncakları hep birlikte incelediler. Ece'nin anne ve babası çocuklara bu oyuncakların onların küçüklüklerine ait oyuncaklar olduklarını açıkladılar. Şimdiki oyuncaklar kadar gösterişli olmasa da çok eğelenceli oyuncaklar olduklarını söylediler ve hep birlikte oynamaya başladılar.
Anne ve babası Ece'ye eskiden bu oyuncakları evlerinin önündeki boş alanlarda ,bahçelerde,sokaklarda oynadıklarını ve mahallenin tüm çocuklarıyla birlikte oynadıklarını söylediler.Bu oyuncakları oynarken yaşadıkları anıları anlatarak eski günleri tekrar yaşadılar ve yüzlerinde güzel bir tebbüslemle, kızlarıyla keyifli vakit geçirmenin mutluluğu içindeydiler.Ece'de anne ve babasının eskiden oynadıkları oyuncaklar ile oynamakyan çok mutlu olmuştu.
Bu oyuncakları Mahir ve mahalledeki arkadaşlarına tanıtmak ve onlarlada oynamak için sabırsızlanıyordu. Bütün gece heyecandan uyuyamamıştı.Ertesi gün Ece oyuncaklarıda yanına alarak arkadaşlarıyla parkta buluştu.Anne babasından öğrendiği oyunları arkadaşlarına anlattı ve birlikte neşe içinde oynamaya başladılar. Ece ve arkadaşları merakla ve heyecanla oyunları oynarken Ece'de bir yandan ailesiyle yağmurda yaptıkları pikniği anlatıyordu. Ece'yi biraz tebessüm biraz da hüzünle dinleyen Berra "Keşke biz de pikniğe gitsek"dedi.







Berra, akşam eve gidince annesine Ece ve ailesinin yağmurda yaptıkları piknikten bahsetti.Annesine "Uzun zamandır pikniğe gitmiyoruz.Bizde bir gün pikniğe gidebilirmiyiz ?"diye sordu. Ama Berra'nın annesi sürekli telefona bakıyor ve Berra'yı dinlemiyordu. Berra üzgün bir şekilde koltuğa oturup annesinin ne zaman ona döneceğine baktı. Annesi beş dakika sonra Berra'nın üzgün oturduğunu ancak farkedebildi. Berra annesine: "Beni daha iyi dinler misin anne? Telefon benden önemli olmamalı." dedi.


Annesi bir an düşündü ve yaptığı hatayı anladı." Tamam yavrum; haydi, seninle birlikte bir etkinlik yapalım ne dersin?"dedi."Birlikte çanta tasarlayalım " dedi. "Hem böylece doğaya da katkımız olur" dedi. Annesi malzemeleri ayarladı ve birlikte çantayı yaptılar. Çok eğlenceli vakit geçirdiler. Berrra ve annesi kendi çantalarını tasarlamanın heyecanıyla mutfakta bulunan malzemelere baktılar ve neler yapabilecekleri hakkında konuşmaya başladılar.Berra annesine "Akşam için babama süpriz bir pasta yapabiliriz anne "dedi.Annesi "Harika bir fikir Berracım! O zaman hazırlanıp marketten eksik olan malzemeleri almaya gidelim.Bu arada yapmış olduğumuz çantayı almayı unutma" dedi.



Berra ve annesi birlikte tasarladıkları çantayı da alarak markete gittiler. Berra o kadar mutluydu ki yol boyunca sevinçle konuştu ve pastayı nasıl yapmak istediğini anlattı. Annesi de Berra'yı böyle mutlu gördüğü için çok sevindi. Aslında yavrusuyla zaman geçirmenin ona ne kadar iyi geldiğini düşündü.
Berra ve annesi birlikte eğlenerek babasına süpriz pastayı hazırladılar.Berra'nın babası, yaptıkları pastayı görünce çok mutlu oldu.
Teşekkür etti."İsterseniz bu güzel pastayı babaannen ve dedeni ziyarete giderek onlarla da paylaşabiliriz.Bizleri görünce çok mutlu olacaklardır" dedi.Berra ve ailesi yaptıkları pastayı da alarak her ikisi de emekli öğretmen olan babaannesi ve dedesinin evlerine doğru yola çıktılar.Ama Berra, anne ve babasına"Bu süpriz bir ziyaret olsun,haber vermeden gidelim" dedi.Babanne ve dedesi Berra'yı ,anne ve babasını görünce çok mutlu oldular.Berra ve annesi yaptıkları pastayı ikram ettiler.Berra'nın babaannesi onlara kendi elleriyle yaptığı meyve suyunu ikram etti.















Hep birlikte Berra'nın öğretmeninin hediye ettiği Mangala oyununu oynadılar.Birlikte çok keyif aldılar.Bu sırada pastayı yerken Berra'nın sallanan dişi çıktı.Babaannesi Berra'ya diş perisini anlattı.Berra heyecanla eve gidip dişini yastığın altına koymayı hayal etti.Ve diş perisinden annesi,babası ve sevdikleriye birlikte hep böyle zaman geçirmeyi diledi. Sabah okulda ilk iş olarak arkadaşlarına yaşadığı bu olayı anlattı.Ailesiyle vakit geçirmenin güzelliğini arkadaşlarıyla paylaştı.Bütün arkadaşları bunu aileleriyle paylaşarak bu tür etkinliklerin artması için çaba harcayacaklarını söylediler.
Kendilerini o kadar çok sohbete kaptırmışlardı ki sınıfa giren öğretmenlerini son anda fark ettiler. Öğretmenleri ne ile ilgili sohbet ettiklerini sordu. Berra ailesi ile geçirdiği güzel günü öğretmenine de anlattı. Aile ile daha çok zaman geçirme fikri öğretmenlerinin de hoşuna gitti. Dersin sonunda bütün öğrencilerine aileleri ile birlikte bir etkinlik yaparak bunu sınıfta anlatma görevi verdi.
Tüm sınıf o akşam anne ve babalarıyla çeşit çeşit etkinlikler yaparak eğlendiler, aynı amaç için işbirliği yapmanın, sevmenin ve birlikte gülmenin tadına vardılar. Çok güzel vakit geçiren çocuklar bir an önce sabah olsun yaşadıklarını öğretmenlerine anlatmak için erkenden diye uyudular. Sabah olunca okula gitmek için sabırsızlandılar.

- < BEGINNING
- END >
-
DOWNLOAD
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
-
BUY THIS BOOK
(from $12.19+) -
BUY THIS BOOK
(from $12.19+) - DOWNLOAD
- LIKE
- COMMENT ()
- SHARE
- Report
-
BUY
-
LIKE
-
COMMENT()
-
SHARE
- Excessive Violence
- Harassment
- Offensive Pictures
- Spelling & Grammar Errors
- Unfinished
- Other Problem

COMMENTS
Click 'X' to report any negative comments. Thanks!